Konu
:
Rüyalarla Gelen Buluşlar!
Yalnız Mesajı Göster
Rüyalarla Gelen Buluşlar!
08-13-2012
#
1
Prof. Dr. Sinsi
Rüyalarla Gelen Buluşlar!
Modern Atom Teorisi Nasıl Keşfedildi :
Niels Bohr adlı bir yüksek okul öğrencisi genç
şöyle bir rüya görür :
“Kendisi
güneşin kızgın gazlarla dolu merkezinde duruyor ve gezegenler
ince ipliklerle bağlı oldukları güneşin etrafında dönüyorlardı
Her gezegen Bohr’un yakınından geçerken bir de düdük çalıyordu
Sonra yanan gazlar soğuyup katılaştı
güneş ve gezegenler uzaklaşıp gitti ve Bohr uyandı
Bu rüya
güneş sistemi ile atom yapısı arasında bir benzerlik olduğunu gösteriyordu
Böylece
atomun ilk modern tablosu ortaya çıktı
Ortada bir çekirdek (nucleus) ile bunun etrafında dönen elektronlar
Yani modern atom teorisi
bir rüya ile başlamış oluyordu
”
Rüya Bir Başka İlim Adamının Yardımına Koşuyor :
19
Asrın ortalarında ilim adamlarını hayrete düşüren bir olayın hikayesi bilim tarihinin sayfalarında yerini aldı
Kimya ilminde büyük bir adımın atılmasına yol açan olay
Alman kimyacısı Friedrich August Kekule’nin rüyasıydı
1850 yıllarında İngiltere’nin sisi eksik olmayan şehri Londra’da çalışmalarını sürdüren Kekule
yorgun argın laboratuarından oteline dönerken otobüste uyuyakaldı
Ve biraz sonra da rüya görmeye başladı
Rüyasında atomlar zıplayıp oynayarak karşısında dans ediyorlar
bazıları da elele verip zincir şeklinde bir halka meydana getiriyorlardı
Arabanın fren yapmasıyla Kekule uyandı
Fakat rüyası ona çok şeyler öğretmişti
Gördüklerini formül haline getirip defterine kaydetti
Rüyadan yaralanarak ortaya attığı teori ile meşhur oldu ve kimya ilminde de büyük bir hamlenin öncülüğünü yaptı
Aradan 15 sene geçti
Bir kış günü Kekule
çalışma odasının şöminesinde yanan odunların çıtırtısını dinlerken uyuyakaldı ve yine rüya görmeye başladı
Yine rüyasında atomların hoplayıp zıplayarak dans etmekte olduğunu ve onları birbirine kenetleyen zincirlerin de birer yılana benzediğini gördü
Sonra yılanlardan biri aniden dönerek kendi kuyruğunu ısırdı
Bu esnada da Kekule uyanıverdi
Böylece karbon atomlarının zincirler şeklinde halkalar meydana getirebileceğini rüya sayesinde fark edebilmişti
Bunun sonucu olarak iç yapısı çözümlenemeyen benzinin yapısı anlaşıldı
Dante ve İlahi Komedya :
Dante’nin oğlu J
Alighieri
babasının meşhur “İlahi Komedya” adlı eserinin parçalarını toplarken 13 şarkısını bulamıyor
Bütün aramalar boşa çıkıyor
Bir gece rüyasında babasını beyazlar giymiş bir vaziyette görüyor
Dante’nin başında bir ışık
oğlunu hayatında iken oturduğu kendi odasına götürüyor
Eski zaman evlerinin karmakarışık dolapları ile arada kaybolmuş duran
hiç de dolap hissi vermeyen gizli bir yerde bu şarkıların durduğunu gösteriyor
Ertesi gün
rüyasında gördüğü yeri arayıp bulan Alighieri
kayıp olan 13 şarkıyı orada bulur
Bir Operanın Bestelenişi :
Richard Wagner “Tristan ve İsolde” adlı operasının çok beğenilmesi
olağanüstü bulunması ve kendisine yapılan iltifatlar karşısında samimi bir arkadaşına şu itirafta bulunur :
“- Kıymetli dostum
Bu opera benim dehamın eseri değildir
Rüyamda gördüğüm ve işittiğim sesleri uyanır uyanmaz nota ile tespit ettim
Beğendiğiniz bu müzik
rüyalarımın sesidir
Benim zavallı kafam
böyle bir harikayı asla isteyerek ve düşünerek bulamazdı
”
Yine Wagner
meşhur “Rhinegold” operasını tamamlamış fakat bir bölümünü zihninde tasarladığı gibi besteleyemediğinden rahatsız oluyordu
Nihayet bir gece uykuya dalmak üzere ilen gördüğü rüyadan faydalanarak eserini istediği şekilde tamamlamayı sonunda başardı
Şeytan Sonatı :
Modern keman yayının mucidi G
Tartini
rüyasında Şeytan’a esir olduğunu görmüştü
