08-23-2012
|
#2
|
|
Prof. Dr. Sinsi
|
Zen
Savaş Sanatları'nda gerekli olan refleks düzeyinde düşünmenin, ikirciklenmenin, tereddütün olmadığı Wu-wei boş akıl, sessiz akıl Zen'e büyük ilgi doğurmuştur
Oradan İkebana Sanatı'na sıçrayan Zen ustaların kusursuz çiçek aranjmanlarında ruhlara çarpmıştır
Sonraları geleneksel Japon çay seromonilerindeki yüksek konsantrasyonları ile Zen üstadları övgüler almıştır Ressamlar, gezgin öykü anlatıcıları, köy köy gezen çıkıkçılar (Zatoichi filmini izlediniz mi?), rahipler, güzelliği dillere destan kadınlar Zen'in canlı hayat hikayeleri olmuşlardır Artık bununla ilgili pek çok espri yapılmaktadır Mesele motosiklete binme sanatında Zen gibi Ülkemizde de Cem ŞEN tarafından Dharma yayınlarından "Dolmuşa Binme ve Dolmuştan İnme Sanatında Zen" kitabı basılmıştır
Zen din midir? Hayır değildir Kökeni itibariyle Budizm'in alt kolu gibi görünmesine karşın tüm ustaları hem Budayı hem de herhangi bir dini yadsır Kurgusal yaklaşımlar onlar için anlamlı değildir Öz olarak yaklaşımları doğrudan görme üzerine kuruludur
Geçitsiz Geçit(The gate is no gate), Zihin zihinsizliktir(Mind is no mind)
"Gerçekle arana Buda girerse kes onu" /
"Usta! Buda heykellerini yakıyorsun!" / "Ne yapıyorsun! En yüce gerçeği anlatan pirlerin emaneti kitabı ateşe attın? / Asıl sen ne diyorsun?"
Köpekte Buda yaradılışı var mıdır? / Mu ( Ne evet, ne hayır, ne hem evet hem hayır ne de hiçbiri anlamanına gelen bütünsel olumsuzlama sözcüğü)
Zen öyküleri "Zen Eti Zen Kemiği" adı ile ülkemizde Yol Yayınları'ndan rahmetli İlhan Güngören tarafından basıldı Ülkemiz böylece Zen'le tanıştı Sonraları Batı'ya Zen'i tanıtan D T Suzuki kitapları da raflarda yerini aldı Pek çok Zen kitabını Türkçe'ye çeviren ve kendisi de bir Zen uygulayıcısı olan Nevzat Erkmen'in rahat, doğal diline ve Zen'e özgü sıradışı çevirisine de teşekkür etmeliyiz
Zen öykülerinden bir kaçı ile sizi eğlenceli hoş okunan ve öğretici hayat derslerine davet ediyorum
"Adamın biri dağ başında bir kaplanın karşısına düşmüş Bahtsız adam kaçacak yeri kalmayınca çaresiz uçurumdan aşağı inmeye başlamış bir sarmaşıkla Sonra bir bakmış, aşağıda başka bir kaplan da onun inmesini bekliyor Aşağıda bir kaplan yukarıda diğeri, üstüne üstlük bir fare sarmaşığı kemirmeye başlamış Ansızın sağında bir çilek görmüş Hemen ağzına atıp yemiş
Tadı o kadar güzel gelmiş ki "
İşte Zen hayatı her an bu dikkatle, uyanıklıkla derin bir tatla yaşamayı öğretir
"Aydınlanma nedir?" der öğrenci Usta "Yemeğini yedin mi?" der karşılık olarak "Evet" der öğrenci "Öyleyse git kapları yıka" öğrenci Satoriye ulaşır
Büyük bir Usta'ya gider bir Zen meraklısı
"Ne kadar zamana aydınlanırım ben?" diye sorar "10 yıl sürebilir" der usta "Pekiyi ya çok çalışsam?" "20 yıl" "Peki çok çok çalışsam?" "30 yıl" der gözüpek hoca Öğrenci büsbütün şaşırır "Nasıl olur bu?" Hocanın cevabı ufuk açıcıdır "Sen hedefe odaklanmak için bir gözünü kapatıp diğeriyle nişan aldığında geriye tek gözün kalır "
Bir Zen öğrencisi yıllar süren çalışmasına rağmen aydınlanamaz ve ünlü Zen koanını işitir "Nirvana şimdi ve buradaysa onu aramak onu kaybetmektir " Böylece tüm etkinliklerini bırakıp terkeder Başarısız olmuştur Dağ başında yaşamaktadır Bir gün odun kırarken bir taş sıçrar ve bir bambuya çarpar Ansızın kendiliğinden Satoriye erişir
İki öğrenci dalgalanmakta olan manastırın flamasına bakarlar Biri "Rüzgar hareket ediyor" der Diğeri "Hayır, hareket eden flama" diyerek karşı çıkar O esnada yanlarından geçen üstad onlara dönüp "Ne rüzgar ne de flama; hareket eden sadece zihin" der
Joshu altmış yaşında Zen'e başlayıp seksen yaşına dek öğrencilik, yüzyirmi yaşına dek de hocalık yapmış bir usta Biri sormuş "Eğer zihnime hiçbirşey yapamıyorsam ne yapmalıyım?" "At onu" demiş "Ama hiçbirşey yapamıyorsam nasıl atayım" "Öyleyse taşı onu"
Ryokan bir dağ başında fakir bir kulubede yaşayan büyük bir Zen ustasıdır Bir gün kulubesine bir hırsız girer Çalacak bir şey bulamaz Haline acır adamın Ryokan "Gel elbiselerimi al bari Eli boş dönme" der Sonra kendisi çıplak kalır ama adama giysileri verir Adam gittiktan sonra gökteki Ay'ı seyrederek şöyle der "Zavallı adam, Yapabilseydim şu güzel Ay'ı vermek isterdim ona"
"Düşünmemek gene de düşünmektir Ben düşünmeyeceğim diye düşünmektir Bu da bir tür düşünmektir Düşünmek ya da düşünmemek Bu ikilemden nasıl çıkılmalı? / "Hui-neng"
|
|
|
|