08-06-2012
|
#1
|
|
Prof. Dr. Sinsi
|
Hazret-İ Hüseyin (Radıyallahü Anh)
Hazret-i Hüseyin (Radıyallahü Anh)
YÜZÜ ÇOK NÛRLU İDİ
Her sabah namâzını kıldırınca o Server,
Yüzünü, eshâbına döndürürdü her sefer
Eshâb Onu görünce, nûrlanırdı kalpleri
Hemen unuturlardı, üzüntü ve dertleri
Yine sabah namâzı kılınmıştı ki bir gün,
Dönmesini bekledi, sahâbe o Resûl’ün
Ve lâkin Resûlullah, eshâbına dönmeden,
“Hazret-i Alî” ile, çıktı bir şey demeden
Önce anlamadılar niçin gittiklerini
Bir miktar beklediler dönüp gelmelerini
Resûlullah, hazret-i Alî ile berâber,
“Hazret-i Fâtıma”nın hânesine gittiler
Buyurdu ki: (Yâ Alî, ben gireyim içeri
Sen kapıda bekle de, girmesin başka biri )
Zîrâ yeni doğmuştu torunları “Hüseyin”
Melekler, gurup gurup gelirdi tebrîk için
Allah'ın Sevgilisi geriye dönmeyince,
Mescitteki eshâbı, merak sardı iyice
Hazret-i “Ebû Bekir”, sonra “Ömer” ve “Osmân”,
Geldiler aynı eve, cümle eshâb birazdan
Resûl’den izin alıp, hep içeri girdiler
Ve “hazret-i Alî”yi tek tek tebrîk ettiler
Teşekkür ediyordu eshâba o da hemen
Çok sevinçli olduğu, belli idi yüzünden
İkinci torunları dünyâya gelmiş idi
Bu yüzden o Server de be gâyet sevinçliydi
Ve o gün, “Hüseyin”i alarak kucağına,
Ezân ve ikâmeti okudu kulağına
Sonra da seslendi ki: (Ey Hüseyin, bil ki sen,
Cennet çocuklarının seyyidisin şimdiden )
O Server çok severdi “hazret-i Hüseyin”i,
Söylerdi ara ara onu çok sevdiğini
Hazret-i “Hüseyin”in, çok nûr vardı yüzünde
Etrâf aydınlanırdı, gece yürüdüğünde
-alıntıdır-
|
|
|
|