Yalnız Mesajı Göster

Gurur: 1. Aldanmışların Kısımları

Eski 08-24-2012   #2
Prof. Dr. Sinsi
Varsayılan

Gurur: 1. Aldanmışların Kısımları




Bazı âlimler zahir amelleri yapar, açık günahlardan da sakınırlar Fakat kibir, hased, riya, şöhret arayışı, su-i zan, emsallerini çekememek ve onların kötülüğünü istemek gibi bâtın (gizli, kalpte olan) günahlardan çekinmezler Bunlar, ALLAH Teâlâ’nın "Nefsini (kalbini, ruhunu) arındıran iflâh olur, nefsini kirleten hüsrana uğrar" (Şems, 9,10), "Kıyâmette ancak temiz kalb sahipleri fayda görürler" (Şuarâ, 89) sözleriyle ALLAH Rasûlü’nün şu sözlerini duymazlıktan ve anlamazlıktan gelirler:

"Riyanın en azı da şirktir"

"Kalbinde zerre kadar kibir bulunan bir kimse cennete girmez"

"Ateş odunu yaktığı gibi, hased de sevapları yakar"

"Su, baklayı yeşerttiği gibi, şöhret ve mal düşkünlüğü de kalpte nifak (münafıklık) yeşertir"

"ALLAH, sizin suretlerinize ve malınıza bakmaz, sizin kalplerinize ve amellerinize bakar (ve önem verir)"

Bu âlimler, şu adama benzerler ki, evinin dış duvarlarını temizleyip süsler, fakat içini ihmal edip her türlü pislik ve haşerata teslim eder; veya evinin içini karanlıkta bırakıp damında ışık yakar Bunlar o kabre benzerler ki, dışı mermerden yapılmış ve güllerle süslenmiştir, fakat onun içinde çürümüş ve kokmuş bir ceset yatar

Bu kimselerden bazıları, kalplerindeki bozuklukların farkında bile değillerdir Bunlar, içlerindeki bozuklukların dışlarına yansıyan izlerini de kendilerine göre yorumlar ve bu suretle kendilerini temize çıkarırlar Örneğin, hâl ve hareketlerinde görülen kibri imanın izzeti ve ilmin vakarı ile te'vil ederler; şöhret arayışını dine daha çok hizmet etmek arzusuyla tefsir ederler; riyayı halka iyi örnek olmak niyetiyle açıklarlar; kendi nefisleri için kızmayı ALLAH için buğz etmek şeklinde takdim ederler Bunlar bu iki yönlü aldanış sebebiyle de ne kötü huylarını değiştirmek, ne de onlardan dolayı tevbe ve istiğfar etmek ihtiyacını duyarlar

ALLAH Teâlâ, bir kuluna iyilik irade ederse, ona ayıplarını gösterir, o da bunları görür ve ıslahına çalışır En azından, kendisini kusurlu ve eksik bulur ve bundan dolayı eziklik ve burukluk hisseder ALLAH Rasûlü (as) şöyle buyurmuştur:

"Kötülükleri kendisini üzen kimse mümindir" Bu kimse, kendi nefsini tezkiye eden (öven), ilim ve ameliyle ALLAH'a ve O'nun kullarına minnet eden ve kendisinin ALLAH’ın en hayırlı kullarından olduğunu zanneden ve bu zannı yaymaya çalışan mağrur bir kimseden çok daha iyi bir durumdadır

Eksiklik ve kusurlarımızı görmemekten veya gördüğümüz hâlde onların ıslahına çalışmamaktan ALLAH'a sığınırız

Bazı kimseler de âlet ve sanat türünden olan bilgilerini ilim zanneder ve bu bilgileri yüzünden ALLAH Teâlâ yanında dereceleri yüksek olan âlim sınıfına dahil oldukları vehmine kapılırlar Halbuki ilim, ALLAH Teâlâ'yı tanımaya ve ahiret için çalışmaya yardımcı olan bilgidir Alim de bu bilgiye sahip olan, dolayısıyla ALLAH Teâlâ'yı herkesten daha çok tanıyan, O'na en çok saygı ve huşû' duyan ve ibadet eden, ahireti dünyadan üstün tutan ve çalışmalarıyla ona yönelen kimsedir Bu bilgi ise, ALLAH Teâlâ’nın ve Rasûlü’nün sözlerini (Kur'ân ve hadisi) anlamak ve bunların mâna ve maksatlarını bilmektir Bunun dışında kalan bilgiler ise âlet ve sanatlardır
Alet ve sanatlar ise, diğer imkânlar gibi, hayra hizmet ettikleri takdirde hayırdırlar, şerre hizmet ettikleri zaman da şerdirler Fakat bunların hayır olanı da ilmin şeref ve derecesine sahip değildir Çünkü ALLAH Teâlâ'ya karşı korku, huşû' ve heybet duymayı ve O'na karşı takva hâli içinde yaşamayı, ahlâkı güzelleştirmeyi ve sâlih amel işlemeyi emir ve telkin eden yalnızca ilimdir

Farz-ı ayn dururken farz-ı kifâye ile meşgul olmak câiz bile değilken, bazı aldanmış kimseler kendileri için farz olan amel ve ibadetleri yapmaz, nefislerini ıslah etmez ve kalplerini kibir, hased, riya, dünya hırsı, şöhret arzusu, merhametsizlik gibi çürütücü illetlerden temizlemezler, bu çok önemli ve müslüman olmanın olmazsa olmaz şartları ve temelleri olan işlerle uğraşmak yerine, ilim öğretmek, kitap yazmak, dinî tartışmalara katılmak, sözde ALLAH’ın dinini hâkim kılmak için kavga etmek, başkalarına va'az ve nasihat etmek, kendi yapmadıkları amelleri başkalarına yaptırmak gibi nefsin de payı bulunan, bazen de bütünüyle onun hesabına yapılan daha az önemli işlerle uğraşırlar Ve bunlar, bu yaptıklarıyla ALLAH Teâlâ yanında yüksek dereceler elde ettiklerini zannederler


(Hiç şüphe yoktur ki, bütün bu işler iyi niyetle ve halisen ALLAH için yapıldıkları takdirde, O'nun yanında makbul olan işlerdir Ancak bunların kabul şartı, farz-ı ayn olan ve bizzat kişiye hitap eden amel ve ibadetleri ifa etmek ve ahlâkını düzeltmektir Bu şart yerine getirilmediği takdirde, diğer işler nefis ve dünya hesabına olan işler durumunda kalır ve manevî değeri ve bereketi bulunmaz Asırlardır milyonlarca müslümanlar bazı şeyleri ıslah etmek için çalışadururlar Fakat bu şeyler ıslah olmak yerine, daha çok ifsat olurlar Çünkü bu müslümanların bizzat kendi hayatlarında bir sürü ifsatlar vardır Bu ifsatlar, farz-ı ayn olan işleri yapmamak, eksik yapmak veya bunlara riya gibi hastalıklar katmaktır İfsat ise ifsatlarla ıslâh olup salâh bulmaz)

Alıntı Yaparak Cevapla