Konu
:
Kuran I Kerimde Ufolar Ve Dünyadışı Yaşam
Yalnız Mesajı Göster
Kuran İ Kerimde Ufolar Ve Dünyadışı Yaşam
08-20-2012
#
8
Prof. Dr. Sinsi
Kuran İ Kerimde Ufolar Ve Dünyadışı Yaşam
Ebrehe şaşırdı
Onun Mekke lideri olarak kendisinden bağışlanma dileyeceğini ve Kabe´ye zarar vermemesini isteyeceğini sandı
Ve; “Sen develerin için mi geldin? Oysa ben senin Kabe´ye zarar vermemem için ricacı olacağını umuyordum” dedi
Abdülmuttalib ona şu cevabı verdi:
“Hayır ben Kabe için gelmedim
Ben develerim için geldim
Ben develerimin sahibiyim
Kabe ise Allah´ındır”
Ebrehe aşağılayıcı bakışlarla Abdülmüttalib´i süzdükten sonra; “Verin şunun develerini yarın hepsini birlikte alacağım!” Abdülmuttalib oradan ayrıldıktan hemen sonra Fil Suresi´nde geçen hadise cereyan etti
Şimdi surenin mealini aktaralım;
“Görmedin mi Rabbin Fil sahiplerine ne yaptı? Onların tuzaklarını boşa çıkarmadı mı? Üzerlerine ´siccil taülarç´ fırlatan “uçan ebabil”ler gönderdi
Ve onları “asfin mekul”e çevirdi
Burada üzerinde duracağımız kelimeler ´tayr´ ´ebabil´ ´siccil´ ve ´asf´ tır
Tayra: Bu kelimeyi yukarıdan beri izah edip geliyoruz
Burada bu sureye özel bir iki nüansına temas edeceğiz Bilindiği gibi ´tayr´ uçan şeye verilen genel addır
Bu surede ´tayr´ kelimesinin ´nekre´ (belirsiz) bir isim olarak kullanılması bunların bildiğimiz kuşlar olmadığına dikkat çekmek içindir
Elmalılı Hamdi Yazır bu surenin tefsirini yaparken “Bu kelimenin nekre kullanılması bunların tanınmadık bilinmedik garip uçucular olduğunu hatırlatmak içindir” der
“Tanınmadık garip kuş” Bu ifadeler son derece ilginç değil mi? UFO´ların İngilizce´deki karşılığıyla tamtamına örtüşmüyor mu? (tanımlanamayan uçan cisim)!
Tahmin ediyoruz ki merhum Yazır bu tefsiri yaparken UFO´lar görünmüş olsaydı mutlaka onlara bir atıfta bulunurdu
Çünkü Elmalılı Tefsiri teknolojik gelişmelere en çok dikkat çekmiş tefsirlerden biridir hatta kendi dönemi için en iyisidir
Elmalı aynı kelimenin tefsirinde “Bunlar-siz bunu uçan cisimler olarak da anlayabilirsiniz-o zamana kadar oralarda hiç görülmemiş irili ufaklı siyah yeşil beyaz takım takım kuşlardı” der
Eğer surede geçen ´tayr´ kelimesi bilinen bir tür kuş olsaydı bunların irili ufaklı olması veya değişik renklerde olması gerekmezdi
Oysa irili ufaklı ve muhtelif renklerden söz ediliyor ve bunların takım takım yani filolar halinde saldırdığı belirtiliyor
Amon-Ra´nın dönüşünü anlatan “Yıldız Geçidi-Stargate” filmiyle Amerika´nın uzaylılar tarafından istilasını anlatan ve yeni yeni vizyona giren filmdeki “Independent Day” uzay araçları gözönüne alınacak olsa Ebabil-ki aşağıda izah edeceğimiz gibi ebabil filo demektir-diye nitelendirilen kuşların ne derece hakikate uygun olduğu da anlaşılır
Bilinen bir gerçek varsa bu surede geçen Tayr bildiğimiz kuşlar değildi ve o daha önce hiç görülmemişti
Ebabil
Bu surede geçen diğer ilginç bir kelime de Ebabil´dir
Tefsirlerde Ebabil kuşunun adı olarak değil ´uçuş şekli´ diye anılır
