Yalnız Mesajı Göster

Kılıc Kuşanan Evliyalar

Eski 08-24-2012   #17
Prof. Dr. Sinsi
Varsayılan

Kılıc Kuşanan Evliyalar




Cenk esnâsında belindeki urganı kale burçlarına fırlatıp, dökülen kız gın yağlara, alevli parçalara aldırmadan burca tırmanıp sancağı dikti ve elindeki kı lıç ile kale kapısının halatlarını keserek kapıyı açtı Açılan ka pıdan içeri hücum edilerek kale fethedilince, Yûnus Mürebbî´nin vücu dunda pek çok ok yarası ol masına rağmen sancağı dimdik tuttuğu gö rüldü Nâşı Kastamonu kalesine def nedilerek bir de türbe yapıldı Yöre halkının Bayraklı Sultan olarak tanıdığı Yû nus Mürebbî sık sık ziyâret edilmektedir

Mevleviyye yolunun büyüklerinden ve yüksek hâller sâhibi velî Bos tan Çelebi (rahmetullahi teâlâ aleyh) hazretleri Konya´da talebeler yetiş tirmekte iken, Mevleviyye yoluna düşman olanlar, kendisine çok eziyet vermekte idiler Tam bu sıralarda Osmanlı tahtında değişiklik oldu ve Üçüncü Mehmed Hanın ölümüyle tahta Birinci Ahmed Han geçti (21 Aralık 1603) Birinci Ahmed Ha nın sultân olduğu zaman, Osmanlı Devleti çok zor şartlar ile karşıkarşıya idi Devlet batıda Avusturya ve doğuda İran ile harp hâlinde bulunduğu bu sırada; içte celâlî adı verilen âsîler yirmişer otuzar bin kişilik gruplar meydana getir mişler, köyleri yakıp yık maya, üzerlerine gönderilen orduları bozmaya başla mışlardı Bu iç gâile, Osmanlı Devletini temelinden sarsacak bir manzara görü nümündeydi Bilhassa İran, bu iç fitneyi körüklüyor ve Osmanlı Devleti içeri sindeki hurûfîler de bütün güçleri ile bu fitne hareketlerini destekliyorlardı

Bostan Çelebi hazretleri, Sultan Birinci Ahmed´in tahta geçmesinden sonra büyük ceddi Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî hazretlerinin mânevî işâ reti üzerine İstanbul´a geldi Kadir gecesi olması muhtemel bir gecede Ebû Eyyûb el-Ensârî hazretlerinin kabr-i şerîfini ziyâret etti Aynı gece Sultan Ahmed Han da şöyle bir rüyâ gördü:

Saray-ı hümâyûndaki husûsî köşkün etrâfında heybetli ve nûrânî zât- lar ge ziniyordu Onların kimler olduğunu araştırınca, yakın adamla rından birisi gele rek; "Sultânım! Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî hazretleri köşkünü- zü teşrif ettiler Peşindekiler, onun dervişleri ve talebeleridir" dedi Bu haberi alan Sultan bü yük bir sevinçle sarayın içine girdi ve orada Mev- lânâ Celâleddîn-i Rûmî haz retlerini gördü İkrâm ve iltifât ol mak üzere ona saltanat tahtına oturmasını tek lif etti O zaman Mevlânâ hazretleri; "Arşın gölgesi altında oturanlar, bu birkaç ağaç parçasından yapılmış tahta iner mi? Bu tac ve taht sizindir" buyurdu Bu sırada Sul tan Ahmed Han, Mevlânâ hazretlerinin orada bulunuşunu fırsat bilip, on dan devlete isyân eden, azgınlık ve taşkınlık yapan celâlîlerin hakkından ge lebilmek için himmet ve hayır duâda bulunmalarını istedi Mevlânâ hazretleri ona; "Sen eğer bizim çocuklarımıza karşı azgınlık ve taşkınlık edip onlara sı kıntı verenlere mâni olursan, biz de bunun mükâfâtı olarak mânevî yolla size karşı gelenlerin zararlarını ve çıkardıkları fitneleri def ederiz Bos- tan´ımıza var, himmetine sarıl!" diye tenbih eyledi Mevlânâ hazretleri o- radan Ebû Eyyûb el-Ensârî hazretlerini ziyârete gitti Sultan Ahmed de kendisini tâkib etmişti Gördü ki, Ebû Eyyûb el-Ensârî hazret leri hayatta ve Mevlânâ hazretlerinin to runlarından biriyle sohbet etmek tedir Mev- lânâ hazretleri de oraya varıp bu bü yük sahâbîyle sohbetten sonra vedâ edip ayrılırken; "Benim Bostan´ım budur" diye işâret etti

