Yalnız Mesajı Göster

Antalya Hakkinda Hersey

Eski 08-11-2012   #4
Prof. Dr. Sinsi
Varsayılan

Antalya Hakkinda Hersey



İşgal yılları ve ulusal kurtuluş
1402 tarihinde Ankara yakınlarındaki Çubuk Ovası’nda, Osmanlı ordusu ile Anadolu’ya giren Moğol ordusu arasındaki savaşı, Hakan Timur önderliğindeki Moğollar kazanır Osmanlı sultanı Yıldırım Beyazıd bir yıllık esaretin ardından ölürken, Anadolu toprakları yerel beyler arasında paylaştırılır Antalya/Alanya bölgesi Osmanlı’nın Anadolu’daki en önemli rakibi Karaman Beyliği’ne geçer Daha sonraki yıllarda yeniden el değiştiren Antalya ve çevresi, I Dünya Savaşı sonrasında Nisan 1919’da İtalyanlar tarafından kısa bir süre işgal edilir Antalya, Temmuz 1921’de özgürlüğüne kavuşur
Türk Kurtuluş Savaşı’nın ardından kurulan Türkiye Cumhuriyeti döneminde Antalya, denizle olan yük ve yolcu taşıma bağlamındaki ilişkisini 20 yüzyılın ikinci yarısına kadar yoğun biçimde sürdürmüştür Ancak gelişen motorlu araç teknolojisi ile üretilen hızlı araçlara uygun karayollarının inşasının, Antalya’nın deniz ile olan bağını bir süre için zayıflattığı bir gerçektir
60’lı yıllar: Antalya’nın değişen çehresi
60’lı yıllarda kentin batısında yapımına başlanan yük ve yolcu gemilerinin yanaşmasına olanak veren modern limanın devreye girmesiyle Antalya’nın kuruluşunun önemli nedenlerinden biri olarak kabul edilen eski liman, Yat Limanı’na dönüştürülerek turizmin hizmetine sunulmuştur
Antalya’nın plânlı gelişmesi sağlanırken, eski yerleşme olan Kaleiçi, plan ve yapılaşma anlamında korunmuş, eski limanın turizm amaçlı kullanımını hedefleyen proje, Dünya Altın Elma Ödülü ile ödüllendirilmiştir
Ancak günümüzde bu bağın, turizm aracılığı ile bir başka boyutta yeniden kurulduğu söylenebilir Uygun iklim koşulları, doğa, tarih ve özgün kültürün bir çekim merkezi oluşturduğunun kavranması ile turizm yatırımcılarına açılan Antalya bölgesi, kısa sayılabilecek bir süre içinde dört yüz bine ulaşan belgeli ve nitelikli yatak sayısı ile tüm dünyanın önde gelen turizm bölgeleri arasındaki yerini almıştır Son yıllarda uluslararası iniş kalkışa elverişli hale getirilen modern havaalanının da turist sayısının hızla artmasında önemli bir etken olduğunu belirtmek gerekir
20 yüzyıl başlarında küçük bir balıkçı kasabası durumundaki Antalya, Cumhuriyet döneminde önemli bir gelişme göstermiştir Kaleiçi ve çevresinden ibaret olan kentin nüfusu, yüz yılın başında ancak on binlerle ifade edilirken, yüzyılın ortalarından itibaren hızla artmıştır Kentin kuzeyinde Kepezaltı olarak isimlendirilen bölgede konargöçerlerin kışın çadırlarını kurduğu yerlerde, bugün modern yerleşmeler kurulmaktadır
Kentin bu hızlı gelişiminde pamuk, buğday gibi geleneksel tarım ürünlerinde ıslah edilmiş tohumların kullanılması ve sulamada gerçekleştirilen atılım sonucu gerçekleşen verim artışı ile varsıllaşan çevre köylerde yaşayan insanların, ikamet ve iş kurmak için kente gelmelerinin de büyük payı olduğu bir gerçektir
Antik Çağ yazarları, Alp Dağları’nın Ege Denizi’ni güneyden kuşatarak Girit ve Rodos Adaları üzerinden Antalya Körfezi’nin batı ucundaki Gelidonya Burnu’na, oradan Anadolu’nun güneyi boyunca Orta Asya’ya doğru uzayıp gittiğini gözlemlediler ve eserlerine yazdılar Modern çağda bilim, Antik Çağ yazarlarının yaptığı bu saptamayı doğruluyor Alpler’in Anadolu’daki adı Toros Dağları’dır
Anadolu’nun güneyi boyunca doğuya uzanan Toros Dağları karstik katmanlardan oluşur Suda kolay eriyen kalkerin zaman içinde aşınması sonucunda oluşan geniş çöküntü alanlarının çevresinde yükselen yüksek dağ sıraları ile çevrili iç ovalar, akarsuların kıyıda oluşturduğu alüvyon düzlükler, yeryüzü çanaklarında biriken suları yutan düdenler, oluşup kuruyan, ya da sürekli su bulunan göller, aşınma sonucu ortaya çıkan ve peri bacalarını andıran sert oluşum ırmaklar akan yer altı-yerüstü mağaraları, birden yükselen dağlar ve aniden derinleşen vadiler, salt kayalıklardan ibaret yalçın yükseltiler biçimindeki jeolojik oluşumlar, Akdeniz Bölgesi’nin yer yapısını Anadolu’nun öteki bölgelerinden farklı kılar

