Yalnız Mesajı Göster

Kur'an, Peygamberimizin (Sav) Sözleri Olamaz Mı? Değilse Nasıl İspat Edilir?

Eski 08-20-2012   #2
Prof. Dr. Sinsi
Varsayılan

Kur'an, Peygamberimizin (Sav) Sözleri Olamaz Mı? Değilse Nasıl İspat Edilir?




1 Kâinatın Yaratılışı
Kâinatın yaratılışıyla alâkalı olarak 'İnkâr edenler, gökler ve yer bitişik bir durumdayken, onları birbirinden ayırdığımızı, sonra da bütün canlıları sudan yarattığımızı görüp düşünmüyorlar mı? Halâ imân etmeyecekler mi?' (Enbiya/30) ayetinin anlattığı yüksek hakikat, teferruatına dair farklı fikirler ileri sürülse bile ilk yaratılışla alâkalı değişmeyen en sabit bir prensiptir Ayette anlatılan, bitişik olma ve ayrılma, ister gazlardan meydana gelen kitlenin, nebulolara ayrılması, ister güneş sistemi gibi sistemlere bölünüp şekillenmesi ve yörüngeli mükemmel düzenli sistemlere dönüşmesi, isterse bir sahâbiye ve bir dumanın bölünüp, parçalanıp, kontrol altına alınması şeklinde olsun netîce değişmez Âyet, kullandığı malzeme ve seçtiği üslup itibariyle, ilmî araştırmalar için hep bir ışık kaynağı olmuş, bütün iddia, teori ve tezlerin eskiyip atılmasına karşılık o, tazeliğini korumuş, bugünlere gelmiş ulaşmış ve yarınlara hakim olmaya da aday görünmektedir

2 Astronomi
Kur'ân-ı Kerim'de astronomiye esas teşkil edecek o kadar çok âyet vardır ki, bunların bir araya getirilerek teker teker tahlil edilmeleri, ciltler ister Biz bir-iki âyetin işaretiyle yetineceğiz

'Allah o zattır ki, gökleri, görebildiğiniz bir direk olmaksızın yükseltti; sonra da iradesini (tekvin) arşına yöneltti Artık hepsi belli bir süreyle kayıtlı olarak akıp gitmektedir' (Ra'd/2)

Âyet, göklerin yükseltilmesini, genişleyip büyümesini hatırlattığı gibi, her şeyin düzen içinde baş başa, omuz omuza olmasını da (bilebileceğimiz cinsten bir direk olmaksızın) sözüyle ifade etmektedir Evet, gök kubbeyi tutup, dağılmasına meydan vermeyen, görebileceğimiz cinsten bir direk yok ama, yine de bütün bütün direksiz değil Zira, kütlelerin dağılmaması ve gelip birbirine çarpmaması için, görülsün görülmesin mevcut düzene esas teşkil edebilecek kanun, kaide, prensip mânâsında böyle bir direğin vücudu zarurîdir

Kur'ân bu ifadesiyle bizlere, kültürler arası ile'l-merkez (merkez çek) an'il-merkez (merkez kaç) prensibini düşündürmektedir ki, bunun, Newton'un çekim kanununa veya Einstein'in (hayyiz)'ine uyup uymaması bir şey ifade etmez
Hele âyetin, Güneş ve Ay'ın akıp gittiğini ifade etmesi çok enteresandır ve üzerinde durulmaya değer Rahmân suresindeki 'Güneş ve Ay'ın hareketleri tamamen bir hesaba bağlıdır' (Rahman/5), Enbiya suresindeki 'Geceyi, gündüzü, Güneşi, Ay'ı yaratan O'dur Bunların her biri bir yörüngede yüzmektedirler' (Enbiya/33), Yâsin suresindeki 'Güneş kendine mahsus yörüngede akıp gitmektedir' dedikten sonra 'Bunların her biri belli bir yörüngede döner dururlar'(Yasin/38-40) diyerek,Güneş, Ay ve sair gezegenlerin bir düzene göre yaratıldıklarını, bir âhengi temsil ettiklerini ve hesaplı bir gerçeğe dayalı bulunduklarını apaçık dile getirmektedir