Sultan Ahmed tam bu esnâda uyandı Böyle mübârek bir rüyâ gör menin şükrânesi olarak Allahü teâlâ için kurbanlar kestirdikten başka, derhal Eyüb Sultan´a ziyârete gitti Orada Bostan Çelebi´yi görünce se vindi Mevlânâ Celâ-leddîn-i Rûmî hazretlerinin tenbihi üzere saray-ı hümâyûna dâvet etti O da bu dâveti kabûl etti Sultan ona Mevlânâ haz retlerinin oturduğu yere oturmasını teklif ettiğinde; "Mübârek dedemin yerine oturmam edebe sığmaz" diyerek, Sultanın akşamki rüyâsına işâ ret etti Böylece Ahmed Han, Mevlânâ hazretleri nin; "Bostan´ımıza ya pış" sözündeki inceliği ve Bostan Çelebi´nin de hâlinin yüksekliğini ve velî olduğunu anladı Kendisine pekçok hürmet ve saygı gös terdi Soh betlerinden bereketlendi ve bütün sıkıntılarının giderilmesi için emir ler verdi Bu mübârek zâta ve mevleviyye yolunun büyüklerine eziyet eden lerin, rahatsızlık verenlerin cezâlandırılmasını istedi Zâten Sultan Ah- med Hanın, Bostan Çelebi´ye gösterdiği hürmeti duyan fesadçılar, bü yük bir korkuya kapıl mışlar ve sözlerini kesmişlerdi Bostan Çelebi bir müd- det sonra Konya´ya git mek üzere pâdişâhtan izin istedi Bu mübârek zâttan ayrılmak, genç pâdişâh Ahmed Hana çok ağır geldi Büyük bir kalabalıkla kendisini İstanbul´dan uğur ladı Ayrılırken memleketin isyân cıların şerrinden kurtulması için pekçok duâ eden Bostan Çelebi, Kon ya´da da muhteşem bir kalabalık tarafından karşılandı Bostan Çelebi´nin ayrılışının üzerinden çok geçmeden Ahmed Hanın Anado lu´da celâlîler üzerine gönderdiği ordunun zafer haberleri gelmeye başladı ve kısa sü rede âsîlerin tamâmı temizlendi

Bostan Çelebi bundan sonra daha rahat ve huzurlu bir şekilde tale belerine ders verdi Bir gün yine Mevlevîhânede talebeleri ile meşgûlken içeriye bir ha berci girdi Şeyhe, kendisini Lala Mustafa Paşanın gönder diğini ve ondan Şam´da boş bulunan Mevlevî Dergâhına bir halîfe gön dermesini istirhâm ettiğini bildirdi Bostan Çelebi bu istek üzerine himmet ve teveccühlerine kavuşmuş olan Kartal Dede´yi oraya halîfesi sıfatıyla göndermek istedi Ancak Kartal Dede´ye hocasından ayrılık çok zor geldi Gözyaşları içinde bu husûsu hocasına arzetti ve ayrıca; "Vâiz ve zikr meclisleri için lâzım olan ilmim de yok" diyerek kendisinin bu vazîfe den bağışlanmasını arz eyledi Bunun üzerine Bostan Çe lebi ona:

"Ağız senden, söz bizden Sana büyük bir âlim de mürid olur" diye rek onu teselli etti ve mâzeret kapısını kapadı Kartal Dede hocasının duâları bereketiyle Şam´a vardı Vardığı gün şehrin büyük câmilerinden birinde vâz verdi Halkın yanısıra büyük âlimler ve devlet adamları da vâzına geldi Vâzında derin ve ince mânâlardan bahseden Kartal Dede´- yi dinleyenler hayran kaldı Onu umdukla rından da daha yüksek buldu- lar Yine aynı gün câmide bulunan büyük âlim Alemî Dede de onun söz- lerine hayran kaldı Alemî Dede, Bağdâdlı olup, Irak´ın çeşitli yerle rinde ilim tahsîl etmişti Tahsîlini tamamladıktan sonra İstanbul´da Fâtih Câmi- inde ders vermiş, talebeleri Mısır´a kâdı gönderilmiş, böylece orada da tanınmıştı Allahü teâlânın hikmeti bu sırada hacdan dönerken Şam´a uğradı ve böylece Kartal Dede ile tanışarak kendisine talebe oldu

