Yalnız Mesajı Göster

Gurur: 3. Gururdan Kurtulmanın Çaresi

Eski 08-24-2012   #2
Prof. Dr. Sinsi
Varsayılan

Gurur: 3. Gururdan Kurtulmanın Çaresi




Bir cemaat veya topluluğu irşad etmeye kalkışan bir kimsenin riyaset sevdasıyla hareket etmediğini gösteren bazı ölçüler vardır Böyle bir kimse kendisini devamlı surette bu ölçülerle tartmalı ve gerçek durumunu öğrenmelidir Bu ölçüler şunlardır:

1- Yegâne niyet ve maksadının insanların hidayet bulması olmak Bir kimsenin maksadı bu olsa, hidayetin onun çabasıyla veya bir başkasının çalışmasıyla gerçekleşmesi onun nazarında aynı değerdedir Bu sebeple, o kendi seviyesinde olanları rakip ve düşman gibi görmez; aksine dost ve yardımcı olarak görür ve onlarla tamamlanmanın rahatlık ve sevincini duyar

2- Halktan medh ve övgü görmeyi aklından geçirmemek ve bunu kesinlikle beklememek Medh ve övgü beklemeyen bir kimsenin nazarında takdir edilmekle tenkid edilmek aynı şeydir Bu sebeple ne medhedilmek onu sevindirir, ne de zemmedilmek onu üzer O, bu açıdan kendisini çoban, etrafındakileri de sürü olarak görür Nasıl ki, çoban kendisini sadece sürüye hizmetle yükümlü bulur ve sürüdeki koyunlardan veya develerden övgü, takdir ve karşılık beklemezse, mürşit ve nasihatçi da halka bu anlayış ve yaklaşım içinde hizmet eder Bundan fazla olarak, o tenkit ve eleştirilere de açık olur Bunları dinler ve değerlendirir

Şöhret zebunu olan bir kimse ise eleştirilere tahammül etmez O kendisini ALLAH Teâlâ’nın sıfatı olan "lâ yus'el" (dokunulmaz) olmak derecesinde görür Faydalı hizmetler yaptığına inanılan bir zatı yıpratıcı mahiyette eleştirmek elbette ki doğru değildir ve bu, onun hizmetlerini olumsuz yönde etkilediği ölçüde günahtır Fakat bunu düşünerek hak ve insaf çizgisinde durmak, eleştiri yapanın sorunudur Eleştirilen zat ise, bu konuda geniş davranmalı ve kendisini rahat hissetmelidir Eleştirilen yıpratıcı değil de, hataları gösterici ve düzeltici mahiyette iseler, onları dinlemek ve değerlendirmek lâzımdır Çünkü bu şekilde eleştirilen kim olursa olsun, hatasını kabul etmek ve onu düzeltmeye çalışmak zorundadır Hata herkes için hatadır İslâm dini bu hususta hiçbir kimseye ayrıcalık ve dokunulmazlık tanımamıştır

3- Derece ve mertebe yönünden kendisini köle, nasihat ve irşad ettiği kimseleri seyyid ve efendi olarak görmek ALLAH Rasûlü (as) şöyle buyurmuştur: "Bir kavmin büyüğü, onların hizmetçisidir" Kendisini hizmetçi durumunda gören bir kimse de, kendisini büyük, başkalarını hakîr ve küçük görmez

4- Kimseden her hangi bir surette maddî yönden faydalanmayı düşünmemek Bu prensibi gözeten bir mürşit ve nasihatçinin nazarında zengin fakir ayırımı yoktur O, kendisine bu yönden bir yararı olanla olmayanı birbirinden ayırmaz İkisine de aynı gözle bakar ve aynı ilgiyi gösterir Elbette ki, kendisini halkın hizmetine adayan ihlâslı kimselere yardım edilir Ancak bu da onların sorunu değildir Bu, halkın hizmeti anlayıp anlamamaları ve değer verip vermemeleriyle ilgilidir Bu hususta yapılan yardımlar da ALLAH Teâlâ için yapılmalı ve karşılığı o kimselerden ayrıcalık ve teveccüh şeklinde istenmemelidir

Alıntı Yaparak Cevapla