Yalnız Mesajı Göster

Turizm İle İlgili Herşey

Eski 08-19-2012   #20
Prof. Dr. Sinsi
Varsayılan

Turizm İle İlgili Herşey



Gizli Cennetler

harbiye

İSTANBUL'DAN GİDİŞ

İstanbul'dan yola çıkıp, Türkiye'nin güneydeki bu en uç noktalarından Harbiye'ye gitmek istiyorsanız en mantıklı gidiş yolu, İstanbul - Ankara otobanını kullanmak

Sonra da Konya üzerinden Adana'ya inmek Konya Ovası'nda dümdüz yolda giderken, aşırı hız yapmamaya özen gösterin Çünkü ilçe giriş çıkışlarında mutlaka radarlar yer alıyor Ve para cezaları eskisi gibi değil Kimsenin de gözünün yaşına bakmıyorlar

Adana'ya gelince de Antakya'ya kadar otobanı kullanıp keyifle yolculuk yapabilirsiniz Antakya'ya geldikten sonra gerisi kolay Şehir merkezinden 6 kilometre uzaklıkta bulunan Harbiye için yön gösteren tabelaları takip etmeniz yeterli


ANKARA
Ankara'dan ise, Konya - Adana - Antakya istikameti, sizi harbiye'ye ulaştıracak

İZMİR'DEN GELENLER

İzmir'den geliş ise biraz uzun ve zahmetli En ideali, İzmir'den Tavşanlı - Uşak - Afyon - Konya güzergahını izlemek

Daha sonra da İstanbul ve Ankara'dan gelenlerin yaptığı gibi Adana'ya inip Hatay'a gitmek

İzmir - Hatay yolu, 1088 kilometre

ALTERNATİF YOL!

Eğer "gezmeyi severim , virajlar da benim için önemli değil" derseniz, alternatif yol, her halukarda Konya'ya kadar gidin Sonra da Karaman yolunu kullanın Ama asıl macera sonrasında başlıyor Karaman'ı geçtikten sonra, Silifke'ye kadar inmeniz gerekiyor İneceğiniz bu yol Silifke'ye kadar 110 kilometre Ama neredeyse tamamı virajlardan ve iniş çıkışlardan oluşuyor Hem yol, hem çevre inanılmaz güzellikte

Eğer araç tutmuyor ve doğayı hissetmek istiyorsanız bu yolu kullanın

HARBİYE'DE MUTLAKA YAPIN!

Şelalere gidin! Yayladağı'ndan aşağıya vadiye akan sular içinde kurulan masalarda oturun Sandalyelerden ayaklarınızı sulara sokup serinleyin
Şelalelerde demli çay için!

Boğaziçi Restoran'da, kekik salatasının, humusun, kemiksiz ızgara tavuğun, künefenin tadına mutlaka bakın

Yılmaz İpek'ten erkekseniz kendinize yüzde 100 ipek kravat ya da gömleklik, bayansanız ipek şal ya da elbiselik alın
Defne yağı ve sabununu unutmayın

YOLDA NEREDE YEMEK YİYECEKSİNİZ!
AFYON'DA CUMHURİYET SUCUKLARI!

Yol boyunca yemek molası verecek çok yer var mutlaka Ama İzmir'den geliyorsanız Afyon'da Cumhuriyet Sucukları'nda durmamazlık etmeyin Burada özellikle tesisin asıl bölümünde yapılan sucuklu yumurtayı yiyip, vişneli ekmek kadayığının tadına mutlaka bakın

MERSİN'DE TANTUNİ!

