Yalnız Mesajı Göster

Kılıc Kuşanan Evliyalar

Eski 08-24-2012   #37
Prof. Dr. Sinsi
Varsayılan

Kılıc Kuşanan Evliyalar




İmâm´ın korktuğu tek şey, müslümanların kalblerindeki düşmanla mücâdele azminin kaybedilmesi, îmânlarının sarsılması idi Halkın Rus larla anlaşmaya meyletmesi demek, esâreti kabûl edip, İslâmın emirlerini yapamamak, yasakla rından kaçınamamak, en mühimi îtikâdlarının bo zulması demekti Üstelik bu korkunç isteğe şefâatçı olan anasıydı Din ve vatan için, bir değil binlerce ana, oğul fedâ olmalıydı Şeyh Şâmil, gün lerce mescidde Allahü teâlâya yalvarıp, nefs muhâsebesi yaptıktan sonra karârını verdi Sabırla kendisini kapıda bekle yen halkın huzûruna çıktı Onlara; "Muhterem anam cezâsını çekecektir!" em rini bildirdi Emir bü yüktü Şimdiye kadar İmâm´larının bir istediğini iki etme yen nâibler, ana nın huzûruna çıktılar ve durumu bildirdiler Yaralı ana, adâlet dîvânının önüne geldi Halk toplanmış, nefes almadan bekliyordu Mahkûm mev kiinde, şimdiye kadar Kafkasya´da yetişen âlimlerin, velîlerin en büyükle rinden olan Şeyh Şâmil´in anası vardı Omuzları çökmüş, yaptığı hatânın üzün tüsü ile rengi solmuş bir hâlde oğluna baktı Sonra yürekleri parça layan bir sesle; "Oğlum! Allahü teâlânın emrinden kıl ucu kadar ayrılır san, emzirdiğim sütü helâl etmem! Verilecek cezâyı şimdiden kabûl edi yor, adâletten zerre kadar şaşmamanı istiyorum" dedi Dargolular, Şeyh Şâmil gibi mübârek bir zâtın ana sından böyle bir cevâbı bekledikleri için hiç şaşırmadılar

Herkes pür dikkat, İmâm´ın vereceği karârı heyecanla bekliyordu Ana ise; "Yâ Rabbî! Oğlum, merhamet duygusu sebebiyle doğru yoldan ayrılmasın" diye duâ ediyordu Şeyh Şâmil nâibleriyle istişâre ederek ne tîceyi bildirdi: "Yüz sopa!" Metânetle ortaya yürüyen ana, acabâ bu ce zâya dayanabilecek miydi? Herkes bunu düşünürken, senelerce ünlü Rus generallerine diz çöktürmüş kah raman İmâm´ın, anasının yanına va rıp diz çöktüğünü sonra da ellerine sarılıp öptüğünü gördüler Anasıyla helâllaşan Şeyh Şâmil, Dargolular´a dönerek; "Anamın bu meselede, merhametinin çokluğu sebebiyle başkalarına şefâat et mesinden başka hiçbir hatâsı yoktur Bu yaptığı hatânın cezâsını da mânevî ola rak şu âna kadar çektiği ızdıraplarla ödemiştir Maddî cezâyı da onun her şeyine vâ ris olan oğlu çekecektir" buyurduğunda, herkes yerinde dona kaldı Kim senin ağzını bıçak açmıyordu Çünkü, İmâm´ın verdiği karardan döndüğü görülme mişti Şeyh Şâmil, sopayı vuracak kimselerin yanlarına varıp, belden üst tarafını soyunduktan sonra; "Emri yerine getirmekte bir an bile tereddüd edip elleri tit reyenlere yazıklar olsun! Bütün gücünüzle vurma nızı emrediyorum!" diyerek sırtını döndü Vazifeliler ilk sopaları vurduk ları zaman herkesin gözleri yuvala rından fırlamış, bağırmamak için ken dilerini güç zaptetmişlerdi Her sopa in dikçe İmâm´ın mübârek vücû dunda derin izler meydana geliyor, sopa yerlerine kan oturuyordu Aynı yere ikinci üçüncü sopalar isâbet ettiğinde de, oralardan kan fışkırıyordu Şeyh Şâmil ise vazifelilerin önünde dimdik duruyor, en küçük bir inleme ve sopadan sakınmaya teşebbüs etmiyordu Nefsin istemediği bu ha re ket ile pek güzel bir mücâhede hâsıl olup nefsi inliyor, bu sebeple rûhu yükse lip, vilâyet makâmlarında üstün derecelere kavuşuyordu Bu gö rülmemiş man zara karşısında, bâzı nâibler ileri atılarak sopanın kendile rine vurulmasını iste mişlerse de, Şeyh Şâmil´in kararlı bakışlarından kor kup geri çekilmişlerdi Ni hâyet yüz sopa vuruldu Şeyh Şâmil vücûdun dan sızan kanlara bakarak, Allahü teâlânın, kendisine verdiği metânet ve sabır için şükür secdesine kapandı Sonra ayağa kalkıp ellerini açtı ve Rus zulmünden müslümanların muhâfazası için cenâb-ı Hakk´a duâ etti Hâdiseyi ibretle seyreden halk, bir taraftan ağlayıp göz yaşları döküyor, bir taraftan da Allahü teâlânın, böyle adâletli mübârek bir zâtı başlarına imâm yaptığına şükrediyordu Artık halk iyice şahlanmış, Ruslarla an laşma yapmanın ne büyük bir tehlike olduğunu iyi anlamıştı Onlarla mü câ dele etmenin din ve vatan borcu olduğuna yakînen inanmışlardı Şeyh Şâmil, anasının cezâlanmasına sebeb olanların kim olduğunu sordu Herkes; "Kim?" diye birbirine bakarken, iki elçi huzûra geldi Halk, onların üzerine yürümek is tiyor, fakat edebe aykırı bir hareketten de çekiniyor lardı İmâm onlara; "Köyle rinize dönünüz Sizi gönderenlere gördükleri nizi anlatınız Dînimizi yıkmak is teyen İslâm düşmanlarına verilecek ce*vâbımız budur" buyurdu

