Yalnız Mesajı Göster

Heisenberg Belirsizlik İlkesi Ve İlkel Ateist Felsefelerin Sonu...

Eski 08-20-2012   #2
Prof. Dr. Sinsi
Varsayılan

Heisenberg Belirsizlik İlkesi Ve İlkel Ateist Felsefelerin Sonu...





Heisenberg Belirsizlik İlkesininin en yaygın bilinen yorumuna göre bir elektron mikroskopu ile deney yaparken aynı anda örneğin elektronun hem hızını hem de konumunu mutlak kesinlikle bilmek mümkün değildir


Aynı anda bir elektronun hem hızını hem de konumunu belirlemenin imkanı yoktur Çünkü elektronu görmek için sisteme müdahale gerekiyor Elektrona düşen ışık onun konumunu ve hızını değiştirir


Meşhur Belirsizlik ilkesi formülleri Bu formüller kısaca bir cismi gözlemlediğimizde kaçınılmaz olarak hep hatalı verilere sahip olacağımızı anlatır

Heisenberg Belirsizlik İlkesinin anlatırken aslında olmayan bir dünyadan bahsettik Kavramları anlatabilmek için klasik fiziğin bakış açısı ile yola çıktık Elektronu maddi bir varlıkmış gibi anlattık Ve neticesinde bilgimizin sınırlı olduğu, ölçüm değerlerimizde hatalar olduğunu gördük Bu haliyle bile bu ilke materyalist dünya görüşünün hatalarını gösterir Elimizde hatalı veriler var ise tahminlerimizde hatalar olacaktır Bu da bilimin sınırlı olduğunu, pozitivizm felsefesini, yani doğruya bilimle erişilir mantığının, gerçeği yansıtmadığını ortaya koyar Nitekim bu gerçek fizikçi Alastair I M Rae tarafından şu şekilde belirtilir:

Bölüm 1’de belirttiğimiz gibi, kuvantum fiziğinin belirlediği, en azından bazı olayların temelde önceden kestirilemeyeceği sonucu, evrenin davranışı mekanik yasaları ile yönetilir savını sürdüren fiziğin klasik bakışı ile tümden çelişir Klasik olarak, parçacıkların belirli kuvvetlerin etkisi altında hareket ettiği düşünülmüştür ve eğer tüm bu kuvvetler parçacıkların herhangi bir andaki konum ve hızları ile beraber biliniyorsa bir fiziksel sistemin daha sonraki davranışı önceden kestirilebilir Kuşkusuz, bu tür hesaplamalar sadece basit durumlara uygulanabilir ancak kural olarak herhangi fiziksel bir sistemin, tüm evrenin bile, davranışını önceden kestirmek olasıdır
Kuvantum fiziği bu deterministik bakışı yok etmiştir ve indeterminizm ve belirsizlik, kuramın temelinde yapılanmıştır Genelde fiziksel bir sistemin daha sonraki davranışı, şimdiki durumu ne kadar kesin bilinirse bilinsin, önceden kestirilemez” 1

Tarihin en büyük fizikçilerinden olan Werner Heisenberg fizikteki materyalist iddiaları çeşitli açılardan yıkan biridir Bunlardan biri 1927 yılında dile getirdiği Heisenberg Belirsizlik ilkesidir Bu ilkenin yaygın bilinen yorumuna göre, aynı anda bir cismin hem konumunu hem hızını mutlak bir kesinlikle bilmemize imkan yoktur Bu pek çok materyalist fizikçiyi derinden etkiledi Çünkü varlığa ilişkin bilgi eksikliğimiz, erişebileceğimiz bilginin de sınırlı olduğunu gösteriyordu
Fiziğin yapıtaşları Maddi Parçacıklar olarak değil Kuantum Dalgaları olarak ifade edilir