Mersin'deyse Tantuni için mutlaka, eski garaj bölgesinde yer alan Göksel -1 Tantuni ve Biftek Salonu'na uğrayın Tantuni neymiş, servis nasıl yapılırmış görün Öyle lüks bir lokanta değil İçi fayanslarla döşeli tertemiz bir lokanta
Mersinliler'in ve bilenlerin uğramadan geçmediği bu lezzet durağının daha kapısından içeri girer girmez bir garson sizinle ilgilenirken diğeri hemen masanızı hazırlıyor Servisler açılıyor Otlar masaya konuluyor İçeceğiniz hemen önünüze geliyor Sonra da ekmek içi mi yoksa "Açık ekmeğe" mi, yani, lavaşa mı tantuni istediğiniz soruluyor

Garsonlar yıldırım hızıyla masalar arasında dolaşıp istediklerinizi getiriyor Elinizdeki tantuniyi bitirmeye yakın garson hemen ikincisini isteyip istemediğini soruyor

Kısacası Mersin'e yolunuz düştüyse mutlaka uğrayın!

SERTAVUL GEÇİDİ VE KÖZDE SARIMSAK
Eğer yolunuz Konya - Karaman - Silifke üzerinden geçiyorsa, özellikle de Sertavul Geçidi'nde, Mut'a 38 kilometre kala Shell benzin istasyonun hemen yanında bulunan Veli Yılmaz'ın işlettiği Sertavul Et Lokantası'nda mutlaka mola verin

Burada yanık yoğurdu, pamuk gibi pirzolaları, kömür ateşinde ızgara sarımsak, soğan ve biberleri afiyetle mutla yiyin

Bu arada üzümden yapılan helvanın ağızda dağılan tadına bakmadan masadan kalkmayın Göreceksiniz Yol belki sizi yoracak ama burada vereceğiniz mola ve yedikleriniz, bütün hepsine değdiğini gösterecek

Harbiye'de kalmak için çeşitli alternatifler var Hemen her bütçeye uygun tesisler yapılmış Harbiye, yaz aylarında arap ülkelerinden gelenler için serin, ağaçlar altında, temmuz, ağustos sıcağını hissettirmeyen ideal bir dinlenme yeri Zaten bütün otellerde Arap ülkelerinden gelenlere rastlıyorsunuz Hatta sokaklarda Türkiye'de çok az bulunan Arap plakalı Lexus, Toyota büyük ve özel jeepler, resmi geçit yapıyor
Harbiye'de kalınabilecek yerlerin başında, müşteriye gösterdikleri sıcaklık, odalarında bulunan split klima, televizyon, buzdolabı gibi özellikleriyle, ana cadde üzerinde yer alan Büyük Özcihan Hotel'i ilk tercihlerden biri olabilir
Sabah kahvaltısında açık büfe olarak istediğini yeme içme şansınız var

En önemlisi de sabahları kendi yaptıkları demli çayları müşterilerine de ikram etmeleri Ayrıca poşet çaylar da veriyorlar
Bir başka adres ise Harbiye içinde, Hotel Çınar

Öğretmen emeklisi sahibinin yeniden elden geçirerek daha kaliteli hale getirdiği Hotel Çınar, televizyonlu ve klimalı odalarıyla müşterilerine aile ortamında hizmet veriyor

HARBİYE , LEZZET DURAĞI
Harbiye'ye gidince hem görülecek yerler açısından hem de yemek yenilecek yerlerin fazlalığı yönünden, önünüze bir çok alternatif çıkıyor İsterseniz şelalelerin içinde, ayaklarınızı sulara sokarak, suyun içindeki masalarda, ağaçların altında yemek yiyebilirsiniz Şelaler içinde, onlarca lokanta sizi bekliyor Hemen hepsinde de lezzetli yiyecekler var Tek farkları sunumları Şelale lokantaları kimi aile işletmeleri, kimi ufak işletmeler O nedenle hizmet bakımından fazla beklentiniz yoksa buraları tercih edebilirsiniz

Ancak Harbiye'ye kadar gidip de, yemek yiyecekseniz, hatta yemek zamanı olmasa bile oraya gittiyseniz, mutlaka Harbiye'de Şelalelerin girişinin hemen karşısında bulunan, Boğaziçi Restorant'a gidin ve yiyeceklerin nefis tadına mutlaka, ama mutlaka bakın
Bu lokantanın diğerlerinden ne farkı var ki bu kadar tavsiye ediyorsanız diyorsanız, gidince ne demek istediğimi anlayacaksınız
Her şeyden önce lokanta, ağaçların gölgesinde yer alıyor Bahçe içinde ayrıca suni havuz öğlen saatlerinden itibaren açık tutuluyor
Bu şekilde havuzun suyunun verdiği serinlik, öğlen sıcağında yemek yiyenlerin rahatlamasını sağlıyor