Gene bu rüyada Tartini şeytan ile alay etmek üzere
ona bir keman vermişti
Fakat ne görse beğenirsiniz : Şeytan en derin hayallerin bile meydana getiremeyeceği kadar güzel bir sonat çalıyordu
Tartini uyanınca bu müzikten hatırladığı kadarını yazarak
“Şeytan Sonatı’ nı meydana getirdi
Tartini bu rüya hikayesini 1766’da astronom Joseph Lalande’a anlatmıştı
Beethoven
Mozart
Schumann ve Saint-Saens gibi ünlü kompozitörler
bestelerinin bir kısmını rüyalarında görerek notaya almışlardır
İcat edici rüya görenler
rüyada gördükleri şeyleri ya doğrudan doğruya kullanmakta veya onlara sembolik bir anlam vermektedirler
Şairin Rüyası :
Şair Coleridge
Kubilay Han’la ilgili bir kitabı okumakta iken uykuya dalmıştı
Üç saat kadar iskemlesinde öylece uyudu ve bu sırada rüyasında 200-300 satırlık bir şiir yazdığını gördü
Bu rüyada
şiirle ilgili hayaller maddeleşmiş olarak belirmişti
Coloridge uyanır uyanmaz rüyadan hatırladığı satırları yazmaya başladı
Bu sırada bir ziyaretçi geldi
bu nedenle çalışmalarına bir saat ara vermek zorunda kaldı
Sonra rüyanın kalan kısmını yazmak istedi
fakat o satırları unutup gitmişti
İşte Kubilay şiiri böyle meydana geldi
Korkulu Rüyanın Hayırlı Neticesi :
Mühendis Elias Howe
uzun çalışmalar sonunda dikiş makinesi yapmayı başardı
İlk yaptığı iğnelerde delik
iğnenin ortasında idi
Fakat
iğne üzerindeki deliğin uygun yere açılmayışı istenilen sonucu vermiyor
ve bunun sonucu olarak dikiş dikmek de mümkün olmuyordu
Howe
gece gündüz beynini buna yoruyor ama bir çıkış yolu bulamıyordu
Bir gece rüyasında vahşi bir kabilenin eline esir düştüğünü gördü
Kabile reisinin önünde iğnesiz bir dikiş makinesi duruyordu
-Elias Howe ! diye kükredi kabile reisi
Sana bu makineyi derhal tamamlamanı emrediyorum
aksi halde öleceksin!
Zavallı Elias’ın dizlerinin bağı çözüldü
elleri titremeye başladı ve yüzünden soğuk bir ter boşandı
Düşünüyor
taşınıyor
makinenin bu parçasındaki eksikliği bir türlü gideremiyordu
Öyle gerçek gibi görünen bir rüyaydı ki
uykusunda avazı çıktığı kadar bağırdı
Esmer tenli cengaverler
onu ölüm meydanına doğru götürmeye başladılar
İnsan boyunu aşan
yere çakılı kalın gövdeli bir kazığa sıkıca bağlanan Howe her şeyin bittiğini anladı
Kendisinin bile anlayamadığı bir takım dualar mırıldanmaya başladı
Sonra reisin gök gürültüsünü andıran bir sesle “öldürün” dediğini duydu
Yerli muhafızın mızrakları gövdesine saplanmak üzere havaya kalktığında
birden bir şey fark etti
Mızrakların ucunda bulunan göz şeklindeki delikler
düşünüp de bir türlü keşfine eremediği dikiş iğnesinin ta kendisiydi
Mızraklar tam göğsüne saplanırken uyandı
Hemen laboratuarına koşan Howe
böylece rüyası sayesinde dikiş iğnesini de bulmuş ve makinesini çalıştırmıştı
Dickens’in Habercisi :
Ünlü yazar Charles Dickens’ın gördüğü bir rüya da ilginç rüya örnekleri arasındadır
Dickens rüyasını şöyle anlatıyor:
“Rüyamda
sırtında kırmızı bir şal olan bir hanım gördüm
Arkasını dönmüştü
Bana doğru döndüğünde onu tanımadığımın farkına vardım
‘Ben Bayan Napier’im dedi’
Ertesi sabah uyandığımda giyinirken bu saçma rüyayı düşündüm
Çok belirgin ancak hiçbir anlamı olmayan bir rüyaydı
Neden Bayan Napier? Ömrümde Bayan Napier diye birini hiç tanımamıştım
O gece kütüphanede kitap okudum
Az sonra Bayan Boyle ve ağabeyi geldiler
Yanlarında kırmızı şallı genç bir bayan vardı
Onu bana Bayan Napier olarak tanıttılar
” Dickens’ın anlattığı türden rüyaların genelde çok belirgin olarak kendilerine özgü bir yanı vardır
Prof. Dr. Sinsi
Kullanıcının Profilini Göster
Prof. Dr. Sinsi Kullanıcısının Web Sitesi
Prof. Dr. Sinsi tarafından gönderilmiş daha fazla mesaj bul