|
Prof. Dr. Sinsi
|
Tefsir Dersleri...
10 DERS İSLAM'DA SAVAŞIN MEŞRUİYETİ
190 — Size harb açanlarla, Allah yolunda sizde doğuşun (Müdafaa, harbi yapın) Ancak aşırı gitmeyin Şüphesiz ki Allah, aşırı gidenleri sev*mez
191 — Onlan (size harb açanları) nerede yakalarsanız öldürün, on*ları, sizi çıkardıktan yerden (Mekke'den) çıkarın Fitne katilden beterdir Onlar Mescld-j Haram yanında, orada sizinle döğüşünceye kadar (yani döğüşmedlkçe) sizde orada kendileriyle döğüşmeyin Fakot (orada) sizi öldürürlerse sizde onları öldürün Kafirlerin cezası böyled/r
192 — Bununla beraber (muharebeden) vazgeçerlerse (siz de bıra*kın), şüphesiz ki Allah, çok yartıgayıcı, hakkıyla esirgeyicidir
193 — Fitne (den eser) kalmayıncaya, dinde (şunun bunun değil) yal*nız Allanın (dini diye tanılmış) oluncaya kadar onlarla savaşın Vazgeçer*lerse artık zalimlerden başkasına hiç bir husumet yoktur
194 — Haram ay, haram aya bedeldir Hürmetler karşılıklıdır Onun İçin kim sizin üzerinize saldırırsa siz de, tıbkı onların üstünüze saldırdık*ları gibi, ona saldırın (Fakat daima) AKahtan korkun ve bilin ki şüphesiz Allah takva sahipleriyle beraberdir
195 — Allah yolunda mallarınızı harcayın Kendinizi tehlikeye atma yın (Dalma da) İyilik edin Allah, muhakkak İyilik edenleri sever
Ayetlerin Lafzi Tahlili
(Segrftümûhüm): Lugatta segif kelimesi, tut*mak, idrak etmek ve zafer kazanmak anlamındadır
(Et-fltnetü): Lügatta fitne kelimesi, bir şeyi tecrübe etmek ve denemek anlamındadır
(Vel hurumâtü kısâsun): Dinde yapılması
yasak şeyleri yapma anlamındaki hurumat, hürmet kelimesinin çoğuludur Kısas İse, misilleme manasınadır
(Ettehlüketi): Tehlike kelimesi, yok olma anlamındadır
(El-muhsinîne): Muhsinln kelimesi,
mutîsin kelimesinin çoğuludur ve kendisinden başkasıno en güzel şekil*de menfaat verenler anlamındadır [274]
Ayetlerin İcmali Manaları
Allah (cc), icmâlen şöyle buyuruyor: «Ey müminler, tevhid davasının yükselmesi ve İslâmın yeryüzüne hâkim olması için, sizinle savaşan kafir*lerle harb ediniz Yalnız savaşta çocukları, kadınları, çok yaşlı ihtiyarları, savaşa gücü yetmeyen aciz, zayıf, çaresiz kişi ve hastalan öldürmeyiniz Çünkü Allah (cc), zulüm ve düşmanlığı sevmez
Müşrik kâfirleri nerede görür ve karşılaşırsanız öldürünüz Mekke ha-rlminde bulunmaları, sizi onları öldürmekten alıkoymasın Sizi asıl belde*niz Mekke'den —zulüm yaparak ve dininizden dolayı düşman oldukları İçin— çıkardıkları gibi, siz de onları o mukaddes yerden çıkarınız Mümin*lere her türlü azabı uygulamak, İslâm'dan nefret ettirmek, asıl vatanların*dan uzaklaştırmak ve mallarına el koymak, öldürmekten daha da çirkindir
Ey müminler, onlar Mescid-i Haram'da iken, size saldırıncaya kadar öldürmeyiniz, eğer saldınnarsa, onlara teslim olmayınız ve öldürünüz Çün*kü savaşı başlatan zalimdir, savunan ise günahkâr değildir Onlar size düşmanlıktan vazgeçerlerse, sizde saldırmayınız Çünkü Allah (cc), hak*kıyla bağışlayan ve esirgeyendir
