Yalnız Mesajı Göster

Tefsir Dersleri...

Eski 08-04-2012   #14
Prof. Dr. Sinsi
Varsayılan

Tefsir Dersleri...




BAKARA SURESİ



2 DERS SİHRİN ŞERİATTAKİ YERİ VE HÜKMÜ



101 — Onlara ne zaman Allah katında - nezdierlndeki (kKabı) tasdik edici (ve doğrulayıcı) • bir peygamber geldiyse kendilerine kitap verilen (o kimselerden bir güruh sanki onlar (hakikati) bilmiyorlarmış gibi Allah'ın kitabını sırtlarının arkasına atmış (ondan yüz çevirmişidir


102 — Şeytanların; Süleyman'ın mülk (ü saltanat ve nübüvveti) aley*hine uydurup takip ettikleri şeylere (yalanlara) uydular Halbuki Süleyman asla kafir olmadı Fakat o şeytanlar kafirdirler ki insanlara sihri (büyücülü*ğü) ve Babil'deki iki meleğe, Harut ve Marut'a indirilen şeyleri öğretiyor*lardı Halbuki onlar (o iki melek): «Biz ancak fitneyiz (İmtihan tem gön-derllmişizdir) Sakın (sihir, büyü yapıpta) kafir olma» demedikçe hiçbir kim*seye (sihir) öğretmeklerdi, işte onlardan (o iki melekten) koca ile karısının arasını ayıracak şeyler öğrendiler Halbuki (sihirbazlar) Allah'ın İzni ol*madıkça onunla hiçbir kimseye zarar verici değillerdir Onlar ise kendileri*ni zarara sokacak, onlara faide vermeyecek şeyleri öğreniyorlardı Andol-sun, onlar muhakkak biliyorlardı ki onu (sihri) satınalan (ona revaç veren) kimsenin ahiretten hiç bir nasibi yoktur Onların kendilerini cidden ne kö*tü şey mukabilinde satmış okluklarını bilmiş olsalardı


103 — Eğer onlar (yahudiler, Peygombere ve Kur'ana) İman edipte (sihir yapmak gibi günahlardan) sakınmış olsalardı, Allah katından (ka*zanacakları) sevab, (haklarında) elbet daha hayırlı olurdu Eğer bunu bil*selerdi




Ayetlerin lafzı Tahlili



(Nebeze): Lügatta nebz kelimesi atmak anlamınadır Nite*kim Cenab-ı Hak'ın: «Nihayet onu da, ordularını da yakalayıp attık» (Za-riyat: 40) ayeti de bu anlamı teyit eder Atılan bir şeye «menbuz» denildiği gibi sokağa aülan gayri meşru çocuk için de bu tabir kullanılır


(Verâe zuhûrihim): «Onlar sırtlarının arkasına atmışlardır» Bu cümle Araplar arasında bir kimsenin bir şeyi beğenmeylp ondan yüz çevirmesi anlamına kullanılan bir darb-ı meseldir Cenab-ı Al*lah şu ayetiyle buna işaret eder: «Şuayb «ey kavmim» dedi Size göre benim kabilem mi AKahtan daha şereflidir ki onu (tutup) arkanıza atılmış (değersiz) birşey edendiniz?» (Hud: 92)


(Keennehüm lâ ya'lemune): «Sanki onlar (haki*kati) bilmiyorlarmış gibi» Ayetteki bu cümle, onları bilgisiz kişilere ben*zetmek İçindir Zira bitmeyen kişi, kendisine faydalı birşey de olsa önem vermez Bu açıklamadan sonra ayetin anlamı şudur: Onlar sanki Allah (cc) tnrafından mübarek elcisine indirilen bir kitap olduğunu biliyorlarmış gibi Onun^ kitabını inatlarından atarak amel etmeyi terkettiler


(Vettebeû): «Uydular», ittiba kelimesinin fiil haline getiri*lerek cümlede çoğul olarak kullanılmasından anlaşılan, kitap ehlinden o-lon yahudilerdir Zemahşeri incelediğimiz kelimenin bulunduğu ayetin tef-•Iriyle ilgili olarak şöyle der: «Onlar Allah'ın kitabını atarak şeytanların okuduklarına uydular» [1]


(Tetlû): «Okurlar» Tetlû kelimesi, doğrudan bir şeyi okuma manasına geldiği gibi rivayet, uyma ve konuşma manalarına da gelir Bu*na göre ayetin manası şudur: «Onlar, Allah'ın kitabını sırtlarının arkasına atarak şeytanların Hz Süleyman devrindeki sihir ve hokkabazlıklarla II-fllli rivayet ettikleri, konuştukları ve okudukları kitaplara uyarlardı»