Fizikte artık elektron, proton gibi en temel yapıtaşları maddi parçacıklar gibi tasvir edilmiyor Üstelik bu keşif son 10-20 yılın yeni bir keşfi değildir 80 yıldır fizikte bütün yapıtaşları kuantum dalga fonksiyonları olarak tabir edilen matematiksel kavramlarla ifade edilir Maddi bir parçacıkmış gibi yapılan tasvirler günümüzde geçersizdir Çünkü açıklanması imkansız çelişkiler ortaya çıkar
Kuantum dalgalarını yorumlayan bilim adamları maddenin yok olduğunu anlatırlar Artık bu konu öyle teknik bir hal almıştır ki, maddenin yokluğuna dair ifadeleri fizik ders kitaplarında bulabilirsiniz Nitekim modern fiziğin kurucularından olan Danimarkalı bilim adamı Niels Bohr meşhur sözünde “Hiçbir şey ölçülene kadar yoktur” demektedir

Klasik fiziğe göre Atom imkansızdır: Klasik fizikte atomdan bahsetmek imkansızdır Elektronları maddi cisimler olarak atomun etrafında düşündüğünüzde dahi atomdan bahsetmeniz çok çok kısa süre içinde imkansız olacaktır Bunla ilgili bir kaynak aşağıdadır
Ve Rutherford’un modelindeki elektronlar hakkında da hiçbir şüphe yoktu; eğer çekirdeğin etrafındaki bir yörüngedeyse hızlanmak zorunda, hızlandıkça da radyasyon yaymak zorundaydı Aslında sürekli olarak radyasyon yayacaktı Dahası çekirdeğe doğru sarmal bir hareketle saniyenin çok küçük bir anında bu oranda enerji kaybedeceğini anlamak çok kolaydı 2


Belirsizlik İlkesi Maddenin Gerçeğini Anlatır: Madalyonun Öteki Yüzü
Buraya kadar belirsizlik ilkesini klasik bir bakış açısı ile gördük Bu konunun ne anlama geldiğini anlatabilmek için bir teknik idi Ancak bu ilkenin daha derin anlamları vardır Bu gerçek, dünyanın en çok okunan fizik ders kitaplarından birinde şöyle ifade edilir
“Önceki gibi argümanlar, yüzeysel olarak ilgi çekici olmasına rağmen, dikkatlice yaklaşılmalıdır Yukarıdaki argüman elektronun herhangi bir anda kesin bir konum ve momentuma sahip olabileceğini ve ölçüm sürecinin DxDp belirsizliğini ortaya çıkarttığını ima etmektedir Aksine, bu belirsizlik hareket eden cismin doğasında vardır ” 3
Önceden de gördüğümüz gibi aslında elektron gibi yapıtaşları, maddi parçacık olarak değil, kuantum dalgaları adlı matematiksel kavramlarla ifade edilir Kuantum fiziğinde ölçüm yaptığınızda, aslında siz var olan bir sistemin belli bir değerini ölçmezsiniz Aksine sistemi belli değerler almaya zorlarsınız Ama hangi değerler olacağını kesinlikle bilemezsiniz Bu değerler ölçmek istediğiniz fiziksel kavrama göre değişir Örneğin elektronun konumunu ölçmek istediğinizde sistemi belli konum değerlerinden birini vermeye zorlarsınız Hızını ölçmek istediğinizde de sistemi başka bazı değerler vermeye zorlarsınız Ama hangisi olacağını bilemezsiniz Dolayısıyla gözlem kavramı aslında düşünüldüğünden çok daha değişiktir
Gözlemler sorduğunuz sorulara cevaplar gibidir


