|
Prof. Dr. Sinsi
|
Hz. Hamza (R.Anh)
Mecdi bin Amr el-Cühenî, iki tarafın da müttefiki idi Müslümanların sayıca çok az ve müşriklerin çok fazla olduklarını ve düşmanların bu ilk çarpışmada yenebileceklerini düşünerek arabulucuk edip iki tarafı çarpışmaktan vazgeçirdi Sonra Hz Hamza ve arkadaşları Medîne’ye geri döndüler Mecdî’nin bu hareketi Peygamber efendimize arzedilince çok memnun oldular ve buyurdular ki:
- İyi ve doğru bir iş yapmıştır
Hz Hamza, Ebva, Veddan ve Zül’ uşeyre gazâlarında Peygamber efendimizin beyaz sancağını taşıdı
Bedir gazâsında 313 Eshâb-ı kirâm, 1000 müşrikle karşı karşıya geldi Mekke müşriklerinden Utbe, Şeybe ve Velîd meydana çıkarak er dilediler Peygamberimiz buyurdu ki:
- Ey Hâşimoğulları! Kalkınız, Allahü teâlânın nûrunu söndürmek için gelenlere karşı, Hak yolunda çarpışınız ki, Allahü teâlâ zaten Peygamberinizi de bunun için göndermiş bulunuyor Kalk yâ Hamza! Kalk yâ Ali! Kalk yâ Ubeyde bin Hâris!
Dengimiz iseniz  
Hz Hamza, Hz Ali, Hz Ubeyde miğferlerini giydiler Meydana yürüdüler Müşrikler dediler ki:
- Sizler kimlersiniz? Eğer bizim dengimiz iseniz sizinle çarpışırız
Eshâb-ı kirâm da; “Ben Hamza’yım! Ben Ali’yim! Ben Ubeyde’yim!” dediler Bunun üzerine müşrikler cevap verdiler:
- Sizler de bizim gibi şerefli kimselersiniz Sizinle çarpışmayı kabûl ettik
Eshâb-ı kirâm, müşrikleri, önce îmâna da’vet ettiler Onlar kabûl etmediler Ondan sonra
Eshâb-ı kirâm, müşriklerin üzerine saldırdılar Hz Hamza ve Hz Ali, Utbe ve Velîd kâfirlerini, anında öldürdüler Hz Ubeyde, Şeybe’yi yaraladı Şeybe de Hz Ubeyde’yi yaraladı
Hz Hamza ve Hz Ali, Şeybe’yi orada öldürüp, Hz Ubeyde’yi kucaklayıp Resûlullahın huzûruna getirdiler Ebû Cehil, müşrikleri savaşa teşvik etmeye başladı Her iki taraf bütün güçleriyle saldırıya geçtiler Bu savaş her iki tarafın ilk büyük savaşıydı Eshâb-ı kirâm, “Allah Allah” diyerek, tekbîr getirerek hücûm ediyordu Hz Hamza, her iki elinde birer kılıç ile çarpışıyordu Peygamber efendimiz “Yâ Hayyu! Yâ Kayyûm!” buyurarak Allahü teâlâya yalvarıyordu
Peygamberimiz, Eshâbını, böyle yiğitçe çarpışıyor gördükçe;
- Onlar, Allahü teâlânın yeryüzündeki arslanlarıdır, buyurarak onları takdîr ediyordu
Allahü teâlâ, Peygamberimize yardım için melekleri de savaşa gönderdi Eshâb-ı kirâm daha kılıcını vurmadan müşriklerin kellesi yere düşüyordu Müşrikler bozguna uğradılar Ebû Cehil de öldürüldü Mekke’ye doğru kaçmaya başladılar Hz Hamza, Bedir’de fevkalâde kahramanlık gösterdi Bedir savaşı, Peygamber efendimizin zaferiyle neticelendi Eshâb-ı kirâmdan 14 kişi şehîd oldu
Allahın arslanıyım!
