|
Prof. Dr. Sinsi
|
Konya Hakkında Bilgi
Konya Müzeleri
Konya Arkeoloji Müzesi (Meram)
Atatürk 20 Mart 1923’te Konya’ya gelmiş bu müze deposu ile Mevlâna Dergâhı ve Türbesi’ni ziyaret etmiştir
Mevlâna Dergâhı’nın 1927 yılında müze olarak açılmasından sonra, müze deposundaki eserler de oraya taşınmıştır 1953 yılında arkeolojik eserler İplikçi Camisi’ne taşınmış ve 1962 yılında bugünkü yeni binasında ziyarete açılmıştır Arkeoloji Müzesi Prehistorik Eserler Bölümü, Demir Çağı Eserleri Bölümü, Roma Çağı Bölümü, Sikke Bölümü ve bahçedeki eserler olmak üzere dört seksiyon halinde hizmet vermektedir
Müzede, Neolitik Çağ’dan başlayarak, Eski Tunç, Orta Tunç (Asur ticaret kolonileri), Demir (Frig, Urartu), Klasik, Helenistik, Roma ve Bizans çaglarina ait eserler sergilenmektedir
Neolitik eserler Çumra, Çatalhöyük, Erbaba ve Süberde, Eski Tunç Eserler; Sızma ve Karahöyük, Asur Ticaret Kolonileri Çagı eserleri Karahöyük kazılarında ele geçen eserlerdir Konya Alaaddin tepesi kazlarnda bulunan Frig Çagı keramikleri ile Konya Karapınar Kıckışla höyükte bulunan çesitli şekillerde Frig Çagi kap-kacakları ve Lydia keramikleri sergilenmektedir Eski ve Orta Tunç Çağına ait eserler arasında pişmiş topraktan kaplar, kandiller, bronz baltalar, silindir mühürler, Urartu dönemi bronz fibulaları da onları tamamlamaktadır Yine Kıcıkışla höyükten çıkarılan Klasik Çag Alabastron, Aryballos, Lekythos ve Kylixler bulunmaktadır
250-260 yıllarına tarihlenen sidemara tipi sütunlu mermer herakles lahti, Roma dönemi koku şişeleri, cam şişeler, altın takılar bulunmaktadır Ayrıca MS VI yüzyıla tarihlendirilen 6 30x3 50 m ölçüsünde Bizans taban mozaiği, Çumra Alibeyhöyük-Kilise Mevkii’nde 1991-1992 yıllarında yapılan kazılarda ortaya çıkan taban mozaikleri, Bizans dönemi bronz kapı tokmakları, Bizans rölikleri, çeşitli haçlar müzedeki diğer eserlerdir Çatalhöyük ve Sille’den çıkarılan Neolitik eserlerin yanı sıra Bizans dönemi mermer ve taştan yapılmış mimari parçalar, mezar stelleri ve mezar taşları da bulunmaktadır
Anadolu’nun ilk sikkelerinden başlayarak Osmanlı dönemini de kapsayan bir sikke koleksiyonu müzede bulunmaktadır
Müze bahçesinde Roma ve Bizans çağına ait lahit, sunak, kapı kemerleri, sütunlar ve sütun başlıkları ile mezar stelleri sergilenmektedir Konya Arkeoloji Müzesi’nin il kapsamında yaptığı kazılarda da çeşitli buluntular müzeye taşınmaktadır
Mevlâna Müzesi (Karatay)
Mevlâna Müzesi’nin 1954 yılında yeniden teşhir ve tanzimi yapılmış, ismi de Mevlâna Müzesi olarak değiştirilmiştir Mevlâna Müzesi’nin bulunduğu yer Selçuklu Sarayı’nın gül bahçesi iken Konya’ya gelen Mevlâna’nın babası Sultan-ül Bahaeddin Veled’e Selçuklu Sultanı I Alaaddin Keykubat tarafından hediye edilmiştir
Mevlâna Türbesi’nin bulunduğu yerin üzeri kutupların kubbeleri anlamında Kıbâb’ül-Aktâb denilen yeşil kubbe ile örtülüdür
Mevlâna’nın Türbesi ve Mevlevi Dergâhı külliyenin batısını, derviş hücreleri diğer üç yönünü çevirmiştir Müzeye batıda meydana açılan Dervişhan Kapısı’ndan girilir Türbe kapısından Tilavet Odası’na (Hat Dairesi) geçilir Bu odada Osmanlı hattatlarından Rakım Mahmud Celaleddin İzzet, Hulusi, Hamit ve Yesarizade Mustafa İzzet Efendi gibi hataların yanı sıra Sultan II Mahmut’un altın kabartmalı sülüs levhaları bulunmaktadır
