Yalnız Mesajı Göster

Turizm İle İlgili Herşey

Eski 08-19-2012   #31
Prof. Dr. Sinsi
Varsayılan

Turizm İle İlgili Herşey



hatay iskenderunu geziyorum

Samandağ (İskenderun)


MÖ 310′da Selefkilerin kurduğu önemli bir liman kentidir İlk iskanı Paleolitik çağda başlamış olan Çevlik (Seleucia Pieria) antik kenti devletin liman kenti, Antakya ise başkent olmuştur İsa Peygamberin havarilerinden St Paul bu limandan ilk seyahatini Tarsus’a yapmıştır Dor mabedi de burada bulunmaktadır Selefkos Roma döneminde donanma üssü olarak kullanılmıştır

Liman Asi ırmağının ağzında kurulmuş olup, sürekli alüvyonlarla dolma tehlikesi altında kaldığı için MS I yüzyılda Roma İmparatoru Vespasianus bu tehlikeyi önlemek amacıyla, 1330 metre uzunluğundaki Titus-Vespasianus tünelini yaptırmıştır Tünelin yakınında Roma döneminde yapılan kalker taşa oyulmuş 12 kaya mezarı vardır Beşikli Mağara adıyla anılan mezarın bulunduğu mağara en genişi ve en ünlüsüdür

Posted By admin in HATAY | No Comments on August 9th, 2007 PAYAS (İskenderun)


Nur Dağları’nın eteklerinde şirin bir kıyı kentçiği olan Payas (Yakacık), Antik dönemde Baias adıyla bilinmektedir Mimar Sinan tarafından 1574 yılında yapımı tamamlanan Sokullu Mehmet Paşa Külliyesi Payas’a önemli bir iskele ve konaklama merkezi hüviyetini kazandırmıştır Külliyenin batısında yer alan ve yabancı gemilerin su ihtiyaçlarını karşıladıkları Payas Kalesi’nin çevresi hendekle çevrili, 7 burçlu ve 8 kulelidir

Payas, haçlılardan kalan kalenin değerlendirilmesi ve denize yakın bir konumda olması nedeniyle 16yy’da II Sultan Selim zamanında sahile iskele, gümrük, tersane, kule ve külliye yapılarak Derbent (sınırlarda bulunan küçük kale) teşkilatı ile bağlantılı bir menzil yeri olarak belirlenmiş ve uzun yıllar da kullanılmıştır

Posted By admin in HATAY | No Comments on August 9th, 2007 İSKENDERUN’U GEZELİM GÖRELİM


Deniz ve kumu ile bölgenin en önemli turistik merkezlerinden Arsuz görülmeye değer bir yerdir Bunun yanı sıra; Sütunlu Liman, Frank Limanı, Şato Kalıntısı (Karakol Şatosu), Şalen Kalesi, Sarıseki Kalesi, Arabistan yolunu kontrol etmesi açısından önemli olan ve içinde bir kilise bulunan Bakras Kalesi, Yunus Peygamberin Yunus balığının karnından burada çıktığına inanılan İskenderun kentinin giriş kapısının kalıntısı olan Yunus Sütunu, Mancınık Kilisesi de ziyaret edilmesi gereken yerlerdendir

Hıdır Bey köyünde 2000 yaşında olduğu tahmin edilen tarihi 20 metre yüksekliğindeki dev Çınar Ağacı, El Mina Antik Kent ve Limanı, Erzin, Erzin’in kuzeybatısında Kilikya kenti olan Issos’un çevresindeki ovada Makedonya Kralı Büyük İskender, Pers İmparatoru III Darius Codoman’ı yendiği ve içerisinde Cenevizlilerden kalan bir liman ve kale kalıntıları, tapınak, su depoları ile kemer kalıntılarının bulunduğu Issos Harabeleri (Issus) görülmesi gereken yerlerdir

Posted By admin in HATAY | No Comments on August 9th, 2007 Körfezin Kenti İSKENDERUN


Hatay iline bağlı İskenderun, kendi adıyla anılan körfezin kıyısındaki modern bir kenttirKıyının hemen gerisinde bir duvar gibi yükselen Nur Dağlarına sırtını vermiş, yeşil ve dört mevsim sıcak bir turizm merkezi, bunun yanı sıra da işlek bir ticaret limanıdır

