|
Prof. Dr. Sinsi
|
Gurur: 2. Gururun Kötülüğü Ve Çeşitleri
Rabbim cc cümlemizden razi olsun Rahman ve Rahim olan yüce Rabbim cc bizleri, ilmiyle amil olanlardan eylesin Amin
Mevzu uzundur Dolayisiyla kisa parcalar halinde ekliyecegim; Rabbimden cc hepimizin nasiplenebilmesini niyaz ederim
*******************************
Ahiretin hâzır olmaması onu inkâr etmek için de sebep değildir Çünkü eğer hâzır olmamak inkâr etmek için sebep teşkil ederse, o zaman şimdiki andan sonra olacak ve gelecek her şeyi inkâr etmek lâzım gelir Çünkü, hazır olmamak yönünden ahiret ile yarınki gün veya bundan sonraki mevsim arasında hiçbir fark yoktur Bu yüzden, dünyayı ahiretten üstün tutmak gibi, ahireti inkâr etmenin de geçerli bir sebebi ve delili yoktur Fakat, nefislerine mağlup olmuş bazı kimseler, kendilerini haramlardan kurtaramadıkları için ya ahireti inkâr etmek, ya da cehennem ehli olduklarını kabul etmek arasında sıkışıp kalırlar
Cehennem ehli olup ateşte yanmak fikri kendilerini korkuttuğu için, bunlar faciayı görmek istemeyen bir kimsenin gözlerini kapatması gibi, ahiretin varlığını unutmak ve zihinlerinden silmek isterler Bu o demektir ki, bu insanların ahireti inkâr etmeleri, bu konuda bir delil veya ispata sahip olmalarından değil, yerlerinin cehennem olacağını bildikleri ahiretin olmamasını temenni etmekten ibarettir Fakat temenni ne var olanı yok, ne de yok olanı var edebilir
Ahiretin varlığı ise naklî ve aklî delillerle sabittir Nakli deliller, ALLAH Teâlâ’nın Âdem (as)dan itibaren bütün peygamberlere indirdiği ilâhî vahiy ve kitaplardır O bu kitapların hepsinde ahiretin varlığını bildirmiş ve buna inanılmasını istemiştir Kur’ân-ı Kerim, ahiretin varlığını bildiren bu vahiy ve kitapların sonuncusudur
Aklî delil ise, ALLAH Teâlâ’nın ahireti getirmeyi va'detmesine karşı va'dini gerçekleştirmeye muktedir olması ve va'dinden dönmesinin muhal olmasıdır Bu iki hususu bildiren bazı âyetler şöyledir:
"Kıyâmeti getirmek ALLAH için göz kırpmak kadar ve hatta ondan daha kolaydır ALLAH her şeye kadirdir " (Nahl, 77) "ALLAH istediği şeyi yaratır O her şeye kadirdir " (Mâide, 17) "Gözleriyle gördükleri gibi, gökleri ve yeri yaratan ve bunda zorluk çekmeyen ALLAH, ölüleri diriltmeye de kadirdir " (Ahkâf, 40)
"İnsan atılan bir meni damlasıydı Sonra kan pıhtısı oldu ALLAH onu bundan yarattı ve kendisine düzgün bir vücut verdi Ondan erkek ve kadın zürriyet de çıkardı Bunları yapan, ölüleri diriltmeye kadir olmaz mı?" (Kıyâme, 37-40)
"ALLAH, yaratmayı (dünyada) başlatan ve sonra onu (ahirette) tekrarlayandır Bunu tekrarlamak O'na daha kolaydır Göklerde ve yerde O'nun benzeri yoktur O güçlü ve hikmet sahibidir " (Rûm, 27)
"Göklerin ve yerin O'nun emriyle ayakta durması O'nun kudretinin delilidir O bundan sonra da, bir kere çağırınca, siz bir anda yerden çıkacaksınız " (Rûm, 25)
"ALLAH va'dini bozmaz " (Bakara, 80; Al-i İmrân, 9; Ra'd, 31)
"ALLAH’ın va'dine güven O va'dinden dönmez " (Rûm, 6)
