Konu
:
Dinler Tarihi: Etrüksler
Yalnız Mesajı Göster
Dinler Tarihi: Etrüksler
08-25-2012
#
1
Prof. Dr. Sinsi
Dinler Tarihi: Etrüksler
Roma tarihinin en gizemli halklı hiç kuşkusuz Etrüsklerdi
Etrüsklerin tarihi ile ilgili onlar tarafından yazılan metinlerin olmayışı ve Roma döneminde yazılanların da çoğunun kaybolmuş olması Etrüskler hakkında ayrıntılı bilgi sahibi olmamızı engellemektir
Aslında Etrüsklerle ilgili gizem daha Etrüsklerin adından başlıyor
Etrüsklerin kendilerine Rasena demelerine rağmen Romalılar onları Tusci ya da Etrusci
Grekler de Tyrhennes diye adlandırıyorlar
Etrüsklerin yaşadığı ve Etruria adı verilen bölge Orta İtalya da kuzeyden güneye 250 km
Doğuda batıya da 150 km tutan bir yerdi
Etruria Bölgesi
Etrüsklerin buraya nereden gelip yerleştikleri bilinmiyor
Bu konuda değişik varsayımlar var
En çok kabul gören görüş Etrüsklerin buraya sonradan yerleştikleri
Fakat Etrüsklerin nereden geldikleri konusunda bugüne kadar fikir birliğine varılabilmiş değil
Bu konuda ilk fikir beyan edenlerden biri de Herodotos tur ve Etrüsklerin aslında kıtlıktan kaçıp yeni yerler bulmak üzere Etruria ya göç eden Lydia lılar olduklarını söyler :
Kendileri anlatırlar ki
bugün gerek kendi ülkelerinde
gerekse de Yunanlılarda oynanan oyunları türetenler de kendileridir ve bu Etruria nın koloni haline getirildiği zamana rastlar ; bakınız ne anlatıyorlar bu konuda
Manes oğlu Atys zamanında kıyıcı bir kıtlık sarmıştı bütün Lydia yı
Bir süre dişlerini sıktılar Lydia lılar
sonra kıtlık sürüp gittiği için
çareler aradılar
her biri kendince bir çare sürdüler ileriye
Bu oyunlar
zar
aşık (kemiği) ve top oyunları
tavladan gayri
hepsi o zaman ortaya çıkmıştır; zira Lydia lılar tavlayı biz bulduk demiyorlar
Bunları bulduktan sonra bakınız ne yapıyorlardı açlıklarını bastırmak için ; yiyecek peşinde koşmayı unutmak için
iki günün birini oyuna veriyorlardı; ertesi gün oyunu bırakıp yemek yiyorlardı
On sekiz yıl boyunca böyle yaşadılar
Ama kötülük
azalacağı yerde kırımını büsbütün arttırınca kral Lydia lıları ikiye ayırdı
Kim kalacak
kim gidecek kur a çekilsin dedi
kaderin kalmak üzere ayırdıkları gene kendi hükmü altında bulunacaktı
göç edecek olanlara da oğlunu veriyordu kral olarak
ki adı Tyrsenos du
Böylece ülkeden çıkmak için üzere ayrılmış olanlar İzmir e indiler
orada gemiler edindiler
işlerine yarayacak şeyleri yüklediler
bir yurt ve yaşama çaresi peşinde kıyı kıyı dolanıp sonunda Umbria ya yanaştıkları güne kadar denizlerde gezdiler ; orada kentler kurdular ve torunları bugün de orada oturmaktadırlar
Lydia lı adını değiştirdiler
kendilerini yola çıkaran kral adını aldılar ; yeni adları olan Tyrsen ler sözünü onun adına göre üretmişlerdir
( I
94 )
Herodotos bunları MÖ beşinci yüzyılda yazmıştır
Ondan sonra gelenler için de de bu görüşü benimseyenler çoğunluktadır
Aslında günümüzde de Etrüskler in Anadolu dan göçtükleri tezi çok yandaş toplamaktadır
Etrüsklerin Anadolu dan göçtükleri tezini savunanların gösterdikleri en önemli kanıt Lemnos ( Limni ) mezar stelidir