Gümüş kapı iki kanatlı ve ceviz ağacından yapılmış olup, gümüş levhalarla üzeri kaplanmıştır Bu kapının üzerindeki kitabeden de anlaşılacağı gibi Sokulu Mehmet Paşa’nın oğlu Hasan Paşa tarafından 1597 yılında yaptırılmış ve türbeye hediye edilmiştir Müzenin bu bölümünde iki vitrin içerisinde Mevlâna’nın ünlü eserlerinden Mesnevi ile Divan-ı Kebir’in eski nüshaları sergilenmiştir Üzeri üç kubbe ile örtülü olan bu salonun sağ tarafında yüksek bir kısımda 65 mezar bulunmaktadır Bu mezarlardan 55’i Mevlâna’nın soyundan gelen erkek ve kadınlara, 10 tanesi de Mevlevi büyüklerine aittir Yeşil kubbenin tam altına rastlayan bölümde Mevlâna ve oğlu Sultan Veled için Kanuni Sultan Süleyman’ın yaptırmış olduğu gök mavisi renginde mermer bir sanduka bulunmaktadır Bu sandukayı Sultan II Abdülhamid 1894 yılında buraya hediye etmiş, üzeri de altın sırma tellerle Besmele ve Ayetlerin işlendiği kuşide ile örtülmüştür
Mevlâna’nın sandukasının ayak ucunda bu mermer sanduka yapılıncaya kadar Mevlâna’nın üzerinde duran, şimdi ise babası Sultan-ül Ulema Bahaeddin Veled’in üzerine konulan ceviz sanduka bulunuyordu Selçuklu ağaç işçiliğinin en güzel örneklerinden biri olarak kabul edilen bu sanduka üzerinde Ayetler ve Mesnevi’den seçilmiş beyitler oyma tekniği ile işlenmiştir Sandukanın, Mimar Selimoğlu Abdülvahid tarafından planının çizilmiş, Konyalı Genakoğlu Hüsameddin Muhammed tarafından yapılmıştır
Kafesi Maraş Valisi Mahmut Paşa 1597 yılında yaptırarak türbeye hediye etmiştir Bu kafesin üzerinde Şair Mani’nin 32 beyitlik Türkçe bir şiiri yazılıdır Şiiri Kalemkâr İlyas isimli bir usta kapı üzerine işlemiştir Şiirde devrin padişahı Sultan III Mehmet ile Maraş Valisi Mahmut Paşa’ya övgüler yazılıdır
Türbe kısmındaki salonun sol kenarında da altı sanduka bulunmaktadır Bunlar Sultan-ül Bahaeddin Veled ve Mevlâna ile birlikte Horasan’dan buraya gelen altı Horasan erinin mezarlarıdır Horasan erlerinin ayak ucunda Nisan Tası bulunmaktadır Bu tas bronz üzerine altın ve gümüş desenlerle bezenmiş ve yer yer de figürler işlenmiştir Bu tasın üzerindeki Arapça kitabeden de İlhanlı Hükümdarı Ebu Said Bahadır Han (1305-1335) için yapıldığı, 1333 yılında da Emir Sungur Ağa tarafından buraya hediye edildiği öğrenilmektedir Burada çeşitli levhaların yanında Mevlâna’nın Farsça Rubai’si, felsefesini açıklaması yönünden son derece önemli yazılar bulunmaktadır
Bu bölüm XVI yüzyılda Kanuni Sultan Süleyman tarafından yaptırılmış geniş kubbeli bir salondur Etrafı ahşap kafes ve demir parmaklıklarla çevrelenmiştir Salonun ortasındaki vitrinlerde, Şems-i tebrizi’nin serpuşu, Mevlâna’nın oğlu Sultan Veled’in Deste Gül ismi verilen cepkeni sergilenmektedir Ayrıca Mevlâna’ya ait sikkeler, cüppeler, omuzluk ve namaz seccadesi de burada bulunmaktadır Vitrinlerde XVI yüzyıl memluklu dönemi cam kandili vardır Bu kandil cam işçiliğinin en güzel örneklerinden biridir Buradaki vitrinlerde su, çorba, şifa tasları, Osmanlı-İran ve Musul işi kandil ve şamdanlar, çekmeceler, usturlaplar bulunmaktadır Selçuklu ve Osmanlı dönemi rahlelerinin sergilendiği ahşap eserler bölümünün yanı sıra Mevlevi ayinleri ve notalarının, enstümanlarının, musıki ustalarının musiki aletlerini kapsayan vitrinler de diğer eserleri tamamlamaktadır Kitap ciltlerinin bir araya getirildiği vitrinde XII -XIX yüzyıla tarihlendirilen çeşitli yazmaların meşin ve lake ciltleri görülmektedir Ayrıca burada çeşitli boyutlarda Kuran’lar, teshipli yazmalar ve minyatür örnekleri de bulunmaktadır
