Yalnız Mesajı Göster

Tefsir Dersleri...

Eski 08-04-2012   #25
Prof. Dr. Sinsi
Varsayılan

Tefsir Dersleri...




Âyetlerdeki Şer'i Hükümler



Birinci hüküm: Kur'anda «Mescid-i Haram» Sözünden Maksat Nedir?



Kur'an-ı Kerimdeki birçok âyetlerde ve olaylarda «Mescid-i Haram» lüzü geçer Bu kelimenin birçok manaları bulunmaktadır:


1- Mescid-i Haram'dan maksat Kabe-i Muazzama'dır «(Namazda) yüzünü artık Mescidi Haram tarafına (Ka'be semtine) çevir» âyeti de bu anlama işaret eder


2- Mescid kelimesinden bütün mescitler anlaşılır Buna da Resulul-lah (sav)'ın: «Benim bu mescidimde (Medine mescidi) kılınan bir vakit na*maz, Mescid-i Haram'ın dışındaki mescidlerde kılınan 1000 vakit namaz-' dan daha hayırlıdır» [91] ve «Mescid-i Haram, benim şu mescidim (Me*dine mescidi) ve Mescid-i Aksa dışındaki hiçbir mescide ziyaret maksa*dıyla gidilemez» [92] hadis-i şerifleri delâlet eder


3- Mescid-i Haram'dan maksat, Mekke-i Mükerreme'dir Nitekim: «Kulunu (Muhammed, sav) bir gece Mescid-i Haram'dan (alıp) Mescid-i Aksa'ya kadar götüren (Allah her türlü noksanlıklardım) münezzehtir»


(İsrâ: 1) âyeti buna işaret etmektedir Zira «İsrâ» ve «Mirâc» hâdiseleri Mek*ke-i Mükerreme'de meydana gelmiştir «Onlar küfreden, sizi Mescid-i Ha*ramdan ve alıkonulmuş hediyyelerin mahalline ulaşmasından men eden*lerdir» (Feth: 25) âyeti de, Mescid-i Haram'ın Mekke olduğunu gösterir Zira onlar (kâfirler), müslümanların Mescid-i Hararr'a değil, Mekke'ye girmesine engel oluyorlardı Bu hadise, âyetteki Mescid-i Haram'ın Mek*ke-i Mükerreme olduğuna delalet eder İsrâ süresindeki Mescid-i Haram'*dan maksat da, Mekke-i Mükerreme'dir Dolayısıyle her iki âyetteki «Mes*cid-i Haram» sözünden maksat, bizzat Ka'be değil, Mekke-i Mükerreme'dir


4- Mescid-i Haram, Mekke'nin harimi kabul edilen mahallin ismi*dir Buna «Ey imcn edenler, müşrikler ancak bir necistir Onun için bu yıl*larından sonra onlar Mescid-i Haram'a yaklaşmasınlar» (Tevbe: 28) â-yeti de işaret eder Çünkü «yaklaşmasınlar» emrinden murat, müşriklerin Mekke-i Mükerreme harimine girmelerinin yasaklanmasıdır Kıble âyetinde-ki; «(Namazda) artık yüzünü Mescid-i Haram tarafına çevir» cümlesinde geçen «Mescid-i Haram» sözünden maksat, bizzat Ka'be'dir [93]



İkinci hüküm: Namazda Ka'benin Bizzat Kendisine Mi, Yoksa Bulun*duğu Yere Mi Yönelmek Farzdır?