Etrüsklerin göçünün Herodotos un anlattığı gibi olduğunu kabul edersek
aynı kavimden başka toplulukların da Anadolu da kaldığını da kabul etmemiz gerekir
( Bunların mutlaka Lydia lılar olması gerekmez
) Antik kaynaklarda adı geçen Tyrrhen lerin bu geride kalan topluluk olduğu düşünülmektedir
Tyrrhen ler Lemnos Adası nı da zaptetmişlerdir
1885 yılında Limni adasında
Kaminia köyünde bulunan bir mezar steli bir anda dikkatleri bu teoriye çekmiştir
Stelin üzerinde bir savaşçı resmi ile Etrüsk yazısına çok benzeyen bir yazı bulunuyordu
Bu stel MÖ yedinci yüzyıla tarihleniyordu ve adanın Atina lılar tarafından MÖ 510 senesindeki zaptından çok önce idi
Bunun dışında Etrüskler in ölü gömme adetleri (Örneğin ahşap odalar)
toplumsal hayatları (Örneğin kadına verdikleri önem) ve sanatları Anadolu daki başka toplulukları hatırlatmaktadır
Etrüsklerin Kuzey den geldikleri
Hint-Avrupa lı bir kavim oldukları yolunda teoriler de olmasına rağmen çok fazla yandaş bulamamışlardır
Etrüskler hakkında bir ilginç tez de Etrüsklerin Türk oldukları yolundadır
Atatürk ün tarih tezi doğrultusunda Etrüsklerin de Etiler ve Sümerler gibi Türk kökenli olduklarına inanılmıştır
Atatürk ün nezaretinde yazılan Türk Tarihinin Ana Hatları adlı kitapta bu konuya da değinilir :
Özet şudur : Etrüskler
Türsenler
Türkalar Ege adalarında
Anadolu da önceden oturmuş kavimlerdir
Bunlara Akalar
Ekeler
Etiler denildiğini biliyoruz
ETRÜSK TARİHİNİN ANA HATLARI
Etrüskler in tarihine başlarken ilk söylenecek kuşkusuz Etrüskler in Roma dan dört asır önce İtalya birliğini sağlamaya çalıştıklarıdır
MÖ
Sekizinci yüzyılda İtalya nın güney kıyıları Grek tüccarlar tarafından iskan edilmişti
Grekler MÖ 750 de Cumae yi kurarak kolonileşmeye buradan başlamışlardı
İtalya nın kalan kısımlarında ise daha ilkel bir kültür vardı ve halk tarım ve hayvancılıkla geçiniyordu
Etruria diye anılacak topraklar üzerinde ise Villanova kültürü sürmekteydi
MÖ 700 yılı civarında Etruria şaşılacak bir gelişme göstermiş ve yüksek bir uygarlık düzeyine varmıştır
Etrüskler bu devirde Doğu ülkeleri ve Yunanistan ile büyük bir ticaret hacmine ulaşmışlardı
Etruria hammadde ve gıda maddesi ihraç edip işlenmiş ürünler ve lüks eşyaları alıyordu
Yapılan kazılarda da Etruria da Yunan ve Doğu kökenli bir çok eşya bulunmuştur
Grek kolonileri ile ticaretin büyük bölümü deniz yolundan oluyordu
çünkü kara yolu Latin kabileleri tarafından kapatılmıştı
Bunun sonucu olarak Etrüskler denizde oldukça kuvvetlenmişlerdi
MÖ Yedinci yüzyıla tarihlenen tümülüslerden çıkan eserler Etrüsklerin bu çağda büyük bir zenginlik içinde olduklarını ve uygarlık ve sanatta ilerlediklerini göstermektedir
Ayrıca buralarda Suriye
Urartu
Kıbrıs ve Grek kökenli eşyalar bulunması da Etrüsklerin bu devirlerde diğer ülkelerle olan ilişkilerini göstermektedir
Etrüskler artık İtalya da yayılma siyasetine de girişmişlerdi
Etrüskler ilk önceleri on iki şehir devletinden oluşan bir konfederasyon oluşturarak birleşmişlerdi
