Yalnız Mesajı Göster

Bakara Suresinin Meali - Bakara Suresi Türkçe Meali

Eski 08-05-2012   #1
Prof. Dr. Sinsi
Varsayılan

Bakara Suresinin Meali - Bakara Suresi Türkçe Meali



Bakara Suresinin Meali - Bakara Suresi Türkçe Meali

1 Elif, Lam, Mim

2 İşte o Kitap, bunda şüphe yok; korunacaklar için hidayetin ta kendisi

3 Onlar ki, gayba iman edip namazı dürüst kılarlar, kendilerine rızık olarak verdiğimiz şeylerden infak ederler hidayetin ta kendisi

4 Ve onlar ki, hem sana indirilene iman ederler, hem senden evvel indirilene Ahirete kesin inancı da bunlar edinirler

5 Bunlar işte Rablerinden bir hidayet üzerindedir ve bunlar işte o murada eren kurtulmuşlar

6 Küfre saplananlara gelince, onları uyarsan da uyarmasan da onlarca aynıdır İman etmezler

7 Allah, kalplerini ve kulaklarını mühürlemiş; gözlerine de bir perde inmiştir Bunların hakkı pek büyük bir azaptır

8 İnsanların içinde kimi de vardır ki: "Allah'a ve ahiret gününe inandık" derler; halbuki iman etmiş değillerdir

9 Allah'ı ve müminleri aldatmaya çalışırlar Halbuki sadece kendilerini aldatırlar da farkına varmazlar

10 Kalplerinde bir hastalık vardır Allah hastalıklarını artırmıştır ve yalancılık ettikleri için bunlara pek acı bir azap vardır

11 Onlara: "Yeryüzünde bozgunculuk yapmayın!" denildiği zaman: "Biz ancak düzelticileriz" derler

12 Ha! Doğrusu bunlar ortalığı karıştıranlardır Fakat şuurları olmadığından farkında değillerdir

13 Yine bunlara: "İnsanları inandıkları gibi inanın" dendiği zaman: "Biz de o budalaların inandıkları gibi mi inanalım?" derler Doğrusu budala kendileridir, fakat bilmezler

14 Bir de iman edenlerle karşılaştıklarında: "Biz de inandık" derler Kendi şeytanları ile başbaşa kaldıklarında: "Emin olun biz sizinle beraberiz, biz ancak alay ediyoruz" derler

15 Asıl Allah onlarla alay ediyor ve taşkınlıkları içinde bocalarlarken kendilerini sürükleyip ***ürüyor

16 İşte bunlar öyle kimselerdir ki hidayet karşılığında sapıklığı satın almışlardır da ticaretleri kar etmemiştir Kar yolunu tutmuş da değillerdir

17 Bunların durumu, bir ateş yakmak isteyen kimsenin durumuna benzer Ateş, çevresindekileri aydınlatınca Allah, nurlarını gideriverip kendilerini karanlıklar içinde bırakır Artık bunlar görmezler

18 Sağırdırlar, dilsizdirler, kördürler Artık bunlar, dönmezler

19 Yahut bunların durumu karanlıklar, gürleme ve şimşekler içinde gökten boşanan bir yağmura tutulmuş kimsenin durumu gibidir Ölüm korkusuyla parmaklarını kulaklarına tıkıyorlar Allah kafirleri kuşatmıştır

20 Şimşek neredeyse gözlerini kapıverecek; önlerini aydınlatınca ışığında yürüyorlar, karanlıklar üzerlerine çökünce de dikilip kalıyorlar Allah dileseydi işitme ve görmelerini alıverirdi Şüphe yok ki, Allah her şeye gücü yetendir

21 Ey insanlar, sizi ve sizden öncekileri yaratmış olan Rabbinize kulluk ve ibadet ediniz ki, gerçek korunanlardan olasınız!

22 O, öyle bir lütufkardır ki, sizin için yeri bir döşek, göğü bir bina yaptı ve sizin için gökten bir su indirdi de onunla çeşitli mahsullerden size bir rızık çıkardı Siz de artık bile bile tutup da Allah'a ortaklar koşmayın

23 Eğer kulumuza parça parça indirdiğimiz Kur'an'dan şüphe ediyorsanız, haydi onun gibisinden bir sure meydana getirin ve Allah'tan başka güvendiklerinizin hepsini çağırın, eğer iddianızda doğru iseniz

24 Fakat yapamazsınız -ki hiç bir zaman yapamayacaksınız- o halde kafirler için hazırlanın -çırası insanlarla taşlar olan- o ateşten sakının!