Daha sonra Allah (cc, savaşın asıl gayesinin ne olduğunu bildirerek kâfirlerle savaşma emrini te'kit etmiş ve «Siz onlarla —galip gellncey», din yalnız Allah (cc) için oluncaya, ibadet ve taat putlara değil, yalnız O'na yapılıncaya kadar— savaşarak öldürünüz», buyurmuştur
Onlar, sizinle savaşı bırakarak dininize girerlerse öldürmeyiniz Zira sizin için ancak zalimleri öldürmek uygundur Allah (cc), müşriklerin mut-lümanlara eziyet yapmakta israr ettiklerini ve yaptıklarının adam öldürmek*ten daha çirkin olduğunu haber vererek, «Haram ay, haram ay karşılığıdır, Ona hürmet etmemek, hürmet etmemekle karşılanır» buyurmuştur Yani «Onlar haram aylara saygısızlık yaparak size saldırırlarsa, sizde haram aylarda onlara karşı müdafaya geçin» demektir
Ey müminler, haram ayda dininizin müdafası ve tevhid davasının yü*celmesi için zarurete düşerseniz, sizde onlarla savaşınız, misliyle karşılık veriniz Allah (cc)'tan sakınınız ve zulüm yapmayınız Allah (cc)'ın muhak*kak muttakileri sevdiğini biliniz Bedenen cihad yapma emrinden sonra malla cihad yapmayı emreden Allah (cc); «Malınızı Allah (cc)'ın dinine yardım ve Hakkın müdafası için sarfedinlz Cimrilik yaparsanız, düşmana fırsat vermiş ve helak olmuş olursunuz İyilik yapınız Çünkü Allah (cc) İyilik yapanları sever» buyurmuştur [275]
Ayetlerin Nüzul Sebebleri
A ibn-i Abbas (ra)'ın rivayetidir: «Hudeybiye anlaşması yılı müşrik*ler Resulullah (sav)'ın Beytullah'ta umre yapmasına engel oldular Bir yıl sonra ise müşriklerle Resulullah (sav) arasında Beytullah'ı ziyaret için anlaşma yapıldı Resulullah (sav)'ta Hudeybiye'de kurbanını keserek dön*dü Resulullah (sav), Hudeybiye anlaşmasında Beytullah'ı ziyaret için ta*yin edilen seneyle ilgili hazırlık yaparken sahabiler Kureyşilerin anlaşma metnini ihlal ederek saldıracaklarından korktular Çünkü sahabiler haram ayda savaşmayı sevmiyorlardı Bunun üzerine, «Size harb açanlarla, Allah (cc) yolunda, sizde döğüşün» âyeti nazil oldu » [276]
B Müşrikler Resulullah (sav)'a «Bizimle haram ayda savaşmaktan men mi edildin?» deyince O da, «Evet» buyurdu Haram ayda müslüman-ların hazırlıksız olduklarını bilen müşrikler, o ayda savaşmaya hazırlandı*lar Bunun üzerine, «Haram ay, horam aya bedeldir» âyeti nazil oldu [277]
C İbn-i Abbas (ra)'tan: ««Haram ay, haram aya bedeldir» âyeti Re*sulullah (sav), umresini hicretin 7 yılında kaza yaptıktan sonra nazil oldu Çünkü Hudeybiye anlaşması, hicretin 6 senesi Zilkade ayında yapılmıştı Kureyş müşrikleri tarafından Beytullah'a girmesi engellenen Resulullah (sav), Medine'ye geri dönmüştü Bunun üzerine Allah (cc), ertesi sene muhakkak Mekke'ye giderek umre yapacağını Peygamber efendimize vaat etti» [278] rivayeti yapılmıştır