Semâhâne'de yer alan Naat Kürsüsü ve Müzisyenlerin oturduklari Mutrib Hücresi ile erkekler ve hanimlara ait Mahfiller orjinal halleri ile korunmuştur
Bu bölümd e Kanuni Sultan Süleyman tarafından yaptırılmıştır Mescitte Selçuklu ve Osmanlı dönemlerine tarihlenen yazı örnekleri, teshipler ve ciltler sergilenmektedir Ayrıca duvarlara eski halı ve kilim örnekleri de asılmıştır Yine bu bölümde Sakal-ı Şerif ve kutusu, Mevlâna’nın torunu Ulu Arif Çelebi’ye ait 999’luk zikr tesbihleri de bulunmaktadır
Yapı topluluğunun derviş hücreleri olan bölümleri Sultan III Murat tarafından yaptırılmıştır Bu hücrelerden dördü dışındakilerin yan duvarları açılmış ve burası uzun dar bir salon haline getirilmiştir Bu salonda Konya, Gördes, Uşak ve Selçuklu dönemi halı örnekleri sergilenmektedir XV yüzyıla ait Beyşehir Eşrefoğlu Camisi’nden getirilmiş kilim parçası, XVII yüzyıla ait kandilli seccade, ipekli seccade, Mevlâna’nın seccadesi buradaki ünik eserler arasındadır
Müzenin kumaş bölümünde ise Bursa dokuma tezgahlarında dokunmuş kadife ve kumaşlar; Selimi ve Gürun şalları bulunmaktadır Buradaki derviş hücrelerinden ikisi kütüphane olarak kullanılmaktadır Bu kütüphanede Mevlâna ve Mevlevilik konusunda eserler bulunmaktadır Diğer hücrelerden birisi Postniş’in odası, diğeri de Mesnevihan odası olarak düzenlenmiştir
Müzenin güneybatı köşesinde yer alan Matbah bölümünü Sultan III Murat 1584 yılında yaptırmıştır Bu bölüm 1990 yılında yapılan onarımlardan sonra mankenler ile yeniden düzenlenmiştir Matbahın asıl işlevi olan yemek yapmak ve somat denilen sofrada Mevlevilerin yemek yeme adabı mankenlerle anlatılmıştır Matbahın diğer işlevlerinden biri olan Nev-Niyaz olarak isimlendirilen Mevlevi adayları Saka Postu üzerinde otururken Sema Talim Tahtası üzerinde Mevlevi Sema Dedesinin Can denilen Mevlevi Derviş Adayları’na semayı öğretmesi mankenlerle anlatılmıştır
Türbeönü Mevkii
Tel (0332) 351 12 15
Fax (0332) 353 23 43
Karatay Medresesi Çini Eserleri Müzesi (Karatay)
İzzeddin Keykavus döneminde Emir Celaleddin Karatay 1251 yılında yaptırmıştır Medresenin mimarı bilinmemektedir Selçuklulardan sonra Osmanlı döneminde de kullanılan bu medrese XIX yüzyılın sonlarında terk edilmiştir
Kapalı Medrese tipinde tek katlı medresenin giriş kapısı Selçuklu devri taş işçiliğinin en güzel örneklerinden olup, duvarları da turkuaz, lacivert ve siyah renkli mozaik kakma tekniğinde yapılmış çinilerle bezenmiştir Ancak bu çinilerin bir bölümü dökülmüştür
Karatay Medresesi Konya Müzeleri yönetiminde 1955 yılında Çini Eserler Müzesi olarak ziyarete açılmıştır
Müzedeki eserler arasında Beyşehir Gölü kenarındaki Kubad-Âbad Sarayı 1949-1967 yıllarında yapılan kazılarda ele geçen sıratlı, lüster tekniğinde çeşitli renklerde insan ve hayvan figürlerini, Selçuklu desenlerini ve yazılarının bulunduğu çiniler, XVIII yüzyıl Nalıncı Baba (Nizamiye) Medresesi’ne ait çini panolar, Alaeddin Tepesi eteğindeki Selçuklu Köşkü çevresinde 1941 yılında Türk Tarih Kurumu adına Prof R Oğuz Arık’ın yapmış olduğu kazılar sonucunda ortaya çıkarılan çini parçaları, 1957’de Mehmet Önder’in yaptığı kazılarda bulunan çiniler, sırsız keramikler, çini ve cam tabaklar ile Konya ve yöresinde bulunan Selçuklu ve XVI yüzyıl İznik ve Kütahya çini ve seramik tabaklar, kandiller ve alçı buluntular sergilenmektedir