Kıble (Ka'be)'ye yönelmek, namazın farzlarındandır Ona yönelmek-sizin kılınan namaz, sahih değildir' Yalnız savaş meydanında kılınan na*maz ile kara deniz ve hava taşıtlarında kılınan sünnet ve nafile namazItırda vasıta hangi yöne doğru gidiyor veya dönüyorsa o yöne dönülür lira İmam Ahmed bin Hanbel (ra), Müslim (ra) ve Tirmizi {ra) İttifakla; fttttulullah (sav)'ın devenin üzerindeki mahfe'de, onun yöneldiği yöne doğru mıtıiüz kıldığını rivayet etmişlerdir Bu hususu; «Maşrlk da Allah'ındır, Mugrıb da Onun için nereye (hongl semte) döner, yönelirseniz Allah'ın yiliu (kıblesi) oradadır Şüphe yok ki Allah vo'sidir, hakkıyla bilicidir» (Htıkara: 115) âyeti te'yid eder


Alimler arasında, kıblenin farz oluşu hakkında hiçbir görüş ayrılığı yoktur Yalnız Ka'be'nin bizzat kendisine mi yoksa bulunduğu tarafa mı yönelmek gerekeceği konusunda görüş ayrılığı vardır Şafii ile Hanbell'ye Uöro namazda bizzat Ka'benin kendisine yönelmek farzdır Hanefi ile Mcı-llki'ye göre ise namazda Ka'benin bulunduğu tarafa yönelmek farzdır Bu uörüş ayrılığı, namaz kılan adamın bizzat Ka'benin karşısında olmadığı ynııl namaz kıldığı yerden baktığı zaman O'nu görmsdiği takdirdedir, Dİ» Ö«ı bir İfadeyle halkı müslüman olan ülkeler—Mekke şehri hariç—de mül-İdmanların namaz kıldıkları yerlerde Ka'beyi görmedikleri zamandadır


Alimler arasında, namaz kılan kimselerin Ka'beyi görmeleri halindi bizzat O'nun kendisine yönelmelerinin farz olduğu hususunda görüş ayrı*lığı yoktur Yani namazda Ka'beyi gören için bizzat kendisine yönelmek farzdır


Birinci görüşün (Şafiî ile Hanbelî) sahiplerine göre, namaz kılan kim-»enin, Ka'beyi görüyorsa bizzat kendisine, görmüyorsa Ka'benin bulundu-Ou tarafa—Ka'benin bizzat kendisine isabet edecek şekilde—yönelmeli furzdır


ikinci görüşün (Hanefî ile Maliki) sahiplerine göre ise, bir kimse namui kılarken Ka'beyi görmüyorsa, onun için Ka'benin bulunduğu tarafa yönol-ıııek farzdır


Şafiî ve Hanbeli'nin delilleri:


Şafiî ve Hanbeliler; Kıble hususunda Kur'an, hadis ve kıyas'tan aldık*ları delillerle görüşlerini isbat ederler


A Kitab (Kur'an)'dan aldıkları delil, «(Namazda) yüzünü artık Mcscld-I Haram tarafına (Ka'be semtine) çevir» âyetinin zahiridir Âyette, semtin karşılığı anlamındaki «şatır» kelimesinden maksat, namaz kılanın tam kar*cısına gelen semttir, öyleyse Ka'benin bizzat kendisine yönelmek farzdır,


B Sünnet (hadis)'ten aldıkları delil ise, Buhar! ve Müslim'in Üsâme bin Zeyd (ro)'den rivayet ettikleri şu hadisdln «Resulullah (sav), Mekke'nin fethinde Kabe-j Muazzama içindeki putları temizlettirdikten sonra için© girdi ve her tarafına dönerek dua etti Ka'benin içinden çıkıp karşısında İki rekat namaz kıldıktan sonra da Resulullah (sav) sahabelere Ka'beyi göstererek «Şu (Ka'be) sizin kıblenizdir» buyurdu» Şafiî ve Hanbelî alim*leri; «Hadiste Türkçe'de karşılığı «şu» olan «hazini» kelimesi ile başlayan (şu kıbledir) cümlesi, inhisarı ifade eder Yani kıblenin yalnız Ka'be oldu*ğunu gösterir» derler


C Kıyas yoluyla getirdikleri delil de, Resulullah (sav)'ın Ka'beyi ta'zim konusundaki emirlerinin tevatür derecesinde olmasıdır Namaz, dinin en büyük şiarıdır O'nun sihhati, Ka'benin bizzat kendisine dönülerek şerefi*nin artırılmasını İcap ettirir Öyleyse bizzat Ka'benin kendisinin kıble olma*sı kesindir


