08-23-2012
|
#2
|
|
Prof. Dr. Sinsi
|
Pierre Joseph Proudhon
Pierre Joseph Proudhon ve Anarşizm
Proudhon'un temel düşüncesi, adalettir Proudhon'daki adalet düşüncesi, bireysel sınırları aşmakta, toplumsal yaşamı kapsamaktadır Yalnız onun sözünü ettiği adalet, daha çok, tanrısal adalet olarak belirmektedir "Toplumları yöneten bu adalettir, siyasal yaşamın merkezi de odur " Proudhon, bu adaletin gereklerinden hareket ederek özel mülkiyete karşı çıkar Mülkiyet insanların zararınadır; çünkü işsizliği, üretim fazlasını, iflasları, yıkımları o doğurur Proudhon, bir yandan özel mülkiyete karşı çıkarken bir yandan da, kolektif mülkiyet kavramını eleştirir Ona göre, liberal rejimde güçlüler zayıfları sömürmekte, komünist rejimde ise zayıflar güçlüleri ezmektedir Öyleyse mülkiyet olmamalıdır
Proudhon'a göre, birbirlerinin özgürlüklerine saygılı insanlar arasındaki tek ilişki özgür biçimde yapılmış bir sözleşmenin getirdiği zorunluluklara dayanan ilişkidir Kendi hukuk kurallarına göre kurulmuş olan ve bireylerin yetkisini aşan devlet her türlü meşru temelden yoksundur Zaten otorite demek baskı demektir; üstün iktidar demek, mutlak iktidar demektir Bu böyle kabul edilince otoritenin savunucuları ister tutucu olsunlar ister sosyalist bunun o kadar önemi yoktur Proudhon "insanın insan tarafından yönetilmesi köleliktir" der ve ekler "parti olmamalı, otorite olmamalı, bunların yerine insanın ve yurttaşın mutlak özgürlüğü olmalı" Bu sözler Proudhon'un anarşizmini açık saçık ortaya koyan örneklerdir
Proudhon'un iddialı anarşizmi, mülkiyet konusunda yazdıklarından da anlaşıldığı gibi temelsiz değildir Anarşi "pozitif"tir Bu anarşide "özgürlük, düzenin kızı değil, düzenin anasıdır"
Proudhon yaşamın temel kuralı olarak karşıtlığı, uzlaşmazlığı alır Hegel'in çelişkilerin bir sentezde çözümlendiği konusundaki düşüncesine karşı çıkar Proudhon "karşıtlık çözümlenmez" der Ona göre devlet, birbirine karşı toplumsal güçlere egemen olmak için bütün özel girişimleri yok etmeye çalışmaktadır Oysa her türlü dış müdahaleden, koruyucudan kurtulmuş bir toplumda denge kurulabilir Pozitif Anarşi iktisadın siyasete üstünlüğü ile sağlanacaktır, hükümet iktisadi organizma içinde eriyip yok olacaktır
Proudhon, ailenin, törelerin ateşli savunucusudur Törelerin dokunulmazlığı, evliliğin kutsallığı, ailenin düzeni söz konusu olduğunda tutucudur "Aile kurumuna yapılan her saldırı adalete karşı, halka, özgürlüğe ve devrime bir saldırıdır" der Burjuvaziyi, ahlakı elinde tuttuğu için değil, onu özünden ayırdığı için eleştirir ve aileyi küçük düşürdüğü için suçlar
Öte yandan adalete olan sarsılmaz inancı onu şiddete dayanan bir devrim önermekten de alıkoyar Pozitif Anarşizm barışçı bir evrimciliği öngörür Proudhon "kendi olanaklarımız ölçüsünde adaleti gerçekleştirerek bu evrimi hızlandırmak bizim elimizdedir" der
Etkisi derin ve uzun süreli olan Proudhon "Anarşizmin babası" ve en etkili temsilcisi sayılır Proudhon'un bireysel özerklik savunusu hala etkisini duyurmaktadır Marksçılığa karşı çıkanlar için Proudhon'un düşünceleri dayanak olmuştur Proudhon, sentezin karşısına dengeyi, zorlamanın karşısına özgürlüğü koyarak Karl Marks'tan ayrılır
KAYNAK
Gelişim Yayınları, Devrimler ve Karşıdevrimler Ansiklopedisi
|
|
|
|