Alaeddin Meydanı
Tel : (0332) 351 19 14
Taş ve Ahşap Eserler Müzesi (İnce Minare Medresesi) (Meram)
İzzeddin Keykavus döneminde Vezir Sahip Ata Fahrettin Ali tarafından hadis ilmi okutulmak üzere 1264 yılında yaptırılmıştır
İnce Minareli Medrese kapalı avlulu tek eyvanlı plan düzeninde yapılmış olup, portali Selçuklu devri taş işçiliğinin en güzel örnekleri arasındadır Medrese XIX yüzyılın sonlarına kadar faaliyetini sürdürmüştür
Medrese 1956 yılında Taş ve Ahşap Eserler Müzesi olarak ziyarete açılmıştır İnce Minareli Medrese’de teşhir edilen eserler avluda ve yapının içerisinde bulunmaktadır Müzenin avlusunda Selçuklu ve Karamanlı dönemi Konya kitabeleri, mezar taşları ve mimari parçalar bulunmaktadır Bu eserler arasında Sultan I Alaaddin Keykubat’ın 1221’de yaptırdığı Konya kalesi’nin sülüs yazılı mermer kitabeleri ve parçaları; Fatih Sultan Mehmet’in kaleyi 1467’de tamirine ait kitabe; Seydişehir’den getirilen 1237 tarihli mescit kitabesi; Konya Akıncı mescidi’nin 1210 tarihli kitabesi; Konya Kavak Köyü Kervansarayı’nın 1215 tarihli kitabesi; Konya Şekerfuruş Mescidi’nin 1220 tarihli kitabesi bulunmaktadır Bunu 1314 tarihli Musalla Taşı kitabesi ile diğer kitabeler ve bezemeli mimari parçalar tamamlamaktadır
Avlunun batısında ise Konya mezarlıklarından toplanmış Selçuklu ve Karamanoğulları’na ait sanduka şeklinde mezar taşları bulunmaktadır Selçuklu dönemine ait Nalıncı Baba Türbesi’nin portal süslemeleri ve kemer taşları da burada yer almaktadır Bunların arasında İnce Minare’nin mimarı olan Keluk Bin Abdullah’ın ismi yazılı mimari parçalar da dikkati çekmektedir
Burada Konya Kalesi’ne ait figürlü kabarmalar, Konya Kalesi’nin kapı ve mimari parçaları, Osmanlı Klasik Dönemine ait kitabeler ve mimari parçalar bulunmaktadır XIX yüzyılda yıkılmış olan Konya Kalesi’ne ait ele geçen bütün kalıntılar yine burada sergilenmektedir Bunların arasında çift başlı kartal rölyefleri, çift başlı bir başka kartal figürü, kanatlı melek figürleri, ejder (dragon) figürleri, harpi, balık, fil, gergedan, antilop, aslan ve insan figürleri bulunmaktadır Bunlardan başka Selçuklu ve Karamanoğulları dönemine ait mezar taşları, çeşitli kabartmalar, Konya Selçuklu Köşkü’nün iç süslemeleri, yazılı ve motifli figürler de bulunmaktadır
Müzenin eyvanında Selçuklu, karamanoğulları ve Eşrefoğulları devrine ait kapı, pencere kanatları başta olmak üzere çeşitli ahşap eserler bulunmaktadır Osmanlı dönemi eserleri arasında rahleler, ahşap çekmeceler, Konya Beyhekim Mescidi’ne ait XIII yüzyıl ahşap kapı, Rumilerle bezeli pencere kanatları, Beyşehir Eşrefoğlu camisi’nin 1297 tarihli Rumili pencere kanadı, Ermenek karamanoğlu dönemine ait Spas Camisi’nin XIII yüzyıla ait oymalı pencere kanadı, Hasbey Dar’ül-Hüffaz’ına ait kapısı bulunmaktadır
Alaeddin Meydanı
Tel : (0332) 351 32 04
Mezar Anıtları Müzesi (Sırçalı Medrese) (Meram)
