Yalnız Mesajı Göster

Jean-François Lyotard

Eski 08-20-2012   #3
Prof. Dr. Sinsi
Varsayılan

Jean-François Lyotard




Anlatısal Bilgi ve Bilimsel Bilgi


Bilimsel bilgi bilginin bütününü temsil etmezNitekim Lyotard’ın anlatısal bilgi diye adlandırdığı bir başka türden bilgiyle başından beri rekabet ve çatışma içinde olmuşturGeleneksel toplumlarda anlatısal biçimin üstünlüğü söz konusudurAnlatılar (halk hikayeleri,söylenler,söylenceler ve masallar) hem toplumsal kurumlara meşruluk kazandırırlar hem de yerleşik kurumların bütünleşmesine yönelik olumlu ya da olumsuz örnekçeleri temsil ederlerAnlatılar yeterlilik ölçütlerini belirler ve/ya da bu ölçütlerin nasıl uygulanmaları gerektiğini gösterirlerBöylelikle söz konusu edilen kültürde söylenilmesi ve yapılması doğru olanı tanımlarlar

Geleneksel toplumlardaki anlatı geleneği,aynı zamanda topluluğun kendisi ve çevresiyle yaşadığı ilişkiye dayalı üç ayaklı bir yetki paylaşımının-“nasıl yapacağını bilmek(know how),”nasıl konuşacağını bilmek” ve “nasıl dinleyeceğini bilmek”-tanımlamasına yönelik bir gelenektirAnlatısal biçimde doğruluk,adalet ve güzellik üzerine bildirimler genellikle birbirleriyle örülüdürlerBu anlatılar aracılığıyla iletilen,toplumsal sözleşmeyi oluşturan kurallar kümesidir

Lyotard anlatısal ya da öykü anlatan bilgi savlarının geri çekilmesini tartışır-genellikle bilimle bağlantılı olan soyut,düz anlamlı ya da mantıksal,bilişsel yordamlar bağlamındaki bilgi savlarınınBilimin,dil oyununda ,göndericiden söylediğine ilişkin kanıt gösterebilmesi,aksi durumda aynı göndergeyle ilgili çelişen ya da çatışan her bildirimi reddetmesi beklenirBilimsel kurallar on dokuzuncu yüzyıl biliminin doğrulama,yirminci yüz yıl biliminin ise yanlışlama dediği görüşün temelini teşkil ederlerSöz konusu kurallar,eşler(gönderici ile alımlayıcı) arasındaki tartışmanın bir uylaşım(konsensüs) ufku içersinde yapılmasına olanak tanırlarHer uylaşım bir doğruluk göstergesi değildir,ama bir bildirimin doğruluğunun zorunlu olarak bir uylaşımı imlediği öngörülürBilim adamları bildirimlerini doğrulayabilen bir eşe yani bir alımlayıcıya ihtiyaç duyarlar,bu anlamda da sırayla gönderici olurlarBu bağlamda gereksinimi duyulan eşitliklerin yaratılması gerekir

Bu yeniden üretimin gerçekleşmesini olanaklı kılan öğretkelerdir (didactics) Bunun ilk önkabulü öğrencinin göndericinin bildiğini öğrenebileceği, bu anlamda bir uzman olan öğretmenle eşit yeterliliğe sahip olabileceği düşüncesine dayalıdırUzmanlar öğrencilerin yeteneklerini geliştirme sürecinde öğrencilerin henüz yeterince bilmediklerinin farkındadır ama öğrenmek için çaba gösterdiklerine de itimat ederBu yolla öğrenciler bilimsel bilgi üretme oyunu ile tanışırlarBilimsel bilgide daha önce kabul edilmiş her bildirime her zaman için geçersiz ya da yetersiz olabileceği düşüncesi ile karşı çıkılırAynı göndergeye ilişkin daha önce onaylanmış bildirimi çelen her yeni bildirim,ancak daha önceki bildirimi çürütmesi koşuluyla geçerli olarak kabul edilebilir