25 İman edip iyi amel işleyenleri müjdele! Kendileri için altlarından ırmaklar akan cennetler var Onlara her hangi bir meyveden bir rızık yedirilince onlar, her defasında: "Bu bizim önceden yediğimiz şeydir" diyecekler; oysa ona benzer olarak sunulacaklar Kendileri için orada tertemiz zevceler de var Onlar orada ebedi kalacaklar

26 Allah bir sivrisineği, hatta üstündekini örnek vermekten sıkılmaz İman edenler bunun Rablerinden bir gerçek olduğunu bilirler Kafirler ise: "Allah böyle bir örnek ile ne demek istemiş?" derler Evet! Allah onunla bir çoğunu da şaşırtır, yine onunla bir çoğunu yola getirir Onunla ancak fasıkları şaşırtır

27 ki Allah'a kesin söz verdikten sonra bozarlar, Allah'ın riayet edilmesini emrettiği ilişkileri keser ve yeryüzünde bozgunculuk yaparlar İşte onlar, hep o hüsrana düşenlerdir

28 Allah'a nasıl küfrediyorsunuz ki, ölü iken sizleri diriltti Sonra sizleri yine öldürecek, sonra sizleri yine diriltecek, sonra da döndürülüp O'na ***ürüleceksiniz!

29 O öyle bir yaratıcıdır ki, yerde ne varsa hepsini sizin için yarattı; sonra iradesini göğe yöneltip onları yedi gök olarak düzenledi O, her şeyi pek iyi bilendir

30 Düşün ki, Rabbin meleklere: "Muhakkak Ben, yeryüzünde bir halife tayin edeceğim" dediği vakit, "Biz seni tesbih ve takdis edip dururken orada fesat çıkaracak ve kanlar akıtacak bir yaratık mı yaratacaksın?" dediler "Her halde Ben sizin bilmeyeceğiniz şeyleri bilirim!" buyurdu

31 Ve Adem'e bütün isimleri öğretti Sonra o isimlerin delalet ettiği şeyleri meleklere gösterip: "Haydi davanızda doğru iseniz, Bana şunları isimleriyle haber verin!" buyurdu

32 Melekler: "Seni bütün eksikliklerden tenzih ederiz Ya Rab! Bizim için, senin bize bildirdiğinden başka bilgi mümkün değildir O her şeyi bilen hüküm sahibi sadece Sensin Sen!" dediler

33 "Ey Adem, bunlara onları isimleriyle haber ver!" buyurdu Bu emir üzerine Adem, onlara isimleriyle bunları haber verince buyurdu ki: "Size demedim mi Ben her halde göklerin ve yerin sırrını bilirim! Ve sizin açıkladığınız ve gizlediğiniz şeyleri de biliyorum!"

34 Ve o vakit meleklere: "Adem için secde edin!" dedik, derhal secde ettiler Ancak İblis dayattı, kibrine yediremedi, zaten o kafirlerden idi

35 Ve dedik ki: "Ey Adem, sen ve eşin cennete yerleşin, ikiniz de orada dilediğiniz yerde bol bol yiyin, ancak şu ağaca yaklaşmayın ki, haddini aşan zalimlerden olmayasınız"

36 Bunun üzerine şeytan onları oradan kaydırdı, ikisini de bulundukları o bolluk içindeki yerden çıkardı Biz de: "Haydi kiminiz kiminize düşman olarak inin ve yerde bir zamana kadar kalıp nasibinizi alacaksınız" dedik

37 Bu ara Adem Rabbinden bir takım kelimeler belleyip O'na yalvardı O da tevbesini kabul buyurup ona yine baktı Gerçekten tevbeyi çok kabul eden ve çok merhamet eden ancak O'dur!