Tarihçe:MÖ333 yılında Makedonya Kralı Büyük İskender’in İran İmparatoru IIIDarius’u Issos Vadisi’nde yenilgiye uğratmasıyla Alexandretta şehrinin temeli atılmıştı İskenderun, Roma, Bizans ve Osmanlı dönemlerini de yaşamıştır

İklim: İlçede Akdeniz iklimi görülür

Posted By admin in HATAY | No Comments on August 9th, 2007 Hatayı Gezelim
HATAY
GENEL BİLGİLER
Yüzölçümü: 5403 km²
Nüfus: 1109754 (1990)
İl Trafik No: 31
Antakya yöresini çekici kılan ve tarihi boyunca göçlere açık olmasını sağlayan, yaşamı kolaylaştıran iklim koşulları ve verimli topraklarının yanı sıra Anadolu’yu Çukurova yoluyla Suriye ve Filistin’e bağlayan yolların kavşak noktasında bulunmasıdır Ayrıca Mezopotamya’dan Akdeniz’e çıkmak için kullanılabilecek en uygun limanlar yine bu bölgededir
Hatay, inanç turizmi merkezleri, antik kentleri ve yaylalarıyla turizm potansiyeline sahip bir ildir
İskenderun
Hatay iline bağlı İskenderun, kendi adıyla anılan körfezin kıyısındaki modern bir kenttir Kıyının hemen gerisinde bir duvar gibi yükselen Nur Dağlarına sırtını vermiş, yeşil ve dört mevsim sıcak bir turizm merkezi, bunun yanı sıra da işlek bir ticaret limanıdır
Cami ve Kiliseler
Önemli bir inanç turizmi merkezi olan Hatay’da, dünyanın ilk Katolik Kilisesi olan Saint Pierre Kilisesi bulunmaktadır Hıristiyanlık tarihinde önemli bir yere sahip olan Hatay, aynı zamanda dört büyük patriklik merkezinden biridir
St Simon Stylite Manastırı , Yayladağı Barleam Manastırı ve Keldağı Barleam Manastırı önemli manastırlarıdır

Habib Neccar Cami, Şeyh Ahmet Kuseyri Cami ve Türbesi, Sokullu Mehmet Paşa Külliyesi, Payas Sokullu Külliyesi ve Ulu Cami görülmeye değerdir
Hatay Cami ve Kiliseleri
Santa Kiliseler Grubu (Dumanlı-Merkez)

Geçmişte önemli bir yerleşme yeri olan Santa (bugünkü adıyla Dumanlı) yerleşimi Gümüşhane’ye 45-50 km mesafede bulunmaktadır Buradaki mahallelerden; Terzil’de St Theodor Kilisesi, Binatlı’da İlyas Peygamber Kilisesi, İşhan’da St Kiryaki Kilisesi ve İşhan Piştoflu’da St Christopher Kilisesi, Çakallı’da Çakallı Kilisesi, Çinganlı’da St Konstantinos ve St Petros Kiliseleri önemli olanlarıdır
Bu kiliselerin 1860-1870′lerde yapıldığı tahmin edilmektedir Özgün kapı, pencere çerçeveleri, kabartma haçları ve çan kuleleri ile ilgi çekici yapılardır
Surlar
Antakya’nın etrafı Seleukus döneminde yüksek surlarla çevriliydi Surlar üzerinde 360 nöbetçi kulesi ve Habib Neccar Dağı’nın en yüksek ve sarp tepesinde de halen kalıntıları olan bir iç kale bulunuyordu

Demirkapı: Hacıkürüş deresinden gelen şiddetli selleri kontrol edebilmek için Habib Neccar Dağı ile Haçdağı’nı birbirinden ayıran derin ve dar vadi üzerinde surların devamı niteliğinde yüksek ve sağlam bir duvar olarak yapılmıştır Aynı zamanda şehrin giriş kapılarından biri olarak kullanılan bu duvar günümüzde hala ayaktadır
Köprüler
Demirköprü: Antakya ile Reyhanlı arasında, Asi Nehri üzerindedir Ortaçağ’da bölgenin en önemli geçitlerinden ve Antakya savunmasında büyük rol oynayan bir köprüdür Taştan yapılmış ve iki ucunda kuleleri ile kapıları olan köprünün kuleleri yıkılmıştır, ancak köprü halen kullanılmaktadır