En önemlisi ise, lokantanın ortasından geçen ve Harbiyeliler'in hala kullandıkları dağ suyunun aktığı küçük nehir kenarında bulunan masalarda oturuyorsanız serinlemek için bir alternatifiniz daha var O da masaların üstünde bulunan gölgelik çatı kaplamasının üzerinden sular, sürekli nehirin üzerine akıyor Bu şekilde güneşte kızan çatı kaplaması, üzerinden akan suyla serinliyor Altında oturanlar da keyifle yemeklerini yiyorlar
GELELİM YEMEKLERE
Boğaziçi'ne gittiğinizde şanslı gününüzdeyseniz, ya da lokantanın demirbaş garsonlarından olan "Harbi Harbiyeli" Necat Aslanyürek'i de bulursanız, ne yiyeceğinizi düşünmenize bile gerek yok

Necat, genç Harbiyeli bir garson Ama lokantaya gelen müşterilere, sanki kendi evindeymiş gibi davranıyor
Onlara yemekleri keyifle öneriyor, servis yapıyor Sunuyor

İsterseniz hem yöreyle hem yemeklerle ilgili bilgi veriyor Yani yok yok Sohbeti rahatsız edici değil keyifli
Masanıza ne geleceğini ona bırakın Size de sadece yemek kalsın Onun seçimiyle masa öyle bir donanıyor ki, neyi nasıl yiyeceğinizi şaşırıyorsunuz Gelen mezelerin arasında neler yok ki!

Onun önereceği içli Köfte, Oruk, Öcce, Ekşili Börülce, Aşur, Ekşi Aşı, Cevizli Biber (Muhammara), Kaytaz Böreği, Bakla Ezmesi, Beyaz Kabak Boranisi, Katıklı Ekmek, beyaz peynir, salatalar, patlıcan salatası; ama kömürde közlenmiş patlıcan ile yapılanı gibi mezeleri hiç düşünmeden kabul edin

Ama unutmayın Bu lokantadaki porsiyonlar, büyük şehirlere göre iki misli büyüklükte O nedenle masanıza dizilen hemen her şeyi yiyeyim demeyin Yoksa mide fesadına uğrarsınız
Eğer yemeklerin lezzetinden hepsini yerseniz yola devam etmeden önce, şelalelere inin Orada gezin biraz Yemeklerinizi eritin Yoksa bizim başımıza gelen sizin de başınıza gelir
Harbiye'den sonra, şelalelerde dolaşıp, Adana'ya gittiğimde, akşam yemeğini ancak gece saat 2200'de yemeye cesaret edebildim Amabu çaba da boşa gitti

Özlemle gittiğim Yüzbaşılar Kebapçısı'nda, önüme gelen o güzelim Adana Kebabı'nın ancak yarısını yiyebildim Çünkü hala Harbiye'de yediğim yiyecekleri, aradan 7 saat geçmesine rağmen eritememiştim!
Masanıza gelen yiyecekler arasında neler yok ki!


İNEBOLU

İnebolu genel görünüm
Kastamonu'dan ise, Seydiler - Küre yolunu kullanarak, İnebolu'ya ulaşıyorsunuz Kastamonu - Seydiler arasında 1210 metre yüksekliğinde olan Oyrak Geçidi'nde kamyonlara dikkat edin Yol yapım çalışmaları nedeniyle, Kastamonu ile İnebolu arasında, aracınızı dikkatli sürün

OTOBÜS
Kendi aracınız yoksa, istanbul ve diğer büyük şehirlerden, Güven şirketi başta olmak üzere, Kastamonu'ya giden otobüsleri kullanabilirsiniz Kastamonu İnebolu arasında, otobüs ve minübüs seferleriyle İnebolu'ya ulaşabilirsiniz


