Yalnız Mesajı Göster

Kılıc Kuşanan Evliyalar

Eski 08-24-2012   #36
Prof. Dr. Sinsi
Varsayılan

Kılıc Kuşanan Evliyalar




Müezzin, oraya iki saat mesâfede bir köyde oturan Dağıstan´ın meş hûr cer râhı, aynı zamanda Şeyh Şâmil´in kayınpederi olan Abdülazîz Efendiye durumu bildirdi Abdülazîz, şifâlı otlarla yaptığı ilâçları Şeyh Şâ- mil´e tatbik ederek tedâ viye başladı Birkaç gün mağarada, daha sonra Unsokul köyünde tedâvi edilen Şeyh Şâmil, yirmi beş gün baygın yattı Kendine geldiğinde annesini baş ucunda görünce, güçlükle; "Ana cığım! Namazımın vakti geçti mi?" diye sordu Na mazlarını îmâ ile kıla rak, ay larca yatakta yatan Şeyh Şâmil sıhhate kavuştu

H1248 senesi şehîd düşen Gâzi Muhammed´in yerine, Hamzat Bey imâm lığa seçildi Üç sene kadar faâliyet gösteren Hamzat Bey, H1251 senesinde Hunzah Câmiinde bir Cumâ günü şehîd edildi Onun şehâde- tinden sonra imâm lık, yâni liderlik vazifesi Şeyh Şâmil´e teklif edildi Şeyh Şâmil, tevâzu göstere rek daha ehliyetli birinin seçilmesini istedi Hattâ namzetler de gösterdi Gohlok´ta toplanan âlimler ve milletin ileri gelen temsilcileri, her türlü yetkiye hâiz olarak, Şeyh Şâmil´e imâm lığı kabûl ettirdiler

Rusları dize getirmenin ancak düzenli bir orduyla mümkün olacağını, teşki lâtlanılırsa çar ordularıyla baş edebilecek durumda olduklarını, dı şardan hiçbir yardımın gelmeyeceğini, bu sebeple iş başa düştüğünü her gittiği yerde îzâh ediyordu Tesirli hitâbetiyle halkı cezbediyor, müslüman olarak yaşamak aşkıyla yanan bu insanların kalblerine birer kıvılcım salı yordu Bu uğurda şehîd olma nın mükâfâtının Cennet olduğunu bildiriyor, dînin emirlerine uymanın, yasakla rından kaçınmanın ancak hürriyet ile mümkün olabileceğini herkesin kalbine nakşediyordu Şeyh Şâmil, kısa zamanda kısmen de olsa nizamlı bir ordu ve mülkî teşkilâtı kurmaya mu vaffak oldu Tecrübeli ve değerli yardımcıları, ve kîlleri, ordunun ve mülkî idârenin başına getirdi Bu nâiblerin en meşhûrları şunlardı: Şuayb Molla, Taşof Hacı, Duba, Hâcı Sadu, Ahverdili Muhammed, Kabet Muhammed, Hitinav Mûsâ, Nûr Muhammed, Muhammed Emîn, Hâcı Murâd Yararlık gösterenlere altın ve gümüşten yapılmış nişanlar veriyor ve bu nişanlara;

"Sonunu düşünen hiçbir zaman cesur olamaz",

"Kuvvet ve yardım ancak Allahü teâlâdandır",

"Cesûr ve yüksek rûhlu olana" şeklinde cümleler yazdırıyordu Şeyh Şâmil´in seçtiği bu nâibler, memleketin olduğu kadar, askerî birlikle rin de sevk ve idâresinde üstâd idiler

