|
Prof. Dr. Sinsi
|
Tefsir Dersleri...
Âyetlerdeki Şer’i Hükümler
Birinci Hüküm: Nesh'in, Semavi Dinlerde Olması Caiz Midir?
Fahreddin er-Râzî, neshle ilgili olarak: «Biz ehl-i sünnet vel cemaata göre nesh, naklen doğru olduğu gibi, aklen de doğrudur Yalnız yahudi-lerden nesh'in aklen doğru olduğunu kabul edenlerin yanında reddedenler de vardır Neshi aklen kabul edenler, bu defa naklen kabul etmemektedir*ler
Müslümanlardan bazı kişilerin de neshi inkar ettiği rivayet edilir [49] Cumhur (alimlerin çoğu) neshin doğru olduğunu şöyle isbat ederler: «Hz Muhammed'in (sav) peygamberliği bütün delillerle isbatlanmıştır O'nun peygamberliği, getirmiş olduğu şeriat'ın daha önceki şeriatları neshetmesl ile de geçerlilik kazanır, öyleyse neshin doğruluğu da isbatlanmış olur Nesh, geçmiş şeriatların tümünde olduğu gibi yahudllerin şeriatlarında da vardı Mesela: Tevrat'ta, Hz Adem (sov)'e oğullarını kızlarıyla evlen*dirilmesinin emredilişi yazılı iken daha sonra bu emrin bütün semavi ki- topların ittifakıyla yasak edilişi, yani kaldırılması gibi Tevrak'taki bu ifade, Yahudi şeriatında da nesh'in olduğunu gösterir » [50] der
Cessâs, tefsirinde; «Fakihlerin dışındaki müteahhir alimlerden biri; «Peygamberimiz Hz Muhammed (SAV)'ln şeriatında nesh yoktur Onun seriotındaki neshe ait ifadeler geçmiş peygamberlerin şeriatlarının neshi hakkındadır Mesela: Cumertesi gününün kaldırılıp Cuma gününün kon*ması ile daha önce Mescidi Aksa'ya doğru yönelinerek namaz kılınırken Kabe'ye yönelinerek namaz kılınmasını emreden hükmün gelmesi gibi Bi*zim peygamberimiz, peygamberlerin sonu ve O'nun şeriatı da kıyamete kadar bakidir» der Halbuki bu iddianın sahibi (Ebu Müslim el-lsfahani) bu görüşü ile Ehl-i Sünnet vel Cemaattan çıkmaktadır Zira Ehl-i Sünnet Vel Cemaattan hiç kimse, böyle bir iddiada bulunmamıştır Saha-be-i kiramdan zamanımıza kadar bütün alimler, peygamberimizin şeriatın*da neshin olduğuna ve akla da uygun geldiğine hükmetmişlerdir Başlan*gıcından günümüze kadar gelen nakillerden şüphe etmek, ilmen mümkün clmad'ğı gibi, nesh hakkında gelen âyet ve hadislerin te'vil edilmesi de gayr-i kabildir Bu iddia sahibi, neshedilen ve nesheden âyetlerin hük*münde, bir çok yanlışlıklar yaparak ümmetin icmâından çıkmıştır Bu ada*mın nakli tümlerdeki bilgisinin azlığı ve bu konuda ümmet arasında asır*dan asra nakledilenlerden haberdar olmaması, O'nun böyle yanlış bir İd*diada bulunmasına sebep oluyor zannediyorum» [51] demektedir
Ebu Müslim el-lsfahani'nln delilleri
A Ebu Müslim; «Cenab-ı Allah (cc) Kitabını vasfederken «Ki n« onun*dun, ne ardından O'na hiçbir bâtıl (yanaşıp) gelemez» (Füssılet: 42) bu*yurmaktadır Eğer Kur'anda nesh olsa, yeni gelen âyet, eski âyetin batıl olduğunu beyanla hükmünü kaldırması gerekirdi» der
B ikinci delil olarak; «Siz neshettiğiıniz bir âyetin yerine  » âyetinden murat, Tevrat ve İncil gibi diğer semavi kitapların neshidir Kur'an’daki herhangi bir âyetin neshi anlamına gelmez Veya neshten makoat, Icvh-i mahfuzdan semavi kitaplara nakildir Çünkü nesh kelimesi, bir ya-ıının birkaç suretini çıkarmaya da denir » demektedir