Bundan sonraki günlerde Şeyh Şâmil, Kafkasya´ya musallat olan Rus ordu larına sık sık baskınlar yaptı, akınlar düzenledi Onları memleketle rinden çıkar mak için geceli gündüzlü çalıştı Fırsat buldukça, Çar Birinci Nikola´yı can evinden vuruyor, hiç beklemediği yerlere saldırıyordu Hiç bir devletten yardım görmeden, tam yirmi beş sene Ruslarla mücâdele ederek vatanını savundu

Yeni Rus çarı İkinci Aleksandr başa geçtikten sonra, Şeyh Şâmil me selesini hâlledip Kafkasya´yı baştanbaşa fethetmek için, Prens Barya- tinski kumandanlı ğında beş ordu hazırlattı Bunlardan biri Şeyh Şâmil´in karargâhını, ikinci Lezgi, üçüncü Hazar Denizi civârını, dördüncü ve beşinci ordu da Çerkezistan´ı hedef aldı Fakat asıl hedef Şeyh Şâmil idi Îcâb ederse beş ordu birleşip hep birden hücum edebilecekti Bu se beple, birinci orduyu bizzat Başkumandan Prens Baryatinski idâre edi yordu Onun ordusunda elli bine yakın seçme asker ve elli civârında ağır top mevcuttu Bu muazzam kuvvete karşı, Şeyh Şâmil de beş bine yakın süvârisiyle Ruslarla çarpışmaya başladı Uzun ve kanlı çarpışmalardan sonra, Şeyh Şâmil, Gunip Dağına çekildi Bu dağda beş yüz kadar fedâ isi ile bir buçuk ay süreyle koskoca ordu ile savaştı Ellerinde atacak ba rutları, yiyecek bir şey kalmadı Etrâfındaki yiğit askerlerinin dört yüz ka darı da şehîd olmuştu Yi yecek yerine karınlarına taş bağlayarak düş manla mücâdeleye devâm ediyor lardı Başkomutan Baryatinski, Şeyh Şâmil´i canlı ele geçirmek istiyordu Bu sebeple Şeyh Şâmil´e beyaz bay raklı elçiler göndererek teslim olmasını teklif etti Şeyh Şâmil´in çocukları ve askerleri bu ümitsiz mücâdelede İmâm Şâmil´in de şehîd olacağını, sonunda Kafkas Türklerinin başsız kalacağını düşündüler Şimdi bir an laşma ile teslim olurlarsa, ilerde, Allahü teâlânın yaratacağı yeni imkân lara göre hareket edebileceklerini Şeyh Şâmil´e bildirdiler Şeyh Şâmil, dîni, vatanı için canını seve seve vermeye hazırdı Fakat, müslümanlara yardım etmek zâhiren sağ kalmakla mümkündü Bu sebeple gelen elçi lerle anlaşma ya pıldı Bu anlaşmaya göre; "Türklerin dinlerine karışılma yacak, onlardan asker alınmayacak, vergi toplanmayacak, Türkler iç işle rinde serbest bir devlet olup, idârecilerini kendileri seçecekler Şeyh Şâ mil, âile efrâdı ve mevcut kırk kadar askeri ile, silâhları dahî ellerinden alınmadan Türkiye´ye gidebilecekti" 1859 senesinde yapılan bu anlaş*madan sonra silâhlar sustu Başta Başkomutan Baryatinski, diğer gene raller ve bütün Rus askerleri, yirmi beş senedir bir avuç fedâisi ile kos koca Rus ordularını perişân eden, akla havsalaya sığmayan men kıbeler sâhibi kahraman Şeyh Şâmil´i bir an önce yakından görmek istiyordu Şeyh Şâmil, kendisine hayranlıkla bakan Rus askerlerinin aralarından geçerek, Başkomutan Baryatinski´nin çadırına gitti Baryatinski, anlaşma şartlarının ge çersiz olduğuna, kendisinin ve âile efrâdının Çar İkinci Alek- sandr´ın esîri olup, misâfir muâmelesi yapılacağını bildirdi Artık iş işten geçmişti Sözünden dönen bu alçak Ruslara karşı yapılacak bir şey yok- tu