Dana Ahmetli Köprüsü: Kırıkhan Ovası’nda, Karasu Nehri üzerindedir 6 gözlü bir taş köprüdür 16 Yüzyılda Mimar Sinan tarafından yapıldığı sanılmaktadır
Kaleler
Koz Kalesi: (Kürşat Kalesi)Antakya Prensliği zamanında yapıldığı sanılan kalenin büyük blok taşlarla yapılmış iki burcu halen ayaktadır

Bakras Kalesi: Antakya - İskenderun yolunun 27 km sinde, yoldan 4 km kadar içerde sarp bir tepe üzerine çok katlı olarak kurulmuş olan kalenin halen birçok mekanı sağlam durumdadır

Payas Kalesi: 1567 de hendeği ile birlikte restore edilmiş bir Osmanlı kalesidir Son yüzyılda hapishane olarak kullanılmıştır

Mancınık Kalesi: Payas - Dörtyol arasında sarp bir tepe üzerinde 1290 yılında yapılmıştır Çok az kalıntısı vardır

Cin Kulesi: Kale ile liman arasında, limanı korumak amacıyla 1577 yılında yapılmış bir karakol kulesidir

Darbısak Kalesi: Kırıkhan ile Hassa arasında, Kırıkhan’a 4 km uzaklıkta bir tepe üzerindedir Beyazid Bestami Makamı Darbı-Sak Kalesi üzerindedir 19 yüzyıl sonlarında burada bir cami ve türbe yaptırılmıştır Her yıl binlerce kişi ziyaret eder
Hanlar, Hamamlar
Antakya içerisinde hemen hepsi geçmiş yüzyıllarda vakıflar tarafından yaptırılmış olan bir çok han ve hamam vardır Halen çalışan han ve hamamlar geçmişin kültürel özelliklerini, mimari yapısını bu güne getirmişlerdir Cindi Hamamı, Saka Hamamı, Meydan Hamamı, Yeni Hamam, Kurşunlu Han, Sokullu Hanı halen kullanılır olanıdır
NE YENİR?
Hatay’da yörenin güzellikleri, şekilleri, tatları, renkleri mutfağa yansıtılmış olup, oldukça zengindir Bunlardan Oruk, Öcce, Ekşili Börülce, Beyaz Kabak Boranisi, Cevizli Biber (Muhammara), Bakla Ezmesi, Humus, Nazlı Et Yemeği ile Peynirli Künefe ve Taş Kadayıf tatlıları damak zevkinizin çeşitliliğini arttıracaktır
YAPMADAN DÖNME
Arkeoloji Müzesi, St Pierre Kilisesi, Habib-i Neccar Camii, Antakya Kalesi, Çevlik Ören yeri, Titus Tüneli, St Simen Manastırı, Eski Antakya evleri Harbiye Mesire yeri, Sokullu Mehmet Paşa Külliyesi, Arsuz Sahil şeridi, Bakras Kalesi, Koz Kalesi’ni gezmeden,
İçli Köfte, Aşur, Ekşi Aşı, Humus, Cevizli Biber, Kaytaz Böreği, Katıklı Ekmek; Tatlı olarak: Künefe, Taş Kadayıf, Kabak Tatlısı, Kereviç yemeden,
Defne sabunu, İpek dokumacılık, Biber Salçası, Nar Ekşisi almadan
…Dönmeyin

turizmgovtr den alıntı yapılarak düzenlendi

Posted By admin in HATAY | No Comments on July 18th, 2007 Turizmin gözü bu köyde
Kanada, İtalya, İngiltere, ABD ve Türkiye´den 18´i yabancı toplam 30 kişilik ekibin görev aldığı Atakya-Reyhanlı Karayolu üzerindeki kazı alanından tam 30 bin tarihi eser çıkarıldı İşte dünyanın bitmesini beklediği arkeolojik kazı:

Antakya-Reyhanlı Karayolu’nun kuzeyinde bulunan Tayinat Höyüğü’nde 1930 yılından beri yapılan kazalarda, 30 bin eser bulunduğu bildirildi

Antakya-Reyhanlı Karayolu’nun kuzeyinde bulunan Tayinat Höyüğü’nde, Kanada’nın Toronto Üniversitesi Yakın ve Orta Doğu Uygarlıkları Bölümü Öğretim Üyesi ve Tell Tayinat Arkeolojik Projesi (TAP) Kazı Başkanı Doç Dr Timothy Harrison nezaretinde gerçekleştirilen kazı çalışmalarına, Kanada, İtalya, İngiltere, ABD ve Türkiye’den 18′i yabancı toplam 30 kişilik ekip katılıyor

