|
Prof. Dr. Sinsi
|
Konya Hakkında Bilgi
Konya Hanları
Argıt Hanı (Altınapa Hanı) (Merkez)
Konya-Beyşehir Karayolunun 13 km sinde, Başarakavak sapağında, Altınapa Baraj Gölü sahası içerisinde kalan Argıt (Altınapa) Hanı, devletin en yüksek mevkilerine kadar yükselmiş azatlı bir köle olan Şemseddin Altunba (Altınapa) tarafından 1201 yılında yaptırılmıştır Hanın kitabesi bulunmamaktadır Ancak, Şemseddin Altunba tarafından yaptırıldığı 1201–1202 tarihli vakfiyeden anlaşılmaktadır Bu vakfiyede Şemseddin Altunapa’nın Konya Akşehir yolu üzerinde Argıthanı kasabasının olduğu yerde bir kervansaray yaptırdığı yazılıdır
Han dikdörtgen planlı olup, kesme taş ve moloz taştan yapılmıştır Ayrıca bol miktarda da devşirme antik parçalar kullanılmıştır Kapalı ve açık kısmı bir arada bulunmaktadır Her iki bölüm birbiri ile aynı ölçüdedir Doğu yönündeki giriş kısmı ana duvarlardan öne doğru taşkın değildir Girişin hemen solunda, dışarıdan ikinci kata çıkan bir merdiven bulunmaktadır Bu bölüm hanın mescit kısmıdır Girişten kapalı bir avluya geçilmektedir Bu avlunun iki yanında mekânlar bulunmakta olup, doğu kanadı boydan boya beşik tonozla örtülüdür Batı yönü ise revak şeklinde düzenlenmiştir Buradan kapalı kısma geçişi sağlayan kapı dışarıdakinin aksine öne doğru taşırılmış ve anıtsal bir görünüm kazanmıştır Kapalı kısım giriş yönünde olduğu gibi üç sahınlıdır Bunların üzerleri beşik tonozlarla örtülüdür Bu sahınlardan ortadaki daha geniş ve yüksektir Her iki bölüm de mazgal pencerelerle aydınlatılmıştır
Günümüzde sular altında kalan ve harap durumdaki hanın 1973 yılında Mahmut Akok-Orhan Semerci tarafından rölöveleri çizilmiştir
Kızılviran (Kızılören) Han (Beyşehir)
Gıyaseddin Keyhüsrev’in İkinci saltanat döneminde Emir Şah (Emir Kutluh) tarafından 1206’da yaptırılmıştır
Kızılören Hanı, kapalı ve açık kısmı bir arada bulunan han plan şemasına göre yaptırılmıştır Diğer hanlardan farklı olarak bu hanın avlusu kapalı kısmından daha geniş tutulmuştur Kütlevi bir görünümü olan yapının yan cepheleri ile girişinin köşelerine yerleştirilen payandalar bu kütlevi görünümü hafifletmektedir
Kesme taş ve moloz taştan yapılan hanın girişi batı cephesindedir Cephenin ortasında iki katlı olarak yapılmış bir bölüm vardır Bu bölüm bütünüyle dışarıya taşırılmıştır Bu yüzden de diğer Selçuklu hanlarından farklı bir görünümdedir Bu bölümün alt ve üstü üç ayrı kısma ayrılmış, alt katta giriş eyvanı bunun solunda baldaken tarzında bir su sistemi bulunmaktadır Sağdaki diğer mekân ise girişi avluya açılan ayrı bir bölüm halindedir Buradan avlu cephesinden sağlı sollu birer merdiven ile çıkılmaktadır Günümüzde çok fazla tahrip olan bu merdivenlerden kuzeydeki bağımsız mescide, diğeri de iç içe düzenlenmiş bölümlere geçilmektedir Diğer Selçuklu kervansaray ve hanlarında avlunun ortasında bulunan köşk-mescit burada üst kata alınmıştır
Hanın kapalı kısmının taç kapısı öne doğru taşırılmış olmasına rağmen oldukça sadedir Buradaki 1980’li yılların ortasına kadar yerinde olan dört satırlık kitabesi günümüze ulaşamamıştır Kapalı kısım giriş yönünden itibaren üç bölüme ayrılmıştır Burada da orta sahın diğerlerine göre daha geniş ve yüksektir Ancak günümüzde üst örtüsü tamamen çökmüştür
