|
Prof. Dr. Sinsi
|
Platon - İdealar Teorisi Ve İdeal Devlet
Platon - İdealar Teorisi ve İdeal Devlet
İDEALAR VE BİLGİ
Sokrates, objektif bilgiyi insanlık ve toplumla alakalı olan erdem, adalet, bil?*gi ve iyi gibi kavramları inceleyip açıklayarak başarabileceğimize inanıyordu Örnek olarak, kavramsal analiz yoluyla adalet ve iyinin gerçekten ne anlama geldiğini kavrayabiliriz Bir davranışın iyi olup olmadığını belirleyebileceksek bunu bir kalıp ya da norm ile yani iyi olanla karşılaştırmak zorundayız Davra?*nış bu kalıba benzediği müddetçe iyidir İyi ve adalet gibi evrensel kavramları tanımlayarak, evrensel ve değiştirilemez olan bir şey yakalıyoruz Fakat nedir bu yakaladığımız şey? Objektif bir varlığı var mıdır? Çevremizdeki bağımsız bir nesne diyebilir miyiz bunun için? Veya bizim dışımızda var olmayan bir düşün?*ce nesnesi midir? Bunlar Sokratesvârî kavramsal analiz ve evrensel ahlakî normların var olduğu iddiası üzerinden yükselen sorulardır Belki de Sokrates evrensel ahlakî-siyasî normların varlığını felsefî olarak na?*sıl açıklayacağı konusunda pek emin değildi; fakat bir idea (Yunanca: Eidos) olarak iyi teorisiyle Platon, bu meseleyi halletmeye niyetlendi: Idealar teorisi objektif ahlak felsefesinin adamakıllı bir savunusu olarak görülebilir (Platon, Sokrates'in Sofist güreciliği eleştirisinin üzerine ekliyor)
Bununla beraber Platon'un, hakikatte "Platon'un idealar teorisini" onayla?*yıp onaylamadığına ilişkin kuşkular vardır Aslında kendi teorisine karşı güçlü argümanlar atmıştır ortaya Belki de Augustine gibi Platoncu olmaktan ziyade Neoplatoncu idi Bu noktada şunu hatırlamak önemli ki Platon'un yazarlığı şu şekilde yorumlanan bir seyir izlemiştir: İlk aşamasında Platon Sokrates'e yakın durur (Sokrates diyalogları)- kavramsal analiz ve kavramsal idrak ile çalışır; or?*ta aşamada, Platon ideaların bağımsız bir varlığı olduğunu göstermeye çalışır-idealar teorisi (Devlet diyalogunda olduğu gibi); ve son olarak, kavramlar ve ev?*renselin çözümündeki içsel dinamik tarafından yönlendirilerek Platon, diyalek?*tik bir epistemolojinin izahını yapar (Parmenides diyalogunda olduğu gibi)
Parmenides'te Platon, idealar teorisinin süregelen versiyonunun eleştirisini tartışır ki, bu versiyonu ideaların tanımı sorusu ile eşyanın idealara nasıl katıl?*dığı sorusu üzerine inşa edilmiştir Önceki soruyla ilgili olarak genç Sokrates'e Bir olan için ve çok olan için (ve diğer matematik kavramlar için) ideaların olup olmadığı sorusu sorulmuştur O'nun bu soruya yanıtı, kesin olmayan bir evet-ti Fakat insanoğlu için, ateş ya da su için? Evet; yine burada Sokrates daha te?*reddütlü Ya saç ve çamur, onların da mı kendi ideaları var? Sokrates'e göre bunlar için idealar olamaz Bir başka deyişle neyin ideasının olup neyin olma?*dığı konusunda bir belirsizlik var- kriterler eksik gibi görünüyor- aynı zamanda, diğer taraftan, öyle görünüyor ki değerli olguların ideaları var, değersiz şeylerin değil Bu bakış açısı Parmenides tarafından, genç Sokrates'in kamuoyunca ve hâlâ bağımsız düşünce yetisinin oluşamadığının kanıtı olarak irilmiştir 2
Parmenides'te Platon, bir kavramının diyalektik sınamasına ötekiyle ilişkisi, ilişkisi ve çok olanla ilişkisi çerçevesinde alternatif hipotezleri temel (yani Bir şudur, Bir şu değildir) devam eder Diyalogun bu kısmının nasıl yorumlanacağı Platonik araştırmadaki temel sorulardan biridir Platon'un diyalogun bu kısmında felsefesinin en önemli bölümünü açıkladığı iddia edilmiştir Tartışabileceğimiz ve açıklayabileceğimizin ötesinde tüm şeylerin yaşam öncesi kökenlerinin üstü kapalı bir biçimde görüldüğü yer olan düşüncenin sınırlarını gösteren bir diyalektik düşünme süreci; sonra, tıpkı yaşam öncesi kökünden ışığın "aşağı" doğru yol aldığı gibi, ilkeler teorisi ve bilim teorisine doğru iner ki burada idealar farklı aşamalarda birbirlerinin iç içe geçmişlikleriyle görünür, ta ışık, çeşitlilikte ve duyu karmaşası içinde kaybolana dek