|
Prof. Dr. Sinsi
|
Kızıldereliler Hakkında.Yaşamları-Savaşları-Savaşcıları-Giyimleri-Sözleri-Resimleri
Buhar Kulubesi
Buhar Kulubesi
Buhar kulübesi, Kuzey Amerika yerlileri (Kızılderililer) tarafından kullanılan törensel buhar banyosunun gerçekleştirildiği küçük yapıdır Çeşitli stillerde yapılan buhar kulübeleri vardır Kubbeli olanları kadar, Kızılderili çadırları (tipi ) gibi olanları hatta yerde açılmış basit bir çukur şeklinde olanları da bulunur Kulübe dışında yakılan ateşte kızdırılan taşlar kulübenin ortasındaki bir deliğe yerleştirilerek kulübede yüksek sıcaklık sağlanır
Buhar kulübesi ritüelleri
Kızılderili ritüel ve gelenekleri bölgeden bölgeye, kabileden kabileye değişmekle birlikte ritüellerde genellikle dualar, davul çalma ve ruhlar dünyasına armağanlar sunma gibi unsurlar içerir Buhar kulübesiyle ilişkili bazı ortak uygulamalar ve temel unsurlar şunlardır:
Oryantasyon – Kapı genellikle ateşe dönüktür ve ateş ile kulübe arasındaki ikiliği gösterir Bu ikilik çoğu Kızılderili geleneğinde erkek-kadın veya yer-gök ikiliklerinin temsilidir Bir göl kenarında inşa edilen kulübe gölün ruhuyla temas amacıyla yapılmış olabilir
İnşa – Kulübe genellikle büyük bir özenle ve kullanılan malzemeye ve çevreye saygıyla inşa edilir Çoğu gelenekte kulübe inşası sırasında tam bir sessizlik söz konusudur ancak bazen inşa sırasında davullar çalınır Bazı geleneklerde oruç tutulur
Giysi - Geleneksel kulübelerde uygulamaya katılanlar basit bir giysi veya havluya sarınır
Sunular - Tütün, tatlı bitkiler, sedir veya diğer bitkiler dua sırasında şükran göstergesi olarak sunulur Barış çubuğu veya mısır koçanı çubuğunda tütün tüttürülebilir, sıcak taşlara veya ateşe su serpilir Kişi kulübeye girmeden önce ruhlar dünyasından destek almak için kendini arındırır
Destek – Çoğu Kızılderili geleneğinde bir veya iki kişi (köpek askerler ) buhar kulübesinin dışında kalır ve töreni korur ve uygulayıcıya yardım eder
Yaralı Diz Katliamı Wounded Knee Katliamı, (Türkçe'de "Yaralı Diz" anlamına gelir) Lakota Siuları ile Birleşik Devletler arasındaki son büyük çatışmadır General Nelson A Miles tarafından Yerli İşleri Komisyonuna yazılan bir mektupta çatışma sonrasındaki olaylar katliam olarak nitelendirilmiştir
Katliam
1890'da ABD hükümeti Amerikan yerlileri (Kızılderili) arasındaki "Hayalet Dansı" nın bir savaş dansı olduğundan şüpheleniyordu Ancak bu dans Kızılderililer için kutsal bir seremoni idi ve bazı yerliler ellerinden alınan haklara bu kutsal dansı icra ederek kavuşacaklarına inanmışlardı Savaş Bakanlığı yerlilerin bir isyan hareketine kalkışacakları düşüncesiyle 7 Süvar alayını Pine Ridge ve Rosebud bölgelerindeki Lakota yerlilerinin kamp yerine göndermiş, bu kutsal dansı icra edenleri tutuklamak istemişti
29 Kasım 1890'da Birleşik Devletlerin beş yüz kişilik 7 Süvari alayı Minneconjou Lakota yerlilerinin kamp yerlerini çevirmiş ve çıkan çatışmada yirmi beş süvariye karşılık, aralarında altmış iki kadın ve çocuğun yer aldığı 153 Siu öldürülmüştür Ancak çatışma sırasındaki kargaşada tam olarak kaç kişinin öldüğü bilinmemektedir
