08-20-2012
|
#2
|
|
Prof. Dr. Sinsi
|
Jean Baudrillard
Baudrillard çalışmalarına,Marxçılığın kapitalizm eleştirisini üretim tarzı kuramının ötesine uzanan alanlara yaymayı amaçlayan bir çabayla başladı Savaş sonrası dönemdeki metaların değergsini anlamak için Marxçılıktaki verimlilik eğretilemesinin yetersiz olduğunu görmüş,daha sonra birazdan göreceğimiz üzere,Marxçılığı aşama aşama alaşağı ederek postmodern görüşlere yönelmiştir
Bir gösterge olarak
Nesneler dizgesinde (1968) Baudrillard,Yeni-Marxçı bir bakış açısından ,toplumsal düzenin temel dayanağı olan tüketim olgusunu araştırır Bir sınıflandırma dizgesi oluşturan tüketim nesnelerinin,davranışın biçimlenmesi üzerinde etkileri olduğunu ileri sürer Simgelerle bezeli reklam kodlu ürünler,kimi ürünleri diğer ürünlerden ayırırlar,buna bağlı olarak nesneyi bir seriye uydururlar Nesne tüketici birey tarafından tüketildiğinde anlamını bireye taşıyarak birey üzerinde doğrudan bir etki üretir Böylece toplumu bu şekilde düzenleyerek kurumlaşan sonsuz göstergeler oyunu bireye yanılsamalarla dolu bir özgürlük duygusu verir
Tüketim nesneleri en iyi,özgül bir ihtiyaca ya da soruna yanıt olarak değil,arzuyu kışkırtabilme yetenekleri tüketilemez olan yüzergezer bir gösterenler ağı olarak anlaşılabilir
İnsanın bir takım sabit ihtiyaçlarını karşılayan mallaır yalnızca sağladıkları kullanım değeri ve değişim değeri gibi yararlar bakımından ele alan bakış açısından bir uzaklaşma söz konusudur burada Baudrillardın kuramı metanın günümüzde anlamı özgöndergesel bir gösterenler dizgesi içindeki konumu yoluyla keyfi olarak belirlenen Sausserci anlamda bir gösterge kılığına büründüğünü öne sürer Bu demektir ki tüketim,kullanım değerlerinin tüketimi olarak değil,temelde göstergelerin tüketimi olarak anlaşılmalıdır
Baudrillard her bireyin belli bir düzen içersindeki yerini nesneler aracılığı ile aradığını savunur Metaların işlevi bu anlamda,yalnızca bireysel ihtiyaçları karşılamak değil aynı zamanda bireyi toplumsal düzenle ilişkiye geçirmektir Tüketim üretim ile başlayan ekonomik zincirin yalnızca bir son halkası değil,bir değiş tokuş dizgesi,bütün dillerde olduğu üzere bireyi önceleyen bir göstergesel dizge içinde kalınarak metaların mallar olarak düşünüldüğü bir dildir Baudrillard’a göre ortada kendine yetre tek bir birey olsun yoktur,yalnızca toplumsal dizgelerin kullanılma biçimleri vardır-özellikle de insanları toplumsal düzene değişik biçimlerde bağlayan,böylelikle de bireyin anlamını kuran dil,eşya ve akrabalığın kullanılma biçimleri…
Baudrillard’ın Marx eleştirisi Üretimin aynası’nda (1975) doruğuna ulaşır Bu kitap Baudrillard’ın kendisini Marx’ın ekonomik indirgemeciliğinden uzak tutmaya yönelik arzusunun ve Marxçı kuramın dili,göstergeleri ve iletişimi kavramsallaştırma yetisini kendi içinde taşımadığı savının açık bir dışavurumudur Budrillard solun radikal konumundan,aşama aşama sağ kanat bir post yapısalcılığa oradan da postmodernizme doğru yönelmiştir
Can:
Baudrillard ,tüketim olgusunun çağımızdaki anlamının Marxist ekonomik indirgemecilik ile açıklanamayacağını düşünüyor
Tüketim olgusu ekonomi zinciri içindeki anlamının ötesine taşınmıştır Kullanım değeri ve değişim değeri gibi kavramlar ile açıklanamaz
Tüketim esnasında nesneler çoğunlukla medya (reklamlar) aracılığı ile belirlenen kod'larla yüklenirler Bu kodlar nesneleri bir dizge halinde birbirine bağlar(sınıflandırır) Tüketim sadece ihtiyacı karşılamaz artık,malların içerdiği kodlar sayesinde insana toplum içerisinde statü ve anlam verir İnsan toplumdaki yerini bu kodlar sayesinde öğrenir,davranış biçimlerini bunlara göre belirler Tüketim olgusu bir dil gibi yapılanmıştır Mallar dilde sözcelerin işlevine benzer bir işlev üstlenmiş onlar gibi anlamı keyfi olarak önceden belirlenen birer gösteren olmuştur Gösterdikleri şeyler ise çeşitli pozisyon ,ruhsal nitelik ,statü ve nasıl davranılması gerektiğidir Marxçı kuramın yeni çıkan bu olguyu açıklayacak kavramsal yetisi yoktur (metafetişizmi kuramı tam da söylenen şeyi açıklamıyor mu,burayı tam anlamadım)
Kaynak:Post yapısalcılık ve postmodernizm-Madan Sarup
|
|
|
|