D İbn-i Cerir et-Taberi Eşlem Ebu İmrâne (ra)'den şu rivayeti yap*mıştır: «Biz Kostantaniyye (İstanbul)'daki orduda bulunuyorduk Akabe bin Âmir (ra) Mısır'daki ordunun başında, Feddâlet bin Ubeyd (ra) de, Şam'*daki ordunun başında bulunuyordu Karşımıza çıkan büyük Rum ordusu*na karşı hemen muharebe düzeni aldığımızda, bir müslüman Rum ordu*suna saldırarak aralarına girdi Bu sırada müslümanlar bağırarak, «Sübhanallah! şu adam kendini tehlikeye attı Halbuki Allah (cc) «  Kendinizi tehlikeye atmayın  » buyurmaktadır» dediler Resulullah (sav)'ın sancak*tarı, Ebu Eyyub el-Ensari (ra) ayağa kalkarak bizlere hitaben, «Bu âyeti, öyle mi anlıyorsunuz? Bizler Resulullah (sav)'tan gizlice kendi aramızda, «Malımız cok sarfedildi Halbuki Allah (cc) islâmı yüceltmiş, taraftarlarını çoğaltmıştır Artık malımızın başında bulunarak çalışsak ve çoğaltsak» derdik Bunun üzerine Allah (cc) yanlış düşündüğümüzü ikaz için «Aliah, yolunda mallarınızı harcayın Kendinizi tehlikeye atmayın  » âyetini inzal buyurdular Çünkü asıl tehlike, malın başında bulunup, savaşı terketmek-tir » dedi Ebu Eyyub el-Ensari (ra) eceliyle ölünceye kadar savaşı bırak*mamıştır » [279]
Ayetlerin Tefsirindeki İncelikler
Birinci incelik: Kur'anın bir çok yerinde kıtal ve cihad kelimeleri, se-bilillah kelimesiyle beraber anılmıştır Bu birlikte anış, savaşın asıl ama*cının, servete ulaşmak, yiğitliğini ortaya koymak, diktatörlüğünü göster*mek veya yeryüzünde mutlak bir saltanat kurmak değil, ilâ-ı Kelimetullah (Allah (cc) isminin yüceltilmesi) olduğuna işaret içindir
Bu büyük amacı Resulullah (sav), «İlâ-ı Kelimetullah için savaşan kimse, yalnız Allah (cc) için cihad etmiştir» [280] hadisiyle bizlere açıklu mıştır
İkinci incelik: Zemahşeri: «Fitne, katilden beterdir  » âyetinde litne kelimesinden murat, mihnet (Allah (cc)'ın imtihan için verdiği belaj'tlr Kİ İnsanlar onunla azab çeker ve o, öldürmekten daha beterdir Bir filozofa, «İnsana ölümden daha ağır gelen bir şey var mıdır?» diye soruldu O'da «Evet, ölümü istemeye vesile olan bela, ölümden daha ağırdır,» dedi Mihnetten maksat, müslümanların Mekke'den zorla, herşeyleri ellerinden alınarak, müşrikler tarafından çıkartılmalarıdır,» [281] der
Üçüncü, dördüncü ve beşinci incelik: Arap dili ve edebiyatıyla ilgili ol duğundan yazılmamıştır
Altıncı incelik: Allah (cc) katında, hiçbir şeyle değeri ölçulemeyen on faziletli ibâdet, cihad'dır Zira Allah Resulü (sav): «Cenab-ı Hakk yolunda cihad yapan kimse, gündüzlerini oruç gecelerini namaz ve kıraatle geçiren —ki bir an ibâdetten uzak olmayan— kimseden daha faziletlidir » [282] buyurmuştur
Abdullah bin Mübarek (ra), Fudayl bin iyad (ra)a gönderdiği mektupta şu beyitleri yazar: «Ey haremeyn'de İbadet eden, eğer bize bakıp görse*niz, ibâdetinizle avunduğunuzu yakinen bilirsiniz, yüzünüzün hatları göz-lerininden akan kanlı yaşlar ile kına gibi kırmızı olursa, bizim göğsümüz*de clhad meydanında aldığımız yaraların kanıyla kına gibi kırmızı olur» Mektubu okuyunca gözleri yaşaran Fudayl bin iyad; «Abdullah bin Mü*barek (ra), doğru yazmış, nasihati ile bizleri irşad etti» [283] der [284]
Ayetlerdeki Şer'i Hükümler
Birinci Hüküm: Cihad, Müslümanlara Ne Zaman Farz Kılındı?
