08-13-2012
|
#1
|
|
Prof. Dr. Sinsi
|
Aksaray Güzelyurt İlçesi
Aksaray Güzelyurt ilçesi
Günümüzde “Yüksek Kilise” olarak bilinen “ANALİPSİS TEPESİ” ve civarında çok miktarda işlenmiş obsidiyen (volkanik cam) dan işlenmiş taş baltaları ve seramik parçalara rastlanması, bölge de “Kalkolitik Çağı” İnsanının burada yaşadığını göstermektedir
M Ö 2000’den itibaren bölgede Hititler’in yaşadığını Güzelyurt içerisinde, Sivrihisar yolu üzerinde bulunan “Kulaklı Tepe”de iki kale kalıntısı ve “Analipsis Tepesi”’indeki kilisenin üzerinde oturduğu duvarlardan anlıyoruz Yine Mamasun baraj gölü çevresinde Hitit yazıtları ve kabartmaları vardır
Güzelyurt’un da içinde bulunduğu bölge M Ö VI yy da Pers İmparatorluğuna katılmıştır Bu dönemde zaten var olan Feodal sistem daha da gelişmiş, köle satışı hızlanmış, bir yandan da bölgede Pers Ateşgedeleri görülmeye başlanmıştır Persler, Kapadokya insanını kültürel ve dini açıdan öylesine etkilemiştir ki, Büyük İskender’ in bölgeyi işgalinde, İskendere boyun eğmeyerek Pers soylularından birini kral kabul ettiler M Ö 332 yılında Kapadokya krallığını kurdular Bu dönemde halk siyasi olaylarda da daima Persleri desteklemişlerdir
Hititler’in çok tanrılı dinlerinden sonra, bu yıllarda ateşe tapmayı ve Tanrıya inanışı birleştiren “İpsistaryo dini” ortaya çıktı Bu din, büyük toprak faaliyetleri arasında rağbet gördü M Ö 17 yy da bölge Roma İmparatorluğu topraklarına katıldı Fakat kral gücündeki dini liderlerin (rahipler) yönetimi M S 2 yy ’ a kadar azalarak da olsa devam etmiştir
Bu sıralarda köle durumunda bulunan halk arasında St Paul’un bölgeye getirdiği Hıristiyanlık hızla yayılmaya başladı Hıristiyanlık ilk yıllarda büyük tepki gördü İmparatorluk tarafından resmi din olarak kabul edilinceye kadar bu dine inananlar, öncelikle Güzelyurt ve çevresi, Ihlara Vadisi, Peristrema Vadisi, Soğanlı gibi yerlerde saklanmışlardır
Zaman içinde Hıristiyanlık bu bölgede de Pagan dini ve Pers kökenli geleneklerden etkilenerek yeni bir anlayışa dönüştü Zaten tarihin başlangıcından beri çok değişik Kültür ve dinlerin geçişine sahne olan bölgede bu durum kaçınılmazdı
Güzelyurt’lu Gregorius Teologos ve Kayserili Basilus, birlikte ortaya koydukları fikirlerle zaman içinde ortodoks mezhebinin kurucuları durumuna gelmişler, buna bağlı olarak da ilk manastır hayatı Güzelyurt’ta başlamıştır İmparator Teodosius tarafından Güzelyurt’ta 385 yılında Gregorius Teologos adına bir de kilise yaptırılmıştır
Oğul Gregorius, 329 yılında “Arianzos” adı verilen çiftlikte doğmuştur
VIII ve IX yy larda Müslüman Araplar Bizans üzerine yaptıkları akınlar sırasında torosları, Kilikya geçidinden aşarak Melendiz ovasına iniyorlardı Arap yol haritalarında Güzelyurt (Qualuari) Melendiz ovasında bir istasyon olarak gösterilir
Romanın din üzerindeki baskısı, İkonoklast akım’ın başlamasına sebep olmuştur Bu dönemde Aziz Gregorios’un ortaya koymuş olduğu dini sistem o kadar kuvvetlidir ki, bölge bu hareketten yara almadan kurtulmuş ve İkonoklast akım’a karşı olan Hıristiyan din adamlarına sığınak olmuştur
