Konu
:
İç Anadolu Bölgesinin Folkloru
Yalnız Mesajı Göster
İç Anadolu Bölgesinin Folkloru
08-13-2012
#
1
Prof. Dr. Sinsi
İç Anadolu Bölgesinin Folkloru
iç anadolu bölgesinin folklörü,
iç anadolu bölgesinin folklorik özellikleri,
İç Anadolu Bölgesinin Folkloru
İç Anadolu Bölgesinin yaşama biçimi daha çok göçlerle belirlenmektedir
Giyim - kuşam ve beslenmede aynı özellikler görülür
Kırsal kesimde geleneksel yapı belirginken kentlerde ikili bir yapı gözlenmektedir
Sivas'ta geleneksel el sanatlarının köklü bir geçmişi vardır dokumacılık bakırcılık çubukçuluk çorap örücülüğü çakı-bıçak yapımcılığı günümüzde de sürdürülmektedir
Selçuklular döneminden başlayarak bölgenin yönetim ticaret bilim ve kültür merkezi olan Sivas dönemin mimarisi ve taş işçiliğini yansıtan özgün yapıtlarla doludur
Kent mimarisinde de o dönemin etkileri görülmektedir
Sivas folklorunun özgünlüğü renkliliği ve zenginliğiyle ülke folkloru içinde ayrı bir yeri vardır
Yöreden günümüzde de pek çok halk ozanı yetişmektedir
Yerel ağız yörelere göre önemli ayrılıklar gösterir
Merkeze yakınlık ulaşım ve pazar imkanları yerel ağız özellikleri üzerinde etkili olmuştur
Yöre folkloru atasözleri deyimler tekerlemeler bilmeceler ninniler alkış ve kargışlar yönünden de çok zengindir
Sivas halk müziği ve oyunları yönünden ilginç bir yöredir
İlk resmi derleme 1926'da ikinci 1937'de gerçekleştirilmiştir
Türkü ve değişlerde 10 zamanlıdan başlayıp 15 zamanlıya dek karma usullerin örnekleri vardır
GİYİM KUŞAM
Orta Anadolu'nun giyim-kuşam özellikleri Sivas yöresinde de belirgindir
Özellikle erkek giyimi her dönemde bu etkiye göre biçimlenmiştir
Kadın giyiminde ise yerel özelliklerden kaynaklanan bir çeşitlilik görülür
Merkezlerde kimi değişmelere karşın kadın giyim kuşamında geleneksel özellikler yer yer korunmaktadır
Geleneksel Kadın Giyimi : Fes yörenin yaygın başlık türüdür
Önüne ipekli yemeni-krep dikilir yada bağlanır
Uçları yandan sallanır
Günlük giyimde her zaman fes kullanılmaz
"Değirmi" denen düz "hindi" denen renkli ve desenli tülbentler bağlanır
"İşlik" denen iç giysileri de ak bezdendir elde dikilir
Üstte omuzlardan ve belden "kırmalı" üç etek biçiminde "peşli" denen entarileri giyilir
Kollar geniş ve "dilmeli" dir
Peşlerin ikisi öne birisi arkaya gelir aradaki "sayvanlı" dır (astarlı)
Kara yünden yada ketenden yapılmış nakışlı çevresi oyalı önlükler bağlanır
Ayrıca madeni kemerler el örmesi yün kuşaklarda kullanılır
Bazı yerlerde kadife atlas üzerine sim işlemeli bindallılar giyilir
Kolların yırtmaçlısı da yırtmaçsızı da geniş ve sarkıktır
Entarilerin tümü yakasız önden göğüs altına dek düğmelidir
Özel günlerde sırmalı ve işlemeli cepken de giyilir
Kadife üstüne sırmalılara "kadama" denir
Alta bel ve parçaları uçkurları "tuman" (şalvar biçimli bol dikmeli don) giyilir
Parçalar çoraba dek uzanır
Renkli ve desenli çoraplar mevsimine göre ince yada kalın yünden örülür
Dışarılık giysi olarak çarşaf Cumhuriyet sonrasında da uzun süre kullanılmıştır
Günlük yaşamada tülbent baş örtüsü kullanılmaktadır
Buna yaşmaklamak denir
Yaşlı kadınlar "namazlık" denen uzunca bir baş örtüsü kullanır
Son zamanlarda atkı-manto biçimi üst giyiminde yaygınlaşmıştır