Gıyaseddin Keyhüsrev zamanında Bedreddin Muslih 1242 yılında yaptırmıştır
Açık avlulu, iki eyvanlı ve iki katlı olan medresenin geometrik ve rumi motifleri ile bezeli bir portali bulunmaktadır Giriş kapısından sonra beşik tonozlu bir eyvan gelmektedir Ortası havuzlu, dikdörtgen avlulu medrese üç yönden revaklarla çevrilidir Duvarları sırlı tuğla ve çinilerle kaplanmıştır
Sırçalı Medrese 1960 yılında Selçuklu dönemi mezarlarının ve diğer taş eserlerin bir araya getirilmesi ile Mezar Anıtları Müzesi olarak ziyarete açılmıştır
Müzede, Konya şehrindeki kamulaştırmalar sırasında mezarlıklardan toplanan tarih ve sanat tarihi yönünden değerli mezar taşları bir arada teşhir edilmektedir Selçuklular dönemi, Beylikler ve Osmanlı dönemlerini kapsayan bu mezar taşları şekil, motif ve yazı karakterleri dikkate alınarak teşhir edilmiştir Osmanlı dönemi mezar taşları da XVI -XIX yüzyıllar arasına tarihlendirilmiştir Bu taşlar arasında tarihi kişilere ait olanlar da birer belge niteliği taşımaktadır Bu arada müze bahçesinin toprak altında olan Bizans dönemine ait Katakomp da ziyarete açılmıştır
Gazi Alem Şah Mahallesi
Sırçalı Caddesi
Tel: (0332) 352 80 22
Etnografya Müzesi (Meram)
Mimar İhsan Kıygın’ın projesine göre 1975 yılında yapımı tamamlanmış ve Etnoğrafya Müzesi olarak ziyarete açılmıştır
Bodrum üstü iki katlı olan yapının bodrum katında fotoğrafhane, arşiv, depolar bulunmaktadır Zemin katta teşhir salonu, Dr Mehmet Önder Konferans salonu, birinci katta da idari bürolar, kütüphane ve eser depoları bulunmaktadır
Etnoğrafya Müzesi’nde yöresel etnoğrafik malzemeye ağırlık verilmiştir Sergilenen eserler arasında oyalar, çesitli cins ve büyüklükte keseler, değişik malzeme ve tekniklerde yapılmış işlemeler, bohça, yemeni örnekleri, uçkurlar, bindallılar, gelinlik, cepken, kaftan, içlik ve dışlık şalvarlar, kemerler, kemer tokaları, bilezikler, fes askıları, tepelikler bulunmaktadır Ayrıca Konya ve çevresinde günlük yaşamında kullanılan kave fincanı ve zarfları, kahve kutusu, kahve tavası, kahve değirmeni; çeşitli cam ve madeni mutfak kapları; şifa ve hamam tasları, şamdanlar, buhurdanlar ve gülaptanlar sergilenmektedir Hat sanatında kullanılan yazı takımları, çekmeceler, rahleler, yazı levhaları, ahşap sedef kakma salon takımları; Selçuklu, Osmanlı ve Cumhuriyet dönemine ait kesici ve ateşleyici silahlar; ok, yay, sadak, hançer, kılıç, çakmaklı ve kapsüllü tabanca ve tüfekler de etnoğrafik eserleri tamamlamıştır
Türkiye’nin halı ve kilim merkezlerinden olan Konya’daki halı, kilim, dokuma ve düz yaygıları bir araya getirecek bir bölümün sergilenmesi için çalışmalar sürdürülmektedir
Larende Caddesi, Macır Pazarı
Tel: (0332) 351 89 58
Fax: (0332) 353 23 43
Atatürk Müzesi (Meram)
Konyalılar tarafından 19 Temmuz 1928’de Atatürk’e bağışlanmıştır Atatürk Konya’ya geldiği zamanlarda bu binada kalmış, çalışmalarını burada sürdürmüştür
İki katlı ahşap çatılı bu yapı, 1940-1963 yıllarında Vali Konağı olarak kullanılmış, 17 Aralık 1964’te de Atatürk Evi-Kültür Merkezi olarak ziyarete açılmıştır Atatürk’ün doğumunun 100 Yılında Kültür ve Turizm Bakanlığı bu binayı restore etmiş, teşhir ve tanzimini yaptıktan sonra 17 Nisan 1982’de Atatürk Müzesi olarak ziyarete açmıştır
