Yalnız Mesajı Göster

İç Anadolunun Örf Ve Adetleri - İç Anadolu Bölgesinin Gelenek Ve Görenekleri

Eski 08-13-2012   #8
Prof. Dr. Sinsi
Varsayılan

İç Anadolunun Örf Ve Adetleri - İç Anadolu Bölgesinin Gelenek Ve Görenekleri



KIRŞEHİR Gelenek ve Görenekleri

Osmanlı döneminde Ahilik merkezi olan Kırşehir'de toplumsal yaşamda geleneksel ahlaksal değerlerle biçimlenmiştir 9 yüzyılın ortalarından başlayarak, Ahilik ekonomik ve toplumsal işlevini yitirmiştir Ancak, üretim ilişkileri pek değişmediği için etkileri süregelmiştir Ancak dinsel değerlerde günlük yaşamda belirleyici bir yer kazanmıştır Cumhuriyet sonrasında geleneksel yapı çok az değişime uğramıştır 1950'lerde, Kırşehir yaşamında belli bir canlanma görülmüştür Kente en yakın merkez Ankara, bir dönem "yeni geçim kapası" gibi görülmüştür Tarımsal alanların sınırlılığı ve verim düşüklüğü kent halkını göçe itmiştir Nüfus artışıyla bu sorun daha önemli bir boyut kazanmıştır "ev büyüğü" denen baba saygınlığı sürerken, geniş aile yapısının çözülmesi ilişkilerde sarsıntılar yaratmıştır1960'larda bu süreç hızlanmış, köyden merkez ve Kaman gibi ilçelere göç yoğunlaşmıştır Aynı dönemde büyük merkezlere ve yurt dışına işçi göçü başlamış, nüfus dalgalanmaları olmuştur

Kente göçenler, tarımsal alandan, küçük üretim yada hizmet sektörüne geçmekte, ilişkiler pek değişime uğramamaktadır Kentteki en yaygın iş taşçılıktır Bu yada benzer işlerde usta-çırak ilişkileri egemendir Ahilik geleneğinin etkisi bu ilişkiyi koruyuculuk - gözeticilik boyutlarına varmaktadır Göçler Kırşehir yaşama biçimini 1980'lerde ekilemeye başlamıştır İl dışında çalışarak sağlanan parasal birikimler, 1970'lerde kentte yatırama yöneltmiş, kooperatif yada büyük ortaklıklar oluşturulmuştur Burada da hemşerilik - akrabalık ilişkileri etkilidir Kent dışındakiler de bu tür bağlarını korumaktadırlar

EVLİLİK

Yöre evlenmelerinde görücülük, başlık, gelinlik etme, çokeşlilik gibi geleneksel yöntemler geçerlidir "gelinlik etmede" yeni gelinler belirli bir süre büyüklerinin yanında konuşmaz, kaş göz işaretleriyle yada fısıldayarak anlaşırlar, sofraya oturmazlar Merkezlerde bırakılan bu gelenek kırsal kesimlerde geçerliliğini korumaktadır Gelin belli bir süre doğurmazsa (1-2 yıl) kocası yeniden evlenmeye hak kazanır Özellikle kırsal kesimlerde doğal olan bu durumlarda gelinde görümcelere katılır Kocasına yeni bir eş arar Yakın köylerden beğenilen 14-15 yaşlarındaki yeni eşe "ferik" denir Evlenme çağında oğlu olanlar için nişan, düğün törenleri, hamamlar kız beğenilecek yer arasındadır Mucur'da ise bu amaçla ilkbahar, yaz aylarında "köme" denilen kır gezisine çıkılır Buralarda beğenilen kızlar, bir bahaneyle oğlana da gösterilip, görüşü alındıktan sonra görücü gidilir

İlk görüşmeden sonra ailenin yada çevrenin saygınlarından birkaç dünür gider Kız istemede tekerlemeye dönüşmüş şu sözler kullanılır " Yedik içtik, ölçüp biçtik, gelene niye geldin denilmez, Allah'ın emrine hiç karşı gelinmez, bizim buraya gelişimizin bir maksadı vardı, kerimenizi Allah'ın emri peygamberin kavliyle bizim mahduma istemeye geldik Sen bu işe ne dersin?" Kız babası ya da evin büyüklerinden biri de danışıp görüşmek için zaman ister Kimi yörelerde yanıt olumsuz olursa kızın evde kalması için, evin bir yerine çivi çakılarak büyü yoluna baş vurulduğu da görülür "küçük şerbet" denen söz kesiminde şerbetler içildikten sonra kolye yada altın takılır Buna "bellilik etme" denir Başlık kesilir Ailenin durumu uygunsa "iki başın görülmesi" yoluna gidilir Başlık alınmaz kız evinin tüm harcamaları nişan ve düğünde alacağı eşya ve takı, erkek evince karşılanır Kırsal kesimde iki başın görülmesi yanında başlık alındığı da görülmektedir Başlık kararlaştırıldıktan sonra kız evince konuklara ağız denilen şeker, lokum yada şerbet sunulur