Uçan ve aşağıdakilere ´siccil´ atan bu uçucuların uçma biçimini anlatmaya yöneliktir
Ebabil kelimesini anlatabilmek için ´şemati´ ve ´abadid´ kelimeleri örnek verilmiş
Şemati askeri literatürde ´dağınık kıtaları´ ´abadid´ ise ´manga´ ´bölük´ ve ´filo´ ları anlatır
Bütünden ayrılıp küçük birlikler oluşturmaya ´abadid´ denmiş
Ebabil´in ilginç bir yanı da bu kelimenin tekilinin olmamasıdır
Daima çokluk olarak kullanılır
Tıpkı filo gibi
Filo dendiğinde hemen aklınıza üçten fazla sayılar akla gelir
Sahabe´den ünlü müfessir İbn-i Mes´ud da bu kelimeyi ´uçan fırkalar´ diye tefsir etmiş
Bugün buna kısaca ´filo´ diyebiliriz
Bir diğer ünlü müfessir İbni Cerir de Ebabil´i kuşun adı olarak değil uçuş biçimlerinin vasfı olarak algılamamız gerektiğini söyler ve Ebabil´i “dört bir taraftan ayrı ayrı ve gruplar halinde uçmanın adı” diye zikreder
Ancak bazı tefsirlerde bu kelimenin ´ibbale´ kelimesinden geldiğini ibbalenin de grup ve demet anlamına kullanıldığını hatırlatır
Görülüyor ki hangi anlamda kullanılırsa kullanılsın Fil Suresi´nde geçen ´uçucuların Ebabil Kuşları ile alakası yoktur
Ebabil onların adı değil uçuş şekillerini anlatan bir özelliktir
Sonra bu uçan varlıklarla ilgil başka detaylar da vardır
“Bunların ayakları köpek ayağına benziyordu
” deniliyor ve denizden geldikleri ansızın belirdikleri rivayet ediliyor
Ve renkliliklerine özellikle dikkat çekiliyor
Siccil
Siccil kelimesi de surede dikkat çeken bir kelime
Siccil kelimesi Kur´an-ı Kerim´de başka yerlerde de geçer
Bir ayette ise ´müsevveme´ kelimesi ile birlikte anılır
Müsevveme nereye isabet edeceği belirlenmiş anlamınadır
Hedefe kilitlenmiş fİzeye de ´müsevveme´ denir
Siccil tefsirlerde kabaca ´Pişmiş sıcak taş´ olarak geçer
Bugün rahatlıkla bomba diyebileceğimiz siccil kelimesinin tefsirlerdeki yorumları incelendiğinde mİfessirlerin nerde ise ´bomba´ diye nitelendirilecek bir anlamı yakalamaya çalıştıklarını hissedersiniz
Tefsirci Zamehşeri (sanki yazılmış tedvin edilmiş (yani koordine edilmiş ve sabitleştirilmiş) ateş dolu azap´ diyor siccil için
Siccil keçi veya koyun gübresi iriliğinde taşlar diye tanımlanmış ve kuşların bunları ağızlarında ve ayaklarında taşıdıkları rivayet edilmiş
Bir savaş uçağını anlatmak için acaba o devirde bundan daha güzel tanım yapılabilir miydi? İbni Abbas ise ´fındık´ tanımı yapıyor çok çok ağır cisimler olduğunu aktarıyor
Fındığın bildiğiniz gibi üzerinde sert bir kabuk vardır ama özü yani işe yarayan kısmı içindedir
Size kurşunu hatırlat mıyor mu? Evet bu uçan cisimlerin Ebrehe ordusuna fırlattığı bu siccil´ler onları bir anda ´asfi me´kul´ e çevirdi
Asfin Me´kul yenmiş kırık dökük hale gelmiş ekin demektir
Bu saldırı neticesinde onlar yanmış yerler de delik deşik olmuştu
Dışardan bakan biri saldırının gerçekleştiği yeri biçilmiş ve sonra çiğnenerek kırık dökük samanlara dönüşümü bir şekilde gördüler
Bu tasvir bombardıman sonrasının en güzel tanımı değil mi?
