Yalnız Mesajı Göster

Kılıc Kuşanan Evliyalar

Eski 08-24-2012   #26
Prof. Dr. Sinsi
Varsayılan

Kılıc Kuşanan Evliyalar




Eli elimdeydi Mübârek bileğini tutmuş, nabzını dinliyordum Nabzın dur duğunu hissedince, o anda lâzım olan hizmetleri yerine getirmek üze- re ayağa kalktım Hekimbaşı Ahî Çelebi oradaydı Benim yaptığıma bakı- yordu Ayağa kalktığımı görünce: "Henüz hayat bâkidir Ne için ayağa kalkarsınız?" diye beni oturtmaya kalkınca; "Bu eşiğe alnımı koy duğum andan bu âna kadar velî nîme timin hizmetinden bir lahza yüz çe virme- mişim Bu sıralarda yapılacak iş budur Tabîblik etmenin zamânı geçti ve asıl cevher kaybolup gitti" dedim Gerekli hizmetleri yerine ge tirdim"

Kânûnî Sultan Süleymân döneminde Enderunda çeşitli dersler veren Hasan Can, H974 senesinde Bursa´da vefât etti Kabri, Çelebi Sultan Mehmed türbesi önündedir

Yirmi ikinci Omanlı şeyhülislâmı, ulemânın kutbu ve velî Hoca Sâ- deddîn Efendi (rahmetullahi teâlâ aleyh), Şehzâde Murâd tahta çık*mak üzere Manisa´ dan İstanbul´a gelirken, berâberinde idi O zaman Sultan Murâd´ın özengi ağası olan Tiryâkî Gâzi Hasan Paşanın nakletti ğine gö- re, şehzâde yolculuk sırasında yanında göremediği Hoca Efendiyi sordu Yanındakiler onun bindiği atın ham olması dolayısıyla biraz geride kal- dığını söylediler Bunun üzerine Sultan Murâd derhal kendi yedek at larından birini altın işlemeli eğer ve süslü takım larla donatarak ona gön derdi ve yetişinceye kadar bekledi" Sâdeddîn Efendiye bundan sonra Hâce-i sultânî (sultan hocası) ve Reîs-ül-ulemâ ünvânları verildi Devletin iç ve dış siyâsetine yardımcı oldu

Üçüncü Mehmed Han tahta çıktığı zaman (1595) kendi hocası olan Nevâlî Efendi, vefât etmiş bulunuyordu Böylece pâdişâh hocalığı ma*kâ- mı yine Sâdeddîn Efendide kaldı İki sultâna hocalık yaptığı için kendi sine Câmiü´r-riyâseteyn denildi Aynı ünvânı şeyhülislâmlar arasında bir de, Erzurumlu Seyyid Hacı Feyzullah Efendi almıştır

Bu sırada Osmanlı Devleti Avusturya ile harp hâlinde bulunuyordu 1595 senesinde başlayan savaşlarda iki taraf da ağır kayıplar vermişti Estergon, İbrail ve Kili kaleleri düşman eline düşmüştü Bu sebeple Sul tan Üçüncü Mehmed Han, hocası Sâdeddîn Efendinin tavsiyesiyle bizzât Avusturya seferine çıktı Kânûnî Sultan Süleymân Hânın vefâtından 30 yıl geçtiği hâlde, hiçbir pâdişâh ordusuna bizzât başkomutanlık etme mişti 21 Haziran 1596 târihinde yanında Hoca Sâdeddîn Efendi de ol duğu hâlde, 100000 kişilik bir ordu ile İstanbul´dan hareket eden Sultan Üçüncü Mehmed, Ösek kalesine ulaştı Rumeli Beylerbeyi Sokulluzâde Hasan Paşa ile, Kırım kuvvetleri de Ösek kalesi önünde, Sultan ile bir leştiler Ösek´de bir dîvân toplandı Dîvânda bâzı vezirler, Tuna vâdisin den ilerleyip Viyana´yı muhâsara etme teklifinde bulundular Hoca Sâ- deddîn Efendi; "Bu doğru bir düşünce değildir Viyana merhum Kâ nûnî zamânında da kuşatıldı Fakat düşman Almanya içlerine çekilip gitti Bi- zimle karşılaşmadı Viyana´yı almak da mümkün olmadı Şimdi Viya na´ya gittiğinizde düşman yine memleke tin içine çekilerek, bizimle karşı laşma- yacaktır Biz Viyana´yı kuşatırken, onun müttefikleri bizi arkamız dan çevi- rerek çekilme yolumuzu kapatacaklardır Müş kül durumlara düşmemiz mümkündür Bu yüzden ben, Viyana´yı değil, Tisa Nehrinden Eğri kalesi- ne gidilmesini ve buranın zaptını teklif ederim Eğri kalesi alı nırsa Avus- turya ile Romanya´nın yardım yolları elimize geçecek, birbirin den ayrılan ve yardım alamayan düşmanları, birer birer dize getirmek mümkün ola caktır" dedi