Kelik yemeni çarık geleneksel kadın ayakkabılarıdır
Bunların yerini giderek kara lastik ve plastik ayakkabılar almıştır
Kentlerdeyse kundura giyilmektedir
Geleneksel Erkek Giysisi : Poşu yada "hindi" bağlanmış fes erkek giyim-kuşamında da yaygın başlık biçimidir
İnce ak ipekten ketenden yakası düz omuzdan düğmeli "işlik" üstüne kolsuz yelek giyilir
Bele şal bağlanır; kalçadan büzgülü "şayak" yada "zıvga" denen pantolonlar kalın kumaştandır
Ak-kara kırçal çoraplar nakışlıdır
Tokalı çarık kulaklı yemeni yüksek ökçeli ve sivri burunlu "iskarpin" yaygın ayakkabı türleridir
Gürün Şalları : Hint ve İran şallarının desen ve dokuma tekniğini Türk kumaşlarının desen ve dokuma tekniğini Türk kumaşlarının desen ve dokuma tekniğiyle birleşmiş Avrupa’nın taklit şallarının özelliklerini Anadolu insanının zevk ve giyim ihtiyaçlarıyla kaynaştırarak orijinal bir sentez meydana getirmiştir
Dokuma Tekniği ve Motifler : Gürün şalları el tezgahlarında dokunmuştur
Bu tezgahlar Jakar tarafından ıslah edilmiş Gürün'de de Jakar tezgahlarından yararlanılmıştır
2
52 m
boyunda ve 1
20 m
eninde kesilme yerleri belli edilerek top halinde dokunmuştur
Gürün şallarında sadelik ve zeminde beyaz renk hakimdir
İran (Acem) şallarında ise süs ön plandadır
Zemin dışında kırmızı-sarı veya kırmızı-mavi renkler bol miktarda kullanılmıştır
Yün iplikler bitki boyalarıyla boyanmıştır
Gürün şalları konusunda en geniş çalışmayı yapan Prof
Kenan Özbel motiflerine göre bu şalları dört gurupta toplamıştır
Serpme Motifli Şallar : Ana motifi badem veya pençe adı verilen motiftir
Bu motif halk arasında günümüzde "şal deseni" diye tanınmıştır
Bademler aralıklı veya verev şeklinde dizilmiştir
Bademlerin arasında küçük çiçekler ve yapraklar dalcıklar seyrek olarak da çintemani motifleri doldurulmuştur
Bademlerin içi boş bırakıldığı gibi çiçekler ve yapraklarla da bezendiği olmuştur
Motifleri Birbirine Bağlı Şallar : Bu tür şallara "sarmaşıklı şal" da denir
Badem motifleri kumaşa serpme olarak yerleştirilmiş ancak bademler bir dalla birbirine bağlanmaya çalışılmıştır
Kadın elbiseleri genellikle bu şallardan yapılmıştır
Motifleri birbirine geçme şallar : Motifleri asma dalları gibi birbirine geçmiş kavisli dallardan oluşmuştur
Bu yüzden halk arasında "Asma dalı desenli şal" olarak tanınmıştır
Kadın elbisesi yapımında tercih edilmiştir
Çubuklu yollu şallar : Çubukların enleri ve araları dokuyanına göre dar veya geniş tutulmuştur
Çubukların gerek içleri gerekse araları serpme veya bağlı badem çiçek yaprak asma dalı koç boynuzu saç bağı motifleriyle doldurulmuştur
Yaygın Gürün şalları bunlardır
Başlık ve kuşak olarak kullanılmıştır
GELENEKSEL EL SANATLARI
Sivas'ta geleneksel el sanatları oldukça gelişmiştir
Dokumacılık bakırcılık gümüş işçiliği çubukçuluk çorap örücülüğü ve çakı-bıçak yapımcılığı en köklü el sanatlarıdır
Bunlardan çorap örücülüğü giderek önemini yitirirken diğerleri günümüzde de sürdürülmektedir
Sivas'ın çok zengin kompozisyonlu ve renkli dokumaları ile kara kemik saplı bıçakları ünlüdür
Dokumacılık : Selçuklular döneminde başlayan dokumacılık sonraki yüzyıllarda gelişmiştir
Bunlardan bir dönem çok ünlü olan şal dokumacılığı günümüzde yapılmamaktadır