Denizden çıkan dağlar: Batı Toroslar
Toros Dağları, Anadolu’da Batı, Orta ve Doğu Toroslar olarak üç bölüme ayrılarak incelenir
Antalya ve çevresi Batı Toros bölgesinde yer alır İlin güney batısındaki Finike Körfezi’nin doğu ucunda yer alan Gelidonya Burnu yakınlarında denizden çıkarak kuzeydoğuya yönelen Batı Toroslar, Antalya Körfezi’nin kuzeyinde Göller Bölgesi’nde düğümlenip güneye sarkar, sonra doğuya dönerek Orta Toroslar’a geçiş yapar
Türkiye’nin en engebeli topraklarına sahip illerinin başında gelen Antalya’nın yüzölçümü 20800 kilometrekaredir Körfezin ortasından kuzeye doğru çıkılan hayalî bir çizginin batısında kalan bölümüne Tekeli Platosu, doğuda kalan bölümüne ise Taşeli Platosu adı verilir

Kızlar Sivrisi: Alpler’e kadar en yüksek zirve
Sahip olduğu yeryüzü genişliği bakımından da Türkiye’nin önde gelen illeri arasında yer alan Antalya topraklarının yüzde 76’sını dağlar, yüzde 13’ünü ovalar ve yüzde 11’ini platolar oluşturur Platoların yaklaşık yüzde 1’lik bölümünü, halkın hâlâ önemli geçim kaynaklarından biri olan hayvan yetiştiriciliği, özellikle de kıl keçisi üretim alanı olarak kullanılan yaylalar oluşturur Antalya Körfezi’ni batı, kuzey ve doğusundan kuşatan Toros Dağları’nın yüksekliği yer yer 3 bin metrenin üzerine çıkar
Avrupa Alpleri ile Orta Anadolu arasında kalan bölgenin en yüksek zirvesi, 3070 metreye ulaşan yüksekliği ile Kızlar Sivrisi’dir Kızlar Sivrisi Antalya Körfezi’nin batısında Antik Çağ’da Likya olarak anılan Tekeli Platosu’nda yer alır Daha batıdaki Akdağ’ın yüksekliği ise 3014 metredir Aynı bölgede 2000 metre ve daha yüksek on kadar dağ sayılmaktadır
Antalya Körfezi’nin doğusunda yer alan Taşeli Platosu da yüksek dağ oluşumları bakımından benzer özellikler gösterir Gündoğmuş yöresinde Geyik Dağı, Karayılan Dağı, Akseki/Seydişehir ekseninde Gidengelmez Dağları, Serik/Manavgat kuzeyinde Melik, Anamas Dağları, verimli Pamphylia ovalarını besleyen suları yaratırlar