Doç Dr Harrison, yaptığı açıklamada, Tayinat Hüyüğü’nde eski çağda, Orta Doğu’daki kentsel kurumların tarihi gelişimi konusunda önemli ip uçları elde ettiklerini belirterek, şunları söyledi:

“Tayinat’ı kazdıkça farklı uygarlıklara ait kalıntılar çıkıyor Özellikle kazı tamamlanınca Hititler konusunda bilinmeyen kalmayacak Bu nedenle dünyanın gözü bu kazılardan çıkacak sonuçlarda Burada, ilk kentsel toplumların geliştirdikleri sosyal, ekonomik ve politik kurumların araştırılmasına katkı sağlayarak karanlık çağın aydınlanması gerçekleşecektir Luwia yazıtlarına göre, Tayinat Halep’ten Hatay’a kadar uzanan Padasatini Krallığı’nın başkenti konumunda

Kazıların 15 yıl daha sürebileceğini tahmin ettiklerini belirten Doç Dr Harrison, Tayinat Höyüğü’nün aynı bölgede bulunan Atçana Höyüğü ile de benzerlik gösterdiğini ve bağının bulunduğunu belirtti

Posted By admin in HATAY | No Comments on July 17th, 2007 İskenderun Tanıyalım
Bakras Kalesi

Iskenderun-Antakya yolu üzerinde 15 km’dedir Havası, suyu ve manzarasıyla yaz aylarında aranan yaylalardandır

Yunus Sütunu

İskenderun-Payas demiryolu üzerinde, İskenderun kentinin giriş kapı kalntısıdır Yunus peygamberin yunus balığının karnından burada çıktığına inanılır

Sokollu Mehmet Paşa Kervansarayı

İskenderun-Adana karayolunun 22 km sinde bulunan Payas’tadır Payas’ın doğusunda büyük bir avlu vardır Avlunun etrafında ve içinde yolcuların barınması için kubbeli odalar mevcuttur

Arsuz (Uluçınar)

İskenderuna asfalt yolla bağlı, 33km güneyinde bulunan bu köyün, kıyı ve tepe eteğinde, Helenistik döneme ait seramik parçaları bulunmuştur Halen çevrede de nekropol (antik mezarlık), antik yol ve mozaik kalıntılarına rastlanmaktadır

Şehrin geçirmiş olduğu şiddetli deprem ve bombalamalardan dolayı merkezde, geçmişten günümüze pek bir şey kalmamıştır Antakya’dan İskenderun’a girişteki Liman kalıntılarına ait duvarlarla sehir merkezindeki tarihi binalar mevcuttur

Yavuz Sultan Selim Kervansarayı
Belen bucağındaki bu kervansaray, II Selim tarafından yaptırılmıştır Halk arasında Yavuz Sultan Selim tarafından yaptırıldığına inanılan bu kervansaray, halen kahvehane ve otel olarak kullanılmakta olup özelliğini yitirmiş durumdadır

Şato Kalıntısı
Şehir merkezinde Katoni’nin bahçesinde olup denizden 100m İçeridedir Skaibas Limanı kalıntısı olup aynı zamanda savunma kalesidir

Sarıseki Kalesi
İskenderun-Adana asfaltının 10 kmde deniz kenarında bir tepe üzerine kurulmuştur Kapıları üzerinde N950-956 tarihi yazıları bulunmaktadır Şimdi askeri birlik içinde kalan Sarıseki kalesinin Helenistik devire ait olduğu sanılmaktadır

Şen Kale
Kırıkhan ile İskenderun arasında Amanos dağlarının yaylalık kısmında , 1250 m Yükseklikte sarp ve kayalık bir tepede kurulmuştur Haçlılar döneminde bir karakol kalesi olarak yapılmıştır Kaleye güneyden patika bir yolla çıkılır

Frank Limanı
Domuz Burnu güneyinde olup yolu olmayan bir liman kalıntısıdır Helenistik devire ait olduğu sanılmaktadır

Sütunlu Liman
Uluçınar’a yakın olan Helenistik dönem özelliğini taşıyan bir liman kalıntısıdır Yolcu olmadığından ancak deniz motorlarıyla ulaşım imkanı vardır

DOĞAL GÜZELLİKLERİ


Belen

Iskenderun-Antakya yolu üzerinde 15 km’dedir Havası, suyu ve manzarasıyla yaz aylarında aranan yaylalardandır

