Yalnız Mesajı Göster

Eski 03-11-2007   #57
[KAPLAN]
Varsayılan


Yine Abdülkâdir-i Geylânî'nin bulunduğu meclise, fırtınalı bir günde bir kuş geldi Mecliste karışıklık meydana getirdi Bunun üzerine Abdülkâdir-i Geylânî; "Ey rüzgâr! Bu kuşu yakala!" buyurunca, o ânda kuş bir tarafa, başı bir tarafa düştü Sonra Abdülkâdir-i Geylânî kürsüden inip, o kuşu aldı ve; "Bismillâhirrahmânirrahîm" dedi Kuş, hemen canlandı ve uçtu Orada bulunan herkes bunu gördü Abdülkâdir-i Geylânî rahmetullahi aleyh bir gün cumâ namazına gitmek için yola çıkmıştı Yolda içki yüklü üç hayvan gidiyor ve içki kokusu her tarafa yayılıyordu Abdülkâdir-i Geylânî, o yüklerin sâhibine durmasını ve gitmemesini söyledi Fakat o durmayıp yola devâm etti Bunun üzerine Abdülkâdir-i Geylânî, içki yüklü hayvanlara; "Durun!" deyince hareketsiz kaldılar Sâhibi, hayvanları ne kadar dövdü ise hiç kımıldamadılar Hayvanların sâhibi de kulunç hastalığına yakalandı Duyduğu ızdıraptan kıvranıyordu Bunun üzerine Abdülkâdir-i Geylânî'den af diledi Sonra bu hâli geçti İçki yüklerinden bu sefer sirke kokusu geliyordu Hayvanlar artık yürümeye başladı Görenlerin, hayretten ağızları açık kaldı Abdülkâdir-i Geylânî, sonra câmiye gitti Bu durum sultâna bildirilince, korkusundan ağladı Bu sebeple haramlardan vazgeçti Abdülkâdir-i Geylânî'nin ziyâretine geldi ve tevâzu ile onun huzûrunda oturmaya başladı

Abdullah Yâfiî hazretleri talebelerine karşı çok şefkatli idi Onların her türlü ihtiyaçlarını karşılamayı kendisine vazîfe bilirdi Tasavvuf yolundaki ve ilimdeki şöhreti her tarafa yayıldı Bununla ilgili olarak Şeyh Alâeddîn Harezmî şöyle anlatır:

Bir gece Şam beldelerinden birinde halvette idim Yatsı namazından sonra oturmuştum Halvette olduğum yerin kapısı iyice kapalı idi İçeriye nereden girdiklerini anlayamadığım iki kişi gelip yanıma oturdu Bir müddet benimle sohbet ettiler Birbirimizle fakîrlerin hâllerini konuştuk Şam'dan bir kimseyi zikrettiler ve ondan övgü ile bahsettiler Daha sonra; "Bizim selâmımızı yoldaşın Abdullah Yâfiî'ye ulaştır" dediler Ben onlara; "Abdullah Yâfiî'yi nereden biliyorsunuz?" diye sordum Onlar; "Onun hâli bize gizli değildir" deyip mihrabtan tarafa yürüdüler Namaz kılacaklarını zannetmiştim Halbuki duvardan dışarı çıkıp gitmişlerdi

Yine Şeyh Alâeddîn Harezmî şöyle nakletti:

Şam taraflarında 1341 senesinde, Recep ayında yatsı namazından sonra nûrânî yüzlü iki ihtiyar içeri geldi Nereden girdiklerini göremediğim bu kimselerin hangi şehirden olduklarını da bilmiyordum İçeri girince bana selâm verdiler ve müsâfehâ ettiler Onlara yaklaşıp nereden geldiklerini sorunca; "Sübhanallah, senin gibi kişi bu halden suâl mi eder?" dediler Sonra bir mikdâr kuru arpa ekmeğini önlerine getirip ikrâm ettim Onlar; "Biz bunun için gelmedik" deyince ben ne için geldiklerini sordum O zaman; "Sana selâmımızı Abdullah Yâfiî'ye götürmeni vasiyet ederiz" dediler Ayrıca ona; "Müjdeler olsun sana" diye söylememi istediler Onlara; "Abdullah Yâfiî'yi nereden tanırsınız?" dediğimde; "Biz onunla görüşürüz, o bizimle görüşür" cevâbını verdiler Sonra onlara: "Bu müjdeyi ona eriştirmeye size izin verildi mi?" diye sorduğumda; "Evet izin verildi" dediler Devam ederek; "Onun şarkda, doğuda kardeşleri vardı Onların yanından gelirler" deyip, kayboldular

Mekke'de bulunduğu zamanda hac için çeşitli İslâm memleketlerinden gelen ve onun şöhretini duyan pekçok âlim, velî ve sâlih kimse onun ilim meclislerinde ve sohbetlerinde bulundular

1367 senesi 21 Şubat günü Mekke-i mükerremede vefât etti Cennet-ül-Muallâ kabristanına defnedildi

Ömrünü ilim öğrenmek, öğretmek ve insanlara İslâmiyetin emir ve yasaklarını anlatmakla geçiren İmâm-ı Yâfiî hazretleri birçok eser yazdı Bu eserlerinden bâzıları şunlardır: 1) Mir'at-ül-Cinân ve İbret-ül-Yakazân: Tabakât ve târih kitabı olup yıllara göre tetib edilmiştir Hicrî 750 senesine kadar olan hâdiseleri ve hâl tercümelerini anlatmıştır 2) Ravdu'r-Riyâhîn fî Hikâyeti's-Sâlihîn, 3) Neşrü'l-Mehâsin-il-Galiyye fî Fadli Meşâyihi's-Sofiyye, 4) Esnel-Mefâhir fî Menâkıb-iş-Şeyh Abdülkâdir 5) Merhem-ül-İlel-il-Mudille, 6) El-İrşâd vet-Tatrîz fî Fadl-i Zikrillâh ve Tilâvet-i Kitabi'l-Azîz, 7) Ed-Dürrü'n-Nazîm fî Havassi'l-Kur'ân-ı Azîm, 8) Misbâhüz-Zalâm fil-Müstegisin-i bî Hayri'l-Enâm, 9) Divanüş' Şi'r