Yabani servi sadece Antalya’da kaldı
Antalya topraklarının yüzde 60 dolayındaki bölümü ormanlarla kaplıdır Türkiye’nin iğneli ağaç varlığının yüzde 5’i, yapraklı ağaç varlığının ise yüzde 7’si Antalya ili sınırlarındadır
Soyu giderek tükenen sedir ağacının yetiştiği, Gündoğmuş-Akseki-İbradı ekseni ile, Elmalı yöresindeki geniş coğrafya koruma altındadır Koruma altında olan bir başka ağaç türü de artık tüm dünyada yalnız Beşkonak dolaylarında küçük bir bölgede varlığını sürdüren yabanî servidir Antalya ve yöresinde bulunan 1500 metreden sonraki yükseklikler sonbahardan yaz başlarına kadar kar altındadır Yağışın kar şeklinde olması, bir bakıma, suyun dağ yüzeyinde birikmesi demektir Bölge akarsularının düzenli bir akış rejimine sahip olmalarının temel nedeni, varlıklarını yaz başlarına kadar koruyan bu kar stokları ve karstik boşluklarda biriken yeraltı sularıdır Bu yüzden bölge akarsularının yaz ve kış aylarındaki debi ortalamaları arasında büyük fark yoktur Bu durum, akarsu yataklarında her mevsim su bulunmasını sağlar


Akarsuların dillere destan bereketi
Bölgenin batısındaki Tekeli Platosu’nda yer alan Elmalı ve Korkuteli ovaları bir yana bırakılırsa, Antalya Bölgesi’ndeki “iç ova” varlığının sınırlı olduğu görülür Ancak kıyı ovaları bakımından durum farklıdır Üzerinde nice kentlerin kurulup geliştiği Antalya’nın kıyı ovaları, varlıklarını dağlardan denize akan küçüklü büyüklü akarsulara borçludur Antalya’nın uygarlık tarihindeki seçkin yerini belirleyen en önemli etkenlerin başında, bölge akarsularının on binlerce yılda yarattıkları bu alüvyon ovalarının dillere destan bereketi gelir Antalya Körfezi’nin doğu ucu olarak kabul edilen Alanya’dan başlayarak batıda Muğla il sınırlarına kadar uzanan geniş coğrafyada, dağlardan beslenen küçüklü büyüklü onlarca akarsu, kıyı ovalarındaki tarla ve bahçeleri sulayarak denize ulaşır Alanya’da Dimçayı, Obaçayı, daha batıda Kargı ve Alara, Manavgat (Melas), Köprüçay (Euromedon), Aksu (Kestros), Düden (Kataraktes) Çayı bereketi dağlardan denizlere taşırlar
Pampylia Düzlüğü: Antik Çağın simgesi Kısacık boylarına karşılık, debileri oldukça yüksek olan bu sular, üzerinde Perge, Aspendos, Side, Sillyon, Attaleia gibi antik dünyanın en görkemli kentlerinin kurulup geliştiği verimli Pamphylia düzlüğünü yarattılar Batıda Tekirova düzlüğü Bağırsak Çayı’nın, Finike Ovası Tatlıçay, Alakır ve Acıçay’ın, Demre Ovası Demre Çayı’nın, Gelemiş Ovası Kınık Çayı’nın eseridir Batıdaki bu kıyı ovaları, doğudaki Pamphylia Ovasına göre daha küçük ölçekli olmakla birlikte önemli tarım alanı durumundadırlar Antik Çağ’ın adları hâlâ dillerde olan Phaselis, Limyra, Myra, Patara gibi Likya’nın öteki liman kentleri yukarda sayılan akarsuların ağızlarında ya da yakınlarında kurulup geliştilerAntalya Körfezi, ada fakiri Akdeniz ile “Adalar Denizi” olarak da anılan Ege’nin sınırında yer alır Doğu Akdeniz’den Batı’ya uzanan deniz yollarının karayla birleştiği Antalya Körfezi’nden İç ve Batı Anadolu’ya geçiş olanağı sağlayan vadiler boyunca inşa edilen ticaret yolları, bölgenin Antik Çağ’dan beri süregelen zenginliğinin en önemli nedenlerinden biridir Antalya, “Doğu ile Batı”nın denizden karaya, karadan denize “geçiş noktası”, bir başka deyişle “kavuşum yeri” konumundadır

Alıntı Yaparak Cevapla