Silahlı Amerikalılar ve Kızılderililerin cesetleriDee Brown 1970 yılında yazdığı Bury My Heart at Wounded Knee adlı incelemesinde (Türkçe'ye Kalbimi Vatanıma Gömün olarak çevrilmiştir) Kristof Kolomb'un İspanya Kraliçesine Kızılderililerle ilgili şunları yazdığını aktarır: "Yeryüzünde bunlardan daha iyi bir ulus bulunmadığına Majestelerin önünde ant içebilirim Komşularını kendileri kadar seviyorlar, konuşmaları son derece tatlı ve kibar, konuşurken hep gülümsüyorlar " Ancak sözlerine şöyle devam eder: "Elli adamla bu halkın hepsini boyunduruk altına alabilir ve onlara her istediğimizi yaptırabiliriz ”
Katliamı yaşayan Kara Geyik o gün bir başka şeyin daha öldüğünü söyler: "O zaman kaç kişinin öldüğünü anlayamamıştım Şimdi kocamışlığımın şu yüksek tepesinden gerilere baktığımda, yerde birbirleri üzerinde yığılı duran boğazlanmış kadınları ve çocukları hâlâ o genç gözlerimle görebiliyorum Ve orada, o çamurun içinde bir şeyin daha öldüğünü ve o kar fırtınasına gömüldüğünü görebiliyorum Evet, bir halkın düşü öldü orada  "
Bu katliamı yaşayanlardan biri, Gelincik Louise yaşadıklarını şöyle anlatıyordu: "Kaçmaya çalıştık Ama yaban sığırı gibi bir bir vurdular bizi Beyazların içinde de iyi insanlar bulunduğunu biliyorum, ama kadınları ve çocukları da vurduklarına bakılırsa askerler çok kötü insanlar olmalı Kızılderili askerler beyaz çocuklara asla böyle yapmazlardı "
Katliam sonrası [değiştir]Amerikan Ordusu katliam sonrasında ölüleri gömmek için sivil vatandaşlar kiraladı Savaş meydanına gelenler soğuk havada 84'ü erkek, 44'ü kadın, 18'i çocuk Lakota cesedi ile karşı karşıya kaldı Katliamdan yaralı kurtulan 7 Lakotalı Wounded Kne Creek bölgesindeki Pine Ridge hastanesinde öldü
General Nelson Miles, katliamın sorumlusu Albay Forsyth'ı görevden almış, Askerî Araştırma Mahkemesi taktik hatasından dolayı kendisini eleştirmiş ancak yine de mahkemede hakkında beraat kararı çıkmıştır
Frank Baum 3 Ocak 1891 yılında Aberdeen Saturday Pioneer'da şunları yazmıştı:
"Öncüler daha önce güvenliğimizin tek yolunun Yerlilerin tamamen yok edilmesine bağlı olduğunu ilan etmişlerdi Asırlardır onlara karşı hata edip durmaktansa medeniyetimizi korumak adına daha büyük bir hata yapıp bu evcilleşmeyen ve evilleştirilemeyen yaratıkları dünya üzerinden tek bir iz kalmamacasına yok etseydik daha iyi yapardık Biz sıradan insanlar ve beceriksiz komutanların emri altındaki askerler için gelecek güvenliğimiz bunda yatmaktadır Aksi takdirde gelecekte de geçmişte olduğu gibi kızılderililerle tümüyle sıkıntı yaşayacağımızı bekleyebiliriz "