Müze oldukça sade bir yapı olup, bodrum, zemin ve üst kattan meydana gelmiştir Yapımında kesme taş, moloz taş ve tuğla kullanılmış, üzeri meyilli ahşap bir çatı ile örtülmüş, kiremitle kaplanmıştır
Atatürk Müzesi’nde Atatürk’ün kişisel eşyaları, giysileri, ve Konya’nın Kurtuluş Savaşı’ndaki yerini içeren fotoğraf, belgeler ve gazete küpürleri sergilenmektedir Müze içerisindeki panolarda Atatürk’ün konya’ya gelişleri, şehirde yaptığı ziyaretler ve bu evde tuttuğu günlük notlar ve aldığı kararları gösteren fotoğraf ve belgeler bulunmaktadır Vitrinler içerisinde Atatürk’ün anılarını yasıtan, günlük yaşamında kullandığı elbise, kürk, şapkalar, çizme ve ayakkabıları, bastonu, av tüfeği, hokka takımı ve yaşamının son günlerinde istirahat koltuğu ile çeşitli mutfak malzemeleri burada teşhir edilmektedir Atatürk’ün anılarını yaşatan eşyaların çoğu Anıtkabir Müzesi’nden getirilmiştir
Anıt Meydanı, Atatürk Caddesi
Tel: (0332) 351 89 59
Fax: (0332) 353 23 43
Koyunoğlu Müzesi (Merkez)
R İzzet Koyunoğlu tarafından kurulmuştur A İzzet Koyunoğlu 1913 yılından itibaren eski ve tipik bir Konya evinde eser toplamaya başlamıştır Konya ve çevresinden derlenen arkeolojik eserlerin yanı sıra kitaplar, etnoğrafik eserler ve tabiat tarihi objeler müzenin başlıca eserleri arasındadır
A R İzzet Koyunoğlu kişisel çabaları ile oluşturduğu ve dünyanın ünlü müze ve kütüphaneleri arasında yer alan müzesini 1973 yılında Konya Belediyesi’ne bağışlamıştır Bunun üzerine A R İzzet Koyunoğlu'nun evi koruma altına alınarak, çevresi kamulaştırılmış, 3433 m2’lik alanda, bugünkü modern binası yapılmıştır Müze yeniden düzenlenerek 2 Şubat 1984’te “Konya Büyükşehir Belediyesi A R İzzet Koyunoğlu Müze ve Kütüphanesi” ismi ile ikinci kez ziyarete açılmıştır
Müze iki katta çeşitli bölümlerden meydana gelmiştir Yapıyı dört taraftan kuşatan avlusunda insan, hayvan büst, stel ve heykelleri; mezartaşları, şahideler; çeşitli dönemlere ait taş ve mermer kitabeler; değirmen taşları, lahitler, pişmiş topraktan yapılmış eşyalar yer almaktadır
R İzzet Koyunoğlu’nun evi bulunmaktadır XIX yüzyıl sivil mimari örneğini yansıtan bu ev Koyunoğlu’nun vasiyeti üzerine orijinaline uygun olarak bakım ve onarımı yapılmış ve koruma altına alınmıştır Günümüzde sayıları çok azalan Konya evlerinden bir örnektir
Müzenin Anadolu Medeniyetleri Bölümü’nde Konya yöresinde yapılan kazılarda ortaya çıkan çeşitli arkeolojik eserler kronolojik olarak sergilenmiştir Burada MÖ 9 000-7 000 yıllarına tarihlenen Eski Tunç Çağı, Hitit ve Fryg eserleri; Emevi, Abbasi, Büyük Selçuklu, Anadolu Selçuklu, Beylikler, Osmanlı ve Cumhuriyet dönemine ait objeler bulunmaktadır Ayrıca İslam öncesi ve İslam çağına ait paralar, sikkeler, kaymeler, banknotlar çağdaş müzecilik anlayışına uygun biçimde sergilenmiştir
Müzenin Etnoğrafik Bölümü’nde halk sanatlarına ait eserlerle sanat tarihi yönünden değerli objeler bir araya getirilmiştir Konya yöresinde yüzyıllardır kullanılan el işi ve ev eşyaları, kadın ve erkek giysileri, halı, kilim, cicim, sumak, kese, çorap, yağlık, peşkir, mendil ve kumaş gibi dokumalar; çeşitli mıhlama, nakış, oya, gergef işleri; yorgan ve oda takımları; kesici ve ateşli silahlar bulunmaktadır Bunların yanı sıra çeşitli dergâhların eşyaları da burada sergilenmektedir Bunların başında ney, kudüm, ud, bender ve saz gibi musiki aletleri bulunmaktadır