Adı geçen bu ilk şehir devletleri Arretium
Caere
Clusium
Cortona
Perusia
Populonio
Rusellae
Tarquinii
Vetulonia
Volaterra
Volcii ve Valsinii dir
Daha önceleri Falerii ve Veii şehirlerinin de bu birliğe dahil oldukları tahmin edilmektedir
MÖ Yedinci yüzyılın ikinci yarısında ise Etrüskler bölgede birlik sağlayıp Roma ya kadar ulaşmışlardı
MÖ 616 yılında ise Etrüsk kökenli Tarquin sülalesi Roma da yönetimi ele geçirmişti
Bu durum Roma da Cumhuriyet in kuruluşuna
yani MÖ 510 senesine kadar devam edecekti
MÖ
Altıncı yüzyılda ise Etrüskler bölgede büyük bir güç oluşturmuşlardı
Roma yazarları da Etrüsklerin parlak zamanlarını tanırlar
Titus Livius Etruria için Tanta opibus Etruria erat ut jam non terras solum sed mare etiam per totam Italiæ longitidunem ab Alpibus ad fretum siculum fama nominis sui implisset / Etruria o kadar kudretli idi ki
yalnız karada değil denizde de
Alpler den Messina Boğazına kadar
bütün İtalya boyunca şöhreti yayılmıştı
diye yazmıştır
( Ab Urbe Condita I
2)
Bu dönemler İtalya da ve Roma da Grek etkisinin en yoğun olduğu dönemlerdir
İşte bu dönemde Grek kültürü bölgeye tam olarak nüfuz edebilmiştir
MÖ 550 yılı civarında Roma büyük bir Etrüsk şehri görünümünü almıştı
Arkeolojik veriler de bunu desteklemektedir
Bu dönem Roma sanatı Toscanyalı bir karakter almıştı ve yazıtlardan anlaşıldığı kadarı ile Latince nin yanında Etrüsk dili de konuşuluyordu
Capitol deki tapınak ise Etrüsk karakterinde idi
Şehir büyük bir refaha kavuşmuştu
Mezarlardan çıkan altın
gümüş
fildişi eserler
bulunan Grek eserleri
şehirciliğin
özellikle de lağım sisteminin gelişmiş olması bunun göstergelerindendir
Etrüsklerin bu yayılma siyaseti kaçınılmaz olarak Grekler le karşı karşıya gelmelerine neden oldu
Aslında Etrüskler daha önce Korsika kıyılarında Grekler le çatışmışlardı ve yeni bir savaş kaçınılmazdı
MÖ 565 senesinde
Korsika nın doğusunda
Etruria nın tam karşısında Alalia şehri kurulmuştu
MÖ 545 senesinde ise Pers akınlarına dayanamayarak buraya kaçan Foçalılar Etruria için tehlike oluşturuyordu
Etrüskler bunun üzerine Grek yayılmasından endişe duyan Kartaca ile ittifak kurdular
Aristo Politika adlı eserinde buna değinmektedir
( III
9
36 ) :
Devlet
bir karşılıklı koruma sözleşmesinden ya da mal ve hizmetleri değiş tokuş etmek için yapılan bir anlaşmadan da fazla bir şeydir ; çünkü öyle olsaydı
Etrüskler
Kartacalılar ve birbirlerine sözleşmeden kaynak olan yükümlülüklerle bağlı bulunan ötekileri tek bir devletin yurttaşlar saymak gerekirdi
Elbette bunların arasında ticaret anlaşmaları
saldırmazlık sözleşmeleri
ve bağlaşmalarını tanımlayan yazılı belgeler vardır
Fakat bu tek bir devlet
tek bir yurttaşlıktan çok farklıdır
Kaçınılmaz savaş MÖ 540 senesinde Alaia da patlak verdi
Herodotos bu savaşı ve öncesini şöyle anlatır:
[ Phokaia lılar ] ( Foça lılar ) Kyrnos a ( Korsika ya ) vardıkları zaman beş yıl
oraya ilk olarak yerleşmiş olan kolonlarla ortak yaşadılar
tapınaklar kurdular
Bütün çevrede çapul yaptıkları için
Etrüsk ler ve Kartaca lılar aralarında anlaşarak
