08-04-2012
|
#2
|
|
Prof. Dr. Sinsi
|
Kur'an'ın Toplanması
1- Sahabelerden birisi tarafından yazılmış olması,
2- Sahabeden birisi tarafından ezberlenmiş olması
Alınması istenen sahife ile herhangi bir sahabenin ezberindeki ayet aynı ise yazılı olan sayfa alınıyordu Aksi takdirde reddolunuyordu Bu nedenle Tevbe sûresinin son kısmını Zeyd b Sabit ezbere bildiği halde Ensar'dan Ebu Huzeyme'nin yanında buluncaya kadar almayıp bekledi
Yahya b Abdurrahman b Hatib yoluyla rivayet edildiğine göre: "Ömer Radıyallahu Anhu ayağa kalktı ve dedi ki; ‘Kim Resulullah Sallallahu Aleyhi Vesellem'den Kur'an'dan bir şey aldıysa onu getirsin’
Bilindiği üzere Kur'an ayetlerini sahifelere, levhalara ve hurma dallarına yazıyorlardı Ve iki şahit getirmedikçe de hiç kimseden bir şey kabul etmiyordu Bu da gösteriyor ki Zeyd, Kur'an'ın birtakım şeylerin üzerinde yazılı olmasıyla yetinmiyor, Zeyd'in kendisi ezbere bildiği halde yazılı olan ayetlerin Resulullah Sallallahu Aleyhi Vesellem'den bizzat işitme yoluyla alındığına dair şahit bulunmadıkça da almıyordu Böylece ihtiyatlı davranma hususunda mübalağa yapıyordu ”
Toplama işi, Resulullah Sallallahu Aleyhi Vesellem'in gözleri önünde yazılan sayfaları iki kapak arasında tek bir kitapta bir araya getirilmedikçe sona erdirilmedi Kur'an, sahifelerde yazılı halde idi Ancak dağınık bir halde olduğu için Ebu Bekir Radıyallahu Anhu onu bir yerde topladı Bu nedenle Ebu Bekir Radıyallahu Anhu’nun Kur'an'ın toplanmasında yaptığı iş Kur'an'ın tek bir mushafta yazılması işi olmayıp bilakis Resulullah Sallallahu Aleyhi Vesellem'in gözleri önünde yazılmış olan sayfaların bir mekânda toplanmasıdır Toplanan bu sayfaların doğruluğunun desteklenmesi ve bundan emin olmak için de getirilen sayfaların hem Resulullah Sallallahu Aleyhi Vesellem'in gözleri önünde yazıldığının iki şahitle ispatlanmış olması şartı hem de sahabeler tarafından ezberlenmiş olması şartı aranıyordu Bu sahifeler hayatı boyunca önce Ebu Bekir'in yanında, sonra Ömer'in yanında sonra da Ömer'in vasiyeti üzere kızı ve mü'minlerin annesi Hafsa Radıyallahu Anha'nın yanında muhafaza edildi
Buradan da anlaşılmaktadır ki Ebu Bekir Radıyallahu Anhu'nun Kur'an-ı toplaması, ancak Resulullah Sallallahu Aleyhi Vesellem'in önünde yazılan sayfaların toplanmasından ibarettir Kur'an'ın hıfzedilmesi ise Kur'an'ın ezberlenmesi demek değil, ancak çeşitli şeyler üzerine Resulullah Sallallahu Aleyhi Vesellem'in gözleri önünde yazılı olan sahifelerin korunması demektir Kur'an'ın üzerine yazılı olduğu şeyleri toplamak ve muhafaza altına almak ise ancak Resulullah Sallallahu Aleyhi Vesellem'den nakledilenin aynen nakledildiğinin tekidinde mübalağalı ve ihtiyatlı davranmak içindir Ama Kur'an'ın bizzat kendisi sahabenin göğüslerinde korunmuş ve ezberlerinde de toplanmıştı Ezbere olan güven onların çoğunluğuna dayanmaktadır Çünkü tamamen veya kısmen Kur'an-ı ezberleyen birçok kişi vardı