Peygamber efendimiz, Uhud harbinde; Hz Hamza’yı en önde zırhsız süvârilerin başında çarpışmakla vazifelendirdi Hz Hamza, iki elinde de kılıç olduğu hâlde;
- Ben Allahü teâlânın arslanıyım! diyerek, düşmanı önüne katmış, öldüre öldüre ilerliyordu
Safvân bin Ümeyye, etrafındakilere, “Hamza nerededir? Bana gösteriniz!” diyor, savaş meydanını araştırıyordu Bir ara gözleri, iki kılıç ile halkı kıyâsıya kesip biçen birini görünce sordu:
- Bu çarpışan kim?
Çevresindekiler dediler ki:
- Aradığınız kimse! Abdülmuttalib oğlu Hamza!
- Ben bugüne kadar, düşmanını öldürmek için saldıran, onun gibi hırslı, onun gibi gözüpek bir kimse daha görmedim
Uhud’da herkes bütün güçleriyle çarpışırken, bir ara Resûlullah efendimiz ile Hz Hamza arasında kimse kalmadı Hz Hamza, hiç arkasına bakmıyor, hep ileri doğru hücûm tazeliyordu
Savaşın başlamasından o ana kadar tek başına 30 müşriki öldürmüştü Bu sırada Siba bin Ümmü Ammâr; “Bana karşı koyabilecek bir yiğit var mı?” diyerek Hz Hamza’ya meydan okudu Hz Hamza, “Demek sen Allaha ve Resûlüne meydan okuyorsun, öyle mi?” deyip onu da öldürdü
Şehit oldu
Hz Hamza büyük kahramanlıklar gösterdikten sonra bu savaşta Vahşî tarafından şehîd edildi
Vahşî, Mekke’nin fethinden sonra, Tâiflilerle birlikte Medîne’de mescide gelip, îmân etti, affa kavuştu Fakat Yemâme tarafına gitmesi emrolundu Resûlullaha karşı çok mahcûb olup, başı önünde yaşadı
Hz Hamza şehîd olduğunda oruçlu idi Hz Peygamberimiz, kendisi için, “Seyyid-üş-Şühedâ = şehîdlerin efendisi” buyurdu Ve cesedini meleklerin yıkadıklarını haber verdi
Savaş bitmişti Şehîdlerin yanlarına gidildi Peygamber efendimiz, Hz Hamza’nın mübârek cesedini görünce, dayanamadı Ağladı Mübârek gözlerinden yaşlar akarak buyurdu ki:
- Ben, şu şehîdlerin, Allahü teâlânın yolunda canlarını fedâ ettiklerine, Kıyâmet günü şâhidlik edeceğim Onları kanlarıyla gömünüz Vallahi, Kıyâmet günü mahşere yaraları kanayarak gelecekler Kanlarının rengi kan rengi, kokuları da misk kokusu olacaktır
Daha sonra Peygamber efendimiz buyurdu ki:
- Bana Cebrâil aleyhisselâm gelip Hamza bin Abdülmuttalib’in göktekiler katında, “Allahın ve Resûlünün arslanıdır” diye yazıldığını haber verdi
Hz Hamza’nın ve diğer şehîdlerin cenâze namazları kılındı Hz Abdullah bin Cahş ile Hz Hamza’nın cenâzeleri bir kabre kondu Hz Hamza, Hz Abdullah’ın dayısı idi
Ve Aleykümselâm
Hz Hamza orta boylu idi Kılıcını çok iyi kullanır pek mükemmel ok atardı Pehlivanların pîri idi Peygamber efendimizin amcası ve aynı zamanda süt kardeşi idi Peygamberimiz kabrini ziyârete gider, selâm verirdi Mezardan, “Ve Aleykümselâm yâ Resûlallah” diye cevap gelirdi
Hz Fâtıma buyurdu ki:
- Birgün Hz Hamza’nın kabrini ziyârete gittim “Esselâmü aleyke yâ Resûlullahın amcası” diye selâm verdim “Ve Aleyküm selâm ve Rahmetullahi ey Resûlullahın kızı” diye mezardan cevap geldi
Şeyh Muhammed isminde âlim bir kimse Hz Hamza’nın kabrini ziyârete gitti Selâm verdi Mezardan, selâmına cevap verildi ve, “Yâ Şeyh Muhammed, bu sene bir erkek evlâdın olacak, ona benim ismimi koyunuz” dedi O âlimin erkek çocuğu oldu ve adını Hamza koydu
|