bunlara karşı yürüdüler
Bir deniz savaşı oldu; bu Phokaia lılar için bir çeşit Kadmos yenilgisiydi
zira gemilerinin kırk tanesi batmış
kalan yirmisinin de mahmuzları kırılmış
işe yarar hali kalmamıştı
Alalia ya dönerek kadınlarını ve çocuklarını aldılar
eşyalarından gemiye yüklenecek ne varsa hepsini yüklediler
sonra Kyrnos u bırakarak Rhegium a gittiler
( I
166 )
Savaş Etruria - Kartaca ittifakının zaferi ile bitmişti
Fakat Etruria bu zaferden Kartaca kadar yararlanmasını bilemedi
bundan yararlanan Kartaca oldu
Böylece Etrüsler in denizdeki hareket sahaları güneyde Yunanlılar doğuda Kartacalılar tarafından kısıtlanmış oldu
MÖ Altıncı yüzyıl boyunca Etrüsk yayılması kuzeye doğru da gerçekleşti
Kuzeyde daha Villanova kültürünü yaşayan halklar bulunmaktaydı
Buralarda yapılan kazılar
bu yayılmadan sonraki Etrüsk etkisini açıkça göstermektedir
Bunun sonuçlarından biri de kuzeydeki verimli topraklar sayesinde Etruria tarım ürünleri deposu haline geldi
Kuzeye doğru ticarette çok gelişmişti
Kelt ülkelerinde yapılan kazılarda Etrüsk ve İtalya kökenli eşyaların çıkması bu ticaretin ne kadar geliştiğini göstermektedir
Bu yüzyılın sonunda Etruria gücünün doruğuna ulaşmıştı
Etrüsk hanedanının Roma dan kovulması da bu zamana rastlar
Titus Livius bu olayı şöyle anlatır :
Roma Etrüsk hanedanından kurtulduktan sonra saldırıya da geçmeye başlar
MÖ 496 da Latium bölgesinde hegemonya sağladıktan sonra MÖ 485 - 474 seneleri arasında Veies ile savaşır
MÖ 474 te üstünlük Roma ya geçmiştir
Aynı yıl Etrüsk donanması Cumae de büyük bir bozguna uğrar
Sicilya lıların da yardımı ile Cumae liler Etrüsk donanmasını yok ederler
Roma nın kaybı ile karayolunu kaybeden Etrüskler in donmanın kaybı ile de güneye ulaşmaları iyice olanaksızlaşır
Bu arada Pers baskısı İtalya daki Grek ticaretinin gerilemesine de yol açmaya başlamıştır
Bunun sonucu olarak bu döneme ait mezarlarda Grek eserleri oldukça azalmıştır
Etruria artık giderek fakirleşerek içine kapanmaya başlamıştır
Samnitler in istilaları ise Etrüskler i iyice zayıflatır
Roma - Veies savaşı MÖ 438 de yeniden başlar ve MÖ 395 de Roma nın kesin Zaferi ile noktalanır
Bundan sonra Roma Etruria topraklarında ilerlemeye başlayacaktır
Bu arada Etrüskler için yeni bir tehlike doğmuştur ; bu Kuzeyden gelen Keltlerdir
Keltler in savaş biçimlerine alışkın olmayan Etrüskler topraklarını Keltler e kaptırmaya başlarlar
MÖ 350 de Mediolanum ( Milano ) bir Kelt şehri olarak kurulur
Keltler MÖ 390 da Capitol e kadar ulaşmışlardır
Kuzeyde Keltler
güneyde de Romalılar arasında kalan Etrüskler
Roma nın Kelt istilaları altında zayıflamasını fırsat bilerek son bir çaba da bulundularsa da başarılı olamazlar
MÖ dördüncü yüzyılın ortalarında Etrüsk İmparatorluğu artık bir hatıra olmuştur
Etrüskler iyice sıkışıp güçlerini kaybetmişlerdir
MÖ 293 yılında Keltler in Roma tarafından bozguna uğrayıp İtalya yı terketmesi ile bölge Roma ya kalmıştır
Bir birlik sağlayamayan Etrüsk toplulukları ise Roma önünde düşmeye başlar