Çar Birinci Nikola, yıllardır Kafkasya´da yapılan savaşlarda başarılı olama dığını ve Şeyh Şâmil´in düzenli ordu kurarak hücumlarını sıklaştır dığını gö rünce, bu memleketi bir de sulh yoluyla elde etmeyi denemek istedi Şâyet Şeyh Şâmil´i elde edebilirse, bu işin çabucak biteceğine inanıyordu Kafkasya´daki müslümanları bir bayrak altında toplama sev dâsından vazgeçerse, kendisine en büyük makamların, rütbelerin verile ceğini, başına krallık tâcı giydirileceğini, Çarlık hazînelerinin ayakları al tına serileceğini bildiren göz kamaştırıcı şeytânî bir teklif hazırlatıp, en güvendiği generallerinden Viyanalı Kluk Von Klugenav´a verdi ve Şâmil´i sarayına dâvet etti General, Şeyh Şamil´in huzûruna çıkmak için aracılar koydu Güçlükle Şeyh Şâmil ile görüşmeye muvaffak oldu 1837 sene sinde Çar´ın gönderdiği elçiyi, maiyetiyle berâber, Sulak Nehri civâ rında kabûl etti İmâm, Generale yere serdiği Kafkas yaygısında yer gösterdiği zaman, bir bacağı bir müslüman güllesiyle sakat kalan topal General, Şeyh Şâmil´i büyük bir tâzimle selâmladı ve istemeyerek bu yamalı yay gıya oturdu Çar´ın sonsuz vâd ve pek parlak teklifleriyle dolu mektubunu okuyan General susar susmaz, İmâm hızla ayağa kalkarak; "Namazım geçiyor" diye heybetle geri çekildi Namazını kıldıktan sonra gelen Şeyh Şâmil, sapsarı kesilen Gene rale kesin cevâbını şöyle bildirdi: "General! O Nikola´ya git ve de ki: Senin ye rinde şu anda kendisi olsa ve bu alçak- ca teklifleri bana bizzat yapmak cesâre tinde bulunsaydı, ona ilk ve son cevâbı şu kırbacım verirdi" İyice hiddetlenen Şeyh Şâmil şöyle de vâm etti: "Ona söyle! Kahraman tebeamın kalblerinde kök salan bu eşsiz zafer inancını kökünden kazımadıkça, bu mübârek vatan toprakla rını en son kaya parçasına kadar karış karış müdâfaa etmekten bizi men ede- me yeceksiniz Dînim ve vatanım uğrunda, bütün çocuklarımı ve âi lemi kılıçtan ge çirseniz, zürriyetimi kurutsanız, en son tebeamı öldürse niz, tek başıma son nefe simi verinceye kadar sizinle savaş edeceğim Nikola´yı tanımıyorum Son cevâ bım budur" Daha sonra ayağa kalktı Hiçbir şey söylemeye cesâret edemeyen General, huzurdan ayrılıp, Çar´ına durumu bildirdi Çar, hazır bu yol açılmışken, ikinci bir teşebbüs olmak üzere Kaf- kas orduları başkumandanı General Feze´yi, İmâm Şâmil´e tekrar gön- derdi Onun da aldığı târihî cevap şudur:

"Ben, Kafkas müslümanlarının hürriyete kavuşmaları için silaha sarı lan gâ zilerin en aşağısı Şâmil! Allahü teâlânın himâyesini, Çar´ın efendi liğine fedâ etmemeye yemin eden, özü sözü doğru bir müslümanım Daha önce Çar Birinci Nikola´yı tanımadığımı, emirlerinin bu dağlarda geçersiz olduğunu General Klugenav´a anlayacağı şekilde tekrar tekrar söylemiştim Bu sözleri sanki taşa söylemişim gibi, Çar, hâlâ görüşmek için beni Tiflis´e dâvet ediyor Bu dâvete icâbet etmeyeceğimi bu mektu bumla son defâ size bildiriyorum Bu yüzen fânî vücûdumun parça parça kıyılacağını ve sırtımı verdiğim şu vatan topraklarında taş üstünde taş bı rakılmayacağını bilsem, bu kesin karârımı hiçbir zaman değiş tirmeyece ğim Cevâbım bundan ibârettir Nikola´ya ve onun kölelerine böylece mâlûm ola!"

Şeyh Şâmil, teşkilâtlandırdığı yiğitleri hem din bilgilerinde yetiştirir, hem de askerî eğitimden geçirirdi Köylerde bulunan bütün çocukların Kur´ân-ı kerîm okumasını sağlar, büyüklerin; tefsîr, hadîs, fıkıh gibi dînî ilimlerin yanısıra, za mânın fen bilgilerinde de yetişmesi için uğraşırdı Din bilgisi olmayan câhillerin Ruslara aldanacağını, vatanını koruyamayaca ğını, böylece hem dünyâda esâret altında kalacağını, hem de âhirette acı azâblara dûçâr olacağını buyururdu Bu sebeple, emri altındaki her köy, kasaba ve şehirde medreseler açtırır, hem din, hem de fen ilimlerinin okutulması için uğraşırdı Kendisi bizzat bu derslere ka tılır, talebelerine ders verirdi Başarılı talebelerine mükâfâtlar dağıtırdı Medre sede okutu lan dersler yanında, silâh kullanmak, kılıç çekmek, ok atmak, ata binmek gibi konularda eğitimler yaptırır, savaş ânında herbiri birer komutan ola cak şekilde yetiştirirdi Bundan dolayı Şeyh Şâmil, hem milletinin, askeri nin devlet reîsi, kumandanı, hem de hocası, imâmı idi Bu sebeple Kaf kasyalı müslümanlar, onu canları gibi çok severler, her emrine şartsız itâat ederlerdi Vatanlarını Ruslara karşı müdâfaa etmek ve bu uğurda şehîd olup Allahü teâlânın rızâsını kazanmak, her Kafkasyalı müminin yegâne arzusu idi Çocukla rını, Allahü teâlânın dostlarını sevecek, düş manlarından da nefret edecek şekilde yetiştirirlerdi Onlar için Rusları sevmek, onlara boyun eğip emirlerine girmek kadar tehlikeli bir şey ola mazdı Her çocuğa, İmâm Şâmil´in ve diğer âlimlerin muhabbeti, Ruslara olan düşmanlık anlatılırdı "Hubb-i fillah ve buğd-ı fillah"ın (Allahü teâlâ- nın dostlarını sevmek, düşmanlarından nefret etmek), îmânın asıl sebe- bi, şartı olduğu, bu olmadıkça hiçbir ibadetin cenâb-ı Hakk´ın ka tında mak bûl olmadığı öğretilirdi

