08-23-2012
|
#3
|
|
Prof. Dr. Sinsi
|
Edmund Husserl
Edmund Husserl'in Felsefesi
Husserl'in felsefeye karşı ilgisi matematik alanındaki çalışmalarını sürdürdüğü yıllarda başlamıştır Ancak bu başlangıç felsefenin matematikten kaynaklandığı anlamına değil, felsefenin öteki bilimlerden bağımsız bir varlık alanını konu edindiği anlamına gelir Husserl için önemli olan daha önceki felsefe çığırlarından birine bağlanmadan, felsefeyi başka bir bilimin buyruğu altına sokmadan, özgün bir araştırma dizgesi durumuna getirmekti Bu anlayışla yola çıkan düşünürün ilk işi de, kendi geliştirmeye çalıştığı yeni bir yöntemle, felsefenin bağımsız bir varlık alanını içerdiğini ileri sürmek oldu
Ona göre felsefenin nesnelerden (Sachen) oluşan, kendine özgü bir alanı vardır Ancak bu alanı oluşturan Sachen ya da Phainomenon gibi kavramlarla açıklanan varlıklar, alışılagelenin dışında, özel bir anlam taşır Felsefenin yapması gereken, bu kavramlarla anlatılan varlık alanına girmek, fenomenlere (görüngülere) dönmektir (zürück zu den Sachen)
Bu işlem ona uğraşacağı varlık alanını bulduracak, ele alacağı sorunlar için gerekli çözüm yöntemini verecektir Bu yöntem fenomenlerle ilgili düşünme biçiminden kaynaklanan, varlığın doğal niteliklerine değil de özüne (Essentia) yönelen tutumu (Einstellung) gerektirir Bu tutum ise ortada duran varlıkla, kişiye doğada verilenle, duyularla algılananla bağlantılı değildir, yeniden bulunması, görülmesi gerekeni aramakla ilgilidir
KAYNAKLAR
1) Türk ve Dünya Ünlüleri Ansiklopedisi; Anadolu Yayıncılık
2) Filozoflar Ansiklopedisi; Cemil Sena
3) Çağdaş Felsefe; Prof Dr Bedia Akarsu
|
|
|
|