|
Prof. Dr. Sinsi
|
Mesudiye Köyü Hakkında Bilgi Mahmudiye Eskişehir
Mesudiye Köyü Mahmudiye - Mesudiye Köyü - Mahmudiye - Mesudiye Köyü Hakkında
Mesudiye, Eskişehir ilinin Mahmudiye ilçesine bağlı bir köydür
Tarihi
Mesudiye Köyü'nün 1970'li yıllara kadar ismi Taşlıhüyük ya da Tatarca'da söylenişi ile: Taşlük'tür Eskişehir'in Mahmudiye İlçesine bağlı olup 1900 yılında Bulgaristan göçmenlerinden Hoca Ali [Yazgı] tarafından kurulmuştur Bundan yaklaşık 1 yıl sonra Kırım'dan genellikle Gözlevi [kezlev] ve Akmescit'ten direkt Türkiye'ye göç eden ve öncelikle Adana Ceyhan tarafına yönelen ancak oradaki iklim nedeniyle yöreye gelen Kırım Tatarlarından yaklaşık 40 aile ile büyümeye başlamıştır Köye ilk gelen Kırım Tatarları [bilinenler]: Hasan [Akyürek], İbrahim ve Ömer [gence] Cemil [Özcan](Münip Özcan'ın dedesi), Emir Veli, Emir Hacı, Zekeriya, Abdulgaffar (Kapar) [Yüksel] (SGK Veznedarı Mansur Yüksel'in dedesi), Abdulvahap, Mehmet Ali [İslam, Seyit Hacı] [Erten], Şehabettin [Esen] Kelay, Halim, Mehmet [Sabaz], Hıdır Mırza, Molla ve Samdin [Burunak], Kaybullah ve Kadir[Yiğit], Abdullah, Nezir, Ali [Yeşilyurt] Mermiş, Veli[Varlı], Sıdık, Zeytullah [Karakurt] Molla, İsmail, Emin, Halilullah, Efendi [Bekir], Pezazi [Çelik], İsmail [Camanak,]Osman ve Paltara'lar olmuşlardır 1934 yılında Kırım'dan 5 aile daha köye gelip yerleşmiştir Şu anda köyde 90 Kırım Tatar ailesi mevcuttur Taşlıhüyük ismi köye 500 m uzaklıkta batısında yer alan inşaat işi için uygun şu anda faal olmayan taş ocaklarından gelmektedir
Kültür
Kırım Tatar milli yemekleri de halen köyde yapılmakta ve tüketilmektedir Hamur ve et ağırlıklı olan yemekleri Çibörek, Tataraş, Kaşıkbörek Çorbası, Tavalokum (Peşlokum), Tatar Bohşası (normal poğaçadan farklı yağda kızartılıp pişirilir), Köbete, Cantık (kıyık ve büyük yuvarlak olmak üzere iki çeşittir), Kavurmabörek, Kalakay, Mercimekli lakşa çorbası, Sarburma, Kıygaşa, Ulkum, Kıyık, Kıvırma, Kuzu Sorpası, Oğmaç Çorbası, Baklalı Lakşa Çorbası şeklinde sayabiliriz Köyde halen konuşanların sayısı azalmış da olsa yoğun olarak çöl ağzı Kırım Tatarca'sı konuşulmaktadır Burada Tatarca'nın ne denli yoğun ve yaygın kullanıldığını anlatmak için küçük ilginç bir not: Köyde bulunan Kırım Tatarı harici çoğu kimse de konuşulan Tatarca’yı anlamakta hatta bazı kimseler Kırım Tatarlarından ayırt edilemeyecek kadar güzel şekilde Tatarca konuşabilmektedirler Evlerde halen Kırım'dan geldiği andaki döşeme şekilleri ve işlemeleri görmek mümkündür Hasır ve kilimler, yün minder, yastık ve yorganlar, sedirler ve sedir örtüleri, oyalı kanaviçe sergi ve sargılar, kalıp yastıklar, kanaviçe işli duvar halıları, tartmalara asılı çevre ve keten havlular, kanaviçe işli duvar panoları, perdeler, dolap örtüleri, güneşlikler, kapı perdeleri, yorgan ve yastık ağızları bunların arasında sayılabilir Köyde Kırım Tatar adetleri halen azalmış da olsa halen uygulanmakta, yaşatılmaktadır Özellikle adetlerin 1980’li yıllara kadar en yoğun uygulandığı pey, nişan ve toy(düğün)lardan bahsetmek gerekir Kuda ve kudagıy (dünürler) gönderilerek yapılan kız “istetme” den sonra sonuç olumlu ise aile arasında “piy” adı verilen küçük bir "söz kesme töreni" yapılırdı Piyde gelin kıza elbise, anne