|
Prof. Dr. Sinsi
|
Tefsir Dersleri...
6 DERS ŞER’İ İLİMLERİ KETMETME (GİZLEME)
159 — Hakikat indirdiğimiz o acık acık âyetlerimizi ve doğruyu - biz kitapta insanlara onun pek aşikâr bir surette bildirdikten sonra - gizle*yenler (yok mu?) işte onlar (m hali) onlara hem Allah lanet eder ve hem lanet etmek şanından olanlar lanet eder
160 — Ancak tevbe (ve riicu) edenler, (hareketlerini) düzeltenler ve (hakikati gizlemeyip) iyice açıklayanlar başka Ben artık onların günah*larından geçerim Ben en çok tevbeyi kabul edenim, en çok esirgeyenim
(bakara suresi)
Ayetlerin Lafzi Tahlili
(Yektümûne): Lügatte kitman kelimesi, gizlemek ve ört*mek anlamınadır Er-Râgıb bu hususta şöyle der: «Kitman hadisi (sözü) gizlemek manasınadır» [124] Âiusi de «Ketm, ihtiyaç duyulan bir şeyin açıklanmasını kasten terketmek demektir Bu ise, ya onu gizlemekle, ya da ynrlne başka bir şeyi koymakla olur Yahudiler —Allah onlara lanet etsin— kelm'in her iki şeklini de kullanmışlardır» [125] demektedir
(El-Beyyinâti): Lügatte beyyiye'nin çoğulu olarak
İNter akli ister hissi olsun açık bir delâlet manasınadır Âyetlere beyyine donilmesi kestedilen şeyin üzerindeki -ister hissi, ister akli olsun- perdeyi kaldırmak içindir [126] Âyette geçen «beyyinat» tan murat, Resulüllah (sav) hakkında Tevrat ve incil'de inzal buyrulan âyetlerdir
(Vel Hüdâ): Hüdâ kelimesi, insanların doğru yola gitmesine vesile olan herşey anlamındadır Ebussuud; «Âyetteki Hûda'dan murat, Resulüllah (sav)'a inanıp, uymanın vacib olduğuna delâlettir,» [127] der
(Yelanehümullâhü): Bu cümlenin anlamı şudur: «Allah (cc) onları tardederek rahmetinden uzaklaştıracaktır»
(Ellâınûne): Ibn-i Abbas (ra), «Âyetteki bu kellmoden maksat, yeryüzünde insan ve cinlerin dışındaki tüm canlı ve cnnuif varlıklardır Buna göre cümlenin anlamı şöyledir: Hakikati gizleyenleri (ya hudileri), yeryüzünde insan ve cinlerin dışındaki tüm varlıklar lanetler» [128] der
Mücahid ise bu hususta şöyle demektedir: «Lanet edenler, yeryüzün» de insan ve cinlerin dışındaki tüm canlı varlıklardır Zira Rasulüllah (iav), hayvanların hal lisanıyla «yeryüzünde insanların günahlarından dolayı yağmura hasret kaldık» dediklerini buyurur » [129]
Sahih olan şudur: Onları (lanetlenenleri), Melekler Peygamberler v* bütün müslümanlar lanetler Zira Allah (cc), bu âyetin hemen arkasından, «Muhakkak Allah'ın, Meleklerin, bütün insanların laneti onların tep««ln«,
işte onlar Onların cezaları!» (Âli İmrân: 87) âyetini inzal buyurmuştur Zaten Kur'an'ın bazı âyetleri, diğer bazı âyetlerini tefsir eder
(Tâbû): Ketm etmekten dönmek anlamınadır
(Ve eslehû): Bozulan bir şeyi düzeltmek anla-mındadır
(Ve beyyenû): «Yahudilerden tevbe edenler, daha önce Resulüllah'ın (sav) vasıflarından veya dinin hükümlerinden ket-mettiklerini halka açıklamışlardır» anlamındadır