İnebolu'da kalacak yerler sınırlı Kalacak tesislerin başında sahilde bulunan Yakamoz Dinlenme Tesisleri geliyor Burası daha önce belediye tarafından işletiliyormuş Motel, bungolov ve ahşap evlerden oluşuyor Şimdi İnebolu'lu büyük şehirlerde yaşan işadamlarının kurduğu şirket tarafından işletiliyor 26 odalı motel, 10 ahşap ev var 20 tane de Ytong evden oluşuyor Tesisin en büyük özelliği denize sıfır konumda olmasıYüzme havuzu da var

Pembe Köşk'ün dış görünüşü bile görkemli
Denize sıfır olmasına rağmen, deniz dalgalı olduğunda, yüzme havuzu tercih ediliyor Ytong evlerde mutfak var Sıcak su sürekli akıyor
Bungolovlar ise kalacak yerler ranza sistemliMotel bölümünde ise çift kişilik ve suit olan yerler bile var Tüm odalar deniz görüyor
Deniz kıyısında bulunan çardak altı ise bir başka güzellik sunuyor güneş doğarken ve batarken burada oturanlara

İnebolu'nun Karadeniz'de çok az yerde bulunan bir özelliği var
Güneş denizden doğup denize batıyor
Bu Karadeniz'de bir de Cide'de olan bir özellik

ÖĞRETMEN EVİ
İnebolu'da kalınacak diğer bir yer ise Karadeniz sahili boyunca bir çok şehirde bulunan Öğretmen Evi dinlenme tesisleri
Burası sahilde yer alıyor Modern bir tesis Güzel bir yemek salonu var Fiyatları da uygun
Temiz odalarıyla rahatlıkla burada da kalabilirsiniz

Kastamonu ve yöresinde tadılacak yenilecek yöresel yiyeceklerin başında etli ekmek geliyor Ama bu Konya ve civarından bildiğimiz etli ekmek gibi değil Etli ekmeği tatmak için de gidebileceğiniz en iyi yer, İnebolu eski belediye başkanı rahmetli Kadir Karatay'ın, İnebolu'nun en yüksek tepelerinde kurulu olan Karaca Mahallesi'nde açtığı Karaca Cafe Latife Karatay, mahallede babaannesinden kalan bahçe içindeki evi restore ederek burayı açmış
Daha cafenin bulunduğu mahalleye çıkarken yerin güzelliğini tahmin edebiliyorsunuz Tamamen doğal bir ortamda yer alan cafede Lütfiye Hanım, kendi elleriyle açtığı hamurlarla, kıymalı ve peynirli etli ekmek yapıyor İçtiğiniz ayranın ve yediğiniz etli ekmeğin de tadına doyamayacaksınız
ÇEKME HELVASI
Tatlı olarak ise çekme helvası meşhur Başoğlu yöredeki en iyi çekme helvayı satan pastane O da çarşı içinde yer alıyor Pastanenin sahipleri helvanın yapımını şöyle anlatıyor Un, yağ, şeker, gram tartar ve limon tuzundan oluşan çekme helvayı yapmak için, yağ ve un kavruluyor miyane kıvamına gelene kadar Daha sonra tepsiye diziliyor Yuvarlak halka haline getiriliyor 4 kişi karşılıklı olarak 20 dakika kadar çekmeye başlıyor Tel tel haline geldiği zaman da satışa ve yenmeye hazır hale geliyor

GÜVEÇ
Arkasından da Türkiye'de hemen herkesin öğlen ya da akşam yemeğinde yediği güveç geliyor Evet güveç Büyük şehirlerde ancak öğlen ya da akşam yemeklerinde yenen güveç, İnebolu'da sabahları yeniyor Güveç öylesine meşhur ki, sabah 0600'da çıkan güveç, en geç 1100'de bitiyor İnebolular gelen misafirlerini sabah güveç yemeğe götürüyorlar Hatta İnebolular, iyi güveç almak için sabahın beşinde lokantalara gidiyor Olur da yolunuz İnebolu'ya düşerse çarşı içinde bulunan İtimat Lokantası'na bir sabah erkenden uğrayın deriz
Bir de kelle paça yemeği de İnebolu'da meşhur O da sabahları yeniyor
İNEBOLU EL İŞLERİ

