|
Prof. Dr. Sinsi
|
Gurur: 1. Aldanmışların Kısımları
Bazı aldanmışlar da ALLAH Teâlâ'ya karşı korku ve ümit dengesini bozarak halka çürütücü miktarda ümit aşılar ve bu suretle onlarda amel ve ibadete karşı gevşeklik, günah ve gaflete karşı arzu ve cesaret oluştururlar Bu suretle bu kimseler, din için şeytan kadar zararlı iken, kendilerini yüksek mertebelerde görürler
Bazı aldanmışlar da va'z ve sohbetlerinde halkın kalite ve idrâk seviyelerini nazar-ı itibara almaz, muhabbet, visal, firak gibi hem ulvî, hem de süflî mânaları bulunan kavramları sakınmadan ağızlarına alır, bunlar üzerinde konuşur ve onları kitaplarına yazarlar Onları dinleyenlerin seviyesi ise çok düşük olduğu için, hemen hemen hepsi bu sözlerin süflî mânalarını anlarlar Hatta bunlardan bir kısmı süfli duygulara kapılır ve bağırıp çağırır, sallanır ve tevâcüd ederler Ancak şeytanı memnun eden bu sefil manzarayı görmek, konuşanları coşturur ve daha fazla zırvalamaya iter
(Tevâcüd, vecde gelmek için kendini zorlamaktır Vecd ise, kendinden geçmektir Sufiler, vecdi büyük bir makam ve mertebe zannederler Halbuki, kendinden geçmek şeklindeki vecd, makam ve mertebeden düşmek ve sükût etmektir Çünkü insanı maddî ve manevî yönlerden yükselten akıl, şuur ve idrâktir Bunların yokluğu veya gitmesi hâlinde insan yüceliğini kaybeder ve basit bir hayvan haline gelir Bu sebepten dolayı, ALLAH Teâlâ aklı gideren maddeleri şiddetle yasaklamış ve onları büyük günahlardan saymıştır Ayrıca, "Siz sarhoş iken namaza yaklaşmayın " deyip akıl ve şuurunu gidermiş olan kimseleri namaz kılmaktan ve kendi huzuruna çıkmaktan da menetmiştir )
Bazıları da ALLAH korkusundan bahsettikleri hâlde kendileri O'ndan korkmazlar ALLAH sevgisinden konuştukları hâlde kendileri O'nu sevmezler ALLAH’ın kader ve takdirine razı olmaktan bahsederler fakat kendileri O'nun kader ve takdirine razı olmazlar ALLAH'a tevekkül etmenin faziletini anlatırlar; fakat kendileri O'na değil, şan, şöhret, mal, makam gibi sebeplere tevekkül ederler
İhlâsın öneminden bahsederler, fakat kendileri riyadan sakınmazlar İhlâsın ilmini bilirler, fakat ameline sahip değildirler Dünyayı halkın gözünde küçültmeye çalışırlar, fakat dünya onların gözünde ve gönlünde çok büyüktür
Hırs, tamah, riya, kibir, cimrilik gibi kötü sıfatların bırakılması gerektiğini anlatırlar, fakat kendilerini bu illet ve zilletlerden kurtarmak için hiç bir çaba sarf etmezler Bu şeylerin kötü olduklarını söylemekle otomatik olarak onlardan kurtulduklarını zannederler
Bunlar halkın takdir ve ilgisinin önemli olmadığını telkin etmeye çalışırlar, fakat kendileri herkesten fazla takdir ve ilgiye taliptirler Maksadlarının halkı irşat ve ıslah etmek olduğunu söylerler, fakat bu işleri kendilerinden daha iyi yapan birisi çıkarsa, ona can düşmanı kesilirler ve ellerinden gelse onu boğup yok ederler Bunu yapamadıkları zaman da onu gıybet eder, küçümser, ona kusur ve kabahat isnat ederler
Bunlar, zahire göre halkı ALLAH'a davet ederler, fakat kendileri ALLAH'tan kaçarlar Zahire göre ALLAH'ı sevdirmeye çalışırlar, fakat kendileri ALLAH'ı sevmezler Zahire göre ALLAH’ın zikredilmesini, hatırlanıp unutulmamasını isterler, fakat kendileri ALLAH'ı zikretmezler ve O'nu akıllarına getirmezler Zahire göre, halkı ALLAH’ın rızasını aramaya çağırırlar, fakat kendileri nefislerinin rızasını ALLAH’ın rızasından üstün tutarlar Bunlar, ulemâ-i sû'durlar
(Ben, bu son birkaç paragrafı kitaba almakta hayli tereddüt geçirdim Çünkü, zamanımızda zaten âlimlere karşı saygı, hürmet ve edep azalmıştır Bu durumda bu gibi sözler, bazı câhil ve garazkâr kimseleri âlimlere karşı daha da küstah ve edepsiz hale getirir Sonra düşündüm ki, her meslekte olduğu gibi, âlimler içinde de nâ-ehil ve tıynetsiz kimseler vardır Sayıları az da olsa, bu kimseler ilimleriyle amel etmezler ve onunla olgunlaşıp tekemmül etmezler Ancak, buna rağmen, bu kimseler kendilerini âlim zannetme havasındadırlar Bunları da uyarmak lâzımdır İmam Gazali de bu sözleri yazarken, elbette ki câhil ve edepsiz kimseleri âlimlere karşı kışkırtmak istememiş, aksine bunlara itibar ve saygınlık kazandırmak için kendilerini uyarmayı düşünmüştür O hâlde herkes kendi sütüne ve tıynetine göre bu sözlerden pay çıkarsın Alimler bu dinin direkleridir Bu sebeple, onları sevmek ve saymak ALLAH içindir Hatta onlardan bazıları kendileri açısından bu sevgi ve saygıya lâyık olmasalar bile, taşıdıkları ilim yüzünden onlara karşı edepli olmak lâzımdır Zamanımızda artistler, şarkıcılar ve sporcular büyük kitleler tarafından sevilip alkışlanırken, bir iki hataları yüzünden binlerce fazilete sahip olan âlimlerden soğumak, onları eleştirmek, kötülemek ve onlara karşı saygısız davranmak kesinlikle ALLAH Teâlâ'nın hoşuna gitmez )
|