Sivas halılarının en önemli özellikleri tümüyle yün sık dokulu ince havlı olmasıdır
Halının sık dokulu olması için kirkit oldukça sert vurulur
Bu arada esnekliği sağlamak için ilmikler iki tarandıktan sonra özel ayarlı makaslarla kesilerek hav yüksekliği ayarlanır
"Eriş" denilen çözgü ipliği çok bükümlü ve incedir
Bu yüzden halılarda düğüm sayısı oldukça yüksektir
Selçuklu halılarındaki geometrik bir düzenle yerleştirilmiş motiflerin oluşturduğu kompozisyonlar geliştirilmiş biçimleriyle günümüz Sivas halılarında da görülmektedir
"Çeşmi bülbül çamurlu kuçlu lalezar yılanlı" bunlar arasındadır
Desenlerin kimileri kent adları kimileri de sayılarla anılır
Sivas halılarının bir başka özelliği de zıt renklerden özenle kaçınılmasıdır
Halılarda en az 12 renk görülür
Başlangıçta çok mat olan bu renkler kullanıldıkça canlılık kazanır
Lacivert al ve tonları yaygındır
Kilim dokumacılığı daha çok köylerde gelişmiştir
Seccade divan taban ve duvar tipi kilimler çok yaygındır
Ayrıca 6-7 m kare büyüklüğünde kilimlere rastlanır
Geçmişte Gürün Şarkışla Yıldızeli ve Kangal'da dokunan kilimler renk ve desen açısından farklılık göstermekteydi
Bunlarda geometrik motiflerin yanında çeşitli figüratif motiflerde kullanılırdı
Teknik kaygılarla kilimlerde çoğunlukla geometrik motifler yeğlenir
Al yeşil mavi kara ve turuncu en yaygın renklerdir
Çorap Örücülüğü :Geçmişte Gürün'de çok gelişmiş olan çorap örücülüğü günümüzde yitmeye yüz tutmuştur
Burada tiftikten ince görünümlü çorap örülürdü
Kullanılan sitilize bitki hayvan ve insan motifleri dokuyanın iç dünyasını yansıtacak biçimde işlenirdi
"Yandım alamadım yarimi eller aldı
Kakül ergen bıyığı eli mektuplu elif-be aşık kirpiği gönül kilidi katip çimciği ve civan kaşı" en yaygın motiflerdir
Çubukçuluk (Ağızlık Yapımcılığı) : Çubukçuluk köklü el sanatlarından biridir
Kişisel kullanım yada satış için yapılan çubuklar günümüzde turistik bir değer kazanmıştır
Ağızlık yapımında yörede germişek yada karamuk denilen bir ağaç kullanılır
Germişek çubukları istenilen boyda kesilir bunlar uzunluklarına göre "Lüleli topcık başlı yanma başlı ufak ağızlık ufak lüleli ağızlık arabalı ağızlık (birbirine geçmeli)" gibi çeşitli adlar alır
Tomruk makinesinde kabukları soyulan çubuklar tornaya bağlanır keski yatay yada dikey tutularak desenin dış çizgileri (konturlu) çizilir
Sonra kalemle (ince uçlu işleme ve kakma gereci) desenler oluşturulur
Bu işleme "nakış keskisi" denir
İşlemleri bitirilen ağızlık kezzaba batırılır
Ateşe tuttuktan sonra zımparalanır
Yeniden tornaya bağlanır ve matkapla ağız bölümü (sigara konulan yeri) açılır
Çakıyla yassılaştırılan bu bölümde kezzaba batırma kızartma ve cilalama işlemlerinden geçirilir
Süslemede uygulanan bir başka teknikte ekin saplarının üzerine ibrişim yada ipek sarılmasıdır
uzunlamasına kesilmiş ekin sapları süslemenin yapılacağı bölümlere yerleştirilir
Alt ve üstlerden renkli ibrişim (yada ipek) sarılarak süslemeler oluşturulur
Bu teknik çoğunlukla yazı yazmada uygulanır
İlde ilk ağızlığı Şeyh Aziz Baba'nın yaptığı söylenir
Bakırcılık : Bakırcılık eski yaygınlığını yitirmiştir
İl bakırcılığının en eski örnekleri Sivas müzelerinde sergilenmektedir