Yerin Yuvarlaklığı
'Geceyi gündüzün üstüne, gündüzü de gecenin üstüne doluyor'(Zümer/5) ayeti, kullandığı malzeme itibariyle, gece ve gündüzün birbirini takip etmesini, sarığın başa sarılması gibi, ışık ve karanlığın, yerkürenin başına 'sarık gibi dolanması' sözüyle anlatıyor Bir diğer âyette ise 'Sonra da yeri döşeyip (elips şeklinde) yerleşmeye hazırladı' (Naziat/30) diyerek araştırmacılara en son noktayı göstermektedir


Mekân genişlemesi hususunda:
'Semâyı biz kendi elimizle kurduk ve sürekli genişletmekteyiz'(Zariyat/47) Bu genişleme ister Einsteine'nin anladığı mânâda, ister Edwin Hubble'in Güneş sisteminin dahil olduğu galaksiden, nebulozların uzaklaşması şeklinde olsun fark etmez Önemli olan Kur'ân'ın, ana konuya parmak basıp, sonrasında keşifsel ilimlerin çok önünde zirveleri tutup onlara ışık yaymasıdır


3 Meteoroloji
Hava akımları, bulutların yoğunlaşması, havanın elektriklenmesi, şimşeklerin çakması ve yıldırımların meydana gelmesi Kur'ân-ı Kerim'de, yer yer ilâhî nimetleri hatırlatma ve yer yer de insanları tehdit etme bahislerinde çokça zikredilen hususlardan biridir Meselâ 'Baksana, Allah bulutları sürüyor, sonra toparlayıp birleştiriyor, sonra da üst üste yığıyor Bir de bakıyorsun bunun arkasından yağmur ortaya çıkıyor Doluyu da yukarıda dağlar gibi olanlardan indiriyor; onunla dilediğini vuruyor, dilediğinden de onu öteye çeviriyor' (Nur/43) Her yerde olduğu gibi, burada da Kur'ân yağmur hadisesinin zirve durumunu ihtâr ederek, havayı velveleye veren, bulut, yağmur, şimşek ve yıldırımlar gibi ürperten, korku veren hadiselerin arkasındaki nimetlerini ihsan eden eli göstermek ve ruhları ona karşı uyanık olmaya çağırmakta aynı anda, belli disiplinlere bağlı olarak yağmur ve dolunun meydana geliş keyfiyetlerini ve sonra da yeryüzüne inmelerini öyle garip bir biçimde anlatmaktadır ki; böyle bir anlatış tarzından hemen herkes bugün bilinene ters düşmeyecek şekilde yağmur ve dolunun meydana geliş keyfiyetlerini anlar ve Kur'ân'ın beyanına hayranlık duyar Kur'ân, iki ayrı çeşit elektriğin birbirini çekmesi, aynı cinsten elektrik yükünün birbirini itmesi, rüzgârların devreye girerek birbirini iten bu bulutları birleştirmesi; yerden yukarıya yükselen pozitif yüklü akımların hava boşluğundaki mevcut elektrikle birleşmesi neticesinde elektriklenmenin meydana gelmesi ve bu noktada buharın su damlaları halinde yere inmesi gibi detaylarla meşgul olmaz O, ana hadise ve asıl tema üzerinde durur; ayrıntıya ait diğer meselelerin izah ve isimlendirilmelerini zamanın tefsirine bırakır


Hicr suresindeki 'Aşılayıcı rüzgârları gönderip onunla gökyüzünden su indirip size takdim ettik (yoksa) siz o suyu depo edemezdiniz' (Hicr/22) ayeti, bu hususa ayrı bir boyut ilâve ederek ağaçların ve çiçeklerin aşılanmasında rüzgârların fonksiyonuna dikkati çektiği gibi onların bilhassa, bulutları aşılama vazifesini de ihtar etmektedir Oysa ki, Kur'ân indirildiği zaman, ne otun, ağacın, çiçeğin ne de bulutların aşılanma ihtiyaçları bilinmediği gibi, rüzgârların çelik-çavak bu önemli vazifeyi gördüklerinden de hiç kimse haberdar değildi


Alıntı Yaparak Cevapla