Tâbiînin büyüklerinden, hadîs âlimi Cübeyr bin Nüfeyr (rahmetullahi teâlâ aleyh) şöyle rivâyet etmiştir: Kıbrıs adası fethedildiği zaman halk esir alınıp gâ ziler arasında paylaştırıldı Esirler birbirleriyle dertleşip ağ laşıyorlardı Bu sı rada Ebüdderdâ´yı gördüm bir yere oturmuş ağlıyordu "Allahü teâlânın İslâm ve müslümanları zafere ulaştırdığı, güçlü kıldığı bir günde ağlamanın sebebi ne dir?" dedim Bana, "Ah Cübeyr! İnsanlar, Allahü teâlânın emirlerini terk ettikle rinde, Allah nazarında hiç kıymetleri kalmaz Esirleri göstererek; bir millet güçlü ve hükümrân iken, Allahü teâlânın emirlerini bırakırsa, işte şu gördüğün duruma düşer" dedi

Evliyânın büyüklerinden Cüneyd-i Bağdâdî (rahmetullahi teâlâ a- leyh) Ordu ile bir sefere katıldı Ordu kumandanı ona bâzı şeyler gön*derdi O da iste meyerek alıp, asker ve gâzilerin muhtaçlarına dağıttı Bir gün öğle namazını kıl dıktan sonra oturup; "Niçin o şeyi kabûl ettim?" diye kendi kendini kınıyordu O sırada uykusu gelip uyudu Rüyâsında, çok süslü bir takım köşkler gördü "Bunlar kimin?" diye sordu "Gâzilere da ğıtılan malın sâhiplerinin" denildi "Onlarla birlikte bana da bir şey var mı?" diye sordu Ona içlerinde en güzel ve büyük olanı gösterip; "İşte bu senindir" dediler O; "Bana onlardan üstün tutul mamın ve en iyisinin bana verilmesinin sebebi nedir?" diye sorunca; "Onlar mallarını sevap bekleyerek verdiler Bu sebeple verilen saraylar, ona göredir Sen ise, o malı kabûl etmekle yanlış bir iş yapmaktan korkarak, nefsini sîgaya, he sâba çekerek dağıttın İşte Allahü teâlâ bu hâline, böyle düşünmene kat kat sevap verdi" dediler

Evliyânın meşhurlarından Dârendeli Ömer Rızâî (rahmetullahi teâlâ aleyh) zâhir ve bâtın ilimlerinde aldıkları derslerden sonra tasavvufa yö nelip Bursa´da mürşid-i kâmil Seyyid Münzevî Abdullah Nasreddîn haz retlerinin sohbet ve derslerine katıldı Hocasının kalp aynasını parlatması için koyduğu şartları ay nen yerine getirdi Nefsinin isteklerine sırt çevirdi Az yemek, az konuşmak, az uyumak ve çok ibâdet etmekle tasavvuf yo lunda ileri derecelere kavuştu Hoca sından icâzet, diploma aldı

Ömer Rızâî hazretleri bundan sonra yürüyerek hac etmeyi murâd et tiler Ancak bu sırada Osmanlı Devleti Rusya ile harp içerisine girmişti Ulemâ ve şeyhler cihâda katılmaya başlayınca, Seyyid Abdullah Efendi, Ömer Rızâî´den cihâda iştirak etmesini istedi Bunun üzerine Ömer Rızâî hazretleri asker ile İs tanbul´a geldi Ebû Eyyûb el-Ensârî hazretlerinin kabr-i şerîfini ziyâret ederek duâ ve niyâzda bulundu Sonra Avusturya cephesine hareket ettiler Avusturya kuvvetleri 30 bin asker ve 70 topla Yergöği´ni muhâsara altına almışlardı Os manlı yardımcı kuvvetlerinin gelmesiyle kale önünde kanlı bir savaş oldu Os manlı askerinin zaferi ile netîcelenen savaşta Ömer Rızaî Efendi kılıcı ve duâsı ile yardımcı oldu

Gazâdan dönünce tekrar Bursa´ya hocası Seyyid Abdullah hazretle rinin hu zûruna geldi Şeyh hazretleri ona pekçok duâ ettikten sonra; "Şeyh Ömer! Yav rum şimdi bedeninizde kuvvet var iken Beytullah´ı hac etmeniz gerekir" dedi Bundan sonra ona bizzat hazırladığı hacı elbise lerini giydirdi Eline bir koyun postu ile bir abdest ibriği ve on para da harçlık verdikten sonra; "Var yavrum Mevlâm muînin, yardımcın olsun" diye duâ edip Fâtiha okudular ve uğurladı lar

Alıntı Yaparak Cevapla