Dee Brown'un eseriYirminci yüzyılın sonlarında Wounded Knee Katliamına karşı protesto sesleri daha da yükselmiş, tarihçi Dee Brown aynı adla bir kitap yazmış, Buffy Sainte-Marie ise protest bir müzik bestelemişti Ünlü oyuncu Marlon Brando 1973'de Baba (The Godfather) filmindeki rolüyle en iyi erkek oyuncu dalında verilen Oskar ödülünü Yaralı Diz Katliamı sebebiyle reddetmişti 27 Mart 1973'teki ödül törenine kendi adına konuşma yapması için Sacheen Littlefeather adlı Kızılderili genç bir kadını gönderdi Brando'nun kaleme aldığı, genç Kızılderilinin zaman darlığı nedeniyle tümünü okuyamadığı yazının bir bölümü şu şekildeydi:
  benden zaman darlığı ile şu anda sizinle paylaşamayacağım uzun bir konuşma yapmamı istedi ancak basınla paylaşmaktan memnuniyet duyacağım şey şu ki o  çok üzülerek bu cömert ödülü kabul edemiyor Ve bunun sebebi de  günümüz film endüstrisinin   beni affedin ve televizyonlardaki filmlerdeki yeniden çevrimlerde Amerikan Yerlilerine yaptıkları ve Wounded Knee'deki son olaylardır Bu akşam aranızda bulunamadığım için beni affedin gelecekte kalplerimiz ve anlayışlarımızda sevgi ve cömerlikte biraraya geleceğiz Marlon Brando adına sizlere teşekkür ederim "
Littlefeather, zaman darlığı sebebiyle tamamını okuyamadığı konuşmanın tam metnini basına dağıtmıştır Brando'nun basına dağıtılan metininden bir bölümün çevirisi;
"200 yıl boyunca toprağı, ailesi, ve özgür olma hakkı için savaşan Yerli halka şöyle dedik: "İndir silahını arkadaş gel birlikte oturalım İndirirsen eğer silahını arkadaş senle barıştan söz ederiz, senin hayrına anlaşırız birlikte " Silahlarını indirdiklerinde onları katlettik biz Onlara yalan söyledik Onları topraklarından koparmak için kandırdık Onları açlığa mahkum ettik ki antlaşma dediğimiz ama hiçbir zamanda andımıza sadık kalmadığımız o hileli anlaşmaları zorla imzalasınlar Onları, yalnızca yaşamın anımsayacağı kadar uzun bir süredir yaşam vermiş bu kıtada dilencilere döndürdük Ve tarihi istediği kadar çarpıtılmış dahi olsa nasıl yorumlarsanız yorumlayın: Biz doğru yapmadık Ne adil davrandık ne de dürüst Onlara karşı ne haklarını iade etmek zorundaydık ne de anlaşmalarımıza sadık kalmak, çünkü gücümüzün üstünlüğü bize diğerlerinin haklarına saldırma, mallarını gaspetme, yalnızca yaşamlarını ve özgürlüklerini savunmaya çalışırken onların yaşamlarını ellerinden alma hakkını sağlıyordu ki onların erdemleri suça dönüşürken bizim ahlâksızlıklarımız erdem oluyordu
Fakat öyle bir şey var ki bu sapkınlığın ulaşamayacağı, o da tarihin büyük hükmü Emin olun ki tarih bizi yargılayacaktır Ama umurumuzda mı? O nasıl bir ahlâki şizofrenidir ki tüm dünyanın işitmesi için ulusumuzun en tepesindeki sesle ciğerlerimiz patlayana kadar bizim taahhütlerimizi tuttuğumuzu haykırırız da tarihin tüm sayfaları, Amerikan Yerlilerinin yaşamındaki son 100 yıl boyunca geçirdikleri tüm o aç, susuz günler ve geceler bu sesin dediklerinin tam zıttını söyler       " __________________