babalara hediyeler alınırdı Erkek taraf bu hediyeleri işlemeli şık bir “bohça” içinde getirdikten sonra kız tarafı da ayniyle mukabele hediyelerini erkek tarafına sunardı Nişanda erkek tarafı yakınlarından amca, dayı vb den oluşan biraz daha kalabalık (8-10-15 kişi) bir erkek grup kız evine kızın çeyizlerinden ve erkek tarafa hediyelerden oluşan sandık götürülürdü Sandık ve diğer hediyelerin alınış verilişleri sırasında erkek taraf kudalarından çocuklar ve caşlar (genç kız-erkek) için hediye ya da çoğunlukla para alınması adettendir (erkek tarafından bunun için önceden biri görevlendirilir) Dualar edilip, yemekler yenilip, kahve, çay içildikten sonra erkek tarafı kız tarafın hediyeleri ile birlikte döner Toylar ise Perşembe günü erkek tarafa akrabalar, komşular tarafından içi Katlama, Bohşa, kurabiye, elma, fıstık şeker vb dolu olan “sini” (sofra tepsisi) ve içinde de paket içinde toy kayırlav (hediyesi) gönderme ile başlar Sini ile gelen yiyecekler gelen misafirleri ağırlamada da kullanılır Gelen “toy kayırlavlar” da evin münasip bir köşesinde sergilenirdi Aynı gün toy için sogum soyulur (düğün yemeği eti için hayvan kesimi yapılır) Katlama, bohşa, ulkum, kıyık türü hamurişleri pişirilir Cuma günü misafirler gelmeye başlar Cuma günü akşamı misafir katına (yanına) yemeğe akrabalar ve tüm köy cemaati davet edilir Cumartesi günü yeni gelen misafirler ve köy halkı için sofralar kurulur, yemek yenilir Akşamına kızlar için toy (kına gecesi) yapılır Toyda kızlar-caşlar karşılıklı şınlama yapılır, darbuka, dare (tef) çalınır, oynanılır Bu arada söylenen oynanan türküler içinde Kırım Tatar türküleri (“Seydosman”,“Ay bülbülüm” gibi) de mevcuttur Kına gecesinde erkek taraftan görümceler de misafir olarak gelirler Gelin kız görümceleri oyuna kaldırır, beraber oynar, görümcelere çember, kayınlara havlu bağlanır Gece ise kızlar caşların ellerine kına koyarlar Pazar günü gelin alıcı düzenlenir Gelin alıcı gelin evinde gayet kalabalık bir şekilde kızların darbuka çalması, oynaması şeklinde eğlenceli bir şekilde gerçekleştirilir Gelin alıcı esnasında kız taraftan “toprak bastı” ismiyle para istenmesi, erkek taraftan da kız taraftan çember, başörtüsü istenip alınması şeklinde hafif çekişmeli eğlenceler adetlerdendir Ayrıca gelin alıcı esnasında (son zamanlarda kına gecesi akşamı) 1 adet gelin kızın kayını için, 1 adet de caşlar için tokuz (keten büyük kölek üzerinde kölekle beraber havlu, çorap, çevre, mendil, çember, marama ve 2 adet oyalı işli keseden oluşan toplam dokuz adet malzeme bulunan) erkek tarafınca seçilmişlere kız tarafça bağlanır Pazar günü gelin alıcı gelinle beraber az sayıda kuda, kudagıy gelir Akşamına köyün gençleri ve yaşça caş akrabalarla yenilen yemekten sonra açık artırma ile “tokuzlar” hatıra niyetine satılır, alınır ve kiyev (damat) kapanır Toy böylece sona erer Bundan sonra 1-2 hafta içinde gelin kız-damat ve erkek taraf yakın akrabalar kız tarafa akşam yemeğine gidilir Bu bir bakıma kız tarafla tanışma, kaynaşma ziyaretidir Adetlerde özellikle toylarda söylenen şınlardan iki ayrı örnek Birincisi toya yeni gelen bir misafirin söylediği şın İkincisi (iki dörtlük) ise gelin gittikten sonra kız yakınlarınca söylenen bir şın:
Erte şıktım, keş kaldım Aldım bayır Keş bolsada aytayım Toyun bolsun kayır Kırdan şıkkan bir payton Telbevi telden Kıska ayaklı kız bala Kısmeti elden Kız bala degenin Kapının menteşesi Tıngırday kalır Anayın dört köşesi
Eskiden beri devam ettirilen bir adet de Hıdrellez (Kıdırlez) günü sabah tüm köy erkek ve çocuklarının köyün camisinde toplanıp dua edildikten sonra herkesin evden getirdiği kuzu sorpası, kalakay ve sütlacın birarada sofralarda yenmesidir Bahar yağmurunun az yağdığı veya hiç yağmadığı senelerde Kıdırlez günü köye yakın kırlık bir alanda beraberce “yağmur duası” na çıkılır
Coğrafya
Mesudiye Köyü Eskişehir-Konya karayolunun 44 kilometresi üzerinde bulunmaktadır Köyün 5 km güneyinde aynı karayolu üzerinde bağlı bulunduğu Mahmudiye İlçesi, 4 km kuzeyinde Hamidiye köyü, kuzeybatı istikametinde Yeşilyurt ve Doğançayır köyleri, doğu istikametinde (arada Ankara devlet karayolu bulunuyor) Şerefiye köyü, batı istikametinde İsmetpaşa köyü, güneybatı istikametinde ise Hayriye köyü bulunmaktadır Köyün yaklaşık 1 km doğusundan Seydi Suyu deresi geçmektedir Köyün batı kesiminde yaklaşık 20 km uzakta 1301 metre rakımlı Kırkkız dağı yer almaktadır
Kuruluş yıllarında 3 km kuzeyde yer alan Askeri Kışlada (Şu an Köy Hizmetlerinin kullanımında olan) çizildiği bilinen plan sayesinde ardışık düzen evlerin bulunduğu avlulardan (azbarlardan) müteşekkildir 250mx1500m 405 dekarlık dikdörtgen şeklinde düzgün bir alana kuruludur
İklim
Köyün iklimi, karasal iklim etki alanı içerisindedir
Nüfus
Yıllara göre köy nüfus verileri
2007
2000 423
1997 427
Ekonomi
Mesudiye Köyü halkının başlıca geçim kaynağı tarımdır Köyün kuruluş yıllarında Kırım’dan gelen ailelerin Kırım’da uyguladıkları tarım tekniklerini uygulayarak Mesudiye’de ürün yetiştirmeye başladıkları bilinir Köyün sahip olduğu arazi 45000 dekar (dönüm) dır Arazinin geneli kıraç (sulak olmayan) tır Toplam sulanabilen arazi miktarı 3000 dekar kadardır Her yıl sulanabilen arazilerle birlikte 23000-25000 dekar arazide ekim yapılmaktadır Geri kalan arazilerde toprak çok verimli (güçlü) olmadığı ve sulama imkânı olmadığı için dinlenmesi için 1 yıl nadasa bırakılmaktadır Arazinin sulanabilirlik durumuna göre buğday, arpa, yulaf, nohut, pancar, ayçiçeği, soğan, mısır, karpuz, kavun türü ürünler yetiştirilmektedir Bunun yanında son yıllarda oldukça azalsa da küçük ve büyükbaş hayvancılık bir gelir kaynağıdır
Muhtarlık
2004 - Ayhan YILDIRIM
1999 - Fevzi SABAZ
1994 - Fevzi SABAZ
1989 - Necati İŞCAN
1984 -
Altyapı bilgileri
Köyde, ilköğretim okulu vardır ancak öğrenci sayısının yetersiz olması nedeni ile kapalıdır İlköğretim çağındaki çocuklarımız taşımalı eğitim sistemi ile ilçe merkezinde eğitim görmektedirler İlkokul binasının içler acısı hali her gün önünden geçenleri bir an olsun rahatsız etmemektedir Binaların bu durumda olmasının müsebbibi sanki başka bir yerde kalamazlarmış gibi her yaz köye gelen balyacı vs kişilere bu binaları kullandıranlardır (Cümle uzun oldu ama bilmem anlatabildim mi?) Köyün içme suyu şebekesi vardır ancak kanalizasyon şebekesi yoktur, olmamalıdır da Ptt şubesi ve ptt acentesi yoktur Sağlık ocağı ve sağlık evi yoktur Köye ulaşımı sağlayan yol asfalt olup köyde elektrik ve sabit telefon vardır
|