08-20-2012
|
#1
|
|
Prof. Dr. Sinsi
|
İspanya İç Savaşı Sanata Etkileri
Sanata etkileri
Pablo Picasso ünlü tablosu Guernica'yı İç Savaş dönemini anlatması için yapmış ve Alman bombardımanı altında kalan Guernica kasabasında yaşanan dramı ressetmiştir Ressam, bu ünlü eserinin Francisco Franco iktidarda olduğu sürece İspanya'ya götürülmesini yasaklamıştır Eser, Franco rejimi sona erdikten sonra ABD'den Madrid'e getirilmiştir Şu anda Centro de Arte Museo Reina Sofia Müzesinde sergilenmektedir
Nazım Hikmet savaş sırasında Cumhuriyetçilerin gösterdiği başarılı Madrid Savunmasını aşağıdaki şiirle değerlendirmiştir:
Karanlıkta Kar Yağıyor
Ne maveradan ses duymak, ne satırların nescine koymak o "anlaşılmayan şeyi", ne bir kuyumcu merakıyla işlemek kafiyeyi, ne güzel laf, ne derin kelam  Çok şükür
hepsinin
hepsinin üstündeyim bu akşam
Bu akşam bir sokak şarkıcısıyım hünersiz bir sesim var; sana, senin işitemeyeceğin bir şarkıyı söyleyen bir ses
Karanlıkta kar yağıyor, sen Madrid kapısındasın Karşında en güzel şeylerimizi
ümidi, hasreti, hürriyeti
ve çocukları öldüren bir ordu
Kar yağıyor Ve belki bu akşam ıslak ayakların üşüyordur Kar yağıyor, ve ben şimdi düşünürken seni şurana bir kurşun saplanabilir ve artık bir daha
ne kar, ne rüzgar, ne gece  
Kar yağıyor ve sen böyle "No pasaran" deyip
Madrid kapısına dikilmeden önce
herhalde vardın
Kimdin, nerden geldin, ne yapardın? Ne bileyim,
mesela;
Astorya kömür ocaklarından gelmiş olabilirsin Belki alnında kanlı bir sargı vardır ki kuzeyde aldığın yarayı saklamaktadır Ve belki varoşlarda son kurşunu atan sendin "Yunkers" motorları yakarken Bilbao'yu Veyahut herhangi bir Konte Fernando Valaskerosi de Kortoba'nın çiftliğinde
ırgatlık etmişindir
Belki "Plasa da Sol" da küçük bir dükkanın vardı, renkli İspanyol yemişleri satardın Belki hiçbir hünerin yoktu, belki gayet güzeldi sesin Belki felsefe talebesi, belki hukuk fakültesindensin ve parçalandı üniversite mahallesinde bir İtalyan tankının tekerlekleri altında kitapların Belki dinsizsin, belki boynunda bir sicim, bir küçük hac Kimsin, adın ne, tevellüdün kaç? Yüzünü hiç görmedim ve görmeyeceğim Bilmiyorum belki yüzün hatırlatır Sibirya'da Kolçak'ı yenenleri belki yüzünün bir tarafı biraz bizim Dumlupınar'da yatana benziyordur ve belki bir parça hatırlatıyorsun Robespiyer'i Yüzünü hiç görmedim ve görmeyeceğim, adımı duymadın ve hiç duymayacaksın Aramızda denizler, dağlar,
benim kahrolası aczim
ve "Ademi Müdahale Komitesi" var Ben ne senin yanına gelebilir,
ne sana bir kasa kurşun,
bir sandık taze yumurta,
bir çift yün çorap gönderebilirim
Halbuki biliyorum, bu soğuk karlı havalarda iki çıplak çocuk gibi üşümektedir Madrid kapısını bekleyen ıslak ayakların Biliyorum, ama dert etme ne kadar büyük, ne kadar güzel şey varsa, insanoğulları daha ne kadar büyük
ne kadar güzel şey yaratacaklarsa,
yani o korkunç hasreti, daüssılası içimin güzel gözlerindedir
Madrid kapısındaki nöbetçimin
Ve ben ne yarın, ne dün, ne bu akşam onu sevmekten başka bir şey yapamam
25 12 1937
Kaynak : Wikipedia
|
|
|
|