Zülkarneyn ve Yecüc Mecüc
“Bir de sana Zülkarneyn´i soruyorlar
De ki size ondan bir bilgi aktaracağım
Biz ona yerkürede bir yer belirledik
Ve ona ulaşmak istediği her şey için bir vasıta verdik
Derken o o vasıtaların birine tabi oldu
Nihayet güneşin battığı yere vardığı zaman güneşi sanki kara bir balçığa batıyor buldu
Bir de bunun yanında bir kavim buldu
Biz ona dedik ki “Ey zülkarneyn onlara zulmetmekte veya iyi davranmakta serbestsin” (Onları cezalandırırsın veya iyi davranırsın)” O da dedi ki “kim haksızlık ederse muhakkak ona azap edeceğim
Sonra onlar Rablerine döndürülür
O da onlara görülmedik bir azab verir
Ama her kim de iman edip iyi şeyler yaparsa buna da en güzel mİkafat vardır
Biz ona dünyada kolaylık gösterir zor işlere koşmayız
Sonra Zülkarneyn yine bir yol tuttu
Nihayet güneşin doğduğu yere varınca orada güneşin güneşe karşı hiç bir siperleri olmayan bir kavmin üzerine doğduğunu gördü işte Zülkarneyn´in kudret ve saltanatı böyleydi
Ve biz onun yanında bulunan her şeyi bilgimizle kuşatmıştık
Sonra yine bir yol tuttu
Nihayet iki dağ arasına ulaştığında onların önünde hemen hiç söz anlamayan bir kavim buldu”
Dediler ki “Ey Zülkarneyn Ye´cüc ve Me´cüc bu yerde fesat çıkarıyorlar
Sana bir “harc” verirsek bizimle onlar arasında bir sed yapar mısın?” Dedi ki “Rabbimin bana verdiği şey sizin bana vereceğinizden daha hayırlıdır
Siz bana güç verin ben de sizinle onlar arasında bir sed yapayım
Bana demir kütleleri getirin” Nihayet dağın iki ucunu denkleştirdiği vakit “Ateş yakıp körükleyin” dedi
Demiri bir ateş koru haline getirince “Bana erimiş bakır getirin döaaaim” dedi
(Ve ekledi): “Artık Ye´cüc ve Me´cüc bunu asla aşamazlar
Bu rabbimin bir lütfudur Ne zaman Rabbimin emri (kıyamet çağı) gelir o sed yıkılır ve onları salıverir
Rabbimin vaadi de haktır ve bu olacaktır (Kehf Suresi 83-96)
Tefsirlerde Zülkarneyn ile ilgili çok rivayetler var
Onun Büyük İskender olduğunu söyleyenler ekseriyette
Ancak çok kuvvetli bazı kaynaklarda Zülkarneyn´in “müslüman” yani Tek Tanrı´ya inanan bir insan olduğu belirtilir
Oysa Büyük İskender çok tanrılı hatta Tanrı Kral inancında olan biriydi
Aslında tarih bize Zülkarneyn diye birinden hiç söz etmiyor
Büyük İskender´in Zülkarneyn diye bilinmesinin tek sebebi onun iki boynuzlu miğfer giymesidir
Çünkü Zülkarneyn bir isim değil bir sıfattır
Yani iki boynuzlu demektir
Vikingler de iki boynuzlu miğfer takarlardı
Dolayısıyla Zülkarneyn tarihi bir şahsiyet olmaktan çok Hızır As
gibi hükmi bir şahsiyettir
Bir tür uzay gezginidir
Nitekim Zülkarneyn kıssası Kur´an-ı Kerim´de Hızır Aleyhisselam´dan hemen sonra anlatılmya başlanır
Hızır için bilinen rivayetler onun zamanın tersinden gelen ve olayların geleceğini ve geçmişini bilen bir ´temessül´ kabiliyeti olan bir şahsiyet olduğunu gösteriyor
O zamanın akış istikametinin tersine hareket eden bir kutlu kişidir
Melek değildir insan da değildir
Ama insan suretine bürünebilen ve insanların dar zamanlarında karşılarına çıkıp yol gösteren ilahi bir erdir Nitekim Hz
Musa kendi nefsinde “Acaba Allah´ın kudret ve hikmetini benden daha iyi anlayan kullar var mı?” diye düşününce Cenab-ı Hak ona Hızır Aleyhisselam´ı örnek gösterdi
Bunun üzerine Musa “Ben onu tanımak istiyorum” dedi
Sonunda Cenab-ı Hak ikisi arasında bir randevu gerçekleştirdi ve birlikte çok ilginç bir yolculuk yaptılar