(Eşşeyâtinü): «Şeytanlar» Şeyâtîn kelimesi, müfessirlerin bir kısmına göre cinlerden olanları, diğer bir kısmına göre ise şeytan gibi olan insanlardan meydana gelenleri ifade ederse de tercih ettikleri, insan ve cinlerden olanlardır Tercih edilen bu görüşü Allah (cc)'ın şu buyruğu da doğrulamaktadır: «Biz (sana yaptığımız gibi) her peygam-berede insan ve cin şeytanlarını böylece düşman yaptık Onlcrdan kimi ki*mine, aldatmak için, yaldızlı bir tekim söz (ler ve vesveseler) telkin eder » (Enam: 112) [2]


(Alâ mülki Süleymâne): «Süleyrrtn'ın mülkü zamanından Süleyman ibranice bir kelimedir Âlûsi bu kelime için: «Süley*man kelimesi Arap dilinde olmayan bir kelimedir Mâhân ve Şaman keli*meleri gibi» der


(Essihre): «Sihir, büyü» Bu kelimeyle ilgili olarak El-Ezheri: «Sihrin aslı bir şeyin gerçek hüviyetinin değil de onun evrilip çev*rilip başka türlü gösterilmesidir» der [3]


Kurtubi ise: “Aslında sihir hile ile bir şeyi örtmektir Zira sihirbaz, hile ile bir takım şeyler yaparak, sihir yapılan kimseye, bazı şeyleri olduğundan başka türlü gösterir Serabın uzaktan su görünmesi gibi, sihir de gerçek dışıdır” demektedir


Alusi’ye göre sihir, bir ilimdir Bu bilgi ile harika şeyler yapılabilir[4]


Cessas da “Abdullah b Ömer (ra) şöyle diyor: “Rasulullah’ın (sav) huzuruna bir gün iki kişi geldi Bunlardan birisi, öyle bir konuşma yaptı ki, cemaat hayrete düştü Bunun üzerine Rasulullah (sav) “Öyle konuşma vardır ki adeta sihirdir, insanı büyüler” buyurdu Devamla “Halife Ömer b Abdulaziz (ra)’ın huzurunda bir kimse öyle bir konuşma yaptı ki, oradakiler sanki büyülenmiş gibi oldular Bunun üzerine halife şöyle dedi: “Bu tip konuşmalar sihir gibi olmasına rağmen helaldir”[5] diyor


(Fitnetün): “Fitne” kelimesi, tecrübe ve imtihan etme manalarını taşır Arapların şu ifadesinde de bu anlaşılır “Altını, ateşte tecrübe ederek curufunu ayırdım


El-Ezheri, fitnenin hangi manaya gelirse gelsin imtihan ve tecrübe manalarını taşıyacağını Allah’ın şu buyruklarıyla isbat eder “Mallarınız da, evlatlarınız da sizin için ancak bir imtihan (mevzuu)dır…” (Teğabun: 15) “Andolsun, biz onlardan evvelkileri de imtihan etmişizdir” (Ankebut: 3)[6]


Cessas ise fitneyi izah ederken: “Bir şeyin hayır veya şer olduğunun açıklanmasına fitne denir Zira bir şeyin hayır veya şer olduğunun açıklanmasına fitne denir Zira bir şeyin hali, durumu açıklanırsa o şey hakkında malumat (bilgi) edinilmiş olur” der[7]


(Felâ tekfür): “Kâfir olma” Sihri öğrenip kullanmakla “kâfir olma” anlamındadır “Felâ tekfür”ün tefsiriyle ilgili olarak Zemahşeri: “Sihrin gerçek olduğuna inanaraköğrenen kâfir olur” diyor


(Bi iznillâhi): “Allah’ın iradesiyle” Ayetteki bu ifade, sihirde geçici bir zararın olduğuna işaret eder Ancak Cenab-ı Hak dilerse, sihirbaz ile sihir yapılanın arasına sihrin tesir etmemesi için bir perde koyabilir Dilerse koymayabilir Ancak sihir Allah’ın takdir buyurduğu ölçüde tesir edebilir Selefin[8] görüşü bu yoldadır


(Lemenişterâhü): “Onların sattıkları” Alusi: “Onlar şeytanların okuduklarını, Allah’ın (cc) kitabıyla değiştirmişlerdir”[9] diyor


(Halagin): “Nasib” Lugatta nasib anlamında kullanılan bu kelimeyi Cenab-ı Hak ta Kur’an’da aynen kullanmıştır: “…Artık o insanlardan kimi ‘Ey Rabbimiz, bize (nasibimizi) dünyada ver’ der ki onun ahiretten nasibi yoktur” (Bakara: 200)


Zeccac’a göre bu kelime çoğu kez hayır’da kullanılır Bazen de şer için kullanıldığı vakidir[10]


(Şerev): “Satmak” Ayette satma anlamında kullanılmıştır Satın alma manasına da kullanılır İki zıt manada kullanılan kelimelerdendir


(Lemesubetun): “Sevab” Cenab-ı Allah onlara iman ve takvalarından ötürü sevap verecektir [11]

Alıntı Yaparak Cevapla