Ka'benin bulunduğu yönün kıble oluşu şüphelidir Namazda en ihti*yatlı yola riayet etmek farz olduğuna göre, onun sihhati için Ka'benin bu*lunduğu yöne değil, bizzat kendisine yönelmek farz olur [94]


Maliki ve Hanefi'nin delilleri:


Maliki ve Hanefi'lerin mezhep görüşlerinin delilleri ise kitap, sünnet, sahabilerin amelleri ve aklî delillerdir


A Kur'andan aldıkları delil; «(Namazda) yüzünü artık Mescid-i Haram tarafına (Ka'be semtine) çevir» âyetinin zahiri anlamıdır Allah (cc), â-yette Ka'benin yönü dememiş, Mescid-i Haram yönü tabirini buyurmuştur, öyleyse Mescid-I Haram semtine yönelen kimse, namazın farzlarından olan kıble (Ka'be) ye -Ka'benin bizzat kendisine isabet edebilir veya etmeye*bilir- dönme farzını yerine getirmiş olur


B Sünnetten (hadisten) aldıkları delil ise; «Batı ile doğunun arası kıbledir» [95] ve «Ka'be; Mescid-i Haram içinde bulunanların, Mescid-i Ha*ram; Mekke hariminde bulunanların, Mekke'nin harimi ise yeryüzünün dogu, batı kuzey ve güneyinde bulunan ümmetimin kıblesidir» [96] hadis*leridir


C Sahabelerin amellerinden çıkardıkları delil de şudur: Mescidi Saa*detin dışındaki diğer bir mescidin (Kıbleteyn mescidinin) cemaati, Me«-cid-i Aksa yönüne doğru sabah namazlarını kılıyorlardı Sahabelerden bi*risi, o mescide gelerek namaz kılanlara hitaben «Kıblenin Ka'beye dön*dürüldüğünü bilmiyor musunuz?» deyince onlar, hiçbir delil aramaksızın Ka'be yönüne döndüler Resulullah (sav), o cemaatin namazda iken Ka'bo yönüne dönüşlerini duyunca sükût etti Onun sükûtu ise, namazlarının doğ*ru olduğuna işarettir


Ka'benin bizzat kendisine yönelmek, ancak hendesî çalışmalarla müm*kündür Kıbleteyn mescidindeki cemaatin, gece namazda iken Ka'be yönü*ne dönmeleri ve Resulullah (sav)'ın onların yaptıklarını duyduğu zaman sükût etmeleri, kıblenin, Ka'benin bizzat kendisine yönelmek değil, bulun duğu yere (Mescid-i Harama) yönelmek olduğuna işarettir


D Aklî delilleri ise şunlardır:


1- Namaz kılan kimsenin yönünün, Ka'benin bizzat kendisine Isa bet etmesi Mekke civarındaki yerleşim bölgelerinde oturan müslümanlıır için dahi çok zordur Mekke'den çok uzak yerlerde —Dünyanın her tarafın da— oturan müslümanlar için bu zorluk daha da çoktur Eğer Ka'benin 1>I/-zat kendisine yönelmek farz olsaydı, kılınan namazların hiçbiri sahih ol*mazdı Çünkü Ka'beden uzak yerlerde namaz kılan müslümanların takıl ben 20'şer metre en ve boyundaki Ka'beye yönlerinin isabet etmesi mum kün değildir Bundan dolayı O'nun istikametine doğru kılınan namazların sihhatli olduğu hususundaki ümmet icmaından, uzak yerlerde kılınan no mazlar için Ka'benin bizzat kendisine değil, bulunduğu yere (Mescidi Ha ram'a) yönelmenin farz olduğu bilinir


Allah (cc)'ın «Allah, hiç kimseye gücünün yeteceğinden başkasını yüklemez» (Bakara: 286) buyruğu, hiç kimseye gücünün üstünde yük-yüklenmeyeceğinin işaretidir