MÖ 280 de son Etrüsk toplulukları olan Vulci ve Volsini lerin bozgunu ile Etruria tarihten silinir
Buna rağmen Etrüsk halkı varlığını daha uzun seneler sürdürecektir
Romalılar Etrüsk halkını da Romalılaştırmaya başlar
Eski Etruria dan Via Aurelia
Via Clodia
Via Cassia gibi önemli yollar geçmeye başlar
Etrüskler Roma hakimiyeti altında sakin yaşamaya başlarlar
MÖ 91 senesinde Roma lejyonları yanında yer alan Toscanlar Lex Julia ile şehir olma hakkını kazanırlar
Marius ile Sylla arasındakiş iç savaşta ise Etrüsk şehirleri Marius un tarafını tutarlar
Sylla nın kazanması ile Etrüsk şehirleri şiddetli bir şekilde cezalandırılırlar
Artık Etrüsk kültürü de silinmeye başlamıştır
Hristiyanlığın ilk zamanlarında bölgede Etrüsk dili yerini tamamen Latince ye bırakmıştır
Ve böylece Etrüskler tarih sahnesinden çekilirler
ETRÜSKLERİN İNANÇLARI
Din Etrüskler in hayatında büyük bir yer tutmakta idi
Titus Livius onlar için Gens eo magis dedita religionibus quod excelleret arte colendi eas demektedir
Etrüsklerin inançları
doğal olarak dillerine oranla daha iyi bilinmektedir
Latin yazarları onların dini hakkında yeterli olmasa da bilgi aktarmışlardır
Etrüsklerin dini vahiy edilmiş bir din idi
Latin yazarları bu yönde bilgiler vermişlerdir
De Divinatione adlı eserinde Çiçero bunu ilginç bir şekilde anlatır : Çok eski zamanlarda ( Diğer yazarlar Tarquinia nın kurucusu Tarchon zamanı diye belirtirler
) bir köylü ( belki de Tarchon un kendisi ) toprağı sürerken topraktan bir çocuk fırlar
Tages adındaki bu yaratık çocuk görüntüsünde olmasına rağmen kendinde bir yaşlı adama yakışan bir bilgelik vardır
Etruria nın her yerinden toplanırlar ve Tages de Etrüskler e Haruspici ( Kurbanın karaciğerine bakarak fal ) sanatını ve dinin esaslarını açıklar
( Tages quidam dicitur in agro Tarquiniensi cum terra araretur et sulcus altius erat impressus
exstitisse repente et eum affratus esse qui arabat
Is autem Tages
ut in libris est Etruscorum
puerili specie dicitur visus sed senili fuisse prudentia Tum illum plura locutum multis audientibus qui omnia ejus verba exceperint litterisque mandaverint De Divinatione II
23 )
Bu efsanede dikkat çekici yönlerden biri de Tages in anlattıklarını dinlemek için Etruria nın her yerinden gelip toplanmalarıdır
Burada bu dinin Etrüskler arasında bağlayıcı olduğunu ve milli bir din olduğunu görüyoruz
Başka yazarlar göre bu vahiy in bir bölümü bir peri olan Vegoia ( ya da Begoe ) tarafından Etrüskler e bildirilmiştir
Bu peri ayrıca yıldırımları de yorumlamayı öğretmiştir
Bu bilgileri kapsayan Libri Vegonici Augustus zamanından itibaren Palatin deki Apollon tapınağında saklanmıştır
Etrüskler in kutsal kitapları bunlarla da bitmemektedir
Etrüskler in din esaslarını içeren kitapları üç başlık altındadır :
Libri Haruspicini kurbanın ciğerine bakarak kehanette bulunma sanatını anlatır
Libri Fulgurales yıldırımları yorumlamayı öğretir
Etrüskler de on bir çeşit yıldırım vardır ve sadece dokuz tanrı yıldırım atabilir