Külçe bakır önce küçük parçalar halinde silindirden geçirilerek inceltilir sonra biçimlendirilir
Biçimlendirmede kazan ve sinilerde dövme küçük kaplarda çekme tekniği kullanılır
Dövme tekniğinde bakır ağaç tokmakla dövülür; çekme tekniğindeyse istenilen tahta kalıplara göre tornada çekilir
Süslemeler kakma yada çalma tekniğiyle yapılır
Kakma tekniğinin iki uygulama biçimi vardır
Birinde motifler kap üzerine kazılarak yada oyularak işlenir
Diğerinde ise kabın üzeri bal mumuyla sıvanır motifler kalemle çizildikten sonra açılan oyuklara asit dökülür
Asidin bakır üzerinde oluşturduğu karalanmalardan yararlanılarak motif işlenir
Çalma tekniğinde motifler demir zımparalarla baskı yapılarak işlenir
Yazılar bitkisel ve geometrik motifler en yaygın süslemelerdir
Geometrik motiflerde geçmeli daireler üçgenler dörtgenler; bitkisel motiflerde yaprak lale nar nar çiçeği ve servi kullanılır
Ustaların yapıtlarına adlarını bir din büyüğünün adını yada ayeti yazması gelenektir
Ancak yazıyı motifler arasına yerleştirmek güç olduğundan bu gelenek giderek kaybolmaktadır
Bu tür süslemelere en çok Osmanlı dönemi yapıtlarında rastlanmaktadır
Çakı-Bıçak Yapımcılığı : Geçmişin gözde kılıçları kılınççılar çarşısında yapılırdı
Kılıcın yerini giderek daha güçlü silahlar alınca kılıç ustaları çakı-bıçak yapımına yöneldiler
Günümüzde de sürdürülen çakı-bıçak yapımı eski yaygınlığını yitirmiştir
Kentte bulunan bıçakçı atölyelerinde; genellikle kılıç tipli bıçaklar bağ bıçakları büyük ekmek bıçakları bir iki üç ağızlı yada ustura ağızlı bıçaklar yapılır
Kentin özellikle kara saplı bıçakları ünlüdür
Çakı ve bıçakların "namlu" denilen ağızları çelikten sapları boynuzdan yapılır
Ocakta kızdırılan çelik örste dövülerek namlu biçimi verilir
İlk düzenlemeden sonra oluğu (tırnak oyuğu) açılır
Yeniden düzenlenir su verip parlatılır
Böylece namlu sapa takılacak hale gelir
Sap için çoğunlukla öküz keçi ve koç boynuzu kullanılır
Boynuz istenilen boyutta kesilir ısıtılarak mengenede düzeltilir kalıplanır
Sonra içi testereyle oyulur
Bıçak ustalarının "elde resim yapma" dedikleri son düzenlemeden geçirilir
Rendelendikten ve zımparalandıktan sonra namluya takılacak duruma gelir
Namlu sapın uç bölümünde açılan oyuğa yerleştirilir delinerek çivilenir
Çivi başları birer pul konduktan sonra ezilir çarkta parlatılır
BÖLGE SANATÇILARI ve OZANLARI
Şüphesiz halk şairlerimizde diğer sanatçılarımız gibi birbirinden ayrı özelliklere sahiptir
Hiçbir şair ötekine tıpa tıp benzemez
Ama hemen hemen hepsine aynı gelenek ve törelerden geldikleri için birbirine benzer yanlarıda eksik değildir
Bazı şairlerin hepside şiirlerini sazla çalıp çağırırlar
Halk şairi ile sazını birbirinden ayıramayız
Keramet sazdamıdır sözdemidir bilemeyiz? Aşık sazına gözü gibi bakar
Aşık Veysel'in;
"Ben ölürsem sazım sen kal dünyada Gizli sırlarımı aşikar etme" deyişi elbette ki çok anlamlıdır
Şairlerimizin hemen hepsi aşk ölüm hasret yiğitlik tabiat din gibi temalar işlemişlerdir
Aşk konusu baş köşeyi tutmaktadır
Ölüm karşısında şairlerimizin uysal teslimkar ama alabildiğine üzüntülüdür
Ölümün bıraktığı yıkımlar kayıp olan güzellikler dostluklar terennüm edilir
Sivas'ın şair ve aşıkları şunlardır:
Şemseddin Sivasi Pir Sultan Abdal Ruhsati Kul Himmet Suzi Aşık Veysel Zaralı Halil Söyler Mesleki Aşık Talibi Recep Kamil Şeyh Halit
Diğer aşıklarımız ise; Sefil Selimi Aşık Talibi Gürünlü Aşık Rıza Ali İzzet Özkan Veysel Cehdi Kut Kul Gazi Feryadi Belcikli Seyit Karasarlı Seyit Aşık İsmeti Ali Dayı Şükrani Nuri Sivasi Kul Himmet
Tabiat teması da Sivas şairleri tarafından en iyi şekilde işlenmiştir
Şairlerimizin en zengin yanlarından birini teşkil etmektedir
Çeşitli hayvanlardan tasvir edilerek tabiat manzarasını tamamlar
Tabiatın güzellikleri yanında çeşitli afetlerde şairin ozanın gönlünde dile gelmiştir
İşte o zaman şiir olmuş destan olmuş türkü olmuş
Anadolu yaylasına göz atıldığı zaman Sivas'ın aşıklar yatağı olduğu görülür
Sivas şairleri aynı zamanda Sivas büyükleridir
Hepside en duru en özlü Türkçe ile söylemişlerdir
Türküleri deyişleri günlük müzik yaşantımıza girmiştir
Radyo ve televizyon programlarında hemen hemen hepsinin türkülerine yer verilir
Yurttan sesler Korosunun kurucusu halk müziğinin derleme ustası Muzaffer Sarısözen'i anmadan geçemeyiz
Ayrıca masal üstadı Eflatun Cem Güney Tevfik Aksoy Kayabeyzade Memduh Bey günümüz şairlerinden Vehbi Cem Aşkun edebiyat dalında denemeler yapmış; radyo sanatkarlarından Ömer Altuğ Emel Sayın ve Selehattin Erorhan da Sivas' ta yetişen Türk musiki ve halk müziği ses sanatçılarıdır
Halk şairlerimizin özelliklerini anlatan bazı ünlü değişlerini şöyle sıralayabiliriz
AŞIK VEYSEL
1894 yılında Şarkışla ilçesine bağlı Sivrialan köyünde doğdu
Babası Karaca Ahmet annesi Gülüzar Hatun' dur
7 yaşına geldiğinde gözünün birini yakalandığı çiçek hastalığından kaybetti
Diğer gözüne perde indi
Çok geçmeden iki gözünüde kaybetti
Oyalanması için babası Aşık Veysel'e bir saz aldı
Çamşıhlı Ali ve Molla Hüseyin adlı saz ustalarından dersler aldı
Önceleri Pir Sultan Abdal Yunus Emre Aşık Kerem Aşık Erzurumlu Emrah gibi ustaların türkülerini söyledi
1933 'te Cumhuriyetin 10
Yılı için yazdığı destanının yayınlanması ve Sivas Aşıklar Bayramındaki başarısı dikkat çekti
Ahmet Kutsi Tecer'in de yardımlarıyla Veysel kırk yaşından sonra kendi eserlerini vermeye başladı
Çeşitli Köy Enstitülerinde saz öğretmenliği yaptı
Aşık Veysel İki kez evlendi
İki oğul dört kız babasıdır
Şiirlerinde yurt sevgisi kardeşlik birlik ve okuma sevgisi işledi
21 Mart 1973 tarihinde "Sadık Yarım" dediği kara toprakla kucaklaştı
Sivas halk oyunları çok zengin ve çeşitlidir
Sivas halay bölgesi içindedir
Oyunlara eşlik eden çalgılar davul ve zurnadır
Zurnanın yerini bazı zamanlar klarnetin aldığı da görülmektedir
Ayrıca; Kaval bağlama tel kemençe kaşık ruzba saz darbuka gibi çalgılar Sivas'ta kullanılmaktadır
Sivas halay bölgesi olmakla beraber zeybek ve bar oyunlarının da oynandığı bilinmektedir
Erkeklerde; ayaklarda tokalı çarık veya yemeni bulunur
Aynalı çorap denilen sırmalı yün çorap takılır
Üzerine şalvar ve üzerine yakasız beyaz işlik giyilir
Kadınlarda; başta fes bulunur
Bu fes 5-6 santimetre kadardır
Üstü düz olup bu kısma altın para döşenir
Önüne krep örtü dikilir ve uçları iki yana ve arkaya sallandırılır
alıntı
Prof. Dr. Sinsi
Kullanıcının Profilini Göster
Prof. Dr. Sinsi Kullanıcısının Web Sitesi
Prof. Dr. Sinsi tarafından gönderilmiş daha fazla mesaj bul