Nişan kimi zaman 2 aile arasında yapılırEvlerdeki takı ve yüzük takma işlemine "küçük nişan" denir Ev dışında "okuntu yeri" denen konuklarında çağrıldığı nişanlar merkezlerde salonlarda yapılır Nişanlılık döneminde bayramlarda geline armağanlar götürülür Bu genellikle boyalı koçtur Gelinin anasından yada kendisinden armağan alınmadan koç verilmez Kiralanan bir okuyucu kadın konu komşuyu düğüne çağırır Düğünler genellikle perşembe günü başlar, Pazar günü biter Düğün evinin belli olması için çatıya bayrak dikilir Köylerde bayrak direğinin ucuna soğan ve elma takılmaktadır Kırşehir düğünlerinde davul zurna yanında genellikle köçekte olur Kadın kılığına girerek keman, saz ve def eşliğinde oynayan erkeğe köçek denirdi Kentin Bağbaşı mahallesinden tutulan köçeklerle çalgıcılar bir ekip oluşturur Cuma günü öğleden önce gelin, öğleden sonrada güvey hamamı yapılır Cumartesi öğle üzeri de kız evi, komşularıyla birlikte düğün evine "hayırlı olsun a" gider, yemek yenir Düğün evinin erkek konukları da onları izler, davul zurna eşliğinde kız evine gidilir, 2 saat kalınır Dönüşte gündüz kınası yapılır Bu törende kına yakılmaz, gelinin yeni giysileri konuklara gösterilir

Köçekler kadınların önünde oynar, gelin bahşiş verir, orada bulunanlarda alınlarına para yapıştırır Gelin, kınacı kızlara akşam yemeği verdikten sonra akşam kınasına geçilir Konuklar toplanır Gece köçeklerin oyunu ile başlar Gelin yeniden giyinir Kına bir tepsi içinde kırılırken "kına özenmiyor" diye bir söz atılır Gelin bahşiş verdikten sonra kına sulandırılır Önde tefçi kadın, arkada gelin, onun ardından da mumlar, kına tepsisini taşıyan kızlar kına türküleri söyleyerek konukların bulunduğu odaya girer Gelin kaynanası armağan verdikten sonra avucunu açar ve kınası yakılır Eli sarılmadan önce evin bir duvarına basarak iz bırakılır Sonra konuklara çerez dağıtılır Tef eşliğinde türküler söylenir, oyunlar oynanır

Kimi yörelerde kına gecesi dağıldıktan sonra ana-kız ağıtı yakılırYüzü tülbentle örtülen gelin ortaya oturtulurAnası kız kardeşleri ve akrabaları "sen bana dert arkadaşıydın, seninle dertleştim İşlerime şimdi kim bakacak? Hasta olsam sen bakardın bana şimdi kim bakacak?" gibi sözlerle onu ağlatırlar Aynı gece kız evinin delikanlıları, oğlan evine baskın yapar Buna "kayın gitme" denir Masalar kurulur "dokuz butlu tavuk" istenir, içkiler içilir Sabaha doğru "dan pilavı" denilen tavuklu pilav yenildikten sonra herkes dağılır

Sabah gelin adayı hazırlanırken gelin bir odaya kapatılır Yakınlarına "gardaş - emmi dayı yolu" gibi armağanlar alındıktan sonra dışarı çıkılır Babası gelini kayınbabasına teslim eder O da " yengesi"denen gelinin arkadaşı yada akrabalarından biriyle gelin arabasına bindirilir Geçmişte atlı araba, fayton yada yalnız atlılardan oluşan gelin alayının yerini günümüzde otobüs ve minibüsler almıştır Köylerde alay gömütlük, ziyaret yeri gibi kutsal yerlerden geçerek, kentte tüm çevreyi dolaşarak düğün evine gelinir

Arabanın sürücüsü güveyden bahşiş almadan gelinin indirilmesine izin vermez Güvey gelini koltuğunun altına alarak eve girer Eşikte cebindeki bozuk paraları ve çerezleri gelinin başına saçar O akşam komşulardan 5-10 genç "güvey başı" yemeğine çağrılır Hoca dua okuyarak gelin ve güveyi odalarına götüreceği sırada gençler güveyi bir odaya kapatır Tavuk baklava gibi armağanlar almadan bırakmazlar Güvey kurtulunca dini nikah kıyılır