C Üçüncü delil olarak da: «ikinci delildeki âyet, neshin olduğunu göstermez Belki nesh olursa büyük bir hükümden daha hayırlı bir hükme geçiş olur Buna da nesh denir Bu ise Kur'an-ı Kerimin herhangi bir hükmünün tamamen kaldırılması demek değildir Binaenaleyh bu âyet, diğerlerinin anladığı gibi bir neshin varlığına delalet etmez » diyor
Ebu Müslim'in birhici deliline cevap: Onun delil olarak getirdiği: «Ki ne önünden, ne ardından ona hiçbir bâtıl (yanaşıp) geleme?   » âyetinden maksat; insanlar tarafından diğer semavi kitaplarda yapılan tahrifat veya değişikliğin Kur'onda yapılmayacağını göstermektedir Kur'an öyle muci*zeli bir kitaptır ki, Onda birbirine aykırı hükümler bulunmadığı gibi, birbi*rini tekzip eden emirler de bulunmaz
«Onlar hala Kur'anı gereği gibi düşünmeyecekler mi? Eğer O Allah'tan başkası tarafından olsaydı elbet içinde birbirini tutmayan birçok (şeyler) bulurlardı» (Nisa: 82) âyeti de, Ebu Müslim'in yukarıdaki âyeti yanlış anla*dığını gösterir
ikinci ve üçüncü delillerine cevap: ikinci ve üçüncü delilleri ise, hiçbir hüccete dayanmadan yapılan cok zayıf tevillerdir Çünkü bilfiil bir çok şer'! hükümler neshedilmişlerdir İleride geniş olarak açıklanacağından büroda İki misal vermekle yetineceğiz Biri Kıble'nin, diğeri de kocası ölen kadının iddet müddetinin neshedilmesi gibi
Neshin isbatı hususunda Cumhur'un delilleri
Cumhur, neshin varlığını bir çok delille isbatlamaktadır Bu delilleri kısaca aktarıyoruz
Birincisi: «Biz neshettiğlmiz (hükmünü diğer bir âyetle değiştirdiği*miz) veya unutturduğumuz (geri bıraktırdığımız) bir âyetin (yerine) ya on*dan daha hayırlısını yahut onun benzerini getiririz  » âyeti, nesh'in varlı*ğını açıkça gösterir
İkincisi: Alimler, «Biz bir âyeti diğer bir âyetin yerine (bunu neshe-derek) getirdiğimiz vakit -ki Allah neyi indireceğini çok iyi bilendir- dediler ki: «Sen ancak bir iftiracısın » Hayır onların pek çoğu bilmezler» (Nahl: 101) âyeti; Allah (cc) tarafından hükümlerin ve âyetlerin değiştirilebileceği*ni cok açık olarak bize gösterir Ayetteki «Biz bir âyeti diğer bir âyetin yerine getirdiğimiz vakit» cümlesi, bir hükmün kaldırılıp, yerine diğer bir hükmün getirilmesini ifade eder Kaldırılan âyet, ister hükmüyle ister laf*zıyla kaldırılsın, bu neshin ta kendisidir » derler
Üçüncüsü: «insanlardan (yahudi ve müşriklerden) birtakım beyinsiz*ler: «(Müslümanların namazda kıble edinip) üzerinde durdukları (devam et*tikleri eski) kıblesinden çeviren (sebep) nedir?» diyecekler De ki (Habi-bim) «Doğu da Allah'ın batı da, O, kimi dilerse doğru yola iletir » (Bakara: 142)
«Biz yüzünü (vahye intizar ve iştiyakından) çok kere göğe doğru evi*rip çevirdiğini muhakkak görüyoruz Şimdi seni herhalde hoşnut olacağın bir kıbleye döndürüyoruz (Namazda) yüzünü artık Mescld-i Haram tarafına (Kabe semtine) çevir  » (Bakara: 144) âyetleri, müslümanların daha önce namaz kılarken Mescid-i Aksa'ya yönelerek namaz kıldıklarını gös*terir Bilahare o hüküm neshedilerek Mescid-i Haram tarafına yönelmek emredilmiştir