Manitu İnsan kendisine sağladığı bireysel enerjiyi manitu’dan edinir Kabile şamanları insanlara yardım amacıyla bu güçle irtibat kurabilirler Bu güç Siu Kızılderilileri’nde "Wakan", İroquois Kızılderilileri’nde ise "Orenda" adını almıştır Kızılderililerdeki bu kavramın çeşitli kültürlere ait birçok tradisyonda prana, mana, qi ya da ch’i vb gibi çeşitli adlarda belirtilen evrensel yaşam gücü kavramıyla hemen hemen eş olduğu görülmektedir Fakat Kızılderili tradisyonlarında, manitu teriminin başına “Yüce” sözcüğü getirildiğinde terim çok farklı bir anlam kazanır : “Yüce Manitu” tüm yaratılışı canlandıran, ahengi sağlayan, her şeyin en güçlüsü olan “Ulu Ruh” anlamına gelir
Beş Uygar Kabile
Beş Uygar Kabile Cherokee, Chickasaw, Choctaw, Creek ve Seminole kabilelerine beyaz insan tarafından verilmiş bir isimdi Bu kabilelerin beyaz toplumlar arasında "uygar" olarak anılmasının sebebi, bu beş kabilenin plantasyon ve köle sahibi olmak da dahil olmak üzere sömürgecilerin adetlerini benimsemeleri ve genellikle komşularıyla iyi ilişkiler kurmalarıydı Beş Uygar Kabile, ülkenin diğer bölgelerine -özellikle günümüz Oklahoması'na yerleştirilmelerinden önce Amerika Birleşik Devletleri'nin güneydoğusunda yaşamaktaydı
Bugün özellikle diğer kabilelerden gelen birçok yerli Amerikalı, "Beş Uygar Kabile" yaftasını patronluk taslayıcı ya da ırkçı bulmaktadır Kendi aralarında kabilelerden konuşurken, bazen düzeltilmiş "Beş Kabile" adı kullanılmaktadır; böylece bu beş kabile dışında kalan diğer yerli Amerikalıların vahşi oldukları iması ortadan kaldırılmaktadır
Beş kabile, Federal hükümet tarafından izin verilmiş yerlilerin yerinin değiştirilmesi operasyonlarıyla birkaç on yıl içerisinde, anavatanları olan Mississippi Nehri'nin doğusundan o zamanlar "Kızılderili Arazisi" denilen, bugünse Oklahoma eyaletinin doğusunu oluşturan topraklara yerleştirilmişlerdir Bu yer değiştirme operasyonlarının en kötü üne sahip olanı 1838'de gerçekleşen Gözyaşı Patikası'dır Başkan Martin Van Buren Cherokeeler'le yaptığı -Cherokeeler'in topraklarını batıda onlara verilecek yeni topraklarla değişmesini öngören- tartışmalı New Echota Antlaşması'nı yürürlüğe koyarak kabileyi yer değiştirmeye zorlamıştır Yaklaşık 4000 Cherokee'nin ölümüne neden olan bu zorunlu göç, Cherokee kabilesinin olayı anmak için kullandığı Nunna daul Isunyi—"Ağladığımız Yol"- isimlendirmesinden dolayı diğer kaynaklarda da "Gözyaşı Patikası" olarak geçmektedir
Choctaw and Chickasaw kabilelerinin büyük kısmı güneyli Konfederasyon devletleri yanında savaşırken; Creek, Seminole ve özellikle Cherokee kuzeyli Birlik'i destekleyenler ve güneyli Konfederasyon'u destekleyenler olarak ikiye ayrıldı Bu nedenle, Cherokee kendi kabilesi içinde de bir iç savaş yaşadı
1893'e kadar tek tük beyaz yerleşimleri dışında bu kurala uyuldu, fakat anılan tarihte hükümet Oklahoma Bölgesi civarındaki Cherokee Yerleşimi'ni dış yerleşime açtı 1907 yılında Oklahoma Bölgesi ve Kızılderili Arazisi Oklahoma Eyaleti ismi altında birleştirildi Beş Uygar Kabile'nin bugün o topraklarda önemli bir varlığı söz konusudur Kutsal Ruh Ve Onun Ziyaretcisi
KUTSAL RUH VE ONUN ZIYARETCISI