Müzenin büyük salonu yazma eserlere ayrılmıştır Burada çeşitli dönemlere tarihlenen yazı örnekleri bulunmaktadır İsmail Zühtü, Rakım, Hafız Osman, İmad, Aziz, Mustafa İzzet, Şefik, Sami, Yesari, Yesarizade gibi hataların eserleri bu salondaki başlıca yazı örnekleridir Minyatür, resim, ebru, âhar, tezhip, kat’ı ve ciltler de bu yazmaları tamamlamaktadır Yağlı boya tablolar, çeşitli fermanlar, beratlar da onların yanında teşhir edilmektedir
Burada tarih öncesi çağlarına ait fosiller, mineraller, silisler, deniz hayvanları, çeşitli ürünler, taş, metal cam kalıntıları bulunmaktadır Konyalı avcıların buraya armağan ettikleri av hayvanları ile çeşitli kuşların doldurulmuş ve tahnit edilmiş örnekleri de bu bölümde sergilenmektedir
Müzenin arşiv bölümünde Çeşitli yazma ve basılı belgeler; gazete, dergi koleksiyonları, kupürler, kartpostal ve fotoğraf albümleri, taş plâklar bulunmaktadır Ayrıca Müze kütüphanesinde A R İzzet Koyunoğlu’nun topladığı çeşitli yazmalar, nadir nüshalar bulunmaktadır Yazma eserlerin kataloğu, Konya Büyükşehir Belediyesi tarafından yayınlanmıştır Müzenin çeşitli bilimsel toplantılar için düzenlenmiş 150 kişilik modern bir de konferans salonu bulunmaktadır
Anıt Meydanı Kız Okulu Yanı
Tel : (0332) 351 89 59
Faks : (0332) 353 23 43
Akşehir Arkeoloji Müzesi (Taş Medrese) (Akşehir)
Bu eserler o zaman İmaret Camisi’nde korunuyordu Caminin 1950 yılında ibadete açılması üzerine eserler Taş Medrese’ye nakledilmiştir Eski Eserler ve Müzeler Genel Müdürlüğü buraya bir memur atamış ve böylece Akşehir’de ilk müzecilik çalışması başlamıştır Taş Medrese yapılan restorasyon ve düzenlemeden sonra 8 Haziran 1965’te ziyarete açılmıştır
Akşehir’de Selçuklu Sultanı II Keykubat zamanında, 1250 yılında Başvezir Emirdad Sahipata Hüseyinoğlu Fahreddin Ali tarafından yaptırılmıştır Külliye şeklinde yapılan Taş medrese, türbe, hankâh, imaret ve çeşmeden meydana gelmiştir Günümüze külliyeden yalnızca mescit, medrese ve türbe gelebilmiştir
Akşehir Arkeoloji Müzesi’nde yöredeki ilk yerleşim bulgularına dayanılarak ortaya çıkarılan Neolitik Çağ eserleri bulunmaktadır Bunların dışında Akşehir çevresinden toplanan Roma ve Bizans taş eserleri ile Selçuklu ve Osmanlı dönemine ait mezar taşları sergilenmektedir Ayrıca Selçuklu dönemi figürlü mezar taşları ve kitabeleri müzenin önemli eserleri arasındadır
Dr Aziz Perkun Cad No:84 Akşehir
Tel: (332) 813 15 68
Akşehir Batı Cephesi Karargâh Müzesi (Akşehir)
Kurtuluş Savaşı’ndan önce kaymakamlık ve belediye binası olarak kullanılmış, Kurtuluş Savaşı sırasında 18 Kasım 1921-24 Ağustos 1922 tarihine kadar Garp Cephesi Kumandanlığı’na tahsis edilmiştir Atatürk kumandanları ile birlikte Büyük Taaruz planlarını burada yapmış, hazırlıkları burada yönetmiş ve taaruz kararını da burada vermiştir Bu nedenle de bu yapının Kurtuluş Savaşı tarihinde önemli bir yeri vardır
Karargâh Binası, 1965 yılında Akşehir Belediyesi’nin başka bir yapıya taşınması üzerine müze olması kaydı ile Milli Eğitim Bakanlığı’na devredilmiştir Bundan sonra 5 temmuz 1966 günü Atatürk ve Etnoğrafya Müzesi olarak ziyarete açılmıştır Zamanla onarıma gereksinimi olan yapı, restore edilmiş, yeniden düzenlenerek 25 Ağustos 1981’de ikinci kez ziyarete açılmıştır