Rus kuvvetleri hep hezimete uğradı Yenileri birbirini takib etti Çar Birinci Nikola, bu hezîmetlerden sonra, bütün Kafkasya´yı fethetmek, Şeyh Şâmil´i ele geçirip bütün müslümanlara kötü günler yaşatmak mak sadıyla, ordularının en seçkin generallerini bu işde vazifelendirdi Napol- yon´u mağlub eden bu meşhûr generaller; Fraytag, Svarts, Klugenav, Argutinski idi Kalelere bıraktıkları ihti yat kuvvetleriyle birlikte elli bini bulan bu seçme ordu, dört koldan harekete geçti Netice yine Rus ordu- larının hezimeti ve bir avuç müslümanın zaferi idi

Şeyh Şâmil´in, bu kadar kısa sürede, harp târihinde ender rastlanan bir zaferi kazanması ile, Avaristan baştanbaşa düşman çizmelerinden temizlendi Rusların yirmi beş müstahkem mevkii zapt ve tahrîb edildi İki binden ziyâde Rus askeri esir alınıp, binlercesi öldürüldü En mühimi, yenilmez sanılan Rus ordularını çok az bir müslüman Türk´ün îmân gücü ile nasıl perişân ettiğine Rus Çarı dahî hayretle şâhid oldu Rus kaynak ları 1843 senesinde yapılan bu harplerin netîcesi hakkında şöyle de mektedir:

"Şâmil, Avaristan´da taş üstünde taş bırakmadı Unsokul, Balakan, Moksok, Ahalçi, Tsanah, Hassat, Gergebil, Burunduk, Hunzah, Nizova- ye, Ziran, Gimri gibi en önemli üslerimizi, mevzilerimizi kâmilen ele ge- çirip temelinden tahrib etti Rusya´ya çok pahalıya mal olan bu Avaristan muhârebelerinde yaptığımız müthiş masrafları, verdiğimiz kor kunç insan ve malzeme zâyiatını hesab edecek olursak, bu savaşın Kaf kasya´da yaptıklarımızın en kanlı ve zararlısı olduğu meydana çıkar"

Bu savaşlar netîcesinde Kafkasya´da yaşayan müslüman Türklerin mânevi yâtı yükseldi Ruslara karşı müthiş bir direniş başladı Şeyh Şâmi- l´e karşı olan güvenleri çoğaldı Canla başla ona yardıma karar ver diler Bu savaş, Çar Birinci Nikola´nın gururunu kırdığı gibi, plânlarını da alt üst etti Napolyon´a karşı gâlip gelen meşhûr Rus generalleri, iki ko lorduya yakın büyük bir kuvvet ile Avaristan´a saldırdıkları hâlde, Şeyh Şâmil´in bir avuç ordusu karşısında tutu namamışlar, felce uğramışlardı

Çar Nikola, bu hezîmetten sonra da, Şeyh Şâmil´in karşısına General Vorontsof´u çıkardı Onu Kafkas Orduları Başkumandanlığına getirerek; "Bütün ordularım bu uğurda fedâ olsun Hazînelerimin bütün kapıları Kafkasya için ar dına kadar açıktır İstediğin her şeyi bol bol alabilirsin Bunun karşılığında siz den Şeyh Şâmil´i ölü veya diri olarak ele geçirme nizi ve Dargo denilen yuvasını kasıp kavurarak çiğnemenizi istiyorum" dedi General Vorontsof, Kafkasya´yı bir uçtan bir uca fethetmek için alt mış bin kişilik bir kuvvetle harekete geçti Şeyh Şâmil´in yok denecek ka dar az bir askeri karşısında perişân olup şaşkına döndü Bir buçuk ay içinde elindeki bütün cephânelerini, güllelerini İmâm Şâmil´in yaptırdığı sahte istihkamlara, boş siperlere günlerce atarak bitirdi Ha kîkî muhâre belere daha girişemeden cephânesiz kaldı Geriden gelen mühimmat ve askerin yiyeceğini, erzakları Şeyh Şâmil´in yaptığı baskınla kaybetti Şeyh Şâmil´in iki ay süren çok mahâretli ve kanlı yıpratma muhârebeleri karşısında mevcûdunun büyük bir kısmını ve üç generalini kaybetti