38 Dedik ki: "Hepiniz oradan inin!" Sonra Benden size ne zaman bir yol gösterici gelir de kim o yol göstericinin izince giderse, onlara bir korku yoktur ve onlar mahzun da olmayacaklardır

39 Küfre sapanlar ve ayetlerimize yalan diyenler ise, işte bunlar ateşin arkadaşlarıdır, onlar orada ebedi kalacaklardır

40 Ey israiloğulları, size lütfettiğim nimetimi hatırlayın, Bana verdiğiniz sözü yerine getirin ki Ben de size olan ahdimi yerine getireyim ve artık Benden korkun Benden

41 Ve beraberinizdekini tasdik edici olarak indirdiğim Kur'an'a iman edin, O'na inanmayanların ilki siz olmayın, ayetlerimi de bir kaç paraya değiştirmeyin ve Benden sakının artık Benden

42 Hakkı batıla karıştırıp da bile bile hakkı gizlemeyin!

43 Namazı dosdoğru kılın, zekatı verin ve rüku edenlerle birlikte siz de rüku edin!

44 Kitab (Tevrat)'ı okuduğunuz halde insanlara iyiliği emreder de kendinizi unutur musunuz? Artık akıllanmayacak mısınız?

45 Bir de sabır ve namazla yardım isteyin gerçi bu ağır gelir; ancak saygılı kimselere değil

46 Onlar ki, kendilerinin gerçekten Rablerine kavuşacaklarına ve ancak O'na döneceklerine inanırlar

47 Ey İsrailoğulları, size ihsan ettiğim nimetimi ve vaktiyle sizi diğer varlıklara üstün yaptığımı hatırlayın

48 Ve kimsenin kimseden bir şey ödeyemeyeceği, kimseden şefaatin kabul olunmayacağı, kimseden fidyenin alınmayacağı ve kimsenin kurtarılamayacağı bir günden sakının!

49 Hem hatırlayın ki, bir zaman sizi Firavun'un ailesinden kurtardık Size azabın en kötüsünü reva görüyor, oğullarınızı boğazlıyor ve kızlarınızı sağ bırakıyorlardı Ve bunda size Rabbiniz tarafından büyük bir imtihan vardı

50 Ve bir vakit sizin için denizi yardık, sizi kurtardık da Firavun'un adamlarını boğuverdik, sizler de bakıp duruyordunuz

51 Ve bir vakit Musa'ya kırk gece (Tur'da kalmak ve sonra kendisine Tevrat verilmek üzere) sözleştik Sonra siz, onun arkasından kendinize zulmederek buzağıya taptınız

52 Sonra bunun arkasından da sizi bağışladık, artık şükretmeniz gerekiyordu

53 Ve bir vakit Musa'ya o Kitab'ı ve Furkan'ı verdik, gerekirdi ki, doğru yolda gidesiniz

54 Ve bir vakit Musa, kavmine dedi ki: "Ey kavmim, cidden siz o buzağıya tapmakla kendinize zulmettiniz Gelin yaratanınıza dönün, tevbe edin de nefislerinizi öldürün Böyle yapmanız yaratanınız yanında sizin için hayırlıdır" Böylece tevbenizi kabul buyurdu Gerçekten O, tevbeleri çok kabul eden, devamlı merhamet edendir

55 Ve bir vakit: "Ey Musa, biz Allah'ı açıkça görmedikçe, senin sözüne kesinlikle inanmayacağız" dediniz Bunun üzerine sizi o yıldırım yakalayıverdi; siz de bakakalmıştınız

56 Sonra şükredesiniz diye sizi ölümünüzden sonra yine dirilttik

57 Ve üstünüze o bulutu gölgelik yaptık ve size verdiğimiz güzel rızıklardan yiyin diye üzerinize hem kudret helvası, hem de bıldırcın indirdik Bize zulmetmediler, belki kendilerine ediyorlardı

58 Ve bir vakit: "Şu şehre girin de nimetlerinden dilediğiniz şekilde bol bol yiyin ve secde ederek kapıdan girin "günahlarımızı bağışla" deyin ki, size günahlarınızı mağfiret ediverelim, iyilik edenlere ise (nimetlerimizi) daha artıracağız" dedik

59 Derken o zulmedenler sözü değiştirdiler, kendilerine söylendiğinden başka bir şekle koydular Biz de o zalimlere kötülük yaptıkları için gökten pis bir azap indirdik

60 Ve bir vakit Musa, kavmi için su dilediğinde bulunmuştu, Biz de: "Asan ile taşa vur!" demiştik Bunun üzerine ondan oniki pınar fışkırdı Her kısım insanlar kendi su alacağı kaynağı bildi Allah'ın rızkından yiyin, için de bozgunculuk yaparak yeryüzünü fesada vermeyin!



Alıntı Yaparak Cevapla