İşte Kur´an-ı Kerim Zülkarneyn kıssasını bu soyut yolculuktan hemen sonra anlatmaya başlar
Böylece Zülkarneyn´in de saklı bir kul olduğu fikrini pekiştirir
Zülkarneyn´in yolculuklarına gelince
şimdi şu yuvarlak küremiz İzerinde güneşin battığı yeri düşünün
Var mı öyle bir yer? Güneş nerde batıyor veya nerde doğuyor? Bunlar son derece izafi şeylerdir
Eğer doğu Japonya ise Japonya´nın doğusu Amerika´dır
Oysa Amerika aynı zamanda Japonya´nın batısındadır
Doğu ve batı kavramı izafi şeyler olduğu için insanlar İngiltere´deki Greenwich´i sıfır noktası saymışlar doğusuna doğu batısına batı demişler
Demek ki mutlak olarak doğu ve batı yoktur
Nitekim Kur´an-ı Kerim iki doğudan ve iki batıdan da söz eder
Demek ki burada doğu ve batıyı uzaysal kavramlar olarak anlamak zorundayız
(Burada hemen şu notu da düşelim
Uzaylılarla ilgili tasvirlerin çoğunda da kralların başında boynuzlu miğferler bulunur) Öyleyse Zülkarneyn´in macerası bizim bildiğimiz tarihsel bir macera değil
Eğer öyle bir şey olsaydı bu maceranın Tevrat ve İncil´de de bulunması gerekirdi
Hatta destanlarda da… Çünkü insanlığın yaşadığı müşterek hatıraların tümü hem semavi kitaplarda var hem de destanlarda
Amerika yerlilerinin destanlarında ve efsanelerinde İki Boynuzlu Tanrılar´dan söz edilir ve bunlar genellikle göklerle ilgili tasvir edilmişlerdir
Mamaafih tarihte hem batıyı hem doğuyu bütünüyle hakimiyeti altına almış bir kraldan hiç söz edilmez
Büyük iskender´in hakimiyet sahası Yunanistan´dan Çin Seddi´ne kadardır
Yani eğer karalar esas alınarak düşünülse bile ne tam doğuya ulaşmıştır ne de tam batıya
Öyleyse bu doğu ve batı kavramını başka türlü anlamak zorundayız
Belki de bu doğu ve batı insanlığın içinde hapsedildiği boyutun alt ve üst noktalarıdır
Bu da Güneş Sistemi´nin Samanyolu Galaksisi içindeki alt ve üst eşikleridir
Ayet metninde “Fe-etbea sebeba” denir
Etbaa tabi oldu uydu hükmüne göre hareket etti anlamına gelir
Sebep ise bir şeyin olması için gerekli vasıtadır
Dolayısıyla bunu boyutları geçme boyutlar arası geçiş yapma olarak da algılanabilir
Çünkü Zülkarneyn bildiğimiz bir insandan çok Hızır gibi hükmi bir şahsiyettir
Bizim üstümüzdeki boyutta Hızır´ı sayılabilir
Onun üstündeki boyutta ise Allah tarafından göğe çekilmiş Hz
İsa´yı gösterir
Hızır bize en yakın boyuttadır
Hz
İsa ise üçüncü boyutta
Hızır sık sık bizim boyutumuza geçer ama Hz
İsa bir tek sefer boyutumuza girecek ve yeryüzünde hükümran olacaktır
Bu inanç hem Hıristiyanlar´da vardır hem de müslümanlarda
Nitekim Hadis´te de
İsa´nın yeniden dünyaya dönüp İslamiyet üzerine hükümran olacağı haber verilir
Bütün bu izahlardan sonra pekala diyebiliriz ki Zülkarneyn´in seyahat alanı insan merkezli evrendir
Yani Güneş sistemi içinde
Ancak bu sistem içinde bile birbirine geçmiş sayısız boyutlar olduğunu bilim adamları kabil ederler
Mesela burnumuzun dibinde bize diaaa bir boyut vardır ama biz onu hissetmeyiz iki boyut arasında milyarlarca ışık yılı mesafe olduğu halde boyut diaaa olarak aşıldığında saniyelik zamanlarla izah edilebilecek yakınlıktadırlar
Zülkarneyn de Hızır gibi “süper bilgin” lerdendir
Şöyle bir temsil ile anlatalım
Big Bang gerçekleştiğinde zaman iki yönlü akmaya başladı
Sıfırın artı ve eksi yönüne doğru… Birisi “Ol” yönüdür biri de “÷l yönüdür