XII yy da Anadolu’ya hakim olan Selçuklular, toprağı işlemeyiiyi bilen Rumlar’ın göçünü önlemek için bazı imtiyazlar tanıdılar Böylece Hıristiyan ve Müslüman halk bir arada yaşamaya başladılar Belisırma’da bulunan St Georges (Kırk Damaltı) Kilisesi buna iyi bir örnektir Burada bulunan Fresk’de, bölgenin o dönemdeki beylerbeyi olan Basil Güyakupos, Türk kıyafetleri içinde resmedilmiş ve freskin kitabesinde Sultan II Mesut için “çok yüksek ve çok asil bir sultan” olarak söz edilmektedir
1470 yılında Osmanlı hakimiyetine giren Güzelyurt, bir müddet için Eratna ve Karaman beyliklerinin de toprağı olmuş, yine bu sıralarda Moğol akınlarına uğramıştır
Osmanlı döneminde, Güzelyurt’taki hristiyan nüfus, Lozan antlaşmasına kadar, daima Selçuklular döneminde buraya yerleştirilen müslüman nüfustan fazla olmuştur 1815 yılında yapılmış bir nüfus sayımında hristiyanların oturduğu 300 hane ve 100’den fazla kilise olduğu tespit edilmiştir Buna karşılık, Müslümanlara ait üç cami vardır Bu haliyle Güzelyurt, çok eskiden beri gelmekte olan ve kültürel geleneklerini sürdüren bir Rum köyüdür
XIX yy ’da hristiyanlar, Selçuklu döneminde daha önce bir takım ayrıcalıklara sahip olmaları ve Osmanlı zamanında kapitülasyonlardan yararlanmaları, ayrıca askere gitmemeleri sebebiyle ekonomik üstünlüğü ellerinde bulunduruyorlardı Güzelyurt’taki Rumlar’ın büyük çoğunluğu arazinin verimsiz olması sebebiyle büyük şehirlerde iş yapmışlar ve çok zengin olmuşlardır Bu gelirlerin memlekete aktarılması neticesinde, önemli bir dini merkez olan Güzelyurt bölge ticaretini elinde tutar hale gelmiştir
1924 Mübadelesinden kısa bir süre önce, kilise Osmanlı Devletinden aldığı özel izinle para bastırdı Kilisenin kontrolü ve garantisi altında 1 kuruş, ve 10 para olarak tedavüle çıkan bu paranın üzerinde Aziz Gregorius’un resmi bulunuyor; Rumların yanısıra Türkler de kullanıyorlardı Mübadele ile Yunanistan’a giren Rumlar, Kavala yakınlarında “Nea Kalvari” adıyla yeni bir köy kurmuşlar ve Güzelyurt’taki kilisenin aynısını oraya inşa ederek, buradan götürdükleri kutsal eşyaların teşhir edildiği bir müze kurmuşlardır Bugün, göç edenler ve hala hayatta kalanlarla onların çocuk ve torunları Güzelyurt’u ziyarete gelmekte ve bir bayram havasıyla karşılanmaktadır
Rumların göç etmesiyle birlikte Yunanistan’dan gelen Türk göçmenlerde Rumlardan kalan evlere yerleştirilmiştir
Güzelyurt ve civarı günümüzde çok iyi tanınan Kapadokya bölgesinin tüm özelliklerini üzerinde toplar Manastır Vadisi, iki taraflı yüksek kayaların arasında olan su ve söğüt ağaçları, ayrıca pek çok kiliseler Ihlara Vadisi Analipsis tepesi civarındaki “Peri bacaları,Göreme, Zelve gibi Kapadokya bölgesi yüzey şekillerine iyi bir örnektir
Jeolojik açıdan volkanik bir yapıya sahip olan Güzelyurt’da pek çok mesire yeri olabilecek olan ve güzel görüntülü yerler mevcuttur İnşaa edilen gölet yöreye ayrı bir güzellik vermiştir
Hasandağı eteklerinde kurulmuş bulunan Güzelyurt, klimatizm yönünden önemlidir Deniz seviyesinden 1485 m yüksekliktedir Burada tam bir yayla havası hüküm sürer Bu haliyle bölge, ileride yapılacak kış turizmi için bir konaklama merkezi de olabilecek niteliktedir
İklim şartları Güzelyurt’ta pek çok değişik bitkinin gelişmesi için iyi bir ortam sağlar İlkbaharla birlikte başlayan renk cümbüşü Ağustos ayına kadar devam eder Sonbaharda ise ilçe kavaklık ve söğütlüklerin yanı sıra çeşitli meyve ağaçları ve üzüm bağlarının sararması ile bambaşka bir renge bürünür
|
|
|
|