Bunlardan sadece Jupiter-Tania üç çeşit yıldırım gönderebilirdi
Etrüskler yıldırımları inceleyebilmek için gökyüzünü on altı bölüme ayırmışlardı ve gözlemlerini buna göre yapıyorlardı
Her bölüm bir ya da bir kaç tanrıya aitti
Böylece yıldırımı hangi tanrının gönderdiğini anlayabiliyorlardı
( Aynı şekilde Babilliler de gökyüzünü dört bölüme ayırmışlardı
)
Libri Rituales ise çok daha geniş kapsamlı idi
dini esasların yanında devletlerin bireyler gibi yaşamı
şehirlerin ve tapınakların kurulması
ordu ve devlet düzeni gibi konuları da içeriyordu
Ritüel kitapları arasına Mısır ın Ölüler Kitabı na benzeyen Libri Acheruntici yi ve mucizelerden söz eden Ostentaria yı da katabiliriz
Etrüsk dininin özelliklerinden biri de sadece rahiplerin tekelinde olması idi
Rahipler soylu ailelerden seçilir ve toplumda etkili olurlardı
Bütün bu kitaplara rağmen unutulmaması gereken bir nokta da Etrüsk dininin sözlü olarak aktarılması ve inisyatik bir karakteri olmasıdır
Bu kitapların MÖ
1inci yüzyılda yazıya geçirildiği tahmin edilmektedir
Nigidius Figulus ve Tarquitus bunları Latince ye tercüme etmişlerdir
Etrüsk tanrıları da Roma inançlarına geçmişlerdir
Ancak belge eksikliğini ve Grek etkisini de hesaba katarsak Etrüsk panteonunu tam olarak belirlemek çok zordur
Panteonda en önemli yerlerden biri Tinia ya aittir
Tinia
Roma lıların Jupiter i (Bir çok kaynakta Jupiter-Tinia diye geçer) ya da Grekler in Zeus u ile bir tutulur
Ancak onlardan farklı olduğu bellidir
Roma Junon u ile bir tutulan Uni ve Menerva ile bir üçlü meydana getirir
Etrüsk krallar zamanında bu üçlü Roma ya da girmiştir
Roma da da diğer kültürlerde olduğu gibi üç tanrı için kurulmuş tapınaklar vardı
Etrüskler e göre bir şehir kurulduğunda bu üçlüye tapınak yapılmamışsa
o şehir dini kurallara uygun olarak kurulmamış demektir
Panteondaki önemli tanrılardan biri de Vertumnus tur
Köken olarak Volsinii kökenli olup sonradan Romalılara da geçmiştir
Ünlü Latin şairi Propertius Vicus Tuscus yakınlarında heykelini gördüğünü belirtir
Propertius a göre Bahçe ve ürün tanrısı idi
Propertius ona Volsinii yi terkettiğini fakat üzülmediğini söyletir:
Tuscus ego
Tuscis orior nec pænitet inter pr lia Volsinios desruisse focos
( IV
Kitap )
Etrüsk tanrılarından biri de Fufluns idi
Etrüsler in şarap tanrısı olan Fufluns zamanla Grekler in Dionisos unun karakterini almıştır
Diğer bazı tanrılarda olduğu gibi başlangıçta Etrüsk kökenli olan bu tanrı grekler ile olan ilişkiler sonucunda
özellikle de Dionisos törenlerinin buralarda yayılmasını takip ederek Dionisos un özelliklerine de sahip olmuştur
Etrüskler de
özellikle törenleri ile popüler olan bu tanrı için yapılan ayinler zamanla seks alemlerine dönmüştür
Titus Livius bu adetlerin zamanla Roma ya da geçtiğini söyler :
Hujus mali labes ex Etruria Roman veluti contagitione morbi penetravit
/ Bu bela Etruria dan Roma ya bir salgın gibi geçti
( XXXIX
9
1)
Etrüskler in ateş tanrısı ise Sethlans idi
Bazı yerlerde Grekler in Hermes ine benzer bir tanrı olan
tüccarların koruyucusu