Hoca Sâdeddîn Efendinin fikirlerine çok güvenen Sultan, bu fikri der hal ka bûl etti Eğri kalesi, 20 gün süren muhâsaradan sonra zabt edildi Kale muhâfa zasına Anadolu Beylerbeyi Lala Mehmed Paşayı bırakan Sultan, ordusuyla Haçova denilen yere geldi Osmanlı Ordusu Haçova´ya geldiği zaman, burada İmparatorun kardeşi Arşidük Maksimilyan´ın kuv vetleriyle karşılaştı Alman, Macar ve diğer devlet ve milletlerden toplan mış büyük bir ordu vardı

Ordu, Haçova´ya vardığı zaman, düşmana karşı nasıl hareket edile ceğini gö rüşmek maksadı ile bir dîvân toplandı Hocasının isteğiyle sa vaşa çıkan Sultan, araba sarsıntısından ve yolun meşakkatlerinden çok rahatsız oldu Sultan topla nan dîvânda resmen, sadrâzamı bırakıp, İs tanbul´a dönmek istediğini açıkladı Bâzı vezirler de Sultânı desteklediler Bu duruma şiddetle karşı çıkan Hoca Sâdeddîn Efendi; "Şevketlü sultâ nımızın savaş zorluklarından rahatsız olduğunu biliriz Unutmamalı ki, savaşın zorluklarından biz ve bütün ordu rahatsızdır Sa vaşın meşak katlerine katlanmadan zafer kazanmak nerede görülmüştür Bu iş vezir lerin işi değildir Bir kale fethetmekle dâvâya halledilmiş nazarı ile bak mak, kalenin imdâdına gelen küffârın başını ezmeden geri dönmek, yıla nın kuy ruğuna basıp önünden kaçmak demektir Kur´ân-ı kerîmde meâlen; "Düşmanla rınız aman dileyip silahlarını terkedinceye kadar on larla savaşınız Düşmana sırtınızı çevirmeyiniz" buyrulur Düşman aman dilememiş, silâhını terk etme miştir Düşmanla karşılaşmadan ona sırtı mızı çevirirsek yarın hesâp gününde Allahü teâlânın huzûruna ne yüzle çıkarız Bir Osmanlı sultânının bir sebeb ol madan ve düşmanı imhâ et meden, gazâ meydanını terk etmesi, şimdiye kadar görülmemiştir Ecdâ dımızın ruhları bizi ayıplar Din düşmanları ile savaşmak muhakkak lâ*zımdır Dîni ve devleti müdâfaa etmek, onun şânını ve şerefini göklerden ayaklar altına düşürmemek için savaşmak üzerimize farzdır Bu uğurda can verinceye kadar hepimizin savaşması, sultânın değil, Allahü teâlânın emridir Zâten biz onları yok etmezsek, onlar bizim üzerimize gelip bizi yok edecekler" diyerek Sultânın dönmesine mâni oldu

Ertesi sabah iki tarafın kuvvetleri harp vaziyeti alıp birbirine yanaştı Os manlı ordusunun merkezinde sultan vardı Başının üzerinde sancak dalgalanı yordu Sultânın sağında vezirler, solunda kadıaskerler ile Hoca Sâdeddîn Efendi bulunmakta idi Sol kolda Anadolu, Karaman, Halep, Maraş Eyâletleri beyler beyleri, sağ kolda Rumeli ve Temeşvâr beyler beylerinin kuvvetleri vardı

Muhârebenin başlamasıyla birlikte düşman birlikleri Pâdişâhın bulun duğu merkez kısma saldırdılar Pâdişâh, otağına çekilerek, sırtına Pey gamber efendi mizin hırka-i şerîfini giyip, eline mızrağını aldı Sağ koldaki Rumeli Beylerbeyi Hasan Paşanın kuvvetleri dağıldı Böylece düşman kuvveti ordunun içine daldı Yağmaya başladı Düşman, Türk cephâne sandıklarının üzerine çıkmıştı Vazi yet tehlikeli bir hâl almıştı Bu durumu bizzat seyreden Sultan Mehmed Hân, yanında bulunan Hoca Sâdeddîn Efendiye; "Efendi şimdiden sonra ne yapma mız gerek?" diye sorunca, metânetini kaybetmeyen Hoca Efendi; "Sultânım lâ zım olan, yerinizde sebat ve karar etmektir Cengin hâli budur Ecdâdınız zamâ nında olan muhârebeler çoğunlukla böyle vâki olmuştur Resûlullah efendimizin mû cizeleri ile inşâü teâlâ fırsat ve nusret ehl-i İslâmındır Hatırınızı hoş tutun" dedi

Alıntı Yaparak Cevapla