Şeyh Şâmil, yeni bir gazâ için hazırlanmaya başladı Ordusuna, Rus- ların müslümanlara yaptıkları katliamları, ettikleri işkenceleri ve zu*lümleri anlatı yordu Dînini yayabilmek için, vatanlarını korumanın en bü yük ibâ- detlerden ol duğunu, bu uğurda şehîd olmanın öneminden ve Cennet´teki yüksek derecesini haber veriyordu Peygamber efendimiz den ve Eshâb-ı kirâmdan misâller getiri yor, onların hiç rahat yüzü gör mediklerini, hayat- larının sonuna kadar İslâmı yaymak için diyar diyar dolaştıklarını, çok az bir kuvvetle pek büyük düşman sürülerine gâlip geldiklerini anlatıyordu Halk heyecanla dinliyor, o anlattıkça Allahü teâlânın düşmanı olan Rus- lara karşı nefretleri artıyordu Ruslar harp meydanlarında devamlı yeni- lince ova köylerinde mezalime başladılar Bu köy lerden gelen iki kişi hal- kın çâresiz hâline Rusların kadın çocuk deme den yap tıkları mezâlimi Şeyh Şâmil´in annesine anlattılar Annesi, Şeyh Şâmil´i yanına çağırdı Annesinin en küçük arzusunu kendisine büyük bir emir telakkî eden muhterem İmâm, annesinin yanına gitti Biraz önce dinlediği vahşetten gözleri yaşla dolan heybetli ana, oğluna; "Evlâdım! Uzak Çeçen köyle- rinde Rusların yaptığı anlatılmaz işkenceleri ve öldü*rülen yiğitlerin habe- rini öğrendim Kendi lerini müdâfaa edemeyen bu köylüleri boş yere kır- dırmasan ve Ruslarla belirli bir müddet için mütâ reke yapsan olmaz mı?" deyiverdi Bu sözleri anasından işiten kahraman İmâm, beyninden vu- rulmuşa döndü Şeyh Şâmil, bir tarafta va tanın se lâmeti ve bu uğurda Ruslarla kanının son damlasına kadar mücâdeleye karar vermiş insanlar, bir tarafta da incitilmesi büyük günahlardan olan ana gibi iki müthiş ateş arasında kaldı Senelerdir, İslâm düşmanı olan Ruslarla mücâdele et- mişti Hattâ vücûdunda yara almadık yeri kalmamış gibiydi Bu uğurda; eşi, hemşiresi, oğlu, amcası ve binlerce müslüman Türk şehîd olmamış mıydı? Bu sebeple düşmanla anlaşmaya kalkanlar için kânunlar konul- muş, onlara şiddetli cezâlar verileceği bildirilmişti Şeyh Şâmil´in bu istek karşısında bir anda sararıp gül gibi solduğunu gö ren ana, oğlunun kalbi- ne fecî bir hançer sapladığını anla yarak yaptığına pişmân oldu ve; "Dilim tutulsaydı da oğluma böyle bir şefâatte bulunma saydım Müslü manların kâfirlere boyun eğmesi gibi büyük bir günâhı iş letmeye sebep olmak ne kötü Elbette oğlum bunu kabûl etmeyecektir Yâ Rabbî! Bu işin hâlle- dilmesi için oğluma yardım eyle, beni de affettikle rinin ara sına al!" dedi Sonra kimsenin yüzüne bakamadan evine girdi İmâm Şâmil ise güç durumlarda namaza durur, günlerce yemeden içme den o işin hâlle dilmesi için Allahü teâlâya yalvarırdı Yine öyle yaparak mescide halvete çekilen Şeyh Şâmil, gözyaşları arasında namaza durdu Kur´ân-ı kerîm okudu Allahü teâlânın sevgili kullarından, başta hocası Mevlânâ Hâlid-i Bağdâdî ve diğer büyüklerden yardım diledi Onları ve sîle ederek cenâb-ı Hakk´a niyâzlarda bulundu


Alıntı Yaparak Cevapla