Demek ki bilimsel bilgi ile anlatısal bilgi arasındaki temel ayrım,bilimsel bilginin gereksinim duyduğu bir dil oyunu ile düzanlamı alıkoyması,diğerleriniyse dışlamasından kaynaklanırHem bilimsel hem de bilimsel olmayan (anlatısal) bilgi eşit derecede zorunludurHer ikisi de bir bildirimler kümesinden oluşurBu bildirimler genelde uygulanabilirliği bulunan bir kurallar çerçevesi içinde ,oyuncular tarafından oynanan oyunlardırSöz konusu kurallar özel bir bilgi türüne özgüdürler,bu anlamda bir bilgi türünde “iyi” olarak görülen oyunlar bir başkasında aynı” iyi” doğrultusunda değerlendirilemezler (bir rastlantı olmadığı sürece) Bu yüzden anlatısal bilginin varoluşunu ya da geçerliliğini bilimsel bilgi temelinde değerlendirmemek gerekir,aynı şekilde ,bilimsel bilginin geçerliliğini de anlatısal bilgi temelinde değerlendirmemek gerekirBu iki bilgi alanındaki temel ölçütler özce birbirlerinden ayrıdırlar


Lyotard anlatısal bilginin kendisini uslamlamaya ve tanıtmaya başvurmaksızın onayladığını ileri sürerNe var ki,anlatısal bildirimlerin geçerliliğini sorgulayan bilim adamları bu bildirimlerin hiçbir biçimde uslamlamaya ya da tanıtlamaya konu olamayacakları sonucuna varırlarBilimadamları anlatıları farklı zihniyetlere ait olmaları bakımından sınıflandırırlar:ilkel,yabanıl, gelişmemiş, gerici, yabancılaşmış, kanılar toplamı, görenek, otorite,önyargı,cahillik,ideoloji diyeAnlatılar bu anlamda yalnızca kadınlar ve çocuklar için belli işlevleri yerine getiren masallar,söylenler ve söylencelerdir


Lyotard’ın uslamlamasında ilginç bir döngü söz konusudurLyotard,bilimsel bilginin başkasına,yani kendi bakış açısına göre hiçbir bilgi taşımayan anlatısal bilgi türüne başvurmadan hiçbir şey bilemeyeceği gibi bilinebilir kılamayacağının da doğru olduğunu söylerKısacası,anlatısalın bilimsel içinde hiç durmadan tekrar tekrar dönmesi söz konusudur
Bilimsel bilgi temelde kendi görüşüne göre bilgi olmayan anlatısal bilgiye ihtiyaç duyar


Kendisini,bir destan olarak satması için devlet bilime büyük miktarlarda para harcar Devletin taşıdığı güvenilirlik,temelde yasa koyucuların kamunun rızasını almak için kullandığı bu destana dayanırBaşka türlü söylendikte,bilim devletin meşruluk talebince yönetilirDevlet bilim sayesinde kendisini meşru kılar

Kurumsal bilimsel araştırma gerekçeleri olarak sunulan iki söylen-insanlığın özgürleşimi ile bütün bilgilerin kurgusal birliği-aynı zamanda ulusal söylenlerdirPolitik,militan ve eylemci olan ilki,on sekizinci yüzyıl Fransız geleneği ile Fransız devrimine dayanırİkincisi ise bütüncüllük (totality) kavramı çevresinde örgütlenen Alman Hegelci gelenekte köklerini bulurLyotard "insanın özgürleşmesi(Fransız devrimi) ve "bilginin bütünselliği"(Hegelci bütünlük)biçimindeki bu iki söylenin bilginin meşru kılınmasına hizmet ettiğine dikkat çeker



Lyotard artık bilimin kendisini bir üst anlatı ile meşrulaştırması gerekmediğini bildirirZira bilim öyle gelişmiştir ki yararlılığı ile pratik hayatın bütününe nüfuz etmiş durumdadırBu yüzden bilimin savunusunu yapmaya gerek kalmamış,her türlü üst anlatı işlevsizleşmiştir

Bu anlatılardan ilkinin konusu özgürlüğünün “kahramanı” olması bakımından insanlıktırLyotard burada şunları yazar: Bu anlatıya göre “Bütün insanların bilim yapmaya hakları vardırEğer toplumsal özne daha önceleri bilimsel bilginin konusu olmamışsa,bu olsa olsa papazların ve tiranların bilim yapmayı yasaklamasından dolayıdırBilim yapma hakkı yeniden fethedilmelidirDevlet “ulus” adı altındaki “insanlar”ın eğitimini doğrudan doğruya denetim altına almak anlamına gelen özgürlük anlatısına daima insanları ilerleme yoluna yöneltmek adına sarılır

Alıntı Yaparak Cevapla