Çar kendisine bir konak ve hizmetçiler verdi Şeyh Şâmil, Kaluga´da kaldığı on sene zarfında kendini kitaplara verdi Ancak bu şekilde teselli bulabiliyordu Artık oldukça yaşlanmış, esâret hayâtı onu iyice çökert mişti Bir defâsında, zi yârete gelen Rus Çar´ına Hacca gitmek istediğini bildirdi Rus Çar´ı bunu kabûl etti Fakat oğullarının rehin olarak kalması gerektiğini söyledi Bunu kabûl eden Şeyh Şâmil, 1870 senesinde İstan bul´a hareket etti Bu haberi işiten İstanbullular heyecanla İmâm´ın gel mesini beklediler Sultan Abdülazîz Hân, sarayında ha zırlıklar yaparak, senelerdir Ruslara kan kusturan İmâm Şâmil hazretlerini bek lemeye başladı Kafkasya´da, İslâmiyeti yok etmeğe uğraşan Ruslara karşı ver diği amansız mücâdeleyi iftihar gözyaşlarıyla tâkib eden müslüman Türk mil leti, Şeyh Şâmil´e hayran idi Onun esâretten kurtulup İstanbul´a gel diği gün, yer yerinden oynamış, halk sâhile dökülmüştü Rus vapuru Dolmabahçe Sarayı önüne demirlediğinde, Sultan Abdülazîz´in saltanat kayıkları, İmâm Şâmil ve âile efrâdını saraya getirdiler Abdülazîz Hân, onu sarayın kapısında karşılayıp, büyük bir hürmetle; "Babam kabrinden kalksaydı ancak bu kadar sevinebilir dim" diyerek, çok iltifâtlarda bulundu Sarayda hâl hatır sohbetleri arasında Sultan Abdülazîz, her türlü emrine hazır olduğunu bildirdi Bunun üzerine Şeyh Şâmil; "Pâdişâhım! Hayâtı mın şu son günlerini aşkıyla yandığım sevgili Pey gamberimin huzûr-ı şe rîflerinde geçirmek istiyorum Bunun teminini zât-ı âli nizden istirham edi yorum" dedi Bu arzuyu büyük bir îtinâ ile yerine getirmek için Rus sefirini saraya çağırttı Durumu anlatıp, Çar´a bildirmesini emretti Rus Çarı İkinci Aleksandr kabûl edip, Şeyh Şâmil´in Rusya´ya geri dönmemesini bil*dirdi Buna ziyâde memnun olan Şeyh Şâmil, İstanbul´da kısa bir müd det kaldı Başta Sultan Abdülazîz´in ve İstanbulluların gösterdiği yakın alâkaya, misâfir perverliğe hayran oldu Bu kadar ilgiye rağmen bir an önce Hicaz´a gitmek iste diğini pâdişâha bildirdi Abdülazîz Hân onun için en mükemmel vapurunu ha zırlatıp teşyî eyledi

Alıntı Yaparak Cevapla