Yasli bir adam donan nehrin kenarindaki küçük kulübesinde yalnizbasina
oturuyordu Kis yaklasmaktaydi ve yakacak neredeyse bitmisti Çok yasli
ve terkedilmis görünüyordu Saçörgüleri yasindan ötürü bembeyazdi ve bütün
eklemleri titriyordu Günler yalnizlik içinde geçiyordu Ilk düsen
karlari önüsira süpüren firtinadan baska hiçbirsey duymuyordu
Bir gün tam ates sönmek üzereyken yakisikli genç bir adam geldi ve
kulübeye girdi Yanaklari gençlik atesiyle kipkirmiziydi; gözleri hayat dolu
parliyordu; ve dudaklarinda bir gülümseme vardi Hafif ve hizli adimlarla
yürüyordu Alninda savasçi banti yerine taze çayirlardan bir taç vardi ve elinde bir demet çiçek tasiyordu
Ah oglum, ? dedi adam, ?seni gördügüme sevindim Içeri gel Gel de
bana basindan geçen maceralari ve görmeye gittigin o degisik ülkeleri anlat
Geceyi beraber geçirelim Ben de sana kendi yigitliklerimi ve
kahramanliklarimi ve anlatabilecegim daha pek çok seyi anlatirim Sen de aynisini yap ve birbirimizi eglendirelim ?
Daha sonra çuvalindan incelikle islenmis eski bir pipo çikartti ve
içini bazi kurutulmus yapraklarla hafifletilmis tütünle doldurup misafirine ikram
etti Bu isle mesgul olurken konusmaya basladilar
Nefes veririm,? dedi yasli adam, ? ve irmaklar kimildamaz Su tas gibi
kati ve sert olur ?
Nefes alirim,? dedi genç adam, ?ve bütün ovalarda çiçekler boy verir ?
Eklemlerimi titretirim,? diye karsilik verdi yasli adam, ? ve ülkeyi
kar kaplar Yapraklar istegim üzerine agaçlardan dökülür ve nefesim onlari uzaklara sürükler Kuslar su üstünden havalanip uzak diyarlara uçar Hayvanlar
kendilerini bir bakisimdan sakinir ve üzerinde yürüdügüm su yer
çakmaktasi kadar sertlesir ?
Saçlarimi savururum,? diye yanitladi genç adam, ?ve yumusak yagmurun
ilik damlalari yeryüzüne düser Bitkiler neseyle gülümseyen çocuklarin
parlayan gözleri gibi baslarini yerden kaldirirlar Sesim kuslari yeniden
çagirir Nefesimin sicakligi nehirleri çözer Yürüdügüm her agaçligi müzik
kaplar ve doga tümüyle gelisimi kutlar ?
Nihayet günes dogmaya basladi Etrafa tatli bir sicaklik yayildi Yasli
adamin dili sustu Narbülbülü ve mavi kus kulübenin üstünde sarki söylemeye
basladi Irmak kapinin ardinda söylenmeye basladi ve büyüyen bitkilerin ve
çiçeklerin kokusu esen dag rüzgariyla beraber yavasça geldi
Gün isigi genç adama, kendisini agirlayan kisinin kimligini açikça
sergiledi Ona baktiginda buz kadar soguk yasli Kis Ruhu Peboan ?in çehresini
gördü Adamin gözlerinden irmaklar akmaya basladi Günes yükseldikçe gövdesi gitgide ufaldi ve sonunda tamamen eriyip gitti Kulübenin söminesinde genç ziyaretçi Baharin Ruhu Seegwun? un alnina Kuzey in ilk hatirasi olarak taç yaptigi çevresi pembe küçük beyaz mis-kooded çiçeginden baska hiçbir sey kalmadi İki Simge
İKİ SİMGE
Yaşlı kızıldereli reisi kulübesinin önünde torunuyla oturmuş, az ötede
birbiriyle boğuşup duran iki kurt köpeğini izliyorlardı Köpeklerden
biri beyaz, biri siyahtı ve oniki yaşındaki çocuk kendini bildi bileli