Bu, Platon'un bir Neo - Platoncu mistik olduğu; Neo - Platoncu yorumla uyum içinde olarak diyalektik akılla çalıştığı anlamına geliyor (bkz Plotinus) Bu görüşe göre idealar teorisinin geleneksel yorumu, hakikate ilişkin bir kaplumbağanın perspektifi gibidir: Işık ve yaşam öncesi köken "aşağıdan" görünür; eşyadan ve duyusal dünyadan soyutlama yoluyla "yukarı doğru" Yukarıdan gelen ışık - ki bahsedilen karşı argümanlarla uzlaşabilir - tanınmamış olur böylece, ilk olarak akıldan koparak şahin bakışını elde edebiliriz ki burada yaşam öncesi “aşağıyı” görürüz idealar dünyası boyunca duyusal dünyaya doğru, idealar dünyası kurgulanmış, varsayılmış evrensel kavramlar kümesi değil; yaşam öncesi kökenden duyusal dünyaya geçen yukarıdan gelen olarak görünür İdealar teorisinin süregelen yorumundaki İdealist ikili ay - burada Neo Platoncu felsefe ve ilahiyatta bulabileceğimiz bir tür dinamik Huşum teorisinden yana aşılmaktadır
Bununla birlikte idealar teorisi, "var olan nedir?" diye sorarak kozmolojik, donemin doktrinleriyle aynı çizgide yorumlanabilir Kimi, belli maddelerin var olduğu şeklinde bir yanıt verir Diğerleri, Pythagoras gibi, yapı ya da formun var olduğunu söyler Platon, bu yoruma ilişkin olarak, ideaların ana gerçeklik (cevher) olduğunu söyler Teoriye doğru ilk adımları makul kılmak için her günkü gerçekliğimizi başlama noktamız olarak alabiliriz Eğer kürekle bir hendek kazıyorsak ve birisi bize ne ile çalıştığımızı sorarsa, mesela şöyle yanıt verebiliriz: "Bir hendek" ya da "bir kürek ve toz ile" Fakat, eğer matematik dersinde biri ne ile çalıştığımızı sorarsa yanıt vermek daha zor olur "Kalem ve kağıt ile" ya da "tebeşir ve karatahta ile" diye yanıtlayabiliriz Fakat bunlar iyi yanıtlar değildir; zira bir İngilizce ya da resim dersinde de ne ile çalıştığımız sorusuna aynı yanıtları verebiliriz Matematik ve gramer ile uğraştığımızda "aynı şey” ile çalışmıyoruz Aynı konular değildir bunlar Peki matematiğin konusu nedir? Şöyle yanıtlayabiliriz: Bir kavramlar sistemidir İşte bu bizi idealar teorisine götürür: Duyularımızla kavrayabileceğimiz şeylerin ötesinde (tebeşir, mü?*rekkep, kağıt, karatahta, vb ) anlayacağımız fakat duyularımızla kavrayamaya-cağımız şeylerin, yani daire, üçgen vb gibi kavramların bulunduğunu söyleyen bir teori
Fakat bu matematiksel ideaların varlığı o kadar kesin midir? Sadece karatah?*tadaki tebeşir değil midir var olan, bu ideaların yerine? Peki, teneffüste kara?*tahtayı sildiğimizde matematiksel idealar yok mu olur? Bu mantıklı görünmü?*yor Ya da matematik sadece "içimizde" mi var olur? Öyle, bir matematik der-sindeki 30 öğrencinin tümü birden, kimi ağır kimi hızlı düşünürken aynı şeyi, örneklendirirsek Pythagor teoremini, nasıl öğrenebilir? Matematik, basit bir bi?*çimde içimizde olamaz Matematik, dikkatimizi yöneltebileceğimiz ve üzerine düşünebileceğimiz bir şey olmalıdır Matematiğin doğruları, evrensel bir biçim?*de geçerlidir; yani herkes için geçerlidir Nitekim konudan bağımsızdırlar
Böyle basit soru ve argümanlar, bize büyük oranda Platon'un idealar teori?*sine tekabül eden bir şey bırakır: Daire ve üçgen gibi idealar duyularımızla kavranamazlar; aklımızla idrak edilebilirler (Duyularımızla kavrayabileceğimiz) belli birtakım daire ve üçgenler tekabül eden ideaların kolayca bozulan temsil?*leri gibidir Değişebilen temsillerin aksine idealar evrensel ve değişmezdir İde?*alar düşüncelerimizdeki bir şey de değillerdir Objektif olarak var olurlar; ev?*rensel olarak geçerlidirler Yine yanıtı anlamak için soru sorma ve argüman yo?*lunu kullandık Bunun gösterdiklerinden biri şudur: Eğer evren "ikiye bölün?*müş" olsaydı, yani eğer iki varlık formu olsaydı- duyularımızla ve idealarla kav?*radığımız şeyler- evrensel biçimde geçerli olan bir ahlak felsefesi için zemini za?*ten hazırlamış olurduk Böylece, bir biçimde iyinin objektif bir şey olduğunu-yani bir idea formuyla- söylemenin nasıl mümkün olduğunu açıklamış olduk
|