Arsuz

İskenderun’a 33km mesafede kurulu yerleşim merkezi olan Arsuz, Akdeniz sahillerimizin belli başlı turistik ve sayfiye yeri olarak bilinir Deniz ve kumu güzel olan Arsuz’un nüfusu, yerli ve yabancı turistlerin akınıyla yazın 30000 kişiye ulaşır

Sarımazı

İskenderun-Antakya karayolunun 10km de yer alan Sarımazı, çamlık ve deniz manzaralı olup çevre halkının gittikleri dinlenme ve piknik yeridir

Soğukoluk

İskenderun halkının en çok tercih ettiği yerlerin başında gelen Soğukoluk yaylası, oldukça serin olup, İskenderun’a 18 km uzaklıktadır Soğukoluk, suyu ve havasıyla çok güzel çamlık bir yayladır

Gülcihan

İskenderun-arsuz yolu üzerinde ve İskenderun’a 27km uzaklıktadır Kumu ve deniziyle ün yapmış olan Gülcihan, yaz aylarında kamp yeri olarak tercih edilmektedir

Atik

Yörenin en beğenilen suyunun bulunduğu Atik, Iskenderun-Antakya karayolu üzerinde, Belen gediğinden doğuya, toprak bir yolla ayrılan, Belen’e 10 km mesafede şirin bir piknik yeridir

Nergizlik
Suyu, manzarası ve havasıyla ünlü, İskenderun’a 13 km uzaklıkta, Soğukoluk yolu üzerinde kurulmuş bir yayladır

Posted By admin in HATAY | No Comments on July 3rd, 2007 Hatay İlinin Tarihçesi
Osmanlı Devleti’nin 1516 yılında Memluklerden zapt ettiği Antakya, önce Halep’e bağlı bir sancak ve daha sonra kaza olarak yönetilmiştir Bu dönemde Antakya, Asi Nehri ile Habib Neccar Dağı arasındaki dar ve meyilli alanda, 1,5-2 km2′lik bir alan üzerine yerleşmiş orta büyüklükte bir şehirdi Osmanlı Devleti’nin Hatay’daki hakimiyeti 1918 yılına kadar devam etti Mondros Mütarekesinden sonra işgale uğrayan ve 1921 yılında Türkiye sınırları dışında kalan Antakya, İskenderun ve havalisinde İskenderun Sancağı adıyla bir yönetim kuruldu 1938′de bu Sancak’ta kurulan “Hatay Devleti”, Hatay Devlet Meclisi’nin aldığı kararla 29 Haziran 1939 tarihinde sona erdi, 23 Haziran 1939′da “Hatay” adıyla bir vilâyet olarak Türkiye’ye katıldı

Türkiye’nin güney illerinden biri olan Hatay, Akdeniz’in doğu şeridinde 35 derece 52 dakika-37 derece 4 dakika kuzey enlemleri ile 35 derece 40 dakika-36 derece 35 dakika boylamları arasında yer alır doğusunda ve güneyinde Suriye, batısında Akdeniz, kuzeybatısında Adana, kuzeyinde Osmaniye ve kuzeydoğusunda Gaziantep bulunur

İl topraklarının yüzölçümü 5403 kilometrekare ve nüfusu 1997 sayımına göre 1192393 ve 2000 sayımına göre de 1256726 kişidir nüfus artış hızı yaklaşık olarak %12 dir il topraklarının %46 sını dağlar, %33 ünü ovalar ve %20 sini platolar oluşturur

İl topraklarının en önemli yükseltisini kuzey-güney hattında uzanan Nur Dağları (Gavur dağları ve Amanos dağları olarak da bilinir) oluşturur Bu sıradağların en yüksek noktası ise Mığırtepe’dir(2240 m) Diğer önemli yükseltiler Ziyaret dağı ve Keldağ’dır (Arapça Cebel Akra’ ya da latince Casius) (1739 m)

Hatay’ın en önemli akarsuyu olan Asi nehri (Orontes) Lübnan dağları ve Anti-Lübnan dağları arasındaki Bekaa vadisinde kaynayan akarsuların birleşmesiyle oluşur, Suriye topraklarından geçerek ilin güneydoğu sınırlarından girer ve Samandağ yakınlarında delta oluşturarak Akdeniz’e dökülür

Amik ovası’nın orta kısımlarında yer alan Amik gölü 1970li yıllarda tamamen kurutulmuş ve tarıma açılmıştır diğer önemli göller ise Gölbaşı ve Yenişehir gölüdür