Modern fizik göstermiştir ki gözlemler sorduğunuz bir soru gibidir Gözlemler saklı olan bir bilgiyi açığa çıkartmaz Aksine gözlemle bir soru sorarsınız Sistem bu cevaba uygun bir yapıya bürünür Başka bir soru sorduğunuzda da ona uygun bir yapıya bürünür Modern fizikteki bu önemli bulgu realist felsefeyi, yani gözlemciden bağımsız kendiliğinden var olan somut maddi bir dünya varsayımını kökünden yıkmıştır Evrenin, idealist felsefenin dediği şekilde, yani Allah’ın yarattığı bir algılar bütünü olarak yaratıldığını göstermiştir
Aynı anda birbirinden farklı iki soru sorup iki bambaşka cevap alamadığınız gibi aynı anda iki farklı tip gözlem yapmak da mümkün değildir Heisenberg’in Belirsizlik İlkesi bu büyük gerçekle ilgilidir Nitekim bu gerçek, dünyada en yaygın okunan fizikçilerden olan John Gribbin tarafından şu şekilde belirtilmiştir:
“Kuantum fiziğinde belirsizlik kesin ve belli bir şeydir Eşlenik değişkenler olarak bilinen parametre çiftleri vardır ki, bunların her biri aynı anda kesin belirlenmiş değerlere sahip olamazlar Bu belirsiz çiftlerin en önemlileri konum/momentum ve enerji zamandır
Konum/momentum belirsizliği orijinal ilk örnektir ki bu ilk defa Werner Heisenber tarafından 1927 yılında tasvir edilmiştir Bu şu anlama gelmektedir: Hiçbir varlık aynı anda tam belirlenmiş momentum ( Bu esas itibari ile hız demektir) ve tam belirlenmiş pozisyona sahip değildir Bu bizim ölçüm cihazımızın eksikliğinden kaynaklanan bir netice değildir Bu sadece, örneğin bir elektronun, aynı anda hem konumunu hem momentumunu ölçemeyiz demek değildir Bu bir elektronun aynı anda belli bir konum ve belli bir momentuma sahip olmaması demektir Herhangi bir anda, elektronun kendisi nerede olduğunu ve nereye gittiğini bilemez (Bazı referans kitapları hala kuantum belirsizliğinin yalnızca pozisyon ve momentumun aynı anda ölçmenin zorluğunun bir neticesidir diye anlatmaktadırlar; onlara inanmayın!)” 4
Realist Felsefenin Çöküşü: Dalga Parçacık İkileminin Sırrı Maddenin Gerçeğini Anlamakla Çözülür
20 yüzyılda fizikçileri hayrete düşüren bir konu oldu Buna göre elektronlar (ayrıca ışık, proton, nötron ) belli durumlarda parçacık gibi davranıyordu Belli durumlarda da dalga gibi Eğer bir yapının bağımsız bir varlığı varsa böyle bambaşka iki farklı karakter nasıl olur? Bu nasıl izah edilebilir?

Fizikçilerin bu şaşkınlığını Richard P Feynman'ın şöyle ifade eder:

“Elektronların ve ışığın nasıl davrandıklarını artık biliyoruz Nasıl mı davranıyorlar? Parçacık gibi davrandıklarını söylersem yanlış izlenime yol açmış olurum Dalga gibi davranırlar desem, yine aynı şey Onlar kendilerine özgü, benzeri olmayan bir şekilde hareket ederler Teknik olarak buna "kuantum mekaniksel bir davranış biçimi" diyebiliriz Bu, daha önce gördüğünüz hiçbir şeye benzemeyen bir davranış biçimidir Bir atom, bir yayın ucuna asılmış, sallanan bir ağırlık gibi davranmaz Küçücük gezegenlerin yörüngeler üzerinde hareket ettikleri minyatür bir Güneş Sistemi gibi de davranmaz Çekirdeği saran bir bulut veya sis tabakasına da pek benzemez Daha önce gördüğünüz hiçbir şeye benzemeyen bir şekilde davranır En azından bir basitleştirme yapabiliriz: Elektronlar bir anlamda tıpkı fotonlar gibi davranırlar; ikisi de "acayiptir", ama aynı şekilde Nasıl davrandıklarını algılamak bir hayli hayal gücü gerektirir; çünkü açıklayacağımız şey bildiğimiz her şeyden farklıdır” 5

Alıntı Yaparak Cevapla