(Ettavvâbürrahimü): «Ben en çok tevbeyi kabul edenim, en çok esirgeyenim» manasınadır [130]
Bu Âyetlerin Bir Önceki Âyetlerle Münasebeti
Kitab ehli (yahudi ve hristiyanlar), kitaplarında halkın ihtiyaç duyduğu veya öğrenmek istediği mevzuları ketmediyorlardı Bilhassa son Peygam*ber Resulullah (sav)'ın gelişini müjdeleyen âyetleri, «halk ona inanmasın» diye kasten gizlemişlerdi Bunların yaptıkları misallendirilebilir: Evli bir ki*şinin zinadan sonra taşlanması hükmü ve bazı hükümlerin yerine kendi arzuları doğrultusunda başka hükümler koymaları gibi Ayrıca âyetleri İs*tedikleri biçimde te'vil ederlerdi, işte Allah (cc), bunların yaptıklarını bu âyetleriyle çok açık bir şekilde ifade ile onlar ve benzerlerinin üzerine daimi bir lanetin geldiğini tescil etti [131]
Ayetlerin İcmali Manaları
Allah (cc) Icmâlen şöyle buyurur: «Hakikaten bizim açık açık indirdi*ğimiz âyetleri ve Hz Muhammed (sav)'ın Allah (cc)'ın kulu ve resulü oldu*ğuna delâlet eden delilleri halktan gizleyenler (yahudiler ve hristiyanlar), bilhassa yanlarındaki Tevrat ve incil'de O'nun gelişiyle ilgili yazılı âyetle*ri bildikleri ve vasıflarını tanıdıkları halde ketmediyorlardı Allah (cc), ki*tab ehlinden Peygamberimize iman eden bazı kimselerin bulunacağını ve vasıflarını şöyle beyan eder: «(Onları) nezdlerindeki Tevrat ve İncil'de (is*mini ve sıfatını) yazılı bulacakları Ümmi Nebi olan O Resul'e tabi olanlar*dır » (A'raf: 157) Bu âyet Tevrat ve İncil'de Hz Muhammed (sav) in va-
«idarinin mevcut olduğunu çok açık bir şekilde gösterir Resulullah (sav)'-in vasıflarını ketmedenler istedikleri zaman diledikleri hükümleri kaldırıp yerine başka hükümler koyanlar ile Tevrat ve incil'de değişiklik yapanlar tart edilmeye, Allah (cc)'ın rahmetinden uzaklaştırılmaya ve melekler ile tüm halk tarafından lanetlenmeye layıktırlar Yalnız Allah (cc)'ın, Peygam*berlerine (Hz Musa ve İsa'ya) vahyettiği emirleri açıklayanların ve Hz Mu*hammed (sav)'e iman ederek durumunu düzeltenlerin tevbelerini Cenubi Hak kabul eder Rahmet ve mağfiretini yağdırır Çünkü Allah (cc) kul ların tevbeierini çokça kabul eden, her zaman ve her yerde esirgeyendir»[132]
Âyetlerin Nüzul Sebebleri
1 Kitap ehline, Resulullah (sav)'ın gelişi ve vasıfları hususunda soru sorulduğu zaman onlar, düşmanlıklarından bu hususta haber vermeyip gizliyorlardı Onların ketmetmeleri üzerine bu âyet nazil oldu
2 Allâme Süyûti, «Dürrü'i Mensur» isimli tefsirinde İbn-i Abbaı'len rivayetle şöyle der: «Muaz bin Cebel (ra) ve bazı sahabiler, Yahudi alim larine Tevrat'tan bazı şeyler sordular Onlar bu sorulara cevap vermeye ruk ketmettiler Bunun üzerine bu âyet nazil oldu » [133]
Âyetlerdeki Şeri Hükümler
Birinci Hüküm: Bu Âyet, Yalnız Yahudi Ve Hristiyan Alimleri Hakkında Mı Nazil Olmuştur?