Aslında Allah katında her şey olup bitmiştir
O yüzden de Allah “kıyamet koptu” buyurur
Allaha göre kıyamet koptu
Ama zaman boyutuna hapsedilmiş bizler için henüz o zamana ulaşmış değiliz
Bir noktadan başlayan bir dairenin iki yönü vardır
Bir noktadan çıkan iki çizgi birbirinin üzerine katlanarak aynı noktaya ulaştıklarında daire tamamlanır ve iş bitmiş olur işte Hızır ve Zülkarneyn bizim istikametimizin tersinden gelen ölümsüz varlıklardır
Karn kelimesi üzerinde de biraz duracak olursak belki meseleye biraz daha ışık tutarız
Karn boynuz demektir
Ama aynı zamanda çağ ve dönem anlamı da vardır
Zülkarneyn iki boynuzla anlamına geldiği gibi “iki zamanlı” anlamına da gelir iki zamanlı insan için elbette iki doğu ve iki batı vardır
Çünkü her zamanın bir başlangıç ve bitiş noktası vardır
Dolayısıyla iki zamanlı olanın iki doğusu ve iki batısı mevcuttur
Zülkarneyn iki boyutlu zamanın başlangıç noktasıyla bitiş noktasını gördü
Yani insanlığın macerasını
Yecüc ve Mecüc ise bu boyutlar arası gelgitte varlığını tesbit ettiği iki topluluk
Bunlarçn yerle ilintili olmaları ise yer yüzünde icra edecekleri operasyonlarla ilgilidir
Çünkü Yecüc ve Mecüc ile ilgili rivayetler bu iki kavmin insanlığın ürettiği bütün uygarlığı ve kültürü yerle bir edecekleri yolundadır
Yecüc ve Mecüc´in ortaya çıkış dönemleri tıpkı Zülkarneyn kıssasında izah edildiği gibi kıyamet öncesidir
iyi ve kötü iki grubun dünya üzerinde cereyan edecek mücadeleler neticesinde insanlığa ait bütün eserler yerle bir olacak
Bilim kurgu filmlerinde de görüldüğü gibi zaman ilerisinden gelen uzaylılar hep iki gruptur
Bir grup insanlığın geleceğini kurtarmaya çalışırken diğer grup bu fesadcı ve azgın insanları yok etmeye yöneliktir
Ayette geçen “Ve iza cae va´du Rabbi cealehu dekkae ve kane va´du Rabbike hakka” ibaresi Zülkarneyn eliyle bir boyuta hapsedilmiş olan bu topluluğun zamanı geldiğinde bu boyuttan kurtularak yeryüzüne saldıracaklarını ve bunun da gerçekleşmesi mukadder bir olay olduğunu göstermektedir
Kur´an´a göre uzay yedi tabaka olarak dizayn edilmiştir
Bu hem yedi kat göğü ifade eder hem de her katta yedi uzayın varlığını haber verir
Nitekim ayette gök “tabakan an tabak (yani kat kat içinde) olarak yaratılmıştır
İstelik Kur´an´a göre yedi kat uzayın ilk katı yıldızlıdır
Demek ki yıldızların serpildiği alan sadece birinci kat göktür
Bu ise sonsuzluk fikrini verecek kadar geniştir
Ancak bu uzaklık tek istikametli zaman içindir
Çift zamanlı varlıklar için bir boyuttan diğer boyuta sıçramak an meselesidir
Nitekim UFO diye nitelediğimiz cisimler de aniden gözden kayboluveriyorlar
İstelik radarlar bile tesbit edemiyor
Çünkü bizim radarlarımız da tek yönlü zamana göre yapılmışlardır
Dolayısıyla ancak bilinen zaman istikametinde akan cisim ve onların sinyallerini alabilirler
Oysa UFO´ların kullandığı teknik boyuttan boyuta geçebilecek imkanı veriyor
Dolayısıyla gözümüzün önünde oldukları halde bir anda sırra kadem basarlar
İlerde Tarık Suresi´ni anlatırken göreceğiz ki Cenab-ı Hak bir anda görülüp ve aynı süratte kaybolan yıldızlardan söz ediyor
Halbuki bilinen hiç bir yıldız bir anda görünüp kaybolmaz
Keza ayetlerde geçen ´yol´ tabiri de yol olmaktan çok bir “rota”yı ifade ediyor
Nitekim “iki dağın ucu denk olunca bana eritilmiş maden getirin döaaaim buyurdu
