08-06-2012
|
#1
|
|
Prof. Dr. Sinsi
|
Tasavvuf Bilgi Değidir, Ruh Halidir,Onu Yaşayan Bilir...
Tasavvuf Bilgi değidir, ruh halidir,Onu yaşayan bilir  
Kendinden (bütün nefsî arzularından) kurtulup da bir zindenin (mürşid-i kâmilin) gönlüne
ülfet peydâ eden kimselere ne mutlu!” Mevlânâ
Tasavvuf ve tarikat “ruhanî bir talimdir”
Aynı manaya gelen bu iki kelime, insanın manevî dünyasını yoğurur
Beden, yani madde belli, herkes tarafından biliniyor Maneviyat ise o kadar belli değil
Ruh, bizim maneviyatımızdır Fakat onun hakkında yeterli bilgimiz yoktur
Tarikatın özü, zikirden zevk almaktır
Tarikata giren insana denebilir ki, “Salavat çek, tövbe istiğfar ve zikirle meşgul ol ”
Aynı şeyi, yani aynı zikri iki kişi yapar; birine yaptığı zikirden bıkkınlık gelir,
diğeri şevk ve heyecan içinde zikre devam eder
Zikri herkes çekebilir amma, zevk alma meselesi başkadır
Adamın işi yorucudur Eve geldiğinde yorgundur Açtır Uykusuzdur
Yatsı namazından sonra abdestini alır, kıbleye döner, namazda oturur gibi oturur
‘Allah’ demeye başlar Yorgunluğunu, açlığını, uykusuzluğunu unutur Zikirle meşgul olur
Bu hali yakalamaya çalışmak, tarikattır Tarikat, yol demektir Manevî yol  
Kalp ayağıyla tekâmül etmek, kalbin ayağıyla yürümek  
Tarikatın ruhu zevktir O zevk, insanı yakalar, zikir dünyasının içine çeker
Adam çalışırken, gezerken, uyurken o zikir âleminin içindedir Bir nevî rüya âlemindedir
Tarikat hakkında yazılmış çok kitaplar vardır Bu kitaplar konunun teknik yönünü anlatır
Bu kitapları okuyarak, tarikat hakkında bilgi ediniriz
Fakat bal kavanozunu yalayarak, içindeki balın tadını anlamaya çalışmak nasıl mümkün değilse,
böyle kitapları okuyarak da tarikatın tadını almak mümkün değildir
Tarikat öğretilmez, öğrenilir
Tarikat bilgi değildir, ruh halidir Onu, yaşayan bilir  
“Allah” kelimesi kadar tekrarlanan başka bir kelime yok Allah dedikçe insanın daha çok
‘Allah’ diyesi geliyor  Bu isimde öyle bir sır var ki, anlatılamaz  
Bu ismin kerametleri, mucizeleri anlatılamaz  
Bir noktayı belirtmekte zaruret var; haramlar zikre mani olur  
Herhangi bir haramı işleyen ve işlemeye devam eden, zikirden zevk alamaz
Nasıl ki göz, insanın dünyaya açılan penceresidir, nasıl ki ağzımız gıdaların kapısıdır;
gözünü kapayan dünyayı göremez, ağzını kapayan gıda alamaz  
Haramlar da maneviyat kapılarını kapar, o şahıs zikirden zevk alamaz
Zikir, manevi nimettir Manevi gıdadır Helal kapılardan girer, harama yaklaşmaz
Zikirden zevk almanın diğer bir yolu da, tıka basa yemek yememek,
mümkün olduğunca açken zikir yapmaktır
Beden kuvvet kazandıkça ruh zayıflar, ruh kuvvet kazandıkça beden incelir
|
|
|
|