Hanın 400 m güneydoğusunda bulunan küçük ölçüdeki beşik tonozlu iki sahınlı yapı konusunda sanat tarihçiler arasında tartışmalar sürmekte olup, bunların mescit olup olmadığı da anlaşılamamıştır
Zazadin Hanı (Selçuklu)
km sinde, Tömek Köyü’nün bulunduğu yerdeki Zazadin Hanı’nın iç ve dış kapılarındaki kitabelerden öğrenildiğine göre, Vezir Sadettin Köpek tarafından 1235–1236 yıllarında yaptırılmıştır
Günümüze iyi bir durumda gelen Zazadin Hanı, doğu batı doğrultusunda dikdörtgen plan şeması göstermektedir Diğer Selçuklu han ve kervansaraylarında olduğu gibi kapalı ve açık bölümlerden meydana gelmiş, ancak kuzey duvarı kademeli olarak yapılmıştır Yapımında kesme taş kullanılmıştır Bu taşların arasına devşirme olarak antik taşlara da yer verilmiştir Han kütlevi görünüşü itibarı ile bir kaleyi andırmaktadır
Hanın girişi masif görünümlü olup, dışarıya doğru taşırılmış ve iki ayrı renk taştan anıtsal taç kapısı yapılmış ve bu kapı duvarları destekleyen payandalarla daha görkemli bir görünüme sahip olmuştur Diğer Selçuklu hanlarında kısa kenarda bulunan giriş kapısı bu kez, hanın geniş cephesine yerleştirilmiştir Buradan bir giriş eyvanı ile avluya geçilmektedir Diğer kervansaray ve hanlarda görülen revak-mekân ilişkisi burada daha farklıdır Uzun kenarlarda mekân-revak-mekân uygulaması ile değişik bir plan ortaya konulmuştur Bu tür plan düzeninin uygulanışının nedeni anlaşılamamaktadır
Mescit kısmı yapının girişi üzerindedir Bu mescide eyvanın solundaki duvardan dışarıya doğru taşırılmış ancak, günümüzde kısmen tahrip olmuş merdivenlerden çıkılmaktadır Avludan kapalı kısma geçişi sağlayan kapı avlu kapısında olduğu gibi iki renk malzemeden yapılmıştır Bu bölüm bir orta sahın ile buna dik olarak planlanmış yan sahınlardan meydana gelmiştir Aynı zamanda mimar olan Sadettin Köpek burada farklı bir uygulamaya gitmiş, seki düzenlemelerini diğer kervansaraylara göre farklı biçimde geliştirerek uygulamıştır Orta sahın burada daraltılmış ve yalnızca insanların geçebileceği şekilde bir koridor biçiminde düzenlenmiştir Orta sahının ikinci bölümü biraz daha daraltılarak uzatılmış ve böylece bu bölüm haçvari bir şekle dönüşmüştür
Hanın bezeme olarak fazla bir özelliği bulunmamaktadır İki renkli malzemenin yanı sıra geometrik kompozisyonlara yer verilmiş, taşçı işaretleri de diğer yapılarda olduğu gibi burada da görülmektedir
Zazadin Hanı Selçuklu döneminde yapılmış diğer han ve kervansaraylar arasında en iyi korunanı olmasına rağmen yine de birçok bölümü tahrip edilmiştir Avlu etrafındaki revakların bazıları yıkılmış, üst örtüler kısmen çökmüştür
Horozlu Han (Selçuklu)
Bu bakımdan hanın yapım tarihi kesinlik kazanamamaktadır Ancak, birçok araştırmacı hanın Sultan II Gıyaseddin Keyhüsrev ve İzeddin Keykavus döneminde devlet görevinde bulunan Esedüddin Ruzbe tarafından yaptırıldığını ileri sürmektedir Esedüddin Ruzbel’in 1249 yılında öldürüldüğü dikkate alınacak olunursa, hanın XIII yüzyılın ortasında yapıldığı ortaya çıkmaktadır