Amik Ovası ilin en önemli düzlüğüdür, bu topraklarda tarım oldukça gelişmiştir diğer önmli düzlükler ise Dörtyol ovası, Arsuz, Payas, İskenderun ve Erzin ovasıdır

İlin büyük kesimi Akdeniz ikliminin etkisi altındadır ancak yükselti ve karasallığa bağlı olarak çeşitli farklılıklar da mevcuttur genel olarak kışlar ılık ve yağışlı yazlar sıcak ve kurak geçeryıllık yağış tutarı il merkezi Antakya’da 11734 mm, İskenderun’ da 785 mm dir

Maden varlığı açısından önemli kaynaklara sahip olmamakla birlikte il genelinde krom,demir,bakır ve kurşun yatakları mevcuttur ayrıca Yayladağı ilçesi yakınlarında ismi “Hatay Gülü” olarak bilinen renkli bir mermer türü çıkarılır

İl merkezi Antakya olmakla beraber ilin en büyük kenti İskenderun’dur

Hatay Türkiye’nin en önemli eski yerleşim yerlerinden biridir Yapılan arkeolojik araştırmalarda milattan önce 100000 ile 40000 yılları arasına tarihlenen bulgulara ulaşılmıştır İl toprakları ilk tunç çağından itibaren Akat beyliği ve MÖ 1800-1600 yıları arasında Yamhad krallığına bağlı bir beyliğin sınırları içerisinde yer almıştır Daha sonra MÖ 17 yüzyıl sonlarında Hititler’in ve MÖ 1490 yıllarında Mısır’ın egemenliğine girmiştir Ardından Urartular, Asurlular ve Persler’in egemenliğine girdi

MÖ 300 yılında Antakya kurulmuş ve kent hızla gelişmiştirkent MÖ 64 yılında Roma İmparatorluğu’na katılmış ve imparatorluğun Suriye eyaletinin başkenti olmuştur

İl toprakları MS 638 yılında islam ordusu tarafından fethedilmiş, Emevi ve Abbasi egemenliğinde kalmıştır Daha sonra 877 de Tolunoğulları’nın fethettiği topraklar sırayla Ihşitler ve Selçuklular tarafından yıkılan Halep merkezli Hamdanoğulları (Beni Hamdan) egemenliğine girdi 969 yılında Bizans İmparatorluğunun topraklarına katılan il Haçlı seferleri sırasında da önemli rol oynamıştır

Antakya Memluklar tarafınmdan Haçlıların elinden alınmıştır(18 Mayıs 1268) 1516′da Yavuz Sultan Selim bu toprakları ele geçirmiş ve Osmanlı dönemi başlamıştır

I Dünya Savaşının ardından Fransızların işgal ettiği il topraklarında 2 Eylül 1938′de günü Hatay Cumhuriyeti kurulmuştur Cumhurbaşkanı Tayfur Sökmen, başbakanı Abdurrahman Melek, milli marşı İstiklal Marşı olmuştur

26 Haziran 1939 yılında Türkiye’ye ilhak kararı alınmıştır

İlin yüksek öğretim merkezi Mustafa Kemal Üniversitesi’dir Çok uzun bir süre boyunca bir arada yaşamayı öğrenmiş etnik kökenleri, dinleri farklı birçok topluluğa ev sahipliğ yapan Hatay ili UNESCO barış kenti seçilmiştir

Tarihi ve turistik mekanlar açısından da zengin olan ilde dünyanın ikinci büyük mozaik kolleksiyonunu barındıran Hatay Arkeoloji Müzesi bulunmaktadır

Dünyanın ilk mağara kiliselerinden biri olan Saint Pierre Kilisesi hristiyanlarca hac yeri olarak kabul edilmekte ve her yıl burada 29 Haziran günü Katolik Kilisesince ayin düzenlenmektedir

Hatay, Türkiye Cumhuriyeti’nin en kozmopolit illerinden birisidir Çokkültürlü yapısını tarih boyunca kormumuş olan ilde aynı ulusa mensup birden fazla dini cemaat bile bulunmaktadır En büyük nüfusa sahip alevi araplar ve sünni türklerin yanında, alevi türkler,azda olsa sünni araplar,Hristiyan Ortodoks ve Hristiyan Protestan Araplar, Maruni Araplar, Ermeniler ve diğer küçük topluluklar Hatay’ın çokkültürlü yapısının dinamiklerini oluştururlar

Alıntı Yaparak Cevapla