o köpekler dedesinin kulübesi önünde boğuşup duruyorlardı
Dedesinin sürekli göz önünde tuttuğu, yanından ayırmadığı iki iri kurt
köpeğiydi bunlar Çocuk, kulübeyi korumak için bir köpeğin yeterli olduğunu
düşünüyor, dedesinin ikinci köpeğe neden ihtiyacı olduğunu ve renklerinin
neden illa da siyah ve beyaz olduğunu anlamak istiyordu artık O merakla,
sordu dedesine: Yaşlı reis, bilgece bir gülümsemeyle torununun sırtını sıvazladı
- "Onlar" dedi, "benim için iki simgedir evlat "
- "Neyin simgesi" diye sordu çocuk
- "İyilik ile kötülüğün simgesi Aynen şu gördüğün köpekler gibi, iyilik
ve kötülük içimizde sürekli mücadele eder durur Onları seyrettikçe
ben hep bunu düşünürüm Onun için yanımda tutarım onları
Çocuk, sözün burasında; 'mücadele varsa, kazananı da olmalı' diye
düşündü ve her çocuğa has, bitmeyen sorulara bir yenisini ekledi:
- "Peki" dedi "Sence hangisi kazanır bu mücadeleyi?"
Bilge reis, derin bir gülümsemeyle baktı torununa
- "Hangisi mi evlat?
Ben, hangisini daha iyi beslersem!Indians Dünya yaşamının temposunu tutturuyordu bu davullar Gök gürültüsü, deniz kıyılarındaki düzenli gelgitler, birbirinden diğerine yavaşça geçiveren mevsimler, kuşların göç edişi, kış uykusuna yatan hayvanlar  Bu tempo içinde herşey kendi zamanını biliyor, akıl sır ermez bir şey bu Bileğinizdeki kalp atışlarını bir dinleyin Yaşamın temposunu yansıtır o atışlar Eğer tempoda bir aksaklık varsa hastasınız demektir "
Jimalee Burton, Cherokee Kabilesi

'Solukbenizli' ABD'lilerin yere göğe sığdıramadığı Hollywood'un dünyaca ünlü yıldızları arasından bazılarının ataları, gerçek kızılderililer
İşte en ünlü 'yerli' Hollywood yıldızları:
Burt Reynolds: Hollywood'un 55 yaşındaki maço yıldızı Dörtte bir kızılderili Babasının annesi Cherokee kızılderilisi (anne tarafı İtalya'dan göç etti) Filmlerinde 1966 ve 68'de iki kez kızılderili rolü oynadı
Cher: Gerçek adı Cherilyn Sarikissian Lapierre 44 yaşındaki güzel yıldız yarı kızılderili Annesi Cherokee kızılderilisiydi Ten rengi, çekik kahverengi gözleri ve kalçası yerli kanının en belirgin özellikleri
Raquel Welch: Hollywood'un 50 yaşındaki ölümsüz erotizm ilahesi de sekizde bir kızılderili kanı taşıyor Bolivyalı babasının büyükbabası kızılderiliydi Welch de 28 yıl önce doğan kızına, en ünlü kızılderili isimlerinden Tahnee'yi koydu
Tina Turner: Müzik dünyasının efsane yıldızı 51 yaşındaki Turner da sekizde bir kızılderili Büyükbabası dörtte üç Navajo, büyükannesi dörtte üç Cherokee dörtte bir zenciydi Her zaman kızılderili kanıyla gurur duydu
Ülkemiz ile ilgili Depremzedeye "kizilderili" moral
Marmara depreminden duydugu üzüntüyü siirle anlatan ve bu siirle Amerika’da katildigi bir yarismada ödül alan kizilderili Lynn Van Coonis, Adapazari’na geldi