İnebolu'nun eski çarşafları , sofra bezleri meşhur El tezgahlarında dokunan peştamal ve bezleri de alınacaklar arasında Kastamonu yöresinde kadınlar el tezgahlarında yün fanila dokur ve onu satarlar Bu tür ürünleri bulabileceğiniz yerlerin başında Kısmet tuhafiye geliyor Çarşıya girdiğinizde kime sorsanız size yardımcı olurlar Kastamonu tarzı el dokumalı mutfak perdeleri ve bağ işi diye nitelendirilen dokulamalar var Ayrıca Kastamonu işi çarşafları da bulabilirsiniz

İNEBOLU PAZARLARI

İnebolu'nun pazarları ise gerçekten yöresel Çoğunlukla köylüler satış yapıyor Satıcıların da çoğu kadın Bir çoğu kendi bahçesinde, tarlasında yetiştirdiği ürünü getirip satıyor Pazara giderken yöresel kıyafetleri giyip, sırtlarına küfelerini alan kadınlar gerçekten görülmeye değer Pazar, salı ve cumartesi günleri kuruluyor Sabah erkenden açılan pazar, öğleden sonra toplanmaya başlıyor O yüzden eğer bu günlerde oralardaysanız, güne erken başlamanız gerekiyor

TARİHÇE

İnebolu MÖ 8yy'da ve Karadeniz'in Miletliler tarafından kolanizasyonu sırasında koloni olarak kurulmuştur İnebolu'nun eski adı, "Abuna Teikos" dur Bu da eski dönemlerde buraya hükümdarlık yapan Abuno isimli yöneticinin kalesi anlamına gelir Bu kişinin adı internette girildiğinde ilginç bir efsane çıkıyor Efsaneye göre Aleksandros adında bir kâhin tanrılığını ilan etmiş Ve daha sonra da Romalılar tarafından cezalandırılmış Ve buna bakarak İnebolu antik çağlarda da önemli bir rol oynamış

İnebolu denilince hemen hepimizin aklına, Karadeniz'de küçük bir sahil kasabası geliyor Şimdilerde bu imajla tanınan İnebolu'nun talihi 1880'lerden sonra dönüyor 1880'lerde yapılan liman inşaatıyla, İnebolu vapurlarla saltanata geçmiş ve 1930'larda yapılan Çankırı demiryolunun inşaatıyla, kara trenle tarihe gömülmüştür Çünkü İnebolu bir ticari mevkiiydi ve bütün Karadeniz bölgesinin ticari malları buradan dağıtılırdı 19 yy sonlarındaki bazı kayıtlarda, her 15 günde bir, 15 biner sandık yumurtanın buradan Fransa Marsilya'ya gönderildiğini görünce önemi ortaya çıkıyor

İNEBOLU EVLERİ
İnebolu'da evler taraçalaşmış şekilde akarsu vadisine inen bölgede, bahçelerle çevrili olarak yapılmış Altları taş Buralarda mahzenler, kiler odaları bulunur Bunun üstüne yapılan yerlerde de halkın yaşayacağı yerler bulunur Alttaki ev İnebolu'nun en eski evlerinden biridir
Evin bulunduğu yere arkanızı dönerseniz, karşıda görülen tepe Abeş tepesidir

Eski dönemde burada tiyatro olduğu sanılıyor Ama bölgede arkeolojik kazı yapılmadığı için hiç bir şey bilinmiyor Buradaki evler genellikle sülalelerin isimleri ile anılır İnebolu evleri 3 derece tarihi eser kapsamında Ve bir çok evde yaşayanlar var Evler yıktırılmıyor ancak restore edilebiliyor