Buraya kadar yapılan açıklama Ebu Bekir Radıyallahu Anhu döneminde Kur'an'ın toplanması açısından yapılan açıklamalardı Osman Radıyallahu Anhu'nun halifeliğinin ikinci veya üçüncü yılında gerçekleştirdiği Kur'an-ı toplama işine gelince: Hicretin 25 yılında Şam halkıyla beraber Ermenistan'da ve Irak halkıyla beraber de Azerbaycan'da savaşan Huzeyfe İbn el Yemân, insanların Kur'an'ı okumadaki ihtilaflarından korkmuş bir halde Medine'de Osman Radıyallahu Anhu'nun yanına geldi Bulunduğu yerlerde Şam halkının Kur'an'ı Irak halkının işitmediği bir tarzda Ubey b Ka'b'ın kıraatıyla okuduklarını, Irak halkının da Şam halkının işitmediği bir tarzda Abdullah b Mesud'un kıraatıyla okuduklarını ve kıraat ihtilafı nedeniyle birbirlerini tekfir ettiklerini gördü Her iki grup da Bakara sûresindeki 196 ayeti kerimeyi farklı okuyorlardı Birinin ayeti kerimeyi (وأتموا الحج والعمرة لله) şeklinde diğerinin ise; (وأتموا الحج والعمرة للبيت) şeklinde okumaları Huzeyfe İbn el Yemân'ı çok kızdırmış ve gözlerini kan çanağına çevirmişti
Yine Huzeyfe'den rivayeten;
"Kufe halkı İbni Mesud'un kıraatını, Basra halkı da Ebu Musa El Eşari'nin kıraatının doğru olduğunu söylüyordu Allah Subhenehû ve Teala’ya yemin olsun ki mü'minlerin emirinin yanına vardığımda bütün kıraatların tek bir kıraat haline döndürmesini ona emrettireceğim dedim ve Osman'ın yanına vardım "
İbn Şihab Enes b Malik'den şunu rivayet ediyor:
"Ermenistan ve Azerbaycan fethinde Suriye ve Iraklılarla beraber savaşan ve onların Kur'an-ı farklı şekillerde okumalarından korkan Huzeyfe İbni el-Yeman Osman Radıyallahu Anha gelerek; ‘Ey Mü'minlerin emiri; bu ümmet, Yahudi ve Hıristiyanların kitaplarında ihtilaf ettikleri gibi kitaplarında ihtilaf etmeden, helak olmadan onlara yetiş, işin icabına bak ’ dedi Bunun üzerine Osman Radıyallahu Anhu, Ömer Radıyallahu Anhu’nun kızı Hafsa Radıyallahu Anha'ya haber göndererek elinde bulunan mushaftan başka nüshalar çıkartacağını ve çoğaltma işi bittikten sonra da asıl nüshayı kendisine iade edeceğini söyleyerek elindeki nüshayı istedi Hafsa Radıyallahu Anha da nüshayı Osman’a gönderdi Osman Radıyallahu Anhu, Zeyd b Sabit, Abdullah b Zübeyr, Said b As ve Abdurrahman b Haris b Hişam'dan oluşan heyete Kur'an-ı çoğaltmalarını emretti Osman Radıyallahu Anhu, Zeyd'in dışındaki Kureyş'li üç kişiye; ‘Kur'an hakkında Zeyd ile herhangi bir ihtilafa düşerseniz Kureyş lehçesi ile yazınız Çünkü Kur'an, Kureyş lehçesiyle nazil olmuştur’ dedi Onlar da Osman'ın dediği gibi yaptılar Heyet istenilen nüshaları hazırladıktan sonra asıl nüsha Osman Radıyallahu Anhu tarafından Hafsa Radıyallahu Anha'ya iade edildi Ve çoğaltılan nüshaların her birinden önemli merkezlere birer nüsha gönderilerek çoğaltılan nüshaların dışındaki bütün nüshaların yakılması halife tarafından emredildi "
Çoğaltılan nüshalar yedi taneydi Bunlar sırasıyla Mekke'ye, Şam'a, Yemen'e, Bahreyn'e, Basra'ya ve Kufe'ye birer adet gönderildi Bir nüsha da Medine'de bırakıldı
