Yalnız Mesajı Göster

“Abdulhamid’İ Anlamak Her Şeyi Anlamak Olacaktir.”

Eski 08-24-2012   #1
Prof. Dr. Sinsi
Varsayılan

“Abdulhamid’İ Anlamak Her Şeyi Anlamak Olacaktir.”




“ABDULHAMİD’İ ANLAMAK HER ŞEYİ ANLAMAK OLACAKTIR


Sultan İkinci Abdulhamid Han, dünyamızdan ayrılalı neredeyse bir asır oldu O’nun gidişiyle adeta yetim kalan ümmet, sahipsizlik diyarında serseri kuşlar gibi vur ha vur bir öteye bir beriye sürekli kanat vurdu; kimsesini aradı Bir ara bulur gibi oldu, fakat sun-î Yahudiler (masonlar) gerçek Yahudilerin desteğini arkalarına alarak -Abdulhamid devrinde olduğu gibi- yine “vatan kurtarma” adı altında milletin önünü kesti, en olmaz yalanları ona gerçek diye takdim etti

Sadece aktörlerin değişti kadim oyunda/hak-batıl mücadelesinde ümmetin yeni mağlubiyetler yaşamaması Sultan Abdulhamid’i ve Onun düşmanlarını iyi tanımasıyla mümkün olacaktır Bunun içindir ki Üstat Necip Fazıl “Ulu Hakan İkinci Abdulhamid Han” adlı kitabını şu cümle ile noktalar: “ABDULHAMİD’İ ANLAMAK HER ŞEYİ ANLAMAK OLACAKTIR

Sultan anlaşılınca Büyük Destan’a düşülen ara noktası kalkacak ve yeniden ümmet kimsesine kavuşacaktır

Sultan’a ait şu dua (1) Destan’a konan noktanın yerini gösterdiği gibi, Onun yeniden nereden başlayacağını da tayin etmektedir:

“Allahım helal etmiyorum! Şahsımı değil, milletimi bu hale getirenlere, hakkımı helal etmiyorum! Beni, benim için lif lif yolsalar, cımbız cımbız zerrelerimi koparsalar, sarayımı yaksalar, hanümanımı, hanedanımı söndürseler, çoluğumu gözümün önünde parçalasalar helal ederdim de Sevgili’nin (Salu Aleyhi ve Sellem) yolunda yürüdüğüm için beni bu hale getiren ve milletimi ateşe atan insanlara hakkımı helal etmem!

Allahım! Mukaddes isimlerine kurban olduğum Allahım! Ya Âdil! Bana “Kızıl Sultan” adını takan ve devrilmem için ellerinden geleni yapan Ermenileri, şimdi beni devirenlere parçalatıyorsun! Bu cellatları da, kim bilir, kimlere parçalatacaksın? Fakat yâ Rahman! Adaletinle tecelli edersen hepimiz kül oluruz! Bize acı! Resûlünün, Sevgilinin, Kainatın Efendisinin nurunu kaydeder gibi olduğu için bu hale gelen millete, rahmetinle, fazlınla, lütfunla tecelli et!

Yâ Kâdir! Kundaktaki yavruyu gagasına almış, kaçıran leş kuşunu düşürüp çocuğu kurtarmak ancak senin kudretine sığabilir Leş kuşlarının gagasında kundak çocuğuna dönen milletimi kurtar Allahım!

Ya Ma’bud ! Ömrümde tek vakit farz namazı kaçırdığımı hatırlamıyorum! Ama tek vakit namazım olduğunu iddiaya da nefsimde kuvvet bulamıyorum! Huzurunda eğileceğime kaskatı kalıyorum ve duada ruh teslim edeceğime yatağımda kıvranıyorum! Sana kulluk gösteremeyen bu kulunu affet Allahım!

Eğer, yılları tesbih dizisince süren hükümdarlığımda Seni bir kere anabildim, Resûlüne bir an bağlanabildimse, duamı, o bir kere ve bir an yüzü suyu hürmetine kabul et!

Yâ Sübhan! Şu titrek elleri, Kıyamet gününde sana “Ümmetim, ümmetim!” diye yalvaracak olan Habibinin eteğinde, şimdi “Milletim, milletim!”diye dilenen bu ihtiyarın duasını geri çevirme! Milletimi evvelâ “Ba’sü ba’de’l-mevtsiz” bir ölümle yok etmeye götüren sahte kurtarıcılar ve sahta kurtuluşlardan kurtar; ve ona bir gün gelecek kurtarıcıları, gerçek kurtuluşu nasib eyle!

Benim artık bu dünya gözüyle görebileceğim hiçbir saadet ümidim kalmadı Bari felâketi olsun bana daha fazla gösterme Allahım! Ayakta duramaz, haldeyim! Vadem ne gün dolacak Allahım?


İNKİŞAF



1 Aslı Abdulhamid Han Hazretleri’ne ait olan dua, yukarıdaki haliyle Üstat Necip Fazıl tarafından kaleme alınmıştır

Alıntı Yaparak Cevapla