"ALLAH'ı bırakıp şeytanı dost edinenler açık bir hüsrana düşmüşlerdir Şeytan sadece onlara kuruntu verir ve onları evhamla oyalar Şeytan onları sadece aldatır Bunların yeri cehennemdir; ondan kurtulamazlar Buna karşılık, biz iman edip sâlih amel işleyenleri altından ırmaklar akan cennete yerleştireceğiz Bunlar orada devamlı ve ebedî olacaklardır Bu da ALLAH’ın doğru olan va'didir ALLAH'tan daha doğru sözlü kim vardır?" (Nisa, 122)
Hz Ali (ra), ahireti inkâr eden bir mülhid'e şöyle demiştir: "Senin dediğin doğru olsa, ben ve benim gibi ahirete iman edenler zarar etmeyiz (Çünkü biz onun var olduğu ümidiyle yaşıyoruz Bir şeyi ümit etmek, onu elde etmenin yarısı kadar mutluluk verir Öldükten sonra dirilmeyince de, ümidimizin boşa çıkmasının acısını çekmeyiz ) Fakat, benim dediğim doğru olsa, -ki bunun doğru olduğunda bizim şüphemiz yoktur- sen ve senin gibi inkârcılar helâk olursunuz "
Şu da bilinmelidir ki, ahiretin varlığına iman eden kimseler, eğer ALLAH Teâlâ’nın emirlerini yerine getirmez, sâlih amel işlemez, nefislerinin şehvetine uyar ve çekinmeden günah işlerlerse, dünyaya aldanmış olmak açısından inkârcılarla aralarında fark yoktur Çünkü, zehiri şerbet zannederek içen de, zehir olduğuna inanarak içen de ondan aynı zararı görürler Bu sebeple, ahirette kurtulmak için yalnızca onun varlığına inanmak yetmez; bu inancın gereği olarak ahireti dünyadan üstün tutmak ve onun için hazırlık olmak üzere sâlih amel işlemek de lâzımdır Bundan dolayı ALLAH Teâlâ şöyle buyurmuştur:
"Ben küfürden dönen, doğru bir şekilde iman eden, sâlih amel işleyen ve hidayet üzerinde yürüyen kimseler için çok (veya kesin) bağışlayıcıyım " (Tâhâ, 82)
"ALLAH yeryüzünü ıslah etmişken onda bozgunculuk yapmayın Korku ve ümit içinde ALLAH'a ibadet ve duâ edin O'nun rahmeti muhsin (iyi) olanlara yakındır " (Araf, 56)
"Asra yemin ederim, insanlar hüsran içindedirler Bundan ancak iman eden, sâlih amel işleyen, hakkı ve sabrı tavsiye edenler müstesnadırlar " (Asr)
Bu ve benzeri pek çok âyetlerde mağfiret, rahmet ve kurtuluş, yalnızca ahiretin varlığına ve onun dünyadan üstünlüğüne iman eden ve aynı zamanda sâlih amel işleyenlere va'dedilmiştir Bu sebeple, yalnız iman etmekle kurtulacaklarını sananlar aldanmışlardır
İkinci aldanış, dünyadaki durumun ahirette de aynen devam ettiğini zannetmektir Bir takım müşrikler, dünyadaki mal ve iyi hâllerine bakıp ahirette de bu durumda olacaklarını söyleyince, ALLAH Teâlâ onları tekzip etmiştir Bununla ilgili bazı âyetler şöyledir:
"Görüyor musun, âyetlerimizi inkâr eden o kişi, 'Ahirette de bana mal ve evlât verilecek ’ diyor? O, gayba mı muttali oldu, yoksa Rahman olan ALLAH'tan söz mü aldı? Hayır! Biz onun (bize karşı cür'et ve ciddiyetsizlik ifade eden) bu sözlerini de yazacağız ve azabına ekleyeceğiz Onun dünyadaki mal ve servetine el koyacağız ve onu hesap için huzurumuza tek başına çekeceğiz " (Meryem, 77,80)
|