Bu tam tamına bu varlıkların eksi ve artı iki zaman kutbu arasında örülen bir boyut çizgisiyle hapsedilmeleridir
Ve Ahir Zaman yaklaşınca bu zaman boyutu çözülecek ve bizim uzayımız içinde bulunan bu yaratıklar dünyamıza gelmeye başlayacaklardır
Nitekim UFO´ların görünmesi de son 50 yıllık bir hadisedir
Hatta bazç rivayetlerde dönİp geriye bakan birinin ´kör olup taş kesildiği´ belirtilir
Bu ve benzeri tasvirler ve rivayetler bize bir atom bombasını anlatır
Elbette ki Cenab-ı Hak kudret sahibidir
Ama O bu “sebepler dünyası” nda kudretini vasçtalarla izhar eder
Pekala melekler gibi yukarıdaki ayetlerde “men” işaretiyle tarif edilen melek dışı varlıkları da bu amaçla kullanmış olabilir ve bu O´nun kudretine halel getirmez
Sonuç olarak göktekilerin -siz buna uzaylı deyin- insanlara yönelik bir saldırıları söz konusudur ve bu çok şiddetli olacaktır
Nitekim aynı surenin 20
ayetinde Cenab-ı Hak “Rahmanın nezdindeki bu ordulara karşı hangi ordularla karşı koyacaksınız?” diye soruyor
Rahman´ın ordularının vasıfları ise 19
ayette anlatılır
“Onlar üzerlerinde uçan kuşlara bakmıyorlar mı? Onları gökte tutan boşlukta uçmalarını sağlayan Rahman´dır
” deniliyor
Şimdi 16 – 20 ayetlerini birlikte yorumlayalım
“Uzaydakilerin ansızın size saldırıp sizi yere geçirmelerine karşı nasıl güvende olabilirsiniz? Onlar bunu yapmaya muktedirdir
O zaman göreceksiniz ki altınızdaki yer sarsıntılar geçiriyor
”
“Hem siz uzaylıların size dumansız ateşlerle (hasib) -bugünün verileriyle lazer- saldırmayacaklarından emin misiniz? Hayır hayır emin olmayın
Bunu yapacaklar
Ve siz o zaman korkutulmak nasıl olurmuş dehşet neymiş anlayacaksınız
Hatırlayın daha önce de bizim uyarılarımızı peygamberlerimizin getirdiği bilgileri kale almayan topluluklar oldu
Onları nasıl cezalandırıp yok ettiğimizi görmüyor musunuz? Bunu yapabileceğimiz konusunda bir şüpheniz mi var? Şüpheniz olmasın
İzerinizde uçuşup duranlara (kuş uçak helikopter füze ve UFO) bakmıyor musunuz? Onları o boşlukta tutan Rahman´dan başkası değildir
O her şeyi görendir
Hem onlara karşı kendinizi ne ile savunacaksınız? Şu elinizdeki ordularla mı? Rahmanın kudretli ordularına karşı kendinizi bu ordularla mı savunacaksınız? Yazık! Gerçeği görmemekte ısrar edenler aldatıcı bir gurur içindedirler
” Niçin gizliyorlar?
Evet aldatıcı bir gurur içinde kimimiz UFO´ları binek olarak kullanan yaratıklara aldırmazlıktan geliyoruz kimimiz inanmıyoruz kimimiz işi çarpıtıyoruz
Nitekim Cenab-ı Hak
“Biz sizleri bir kuşluk vakti oyunla oynaşla meşgulken ve gaflet içinde yakalayıveririz
Siz buna karşı tedbir almak zorunda olduğunuz halde durup durup aynı soruyu soruyorsunuz; Hadi söyleyin bu iş ne zaman olacak! Ey Muhammed de ki onun ne zaman olacağının bilgisi Allah´ın katındadır
Ben sadece bir uyarıcıyım buyuruyor
”
Bugün de bütün ilgililer elde ettikleri bilgileri toplumlardan gizliyorlar
Özellikle Amerika´nın elinde UFO´ların varlığını isbat edecek kadar bilgi ve belge mevcut
Bunların büyük bir kısmı zaman zaman basına da intikal etti
Ama hiç bir resmi ağız çıkıp bu konuda bir şey söylemiyor
Bu da ilahi bir hüküm
Çünkü insanlık bunu hakkedecek ve tedbir almadığı için ansı
Prof. Dr. Sinsi
Kullanıcının Profilini Göster
Prof. Dr. Sinsi Kullanıcısının Web Sitesi
Prof. Dr. Sinsi tarafından gönderilmiş daha fazla mesaj bul