DOĞUM

İlde çok çocukluluk yaygındır Aileler daha çok erkek çocuk ister Bu amaçla gelin eve girer girmez kucağına erkek çocuk verilir Gebelik döneminde erkek çocuk için hazırlık yapılır Kadının erkek doğurması ona saygınlık yaratır Kız doğuranlar için kullanılan "oğlan doğurmuş gibi ne yatıyorsun" sözü yörede tekerlemeye dönüşmüştür Sancılar başlayınca gebeye şerbet içirilir, boyuna ayet yada Kuran takılır Kırsal kesimlerde genelde doğumlar ebesiz olur Doğumdan 3 ezan geçtikten sonra bebek gürbüz olsun diye, ailede en iştahlı birinin yardımıyla emzirilir Aynı amaçla çocuğun boyuna tereyağı sürülür

Yıkanıp kundaklanan bebeğin baş ucuna nazar değmesin, al basmasın diye Muska ve kuran asılır Yastığı yanına sarımsak soğan ve yumurta konur Çocuğun rahatlaması için altına elenmiş toprak konur Sabahleyin çocuk uyanınca büyükler toplanır ad koyma töreni yapılır Ailenin en yaşlısı çocuğu kucağına alarak kulağına ezan okur 3 kez adını söyler 40 gün dolmadan dışarı çıkarılmayan bebek kırkından sonra komşulara gezmeye götürülür Buna "40 kovalama" denir

Erkek çocuklarında sünnet dönemi 6 haftalıktan başlar Sünnet düğünü ve kirvelik gelenekleri yaygındır Kırsal kesimde yemek ve eğlenceyle yapılırken, merkezde fayton yada taksiyle sünnet çocuğu ve arkadaşlarının çevrede gezdirilmesi, hamama götürülmesi gelenekler arasındadır Ömrünün kısalığı düşüncesiyle çocuk 1 yaşına gelmeden saçı kesilmez Dişi çıktığında ilkin kimsenin duyup görmemesine çalışılır Ana evin büyüklerinden birine "şunun dişi çıkmış mı?" diye sorar O da çocuğun azına bakarak dişinin çıktığını söyler Armağan verir

Geleneksel Şenlikler

Kırşehir'de yakın zamana değin gençler arasında muhabbet toplantıları sürmekteydi Özellikle Kayabaşı gençleri belli aralıklarla, yatsı namazından sonra bir yerde toplanırlardı Muhabbet, çevreden gizli tutulurdu Şenliğin başkanı, düzenleyicisi efe olmakla birlikte yönetici durumundaydı Efe köşede mindere oturur, gençler yaş saygınlık sırasına göre onun yanında otururlardı Sofra düzeniyle, içkilerle ve çalgılarla saki ilgilenirdi Muhabbet peşrevle açılır, divan koşma ve semailerle sürerdi Yöresel türküler söylenip oyunlar oynanırdı Sabaha karşı dağılan muhabbetlerde, ağırbaşlılık ve dürüstlük temel esastı

Köylerde sürdürülen şenlik türü geleneklerden biride " kış yarısı gezmeleridir " genellikle mart ortalarında yapılır Gençlerden biri ayı postuna bürünür Buna ayı donatma denir Kuyruğuna çan takılır Zil takılarak ev ev gezdirilerek oynatılır Ev sahibi onun gönlünü almak için para, yağ, pekmez, üzüm verir

İnançlar

Osmanlı döneminde toplumsal yapıyı biçimlendiren dinsel ahlaksal değerlerle Ahilik gibi iş örgütlenmeleri, Cumhuriyet sonrasındaki inançlar ve töresel yapıyı da etkilemiştir Geleneksel ilişki ve değerler kent yaşamındaki önemi büyük ölçüde korumaktadırTekke ve dergahlar çeşitli dinsel yolların eğitim alanı olmuştur Kapanışlardan sonrada bunların kent yaşamındaki etkileri sürmüştür Bektaşilik, yaygın inanma kaynağıdır 1937'de Kırşehir ve dolaylarında oturan Alevi köylüleri, çocuklarını Hacıbektaş Çelebilerine tekke için adak verirlerdi Din uluları, ermişler ve kahramanların olduğu söylenen birçok gömüt, yada türbe adak ve ziyaret yeridir Şeyh Süleyman Veli, Ahi Evran-ı Veli, Karakurt Baba, Aşık Baba türbeleri bunlardandır

Alıntı Yaparak Cevapla