Bu nedenle Osman Radıyallahu Anhu'nun yaptığı iş Kur'an'ın toplanması işi değil, Resulullah Sallallahu Aleyhi Vesellem'den alındığı şekilde Kur'an-ı olduğu gibi aynen nakletmek ve çoğaltmak işidir Osman Radıyallahu Anhu Hafsa Radıyallahu Anha'nın yanında muhafaza edilmekte olan nüshadan yedi adet çoğaltmaktan başka hiçbir şey yapmamıştır Bütün insanları bu çizgide toplamıştır Bu nüshanın yazıldığı şeklin dışında herhangi bir hat veya imla ile Kur'an-ı yazmaktan insanları men etmiştir Böylece yazı ve imla olarak bu nüshada karar kılındı Bu hat ve imla vahiy indiği zaman Resulullah Sallallahu Aleyhi Vesellem gözleri önünde yazılan sahifelerdeki hattın ve imlanın ve Ebu Bekir Radıyallahu Anhu'nun topladığı nüshanın da aynısıydı Sonra da Müslümanlar bu nüshadan çoğaltmaya başladılar Böylece ortada yalnızca Osman'ın mushafının yazı şekli kaldı Matbaa icat edildiğinde ise aynı hat ve imla ile bu nüshaya göre Kur'an-ı Kerimler basılmaya başlandı
Ebu Bekir Radıyallahu Anhu’nun Kur'an-ı toplaması ile Osman'ın Kur'an-ı toplaması arasında şöyle bir fark vardır: Ebu Bekir Radıyallahu Anhu Kur'anı taşıyanların ölmeleriyle Kur'an'dan bir şeyin kaybolacağından korktu Her ne kadar Kur'an'ın tamamı sahifelerde yazılı idi ise de tamamı tek bir kitap halinde bir yerde toplanmış değildi Bu nedenle Ebu Bekir Kur'an-ı sahifelerde bir araya getirdi Arap lügatinin genişliği nedeniyle Kur'an kıraatlarındaki farklılıkların çoğalması ve insanların birbirlerini Kur'an-ı hatalı okumakla suçlamaları, Osman Radıyallahu Anhu'da işin daha da kötüye gitmesi endişesini artırdı ve bu mushaflar tek bir mushafta çoğaltıldı Bu nedenle şu anda elimizde bulunan mushaf, Resulullah Sallallahu Aleyhi Vesellem'e inen mushafın ve Resulullah Sallallahu Aleyhi Vesellem'in önünde yazılan sahifelerin bizzat aynısıdır Ve yine şu anda elimizde bulunan Mushaf, Ebu Bekir Radıyallahu Anhu'nun bir araya getirip tek bir mekânda muhafaza altına aldığı, Osman Radıyallahu Anhu'nun da bu nüshadan yedi nüsha olarak çoğalttığı ve bu yedi nüshanın dışındakilerin yakılmasını emrettiği, yazısı ile imlasıyla ayetlerinin ve sûrelerin tertibiyle Ebu Bekir Radıyallahu Anhu zamanında bir araya toplanan mushafın aynısıdır
Resulullah Sallallahu Aleyhi Vesellem'in vahyin gelişine göre yazdırdığı, Ebu Bekir Radıyallahu Anhu’nun toplayıp bir araya getirdiği ve buna göre de mushafın çoğaltıldığı ilk nüsha Medine valisi Mervan zamanına kadar mü'minlerin annesi Hafsa Radıyallahu Anha'nın yanında muhafaza edildi Mervan, Medine valisi olduğu dönemde mushaf nüshalarının her yerde yaygın halde bulunduğu ve ilk nüshaya artık lüzum kalmadığı gerekçesiyle ilk nüshayı, müminlerin annesi Hafsa'dan alarak imha ettirdi
İbn Şihab'dan şöyle dediği rivayet edildi:
"Salim b Abdullah b Ömer bana şöyle haber verdi: Mervan, Muaviye'nin Medine valisi olduğu dönemde Hafsa Radıyallahu Anha'dan Kur'an'ın yazıldığı sayfaları istedi Ancak Hafsa yanındaki sayfaları vermeyi reddetti Salim dedi ki; ‘Hafsa vefat ettiğinde biz onu defnedip döndükten sonra, Mervan Abdullah b Ömer'e Hafsa Radıyallahu Anha'nın yanındaki sayfaların kendisine gönderilmesi hususunda ısrar etti Abdullah b Ömer de bu sayfaları gönderdi Mervan bunların imha edilmesini emretti Ve bu sayfalar yırtılıp yok edildi Bu hareketini de şöyle nedenlendirdi: ‘Ben bu işi, zamanla insanların bu sayfalar hakkında şüpheye düşmelerinden korktuğum için yaptım’ "
--------------------------------------------------------------------------------
[1] Müslim; 4-298
[2] Beyyine; 2
[3] Abese; 11,16
[4] Hicr: 9
[5] Tevbe: 128
[6] Buhari sahih; 6-255; 9,92,93
|
|
|
|