Yapı iki katlı olup, taş temelli, tuğla ve bağdadi malzemeden yapılmış, üzeri kırma çatı ile örtülmüştür İki kat birbirinden bir silme ile ayrılmış, üst katta dikdörtgen kemerli pencereleri bulunmaktadır Zemin katın doğusundaki dükkan cepheleri kapatılmış ve buraya, binanın güney cephesine Büyük Taaruz hazırlıkları ve taaruz emrini içeren iki ayrı; doğu cephesine de Büyük taaruz’u canlandıran bir pano yapılmıştır Bu panoları Cahit Koççoban sgrafitto tekniğinde yapmıştır
Müzenin zemin katında çok amaçlı bir salon yapılmıştır Bu bölümde Atatürk’e ait Anıtkabir Müzesi’nden gelen eşyalar sergilenmiştir Giriş holüne de Akşehirli gazilerin berat ve madalyalarından oluşan “Gaziler Köşesi” yapılmıştır Ahşap bir merdivenle çıkılan üst katta, ortadaki büyük salona açılan sekiz oda bulunmaktadır Bu odalardan biri Atatürk’ün çalışma odası ve Büyük Taaruz kararının verildiği odadır Bunun dışındaki odalar İsmet Paşa’nın Batı Cephesi Komutanlığı Kurmay Başkanı Asım Gündüz’ün çalışma odasıdır Diğerleri de yaverlere ait odalardır Bütün bu odalar o günlerdeki kullanım şekillerine göre düzenlenmiştir
Müzenin ana sergilemesinde Sakarya Meydan savaşı’nın zaferle sonuçlanmasından başlayarak, Batı Cephesi Komutanlığı’nın Büyük Taaruz için Akşehir’den ayrıldığı 24 Ağustos 1922 tarihine kadar geçen tüm savaş gelişimi 20 asıl, 23 de ikinci derecede olmak üzere panolarla ziyaretçiye anlatılmıştır Ayrıca panolarda Atatürk’ün Nutuk’undan alınan bölümler, Atatürk’ün el yazısı fotokopileri, o döneme ait planlar ve fotoğraflar sergilenmektedir
Kurtuluş Savaşı sırasında Akşehir Milletvekili Hacı Bekir’in (Sümer) biyografisi, tüfeği, orada çalışan subayların fotoğraf ve biyografileri de sergilenmiştir
Dr Aziz Perkun Caddesi No:2 Akşehir
Tel: (0332) 813 15 68
Fax: (0332) 813 54 09
Eregli Müzesi (Ereğli)
Başlangıçta memurluk olan müze 1978 yılında Müdürlük haline getirilmiştir
Ereğli Müzesi’nde yöreden toplanan eserler ağırlık kazanmaktadır MÖ 7000 yıllarından itibaren Neolitik Çağ buluntuları ve onu izleyen dönemlere ait kültür tabakalarına ait eserler bulunmaktadır Özellikle Neolitik Döneme ait Can Hasan’dan çıkan el baltaları, küçük buluntular, duvar freskleri, kazıyıcı aletler, el değirmenleri ve pişmiş topraktan kaplar ayrı bir bölümde sergilenmektedir Bunun yanı sıra Kalkolitik Döneme ait polikrom tekniğinde keramikler, ağırşaklar; Eski Tunç Çağı’na ait hayvan ve insan figürleri, el baltaları, ok uçları, mühürler; Asur Ticaret Koloni Çağı’na tarihlenen bulleler, idoller, Hitit Çağı keramikleri, silindir ve damga mühürleri müzenin belli başlı eserleri arasındadır Fryg Çağına ait fibulalar, gaga ağızlı testiler, phialeler, Helenistik Döneme tarihlenen lekythoslar, Herakleia definesi, Roma Çağı’na ait mimari parçalar, mezar stelleri, heykeller; Bizans Çağı mimari parçaları, Selçuklu ve Karamanoğulları dönemine ait alçı süslemeler, sırlı kâseler müzenin arkeoloji bölümünde sergilenmektedir
Etnoğrafik bölümde ise, el yazması Kuran’lar, düz yaygılar, çavdar sapından yapılmış çeyiz sandığı, ateşli ve kesici silahlar bulunmaktadır
Boyacıali Mahallesi
Bulvar Caddesi No:16 Ereğli
Telefon-Fax: (0332) 713 45 92
|