Vakıflar Genel Müdürlüğü 1970’li yıllarda hanı eski belge ve fotoğraflarına dayanarak restorasyonunu yapmıştır Hanın tamamen kesme taştan yapıldığı görülmektedir Ancak plan düzeni tam olarak ortaya çıkarılamamıştır Mescit kısmının Zazadin ve Obruk hanlarında olduğu gibi girişin üzerinde olduğu sanılmaktadır Diğer hanlarda olduğu gibi anıtsal bir giriş kapısının olup olmadığı konusunda da kesin bir bilgi yoktur Avlunun bütünüyle yıkılmış olmasından ötürü de taç kapının da tamamen ortadan kalktığı anlaşılmaktadır Günümüzde dışa doğru taşkın bir kapı bezemesiz olarak restore edilmiştir
Hanın girişinde bulunan ve temel izlerine göre düzenlenen kapalı kısımın orta sahnın daha yüksek olarak tutulmuş, yan sahınlar da buna dik olarak oluşturulmuştur Orta sahnın üzerindeki kubbe pandantifli olup, ağırlık kemerler vasıtası ile kare kesitli ayaklar üzerine bindirilmiştir Yapının dışında olduğu gibi içerisinde de kesme taş kullanılmış, merkezi kubbede tuğlaya yer verilmiştir Tuğla bezeme ağırlıklı olarak kullanılmıştır Orta sahnın üzerindeki kubbeye bir de ağırlık feneri yerleştirilmiştir
Kadın Hanı (Kadınhanı)
Kervansarayı, kapı kitabesinden öğrenildiğine göre Mahmut kızı Raziye Hatun 1223 yılında yaptırmıştır
Kadın Hanı, kesme taştan yapılmış, açık ve kapalı bölümlerden meydana gelmiştir Duvar örgüsünde çok sayıda devşirme antik malzeme kullanılmıştır Anadolu Selçuklu hanlarının tipik plan şemasına uygun olarak yapılan hanın avlusunun bulunduğu, bugünkü yapının iki yanındaki duvar uzantılarından anlaşılmaktadır Bu uzantıların beden duvarları dışında da devam etmesi avlunun kapalı mekândan daha geniş olduğunu göstermektedir
Günümüze yalnızca 22 50x28 50 m ölçüsünde kapalı mekânı gelebilmiştir Hanın kapalı kısmına cepheden öne doğru taşırılmış bir portalden girilmektedir İç mekân dikdörtgen planlı olup, her sırada beşer tane olmak üzere on paye ile üç sahna ayrılmıştır Bölümlerin üzerini birbirine bitişik tonozlar örtmüştür Dışa kapalı olan bu hanın içerisi mazgal pencerelerle aydınlatılmıştır
Kuruçeşme Hanı (Beyşehir)
km sinde bulunan Kuruçeşme Hanı, kitabesinden öğrenildiğine göre I Gıyaseddin Keyhüsrev’in ikinci saltanat yılında, 1207’de yapılmıştır
Günümüze çok harap durumda gelen bu han kapalı ve açık bölümlerden meydana gelmiştir Bu bölümlerin her biri dikdörtgen planlı olup, birbirlerinin eşidir Hanın yapımında kesme taş ve çevredeki antik yapılardan devşirilmiş taşlar kullanılmış, ancak bu taşların çevrede yaşayanlar tarafından yerlerinden sökülmesi ile üst örtüsü ve tonozların büyük bir bölümü yıkılmıştır Hana doğudaki dar cephesinde dışarıya taşmayan bir portalden girilmektedir Kapalı kısmın taç kapısı, ana giriş kapısına göre daha anıtsal görünümlüdür Cepheden öne doğru taşırılan bu girişin alınlığında sekiz satırlık kitabesi bulunmaktadır Ancak bu kitabe de oldukça tahrip edilmiştir
Kapalı kısım iki yandaki beşer paye ile ortadaki geniş, yanlardaki daha dar üç sahna ayrılmıştır Bunlardan orta sahın diğerlerine göre daha geniş ve yüksek tutulmuştur
Dokuzun Hanı (Selçuklu)
Konya Selçuklu ilçesinde, Konya-Akşehir karayolunun 24 km sinde bulunan Dokuzun Hanı’nı kitabesinden öğrenildiğine göre, Emir Hacı İbrahim 1210 yılında Mimar Osman’a yaptırmıştır
Uzun yıllar harap bir durumda olan bu hanı Selçuk Üniversitesi adına Prof Dr Yılmaz Önge 1990 yılında kazı çalışmalarına başlamış ve çalışmalar 1995 yılında tamamlanmıştır Kazı çalışmalarından sonra Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından restorasyonu yapılmıştır Bu arada avlu ve ona bağlı bölümler ortaya çıkarılmış ve bunlara dayanılarak da hanın restorasyonu yapılmıştır
