Yalnız Mesajı Göster

Şükür Nedir?

Eski 08-05-2012   #3
Prof. Dr. Sinsi
Varsayılan

Şükür Nedir?



İşte bu hâl, kıskançlığın en kötü derecesidir Böyle insandan, ü teâlânın yardımı kesilebilir Daha da mahrum olur İyi kalbli ve herkesin iyiliğini isteyen insan, ü teâlânın himayesinde demektir

Bir hadis-i şerifte, (Bir müslüman, kendisine istediği bir iyiliği, başka bir müslüman için istemezse ve bir müslüman, kendisine gelecek bir kötülüğü, istemediği halde, o kötülüğü başka bir müslüman için isterse, onun imanı tam değildir) buyuruldu Yani, Peygamber efendimiz yalnız kendisini düşünenleri beğenmiyor Başka müslümanları düşünenleri beğeniyor ve öyle yapmalarını istiyor Düşünün bir kere; bütün dünya, Peygamber efendimizin bu emirlerini yapmış olsa, dünyada kavga, gürültü kalır mı?

Haset, tekebbüre sebep olur Başkasında bulunan nimetlerin ondan ayrılarak kendisine gelmesini ister Onun haklı olan sözlerini ve nasihatlerini reddeder Ondan bir şey sorup öğrenmek istemez Kendinden yüksek olduğunu bildiği halde, ona tekebbür eder İmam-ı Gazali hazretleri, (Bütün kötülüklerin başı, kaynağı üçtür: Haset, riya, ucub) buyurdu

Haset eden, çekemediği kimseyi gıybet eder, çekiştirir Onun malına, canına saldırır Kıyamette, bu zulümlerinin karşılığı olarak, hasenatı alınarak ona verilir Haset edilendeki nimetleri görünce, dünyası azap içinde geçer Uykuları kaçar Hayır hasenat işleyenlere, on kat sevap verilir Haset bunların dokuzunu yok eder, birisi kalır Haset edenin duası kabul olmaz

İyiliğe teşekkür edilir
Sual: İyiliğe teşekkürün dindeki yeri nedir?
CEVAP
İyilik edene, mal ile, hizmet ile karşılığı yapılır Bunu yapamayan, hamd ve sena, teşekkür ve dua eder İyiliğe karşı, iyilik yapmak, insanlık vazifesidir Böyle olunca, her iyiliği yapan, en büyük iyilik olarak, yok iken var eden, en güzel şekli veren, lüzumlu uzuvları, kuvvetleri ihsan eden, her birini bir ahenk ile işleterek sıhhat veren, akıl ve zeka bahşeden, çoluk çocuk, ev, ihtiyaç eşyası, gıda, içecek, elbiselerimizi yaratan yüce bir sahibe, bu nimetleri sebepsiz, karşılıksız ihsan eden ve her an yok olmaktan, düşmandan, hastalıktan muhafaza eden ve bize hiç ihtiyacı olmayan, sonsuz kuvvet, kudret sahibi olan ü teâlâya şükretmemek, kulluk hakkını ödememek ne büyük kabahat, ne çok zulüm ve ne alçak bir vaziyet olur? Hele, Ona ve nimetlerin Ondan geldiğine inanmamak veya bunları başkasından bilmek en büyük zulüm, en çirkin yüz karası olur

Bir kimseye her ihtiyacı verilse, her ay yetecek para, gıda hediye olunsa, bu kimse, o ihsan sahibini her yerde, herkese nasıl över Gece gündüz onun sevgisini, teveccühünü, onun kalbini kazanmaya uğraşmaz mı? Onu dertlerden, sıkıntılardan muhafaza etmeye çalışmaz mı? Ona hizmet edebilmek için, kendini tehlikelere atmaz mı? Bunları yapmasa, o ihsan sahibine hiç kıymet vermese, herkes onu ayıplamaz mı? Hatta, insanlık vazifesini yapmıyor diye cezalandırılmaz mı?

İyilik eden bir insanın hakkına böyle riayet ediliyor da, her nimetin, her iyiliğin hakiki sahibi olan, hepsini yaratan, gönderen, ü teâlâya şükretmek, Onun beğendiği, istediği şeyleri yapmak niçin gerekmesin? Elbette, en çok Ona şükretmek, ibadet etmek gerekir Çünkü, Onun nimetleri yanında başkalarının iyilikleri deniz yanında damla kadar bile değildir Hatta diğerlerinden gelen iyilikleri de, yine O göndermektedir

