Yalnız Mesajı Göster

Gurur: 1. Aldanmışların Kısımları

Eski 08-24-2012   #6
Prof. Dr. Sinsi
Varsayılan

Gurur: 1. Aldanmışların Kısımları




Üçüncü kısım aldanmışlar, zamanımızın (İmam Gazâlî'nin zamanının) sûfileridir Bunlarda da gurur ve aldanmışlık oldukça fazladır Aldanmışlık yüzünden bazıları, tasavvuf ve sûfiliği elbiseden, kılık kıyafetten, özel bir tarzda konuşmaktan, eski sûfilerin terim ve deyimlerini kullanmaktan, şemail ve merasimde onlara benzemeye çalışmaktan ibaret zannederler Böyle zannedince de, artık kendi nefislerini mücâhede, riyazet, kalb murâkabesi, açık ve gizli günahlardan ve kötü sıfatlardan uzaklaşmak için yormazlar Bu sebeple, bunlar şüpheli ve haram şeylerden (özellikle, yemek ile ilgili olanından) de sakınmazlar; çıkar ve şöhret için birbirlerini kıskanırlar; kardeşlik ve dayanışmanın İslâm’ın emri olduğunu duymamış gibi aralarında çekişirler

Bunlar bilsinler ki, kıyâmet gününde ALLAH Teâlâ’nın huzuruna çıkarıldıkları zaman, ne sakal ve cübbeleri, ne de ruhsuz ve ihlassız merasim ve gürültüleri onları kurtarmaz Çünkü ALLAH Teâlâ, hesap yerinde kimsenin suretine bakmaz, onun kalbine bakıp ona göre hakkında hüküm verir
Bunlardan bazıları, tasavvufun özel terimleri olan marifet, müşahede, hâl, makam, kurb (yakınlık), visal (kavuşmak) gibi kelimeleri öğrenirler ve kendilerini bu terimlerin ifade ettiği derecelerde görürler Kendilerini bu derecelerde gördükleri için de, kendi hayâllerinde çok büyürler ve artık herkese ve hatta bu ümmetin en üstün ve mümtaz sınıfı olan âlimlere bile yukarıdan bakarlar

Bunlar, kendilerinden daha çok ibadet eden, daha çok din ve ahiret için çalışan ve fakat tasavvuf ve tarikate girmeyen kimseleri de küçümserler ve onların ibadet ve çalışmalarından bir sonuç çıkmadığını söylerler Bu aldanmışlar, kendi zanlarına göre Hakka ulaşmış ve O'nun en yakınlarından olmuşlardır Halbuki bu kimseler ne yeterli derecede ilim tahsil etmişler, ne ahlâklarını düzeltmişler, ne de amel ve ibadette diğer müminleri geçmişlerdir Bütün sermayeleri tasavvuf terimlerini tekrarlamak ve kendi kendilerini yüksek derecelerde tahayyül etmekten ibarettir

Bazıları, daha da ileri giderek Şeriat hükümleriyle mükellef olmadıklarını ve üzerlerinden mesuliyetin kaldırıldığını söylerler Bunlar, "Şeriatın hükümleri ve ibadetler ALLAH Teâlâ'yı tanımak ve sevmek içindir Biz ise O'nu tanıma ve sevme derecesine gelmişiz Bu sebeple, ibadet ve Şeriat bizi ilgilendirmez" derler Bunlar, bu iddialarıyla peygamberlerden üstün olduklarını söylemiş olurlar Çünkü peygamberler hayatlarının sonuna kadar ibadete ve Şeriatın hükümlerine titizlikle bağlı kalmışlardır Bunların mantığına göre, demek ki, peygamberler kendileri gibi ALLAH Teâlâ'yı tanıma ve sevme derecesine çıkamamışlardır

Alıntı Yaparak Cevapla