Dokuzun Hanı kapalı ve açık bölümleri bir arada bulunduran hanlar grubundandır Burada avlu ile kapalı bölüm birbirine eş plandadır Kuzey-güney yönünde dikdörtgen planlı olan hanın avlu girişi doğudaki dar cephesindedir Yapılan kazılar sonunda avlunun doğu ve batı kanatlarının revaklı olduğu anlaşılmıştır Kapalı kısmın öne doğru taşırılmış ve bezemesiz basit bir kapısı vardır Bu kapı üzerinde altı satırlık yapım kitabesi bulunmaktadır Kapalı kısım diğer hanlara göre daha basit düzenlenmiştir Bu mekânın ortasında daha geniş ve yüksek bir kubbe ve yanlarda da tonozlu üç bölüm bulunmaktadır
Hanın yapımında kesme taş ve moloz taş kullanılmış, ancak taş işçiliği oldukça kaba bir görünümdedir
Obruk Hanı (Karatay)
içerideki Obruk Köyü girişinde bulunan Obruk Hanı’nın yapım tarihini belirten bir kitabesi bulunmamaktadır Mimari yapısı ve plan düzeninden XIII yüzyılda yapılmış bir Selçuklu eseri olduğu anlaşılmaktadır
Anadolu Selçukluları’nın uyguladığı kapalı ve açık avlulu plan şeması içerisinde yapılmıştır Hanın girişi batı yönünde olup, cephe görünümü itibarı ile de bir kale izlenimini vermektedir Yapımında kesme taş, moloz taş ve çok sayıda da devşirme antik malzeme kullanılmıştır Obruk Hanı’nda 1996 yılında başlatılan temizlik ve onarım çalışmaları sonunda hanın içerisi büyük ölçüde temizlenmiş ve restorasyonuna başlanmıştır
Hanın girişinin bulunduğu batı cephesi diğerlerinden farklı olarak iki katlı yapılmıştır Bu nedenle de giriş kısmı daha görkemli bir görünüm kazanmıştır Her iki katta da birbirlerinden ayrı mekân düzenlemeleri yapılmış ve mescit de buraya yerleştirilmiştir Hanın kapalı kısmının kapısı ve duvarları tamamen yıkılmış ve yalnızca temel kalıntıları günümüze gelebilmiştir Bu bölüm han özelliğini kaybettikten sonra da kullanılmış, bu yüzden de içerisinde bazı değişiklikler yapılmıştır Üst örtü bütünüyle tahrip olmasına rağmen, orta sahnın üzerinde tromplu bir kubbe olduğu sanılmaktadır
Lala Mustafa Paşa Hanı (Ilgın)
Konya Ilgın ilçesinde, Lala Mustafa Paşa’nın 1574 tarihinde yaptırmış olduğu yapı topluluğunun bir bölümünü Lala Mustafa Paşa Hanı oluşturmaktadır
Külliyenin avlusunun doğusunda bulunan, kesme taş ve moloz taştan yapılmış olan han, yapı topluluğunun en büyük yapısıdır Ortalama 36 00x50 00 m ölçüsünde olan hanın yapım kitabesi bulunmadığından, yapım tarihi kesinlik kazanamamıştır Yalnızca odalardan biri içerisindeki ocağın taş konsolunda 1584 tarihi yazılıdır Büyük olasılıkla hanın yapımına külliye ile birlikte başlanmış, 1584’te de tamamlanmıştır
Kuzeyden arasta ile birleşen hanın üzeri beş adet beşik tonozla örtülmüştür Hanın ortasında bir koridor, iç mekânı üçe bölmüştür Batıda cami avlusuna, doğuda da dışarıya açılan iki kapısı vardır Ayrıca avlu yönündeki kapının önüne de çapraz tonozlu bir sahanlık yerleştirilmiştir Hanın kuzeydeki bölümü oldukça büyük olup, dört ayakla iki nefe ayrılmıştır Güneydeki bölüm ise üçayakla iki nefe ayrılmıştır Bu mekânların her biri içerisinde birer ocak nişi bulunmaktadır Hanın ortasındaki koridordan bir merdivenle üst kata çıkılır Üst katta tonozlu ve ocaklı üç oda daha bulunmaktadır
|