İnsanlık vazifesi
Sual: Nimete şükür nasıl olur?
CEVAP
İmam-ı Rabbani hazretleri Mektubat kitabında buyuruyor ki:
İnsanın, bu nimetleri gönderen ü teâlâya gücü yettiği kadar şükretmesi insanlık vazifesidir Aklın emrettiği bir vazife, bir borçtur Fakat, ü teâlâya yapılması icap eden bu şükrü yerine getirebilmek, kolay bir iş değildir Çünkü, insanlar, yok iken sonradan yaratılmış, zayıf, muhtaç, ayıplı ve kusurludur ü teâlâ ise, hep var, sonsuz vardır Ayıplardan, kusurlardan uzaktır Bütün üstünlüklerin sahibidir İnsanların ü teâlâya hiçbir bakımdan benzerlikleri, yakınlıkları yoktur Böyle aşağı kullar, öyle bir yüce ’ın şanına yakışacak bir şükür yapabilir mi? Çünkü çok şey vardır ki insanlar onları güzel ve kıymetli sanır Fakat ü teâlâ, bunları beğenmez Saygı ve şükür sandığımız şeyler, beğenilmeyen, bayağı şeyler olabilir Bunun için insanlar, kendi kusurlu akılları, kısa görüşleri ile ü teâlâya karşı şükür, saygı olabilecek şeyleri bulamaz Şükretmeye, saygı göstermeye yarayan vazifeler, ü teâlâ tarafından bildirilmedikçe, övmek sanılan şeyler, kötülemek olabilir

İşte, insanların ü teâlâya karşı, kalb ile ve dil ile ve beden ile yapmaları ve inanmaları gereken şükür borcu, kulluk vazifeleri, ü teâlâ tarafından bildirilmiş ve Onun sevgili Peygamberi tarafından ortaya konmuştur ü teâlânın gösterdiği ve emrettiği kulluk vazifelerine İslamiyet denir ü teâlâya şükür, Onun Peygamberinin getirdiği yola uymakla olur Bu yola uymayan, bunun dışında kalan hiçbir şükrü, hiçbir ibadeti, ü teâlâ kabul etmez, beğenmez Çünkü, insanların, iyi, güzel sandıkları çok şey vardır ki, İslamiyet, bunları beğenmemekte, çirkin olduklarını bildirmektedir (c3 m17)

Kısacası şükür, İslamiyet’e uymak demektir

Dil ile şükür
Sual: Dil ile şükrün önemi nedir?
CEVAP
Peygamber efendimiz, bir kimseye (Nasılsın?) buyurdu O kimse, (İyiyim) dedi Üçüncü defa sorunca o kimse, (Elhamdülillah iyiyim) dedi Peygamber efendimiz, (İşte senden bu cevabı bekliyordum Bunun için soruyu tekrarladım) buyurdu (Taberani)

Âlimler, salihler, bir kimseyi ü teâlâya şükrettirmek için, (Nasılsın?) derlerdi İnsan ya şükreder, ya susar veya şikayette bulunur ’tan şikayet etmek ise çok çirkindir Kulun Mevlasına zillet göstermesi izzettir Mevlayı başkasına şikayet etmesi ise zillettir Şükür, ihsanını, iyiliğini anmak suretiyle ihsan edeni övmektir Yani dil ile teşekkür de şükürdür Bir grup kimse, Halife Ömer bin Abdülaziz hazretlerini ziyarete geldiklerinde, içlerinden gencin birisi, (Üstün faziletinizi adaletinizi duyduk Size dilimizle teşekkür etmeye geldik Teşekkür edip döneceğiz) der

Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(Beni İsrailde bir abid var idi Beşyüz yıl ibadet etmişti Kıyamet günü ü teâlâ, "Bu Abidin benim ihsanımla Cennete götürün!" buyurur Abid, "Ben ihsan ile değil, yaptığım beşyüz yıllık ibadetle Cennete girmek istiyorum" der ü teâlâ emreder, hesabı görülür Yalnız göz nimeti beşyüz yıllık ibadetten fazla gelir Melekler abidi Cehenneme götürürler Abid, "Ya Rabbi beni rahmetinle, ihsanınla Cennete koy" diye dua eder ü teâlâ buyurur ki:
"Ey kulum, seni yoktan kim yarattı? [Abid, sen yarattın, der] Seni yaratmam, senin tarafından mı oldu, yoksa benim ihsanımla, benim rahmetimle mi oldu? [Abid, senin rahmetinle oldu, der] ü teâlâ verdiği bazı nimetleri de sayar Abid, "Hepsi senin rahmetinle, ihsanınla oldu" der) [T Gafilin]

Nimet umumi olunca, herkese gelince insan bu nimetin kıymetini bilemez Görmek büyük nimet iken, herkeste göz olduğu için göz nimetine her zaman şükretmeyiz Gençler, yaşlanmadıkça gençliğin kıymetini bilmez Hastalar sağlığın kıymetini anlar Fakirler zenginliğin kıymetini bilir Hayatın kıymetini de ancak ölüler anlar Şu halde yaşlanmadan gençliğin, hastalanmadan sıhhatin ve ölmeden önce de hayatın kıymetini bilip şükretmelidir

Nimetlerle övünmek
Sual: ’ın verdiği nimetleri, başkalarına bildirerek övünmek uygun mudur?
CEVAP
Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(ü teâlânın verdiği nimetleri bildirmek, bunlara şükretmek olur) [Beyheki]

Övünmek haramdır Kendindeki iyilikleri, nimetleri, kendinden bilirse, ü teâlânın verdiğini düşünmezse, övünmek olur Yani (Tezkiye-i nefs) olur Bu nimetlerini ü teâlâdan geldiğini bilir, kendinin kusurlu olduğunu düşünürse, (Şükür) olur


Alıntı Yaparak Cevapla