Âyet, kitaplarında yazılı bulunan Peygamber Efendimiz (8av)'ln vuııf kırını halktan gizleyen Yahudi hahamları ve hristiyan bilginleri ruıkkırtdu nazil olmuştur Âyetin nüzul sebebi de buna delâlet eder Âyet, Allah (cc)'ın âyetlerini ketmeden ve şer'î hükümleri gizleyen her bilgini kaplar /İra Usul-u Fıkıh alimlerinin dediği gibi ahkâm âyetlerinde muteber olun, nüzul sebebindeki hususilik değil, âyetin terkibindeki umum ifade eden lafızlardır Âyet, umumu ifade eden bir cümle-ki başında terkiplerin nere-ninde kullanılırsa kullanılsın umumu ifade eden «ellezine»-ile gelmiştir Dundan ötürü âyetin nüzul sebebi her ne kadar hususi ise de ihtiva ettiği hükümler umumidir
Ebu Hayyân, bu hususta şöyle demektedir: «Âyet, her ne kadar husuil bir sebebe dayalı olarak nazil olmuşsa da, terkibindeki ketmedenler, n<ı vu kitap kelimeleri umumu ifade eder Dolayısıyla âyetin kapsamına, hnlt açıklanmasını istediği dinî bilgiler sorulduğu zaman, açıklamayan her ', his girer Bu hususu, Resulullah (sav)'ın, «İlmî bir mesele sorulduğu zaıiı>"
onu söylemeyen kimsenin ağzına kıyamet günü ateşten bir gem vurulun [134] hadis-i şerifi açıklar Sahabiler —Arapların en fasihi ve Kur'an'ın anla*şılmasında müracaat mercii olanlar— de âyetin umumu ifade ettiği ka-naatindedirler Ebu Hüreyre (ra) «Hakikat, indirdiğimiz o açık açık âyet*lerimizi ve doğruyu gizleyenler yok mu?  » âyeti olmasaydı ben hiçbir ha*dis-i şerifi nakletmezdim» [135] der [136]
İkinci Hüküm: Kur'an Okumasını Ve Dini İlimleri Öğretmek İçin Ücret At*mak Caiz Midir?
Alimler, «Hakikat, indirdiğimiz o açık açık âyetlerimizi  » âyetine is*tinaden Kur'an okumasını ve dinî ilimleri öğretmek için ücret alınmasının caiz olmadığını söylerler Zira âyet, ilmin açıklanması ve yayılmasını em*retmektedir, insan yapmakla mükellef olduğu bir işi yaptığı zaman ücret almak hakkına sahip değildir Mesela: Namaz kılan kimse, kıldığı namaz*dan ötürü bir ücret alamayacağı gibi bir kimseye namaz kılmayı öğret*mekle de ücret alamaz Bundan dolayı öğretme —namaz gibi— insanlar üzerine farzdır Ancak son devir alimleri, halkın dinî ilimleri öğretmekten yüz çevirip dünya metaı ile meşgul olduklarını, Kur'an hafızları için dinî ilimlerin tamamen yok olacağını, bu nedenle de halkın cahil kalacağını gö*rerek Kur'an okumak ve dini ilimleri öğretmek karşılığında bir ücret alınma*sını mubah saymışlardır Bazı alimler de dini ilimleri layıkıyla öğrenme ve öğretme hususunda ücret alma ve vermeyi vacib görmüşlerdir Vakıfların yapılış sebepleri araştırıldığı zaman, yalnız Kur'an ilimlerinin korunup ne*silden nesile intikal ettirilmesi için meydana getirildiği görülür
Mütekaddimin alimleri ise, öğrenme ve öğretme karşılığında ücret alınmasının haram olduğu hususunda ittifak etmişlerdir Zira ilim,, ibâdet*tir, ibadet karşılığı ücret almak ise haramdır
Ebu Bekir el-Cessâs: «Hakikat, indirdiğimiz o açık açık âyetlerimizi ve doğruyu gizleyenler yok mu?  » âyeti, dinî ilimlerin açıklanmasının gere*ğine delâlet eder ilmî bir meselenin açıklanması karşılığı ücret almak caiz değiidir İnsanın yapmakla yükümlü olduğu ibâdet karşılığında ücret alma*sı uygun olmaz Bu ibâdetlerden birisi hatta en büyüğü, bilmeyenlere onu öğretmektir Dinî ilimlerin öğretilmesi, fakat karşılığında bir ücret alınma*ması hususuna, «Allah'ın indirdiği kitaptan (Peygamberin vasıflarına dair) bir şeyi gizleyipte onunla az bir bahayı (hasis bir menfaati) satın alanlar (yok mu?) Onlar karınlarına ateşten başka (bir şey) yemiş olmazlar Kıyamet