|
Prof. Dr. Sinsi
|
Herkesin Bir Vatanı Var
İki Konfeksiyoncu
Attila İlhan; "Burjuvazinin uzun yıllar iktidarda olduğu ülkelerde, en
zenginlerin bile gösteriş düşkünlüğü yoktur, belirgin bir ağırlık, hatta
alçakgönüllülük içindedirler Servetlerini gösterişli dışa vurmayı
küçümserler İngiltere, Almanya, Fransa'da böyledir" der bir kitabında "
Buna mukabil burjuvazinin yeni yeni oluştuğu ülkelerde zenginlik gösteriş
olarak somutlaşır Amerikan burjuvazisi bu yüzden yetmiş seksen yıl
Avrupa'nın alayından kurtulamamıştır "
Yaşı kırkın altında olanlar pek bilmez, bir zamanlar "ayıp"tı gösteriş
Vitali Hakko gibi, Hayrettin Karaca gibi adamlar, Atatürk'lü yılların,
idealist, çalışkan, güvenilir, yaratan, üreterek kazanan gençliği
olduklarından, konfeksiyon gibi en insanların "farkedilme" arzularını
tatmin eden bir sektörde faaliyet göstermelerine rağmen, kendileri,
farkedilmek için uğraşmadan yaşarlar Gösterişsiz, iddiasız, alçakgönüllü
Küçük Dev Adam Vitali Hakko, kitabında;
"Benim kuşağımın birçok iş adamı iyiniyetten, umuttan, geleceğe ve
kendimize olan güvenden, becerimizden başka hiçbir sermayemizin olmadığı
bir dönemde kendi kendimizi yetiştirdik Genç Cumhuriyet'in ilk kuşağıydık
Bize hız veren Atatürk devrimleriydi " yazmış
Kendisi üreterek, emeğiyle yükselmiş bir adamın emeğe saygılı sözleri
bunlar
Doksandört yaşında öldü Son güne kadar çalışarak, pırıl pırıl bir kafayla
yaşadı En iyi giysileri giyebilecekken, ömrünün sonuna kadar işçilerinin
de giydiği beyaz iş önlüğünle dolaştı
Hayrettin Karaca seksendört yaşında O da konfeksiyoncu Türkiye'nin en iyi
kazaklarını üretiyor ve yirmi yıldır aynı kırmızı kazağı giyiyor O da
servetini dürüstlükle, çalışarak, üreterek yapmış, 1992'den beri hayatını
erozyonla mücadeleye, Türkiye'nin doğasını kurtarmaya, ülkeyi
ağaçlandırmaya vakfetmiş bir adam
Vitali Hakko, Hayrettin Karaca gibi adamlar, 1930'lardan itibaren Türk
kadınına "Sen en iyisine layıksın, üstelik ucuzunu alacak kadar zengin
değilsin, en iyisinden bir tane al, torunlarına miras bırak Az tüket, en
iyisini tüket" i öğretti galiba
Anneannemin, babaannemin Hakko'nun Şen Şapka'larıyla çekilmiş stüdyo
resimleri var
Etekleri dizin üstünde Şimdi giysen mini etekli diye sopayla kovalarlar
Annem Monsieur Vitali'nin vitrinindeki giysilerin modelini ezberleyip eve
geldi bir dönem Aynılarını dikti, ama fularlar illa ki oradan alındı,
bazen ayakkabılar da  onlar evde imal edilemediğinden 1956'da babamın
anneme nişan hediyesi bir ipek fular Monsieur Vitali'nin o meşhur
spiralimsi logosu bir köşesinde Beyaz üstüne yazı desenli Uzun yıllar da
ben kullandım, kenarları epridi biraz, katlayıp kaldırdım,
geline   toruna  
Hayrettin Bey'in ürünleri de evde örülür cinsten değil, mutlaka satın
alınır Modası geçmez bir de Vitali Hakko, yurtdışına yerleşmeye karar
veren bir yeğenini uğurlarken, "Git ama" demiş, "Unutma, herkesin yalnızca
bir vatanı vardır" Burnumun direği sızladı Doğru İsterse beş ülkeden
pasaportun olsun, yalnızca bir VATAN'ı olabiliyor insanın
Vitali Hakko gibi yaşamalı Uzun ve son ana kadar çalışarak, üreterek,
yaratarak Son güne kadar pırıl pırıl bir kafayla
Hayrettin Karaca gibi yaşamalı Çalışarak, üreterek, 84 yaşında bile bu
ülke için birşeyler yapma mücadelesi vererek
İkisi gibi gösterişsiz, sade, az tüketip çok üreterek yaşamalı Bir beyaz
işçi önlüğü, bir kırmızı kazak yetebilmeli insana
Şimdinin pırlanta saatli, altın kaplama cep telefonlu işadamları neden
bunca gösterişe meraklı, saldırgan, görgüsüz? Kim öğretti bu Amerikan tarzı
zenginlik gösterilerini Türklere?
İnsanlar, çekler gibi 'karşılıksız' çıkıyor artık
Hilafete yatay geçiş meraklısı, selüloz ısrafı bir gazete de Vitali
Hakko'nun cenaze töreninin medyada yer almasını; "Kartel medyası Müslümana
göstermediği sevgiyi Musevi'ye gösterdi" diye yorumluyor Bunların öbür
dinleri kabul etmesi, dini hoşgörüsü de buraya kadardır işte
Nur içinde yatsın Vitali Hakko
Bin yıl yaşasın Hayrettin Karaca
Herkesin bir vatanı olabiliyor yalnızca , satan embesillerin de
alıntıdır
|