Adapazari Büyükiehir Belediyesi’ni ziyaret ederek, Baskan Yardimcisi Sinan Çileli ile görüsen Coonis, Sakarya halkina güç verecegi inanciyla bir kartal fotoirafi hediye etti inanislarina göre, kartal tüyünün, verildigi savasçiya 40 kat güç kazandirdigini ifade eden Coonis, söyle konustu: “Kartal tüyü, bizde mücadelenin sembolü olmustur Ben de bu sembolik hatirayi Sakarya halkina, 1 yil önce yasanilan felaket sonrasinda, cesaretini yeniden toplamalari için veriyorum Ben Türkler ile Kizilderililerin kardes olduguna inaniyorum Yüzyillar önce bu iki kavmin yollari ayrilmis Türkler'in sicak ve içtenligi, bunun kaniti ”
Meclis’te “Kizilderili” arastirmasi
FP’li Uzunkaya, Amerika’da Kizilderililere uygulanan soykirim ile zencilere uygulanan irk ayrimi konusunda Meclis Arastirma Önergesi hazirladi
FP Samsun Milletvekili Musa Uzunkaya, tarihte Amerika’da Kizilderililere karsi uygulanan soykirim ve zencilere karsi uygulanan irk ayriminin ortaya konulmasi amaciyla Meclis Arastirmasi Önergesi hazirladi Önergede, Amerika’nin kesfi sonrasinda yapilan Kizilderili soykiriminin, “tarihin en büyük soykirimlarindan birisi” oldugu ifade edildi Silahsiz ve savunmasiz insanlara karsi çagin en modern silahlari kullanilarak yapilan bu toplu imha hareketinin tarihte kara bir leke olarak yerini aldigi kaydedilen önergenin gerekçesinde söyle denildi:
“Tarihte Amerika kitasinda Kizilderililere karsi uygulanan bu soykirim harekatinin ve Zencilere karsi uygulanan irk ayriminin tüm sebep ve sonuçlariyla ortaya konulabilmesi, bu insanlik suçlarinin müsebbiplerinin tespiti, mazlum ve magdurlarin maddi ve manevi haklarinin kendilerine iadesini saglayacak girisimlere destek olunmasi amaciyla bir Meclis Arastirmasi açilmasini arzederim ” Önergenin, imzalarin tamamlanmasinin ardindan 2 Ekim tarihinde TBMM Baskanligi’na verilecegi ögrenildi
Bitki tohumlarina Geronimo ismi
Tarim Bakanligi , yeni elde edilen tohumlara, Bitki Çesitlerinin Tescili Yönetmeligi kapsaminda ad takti Ekmeklik bugdaylara Altay 2000, Turan, Kirgiz, izgi, Alparslan gibi adlar verildi Mercimege Malazgirt, Sazak 91; nohuta Çagatay; ayçiçegine Türkay ismi uygun düstü
Geronimo ile Apaçi
Hashas ise Anayurt 95 adiyla anilacak Tasnifte, 'Kizilderililer Türk'tür' tezi de unutulmadi: Salkimotuna Geronimo, kamissi yumakotuna Apaçi adi seçildi
Yorum: Yok artik daha neler ugrasacak baska sey bulamayinca gundemde kalmanin anormal yollarina basvuruluyor ,aslinda bu haberi buraya koymak icin uygun bulmasamda tuhaf ve sacmaligi paylasmak istedim  her firsatta zenciler ve çinliler haric herkesle soydaslik yollarini anormal sekillerle baglamanin nasil bir mantigi oldugunuda kavrayabilmis degilim kan bagiyla degilde dusunsel yaklasimlarimizla bag kurabilmek dilegiyle 
__________________Bazı Kızıldreliler Fotoğraf 1900'lü yıllarda çekilmiştir
Fotoğraf Ormsbee's First National Gallery, New York'ta bulunmaktadır (Alice Cunningham Fletcher as a young woman Photograph by Ormsbee's First National Gallery, New York )

(Asarsi kitchen)


(berry pickers )

Black Elk Holy man of the Oglala Sioux, 1863-1950
Sandalları
Çömlekleri
Kadın eşyası
AV HALİNDE BULUNANLAR
|