günü Alloh, onlarla konuşmaz, onları temize de çıkarmaz Onlar İçin pek acıklı bir asap vardır » (Bakara: 174) âyeti de delâlet eder Allah'ın «onunla az bir bahayı satın alanlar» emri, İslâmi ilimleri öğretme karşılı*ğında ücret almanın bütün yönleriyle yasak olduğunu gösterir Sahabller-den birisi, Resulullah (sav)'a gelerek «Kavmime müslüman olmaları İçin 100 koyun verdim» dedi Bunun üzerine Peygamber Efendimiz (sav) «Var-dlğin koyunları geri al Eğer islâm'ı terkederlerse onlar islâm'a donünceye kadar savaşırız» buyurdu Bu hadis-i şerif, İslâm'î ilimleri öğretme ve yayma karşılığında bir şeyin alınması ve verilmesinin yasak olduğunu gös*termektedir » [137] der
Bu izahlardan anlaşılan şudur: Kur'an okumayı ve islâm'î ilimleri öğ*retme karşılığında ücret almak batıldır (doğru değildir)
Fahreddin er-Râzî ise: «Fakihler «hakikat indirdiğimiz o açık a<-ık âyetlerimizi ve doğruyu gizleyenler yok mu?  » âyetini delil alarak, islâmi İlimleri öğretme karşılığında ücret almanın, caiz olmadığına hükmeder*ler Âyet, öğrenmenin farz olduğuna delalet eder Farz bir emrin, ifası kar*şılığı ücret almak caiz değildir,» [138] demektedir
Fakihlerin görüşü; ilmi, ibâdet derecesine yükseltiyor Bu görüş imi lakdire şayandır Yalnız şer'î ilimler, müteahhirin (sondevir) alimlerin üâ« ret hususundaki görüşlerine (ücret alımının mubah olması) rağmen gün yoçtikçe azalmaktadır Eğer biz «Mütekaddimin (eski devir) alimlerin bu husustaki fetvalarını kabul edersek, alınan maaş ve ücretleri yasaklarsak, şer'i ilimleri öğreten ve öğrenen hiç kimse kalmaz» deriz [139]
Âyetlerden Alınacak Dersler
1 Yahudi ve hristiyanlar, halkın Resulullah (sav)'a ve Kur'an'a İman etmelerine mani olmak için O'nun İncil ve Tevrat'ta yazılı sıfatlarını gizle*miş ve ketmetmişlerdir
2 Alimlerin ilmi gizlemesi, üzerlerindeki emanete —ki öğretmektir— hlyanettir
3 İslâmi ilimleri yaymak veya yayılmasına vesile olmak, beşeriyyetln hidayete gelmesi için vaciptir
4 Şer'i hükümlerden birisini gizleyen kimse, ebedi lanete uğrar Yal*nız tevbe etmek kafi değildir O'nunla beraber yaşayışını ıslah etmesi ve amellerinde ihloslı olması gerekir [140]
Âyetlerdeki Teşrii Hikmetler
Semavî dinler; beşeriyyeti hidayete ve küfrün karanlıklarından islamın aydınlığına kavuşturmak için gelmiştir Hiçbir kimsenin kıyamet günü sorguya çekildiği zaman «ben öğrenmedim veya öğretilmedim» ma*zeretini ileri sürememesi için İslâm, cahil kimseye öğretmeyi, sapık kişiyi doğru yola getirmeyi ve bütün insanları Allah (cc)'ın emirlerini yapmaya çağırmayı, emreder
Allah (cc) açık açık indirdiği âyetleri ve doğruyu, yalnız insanlığı doğ*ru yola ve hayra sevketmek için göndermiştir Dini ilimleri ketmetmek ve halka öğretmemek ise, Peygamberlerin tebliğ etmekle vazifeli bulunduğu yüce göreve ve alimlere emanet edilen tebliğ vazifesine hiyanet etmektir Zira Allah (cc), kitap gönderdiği kimselerden emirlerini hemen insanlara anlatmaları ve onu gizlememeleri için misâk (teminat) almıştır Allah (cc), halkın muhtaç olduğu bir şeyi bilhassa dinî meseleleri ketmeden ve şer'î hükümlerden herhangi bir hükmü gizleyip söylemeyenlerin, çok elem ve*rici bir azaba düşeceklerini te'kitle beyan eder Çünkü herhangi bir İslâmi meseleyi ketmetmek, büyük günahtır Bu fiili yapan kimse, lanetlenmeyi ve Allah (cc)'ın rahmetinden uzaklaşmayı haketmiştir
ilmi yaymak, ibadet olduğu gibi, onu ketmetmek de cinayettir Zira Resulüllah (sav) «din hususunda benden duyduğunuzu bir âyetle de olsa tebliğ ediniz» buyurmuştur [141]
|