İLLÂ EDEB

Abdullah-ı Yâfiî, Hicaz'a ilk geldiğinde Medîne-i münevvereye girmeden önce kendi kendine; "Resûlullah sallallahü aleyhi ve sellem izin vermeyince bu şehre girmem" diye söz verdi Çünkü ilmi ve edebi çok yüksekti Büyüklerin, bilhassa Peygamber efendimizin huzûruna edeple girileceğini biliyordu On dört gün Medîne'nin giriş kapısında bekledi Devamlı ibâdet edip kabûl buyurulması için Allahü teâlâya duâ etti Bir gece rüyâsında Peygamber efendimiz; "Ey Abdullah! Ben dünyâda senin peygamberin âhirette şefâatçin, Cennet'te ise arkadaşınım Yemen'de on kişi vardır Onları ziyaret eden beni ziyaret etmiş olur Onları üzen beni üzer" buyurdu Abdullah Yâfiî hazretleri; "Yâ Resûlallah! Onlar kimlerdir" diye sorunca; "Onların beşi vefât etmiştir Beşi ise hayattadır" buyurdu Abdullah Yâfiî; "Yaşayanlar kimlerdir?" diye sorunca; "Şeyh Ali Tavâşî, Şeyh Mansûr bin Ca'da, Muhammed bin Abdullah, Fakih Ömer bin Zeylaî, Şeyh Muhammed bin Ömer Nehârî'dir Vefât etmiş olanlar ise Ebü'l-Gays bin Cemil, Fakîh İsmâil Hadramî, Fakih Ahmed bin Mûsâ bin Acîl, Şeyh Muhammed ibni Ebû Bekr Hakemî ve Fakîh Muhammed bin Hüseyin İclî'dir" buyurdu

Peygamber efendimizin mânevî işareti üzerine Medîne-i münevvereden ayrılarak Mekke'ye oradan da Yemen'e geçti Önce, Mekke'den Yemen'e gitmiş olan hocası Şeyh Ali Tavâşî'yi ziyâret etti Peygamber efendimizin rüyâda ziyâret etmesini tavsiye buyurduğu zâtlardan sağ olanları ziyâret etti ve sohbetlerinde bulundu

Ziyâretine gittiği zâtlardan Şeyh Muhammed bin Ömer Nehârî ona; "Merhaba ey Resûlullah'ın elçisi!" diye hitâb etti Abdullah Yâfiî hazretleri ona; "Bu hâle ne ile kavuştun?" diye sorunca, Bekara sûresi iki yüz seksen ikinci âyet-i kerîmesinin "Allah'tan korkun, Allah size ilim öğretiyor" meâlindeki son kısmını okudu Peygamber efendimizin rüyâda tavsiye buyurduğu zatlardan vefât etmiş olanların da kabirlerini ziyâret edip Medîne-i münevvereye döndü Fakat yine Medîne'ye girmeden on dört gün Medîne kapısında bekledi İbâdet edip kabûl olunması içinAllahü teâlâya niyâzda bulundu Bir gece yine Resûlullah efendimiz ona; "Tavsiye ettiğim zâtların onunu da ziyâret ettin mi?" buyurdular Abdullah Yâfiî; "Evet yâ Resûlallah! Ziyâret ettim Medîne'ye girmeme izin var mı?" diye sordu Resûlullah efendimiz; "Gir sen emin olanlardansın" buyurdu Sevgili Peygamberimizin bu hitâbına mazhar olan Abdullah Yâfiî hazretleri edeple ve gözyaşları dökerek Medîne-i münevvereye girdi Efendimizin mübârek kabr-i şerîflerini ziyâret edip yüksek feyzlerine kavuştu

1) Câmiu'l-Kerâmât-il-Evliyâ; c2, s120
2) Mu'cemü'l-Müellifîn; c6, s34
3) Şezerât-üz-Zeheb; c6, s210
4) Ed-Dürer-ül-Kâmine; c2, s247
5) Tabakât-üş-Şâfiîyye (Esnevî); c2, s579
6) Esmâü'l-Müellifîn; c1, s217
7) Tabakât-üş-Şâfiîyye (Sübkî); c10, s33
8) Miftâh-üs-Seâde, c1, s217
9) Keşf-üz-Zünûn; c1, s90, 117,719,918 c2, s1637,1841,1944
10) Tam İlmihâl Seâdet-i Ebediyye; s1082
11) Kıyâmet ve Âhiret; s224
12) Habîb-üs-Siyer; c2, s29
13) Sefînet-ül-Evliyâ; s68
14) Nesâyim-ül-Mehabbe; s381
15) Tabakât-ül-Evliyâ; s555
16) Nefehât-ül-Üns; s529
17) Mu'cem-ül-Matbuât; c2, s1952
18) Brockelmann; Gal-2, s176, Sup-2, s227
19) De Slane Cataloque des Manuscripts Arabes; c1, s300
20) Ahlvardt Verzeichniss der Arabischen Handchriften; c9, s194
21) Tabakâtü'l-Havâs; s67-70

Alıntı Yaparak Cevapla