2- Asr-ı Saadetten günümüze kadar Müslümanlar, mescid ve camiler yapmışlardır Mihrabın yerini (Ka'benin yönünü) uzun hendesi hesap ve ölçümler yapmaksızın yalnız pusula veya güneş ışınları ile tayin ederek yapmışlardır Ka'benin bizzat kendisine, kıble yönünü isabet ettirmek çok zordur Günümüze kadar hiçbir alim, hendesi ölçüleri bilmenin farz olduğuna hükmetmemlştir Dolayısıyla namazda Ka'benin bizzat kendine değil, bulunduğu tarafa (Mescld-i Harama) yönelmek farzdır


Her iki gurubun (Şafii ve Hanbeli ile Maliki ve Hanefi) delillerini özet halinde aktardık Salim bir akılla, tarafsız bir gözle bakıldığı zaman, İkinci gurubun (Maliki ve Hanefî) -Dünyanın uzak yerlerinde meskun müslüman-ların kıbleleri hususundaki- delillerinin daha kuvvetli olduğu görülür Zira İslâm, hiçbir zaman insanlara gücünün yetmeyeceği bir şeyi emretmez


Kıble hususundaki mezheb görüşlerinin çetinliğini, özellikle namazda Ka'beyi göremeyen musalli (namaz kılan kimse) için daha da zor olduğunu hisseden birinci gurup; «Namazda Ka'beyi gören adam için kıblenin bizzat Kc'beye isabet etmesi, görmeyen için de Ka'beye yöneldiği zaman yönünü O'na isabet ettirmeye kasdetmesi farzdır» demişlerdir


Bu açıklamadan anlaşılan, iki gurup arasındaki görüş ayrılığının şek*lî olduğudur I guruptakiler (Şafiî ve Hanbelîler) Ka'beyi görmeden namaz kılan adam için, bizzat Ka'beye yöneldiği inancını taşımasının yeterli ola*cağını söylemişlerdir, öyle bir inanç ki bütün engeller kalktığı zaman Ka'benin bizzat kendisine yöneldiğini namaz kılan kimse görür Onların görüşlerinde bir itidale (yumuşamaya) gidildiği açıkça görülür Allah( cc) insanları en doğru yola iletendir


Allâme Kurtubî, «El Camiü'l Ahkâm fi Tefsir el-Kur'an» isimli kitabın*da: «Alimler, namazda Ka'beyi görmeyen kimsenin Ka'benin bizzat ken*disine mi, yoksa yönüne mi döneceği konusunda ihtilaf etmişlerdir Bazı âlimlere göre, Ka'benin bizzat kendisine yönelmek farzdır İbn-i Arabi bu görüşün zayıf olduğunu söyler Zira o, insanların yapamayacağı bir tekliftir «Allah hiçkimseye gücünün yeteceğinden başkasını yüklemez» (Ba*kara: 286) Bazı alimlere göre de namazda Ka'benin bizzat kendine değil, bulunduğu tarafa yönelmek farzdır Bu görüşün sahih olduğu üç ayrı de*lille isbat edilir:


1 Ka'benin bizzat kendisine değil, bulunduğu tarafa yönelmek gerekir Çünkü Allah (cc), insanlara gücünün üzerinde bir şeyi emretmez


2 Kur'an, Ka'benin bizzat kendisine değil, bulunduğu tarafa (Ka'be semtine) yönelmeyi emreder: «(Namazda) yüzünü artık (Mescld-i Haram) tarafına (Ka'be semtine) çevir»


3 Alimler; «Namazda uzun bir saf, Ka'be eninin çok fevkindedir Me*sela; Eni azami 20 metre olan Ka'be'ye müteveccih namaz kılan kişilerin, 100 metre boyundaki saflarında Ka'be istikametinde olanların namazı sahlh, diğerlerinin değildir Böyle bir hükmün hiçbir şer'i delili olamaz Kıb*le, Mesçid-i Haramın dışındakiler için Ka'benin kendisi değil O'nun bu lunduğu semttir» demişlerdir» der [97]

Alıntı Yaparak Cevapla