Dantele şeklinde işlenmiş saçakları olan ev, İnebolu'da önemli şahsiyetlerden olan Şevket Tamer'in evi Şevket Tamer İnebolu'da parti başkanlıkları yapmış Şu an içi restore, 1911 yapımı İnebolu'nun dokusunu yansıtan evlerden biri İnebolu'nun bir başka özelliği de hemen her yerde çeşmelerin bulunması
1894 yıllığında burası, "akarsuları bol olan yer" olarak da geçiyor

EVLERİN ÇATILARI DENİZ TAŞI
İnebolu evlerinin çatılarına dikkat etmek gerekiyor Çünkü bunu bir başka yerde görmek mümkün değil Çatılar taştan yapılmış Bunun birkaç nedeni var Taşlar alelade taşlar değil Özel olarak denizden çıkarılan taşlardır Kalınlıklarının belli bir seviyede olması gerekir Bunlar ısı yapıtımı sağlar Çok ilkel gibi gözükebilir Ama çok iyi ısı yalıttığını söyleyebiliriz İkinci nedeni İnebolu'da çok sert esen poyraz rüzgarları Marsilya kiremitlerini uçurduğu için halk doğal yolla böyle bir çözüm bulmuş Gerçekten taştan yapılan çatılan görülmeye değer Hemen hepsi doğal incelikle olan taşlar evlere bir başka güzellik veriyor İnebolu'da eski evlerin çoğu hala bu taş çatılarla idare ediyor

GELİŞ TEPESİ
İnebolu'nun en yüksek ikinci tepesidir Ama çok önemli arkeolojik kalıntılar bulundu burada Çok küçük çapta bulunan eserler, diğerlerinin onda birinden bile daha az Genellikle şu anda bulunanlar geç Bizans ve Osmanlı dönemine ait Fakat daha derine kazılsa Roma ve İon dönemine ait buluntular bulunacaktır Atatürk de Geliş tepesinden İnebolu'yu görmüş
Buraya gelenlerin İnebolu hakkında bir fikir sahibi olmaları için, ziyaret edebilecekleri yerlerin başında geliyor Ancak buraya çıkmak biraz zor Çünkü yolu bozuk 1897 yılında Rumlar Geliş tepesine bir kilise yapıyorlar ve burası Pontos hareketinin başlangıcı oluyor
Bir iddiaya göre, Atatürk de buraya geldiğinde, deniz kıyısından Geliş tepesinde bulunan kiliseyi göstererek, "Bu kiliseyi temelinden yıkın Zira fesat yuvasıdır" şeklinde konuşuyor Ve o kilise temelinden yıkılıyor Şu an sadece bir temelleri olduğu söyleniyor

İNEBOLU'NUN KURTULUŞ SAVAŞINDAKİ ETKİNLİĞİ
İnönü ve Sakarya savaşları sırasında, İnebolu gerçekten çok önemli bir yere sahip Anadolu'ya tüm cephane sevkıyatın çoğunluğu İnebolu'dan yapılıyor Limanın şu andaki hali 1940'lardan sonra inşaa edilmiş 1940 öncesinde buraya gelen cephaneler, yapılan dekovil hattıyla geriye, cephaneliklere doğru taşınırmış Fazla gelen silahlar da yöredeki 7'den 70'e herkes tarafından sırtta taşınıyormuş Böylece denizden gelecek olan bombalamaya karşı da koruma sağlanmış oluyormuş
İnebolu 3 kez bombalanmış kurtuluş savaşında Maddi hasar meydana gelmiş Çok fazla ölüm olayı yok Atışların çoğu isabetsiz kalmış Halk arasında şöyle bir rivayet de var En önemli bombalamalardan biri Kurban Bayramı sabahı olmuştur İnsanlar namaz kılarken bomba hemen cami yanına düşmüş Ama patlamamış şans eseri olarak Onu dine yoranlar olmuş, hatta "Allah'ın kudreti sayesinde patlamadı" denilmektedir

Alıntı Yaparak Cevapla