ölülere yol gösteren Turms a benzer bir tapımı vardı
Bir başka ateş tanrısı ise Romalılar ın Vulcanus una benzeyen Velchans idi
Velchans daha korkulan bir tanrı idi
Etrüskler in savaş tanrısı ise yıldırım atan tanrılardan Maris idi
Ares in hikayesi Etruria da yayıldıktan sonra Maris Turan ın aşığı oldu
Turan Roma nın Venus üne benzeyen aşk tanrıçası idi
Etimolojik olarak Grekçe turannoV (tiran
kral
kraliçe anlamında ) ile aynı kökten geldiği düşünülmektedir
Gösterimleri Afrodit e benzemektedir
Grekler in Apollon ve Artemis i ise Etrüsk panteonunda Aplu
Apulu
Aplum
Artemes
Aritimi
Artumi
Artimnes adları ile bulunmaktadır
Diğer tanrılar arasında Saturnus a eşdeğer Satre de vardı
Satre için yapılan vahşice kurban törenleri tapımının en belirgin özelliği idi
Dikkat çeken Etrüsk adetlerinden biri de
Titus Livius un yazdığına göre
Etrüskler in her geçen sene için Nortia tapınağına bir çivi çakmaları idi
Bu adet daha sonra Romalılar a da geçmiştir
Roma da da her sene Eylül ayında praetor maximus Capitol Jupiter inin bölmesinin duvarına çivi çakardı
Etrüsk inançlarında yarı tanrılar ve doğa ruhları da önemli bir yer tutardı
Aynalarda ve bronz tabletlerde Turan a eşlik eden çıplak perilere rastlanmıştır
Lases adı verilen bu perilerin bazen Tinia ve Minerva ya da eşlik ettikleri de görülmüştür
Etrüskler in öteki dünya hakkında da inançlar geliştirmişlerdir
Sanat eserlerinin büyük bir bölümü öteki dünya kültünün bir parçası olarak oluşturulmuştur
Elimizde yazılı metinler olmasa da ölülerle beraber konulan eşyalardan
yapılan resimlerden
kabartmalardan öteki dünya inançları hakkında bir fikir sahibi olabiliyoruz
Etrüsk inançlarına göre ölen kişinin ruhu kanatlı cinler tarafından öteli dünyaya götürülürdü
Bu tema bir çok mezar odasındaki resimlerde işlenmiştir
Burada oyunlar oynanıp ziyafetler veriliyordu
Burada Etrüskler e özgü bir çok cin vardı
( Bazen kader kitabını açan Culsu ve Vanth gibi
) MÖ dördüncü yüzyıldan itibaren ise bu resimlerde öteki dünyanın efendileri de gösterilmeye başlanmıştır
Bunlar Greklerden alınan Eita ( Hades ) ve Phersipnai ( Persefone ) dir
Bu yüzyıldan itibaren öteki dünyanın tasvirleri de değişmeye başlamıştır
Burası artık eziyet çekilen korkunç bir yer olmaya başlar
Charus ve Tuchulcha adında iki korkunç cin de tasvirlerde yer alır
Etrüsk Krallığı çökmeye yaklaştıkça tasvirler daha da korkunçlaşır
Romalılar Etrüskler in inançlarından mundus kavramını da almışlardır
Mundus öteki dünya ile bu dünya arasında geçişi sağlayan bir çukurdur
Mundus sözcüğünün de Etrüsk dilinden geldiği düşünülmektedir
Etrüsk aynalarında görüntü tanrıçası Munqu nun adı geçer
Zaten Latince de de mundus sözcüğünün ilk anlamı kadın görüntüsü demektir ( Diğer anlamları da Gökyüzü ve Dünya)
Roma inançlarına göre religiosi denilen günlerde Mundus açılıyordu ve ruhlar buradan bu dünyaya geliyorlardı
Alıntı
Prof. Dr. Sinsi
Kullanıcının Profilini Göster
Prof. Dr. Sinsi Kullanıcısının Web Sitesi
Prof. Dr. Sinsi tarafından gönderilmiş daha fazla mesaj bul