Dördüncüsü: Cenabı Allah (cc) kocası ölen kadının tam bir sene Id-det (birsene kimseyle evlenmemeyi, gösterişli elbise giymemeyi, yabancı erkeklerle perde arkasından da olsa konuşmamayı, kendisini daha güzel gösterecek zînet eşyası takmamayı ve zaruri ihtiyacı olmadıkça sokağa Çıkmamayı) beklemesini emreden «Sizden zevceler (ini geride) bırakıp öle*cek olanlar eşlerinin (kendi evlerinden) çtkarılmayarak yttma kadar faide-lenmesini (bakılmasını) vasiyet (etsinler)  » (Bakara: 240) âyetinin hük*münü, dört ay ongun iddet beklemeyi emreden: «İçinizden ölenlerin (ge*nde) bıraktıkları zevceler kendi kendilerine dört ay on gün beklerler  » (Bakara: 234) âyetiyle neshetti
Beşincisi: Allah (cc), savaşta bir müslümanın sabır ve sebat göste*rerek on kişi karşısında durmasını emreden: «  Eğer içinizden sabır «e sebata malik yirmi (kişi) bulunur onlor Ikiyüze galebe ederler  » (Enfol 65) ayetinin hükmünü, ikiye karşı bir kişiyle durmayı emreden: «Şimdi Al-leh sizden (yükü) hafifletti Bildi ki size muhakkak bir zaaf vardır O holde e(er içinizden (azimli) sabırlı yüz (kişi) olursa ikiyüzü yenerler, Allah'ın izniyle  » (Enfâl: 66) âyetiyle neshetti
Bunlar ve bunlara benzer âyetler Kur'an-ı Kerim'de çoktur Vo nns hin olacağına işarettir Herhangi bir hususta neshin kabul edllmemnsine gerek yoktur Alimler, kesinlikle neshin varlığında ittifak (icmâ) etmlşlar dir Hz Ali (ra) bir kimseye «neshedilen ve nesheden âyetleri blllyormıı sunuz?» diye sordu O kişi, «hayır bilmiyorum» deyince Hz Ali (ra) covo ben: «Öyleyse sen helak olmuşsun ve halkıda helak ediyorsun» diyerek neshin önemini göstermiştir
Allâme Kurtubi; «Neshi delilleriyle birlikte bilmeye, her ilim adamı mecburdur Neshi, yalnız beyinsiz cahiller reddeder Kur'andaki hüküm âyetlerinden herhangi bir hükmün alınması, helal ve haramın bilinmesi on cak neshi bilmekle mümkündür Ne yazık ki, son zamanlarda İslâm'a gir*diklerini iddia edenler, onu inkâr etmektedirler Bunlar islâm alimlerinin icmâı (ittifakı) ile neshin, islâm şeriatında olduğu bilgisinden mahrum*durlar » [52]
Sözlerine devamla: «Akıllı alimler arasında peygamberlerin şeriatla*rının tümünün, halkın din ve dünya işleriyle ilgili maslahatlarını ihtiva ettiği konusunda ittifak vardır Tüm maslahatları kapsama, her işin sonunun ne*ye varacağını bilen bir zatın işidir O zat da maslahata göre emirlerini değiştirebilir Mesela: Bir hastalık üzerinde durup bütün teşhisler sonunda hangi ilacın öncelikle verilmesine karar veren tabib gibi Bu konuda Allah (cc), irade ve arzusunun tecelli ettiği şekilde, dilediği zamanda, takdir ettiği hükmü göndermiştir Zira Cenab-ı Hak ezelde kullarının ne yapa*caklarını ve hangi yollarda yürüyeceklerini kemaliyle bilmektedir Nesh ise, Allah (cc)'ın Kitabının kendi tarafından değiştirilmesidir Bu değiştirme, ilim ve iradesinin değiştirilmesi anlamına gelmez Çünkü onları değiştir*mek veya böyle bir şeyi düşünmek O'nun hakkında mümkün değildir » [53] der [54]
|