Savaşın, müslümanlar için hicretten önce sakıncalı olduğunda alim*ler İttifak etmişlerdir Zira bu hususta Kur'an'da bir çok nass'lar vardır
«  Sen yine onların suçundan geç, aldırış etme Şüphe yok ki Allah, İyilik edenleri sever » (Mâide: 13)
«  Sen (kötülüğü) en güzel (haslet ne ise) onunla önle O zaman (gö*rürsün ki) seninle arasında düşmanlık bulunan kimse bile sanki yakın dost (un olmuş) olur» (Fussilet: 34)
«  Eğer yüz çevirirlerse artık sana düşen (vazife) ancak tebliğdir Al*lah kullarını layıkıyla görücüdür» (Âli İmrân: 20)
«(Habibim) iman edenlere söyle: Allanın günlerinin (çatıp geleceği)ni ümit etmeyenlerin (ezalarına) aldırış etmesinler Çünkü (Allah) herhangi bir kavme (ancak) kazanmakta olduklartyla mukabele eder» (Câsiye: 14)
«O çok esirgeyen Allah'ın has kullan, ki onlor yeryüzünde vefakar ve tevazu İle yürürler Kendilerine beyinsizler (hoşa gitmeyecek) lafları attığı zaman «selam (etle) de (yip geçerler) » (Furkân: 63) âyetleri ve benzeri âyetler, daha cok müminlerin, düşmanları ile savaşmalarının yasak oldu*ğuna delalet eder Zaten; «(Evvelce) kendilerine (ellerinizi muharebeden) çekin, dosdoğru namazı kılın, zekatı verin, denilen kimselere bakmaz mı*sın? Şimdi onların üzerine muharebe yazılınca (farzedllince) içlerinden bir zümre insan(dan başka bir şey olmayan düşmanlardan) Allah'tan korkar gibi, hatta daha şiddetli bir korku İle korkuyorlar  » (Nisa: 77) âyeti de Ooıkca müslümanların savaş yapmaktan men edildiğini göstermektedir
Ibn-l Cerir et-Taberî, bu hususla ilgili olarak İbn-i Abbas (ra)tan: «Ab-tlurrahman bin Avf (ra) ve arkadaşları Resulullaha (sav) gelerek, «Ya Re-»ulullah (sav), müşrik iken aziz ve zengin, iman ettikten sonra zelil ve fa-Mr olduk,» deyince, O, «Ben affetmekle emrolundum Siz müşriklerle sa*yışmayınız» buyurdular Mekke'den Medine'ye hicret ettikten sonra, müş-nklnrle savaş yapma emri gelince bir çok kişi savaşmaktan çekindi Bu*nun üzerine Cenab-ı Hakk, «(Evvelce) kendilerine «ellerinizi (muharebe-ılin) çekin, namazı dosdoğru kılın, zekatı verin» denilen kimselere bak*ındı mısın? Şimdi onların üzerine muharebe yazılınca (farzedilince) içlerin*dim bir zümre, insanlardan Allahtan korkar gibi, hatta daha siddstll bir korku İle korkuyorlar  » (Nisa: 77) âyetini inzal buyurdular» [285] diye rlva-ynt etmiştir Bu âyetin başlangıcı, savaşın Mekke devrinde yasaklandığını ımcak Medine'ye hicretten sonra izin verildiğini, savaştan korkarak kaçan kimselerin yanlış yolda olduklarını gösteriyor 
Islâmın ilk yıllarında savaş yapmanın yasak oluşundaki hikmeti va »nlmplerini şöyle özetleyebiliriz :
A Müslümanlar Mekke'de iken azınlıktaydılar ve mahsur idiler Güç İmi ve kudretleri de yoktu Müşriklerle aralarında olabilecek bir savaşta yuh olma ihtimalleri daha çoktu Halbuki Allah (cc) onların çoğalmnmnı v» kendilerine her hususta yardımcı olacak insanların bulunacağını rllln misil Emin bir yerde deflet haline gelmelerini de arzu etmişti Medine'ye tın rnt ettlkden sonra oradaki müslümanların yardımlarıyla hem güç ka nmdılar, hem de sayıları arttı İşte o zaman müminlerin, müşriklerle tavaf yııpmasına Allah (cc) izin verdi
B Asıl gaye, müminleri, Allah (cc)'ın emrini tutmaya ve büyük kıı ınundan (Resulullah)'ın idaresine saygılı olmaya alıştırmaktı Çünkü Arnp hır onhiliyet devrinde kahramanlığa ve zulüm karşısında çok rahatlıkla karşılık vermeye alışkındılar
Onların eza ve cefaya dayanmalarını, büyük komutanın emri altına yitmeye alıştırılmalarını, cahiliyet devrinde aldıkları lüzumsuz, fnldnul/ ıılılok anlayışlarının silinerek insana yakışır, hakimiyet, sabır ve metanet uilıl güzel hasletlerle bezenerek onları tabiat haline getirmelerini Allah (i'f)'ın İradesi, islâm gibi büyük bir dava İçin hazırlamıştır
C Arapların yaradılışları ve yaşadıkları çevrede, gururlanma ve kah*ramanlık duygulan yüksek seviyede idi Müslümanlar arasında 3-5 kişiye bedel bir çok yiğit ve kahraman olmasına rağmen, onlardan gelen eza ve cefaya karşı sabrediyor, «İslâm'a ve müslümanlara zarar gelmesin» di*yorlardı Müslümanların eza ve cefalara karşı sabretmeleri, müşriklerin gururlarını kırıyor, kalblerinl de islâma çekiyordu Nitekim onların Haşim-oğulları çevresini ablukaya almaları sırasında bu durum müşahade edildi Çünkü müşrik Kureyşliler, Resulullah (sav)'ı himayeden vazgeçirmek mak*sadıyla Haşimoğullarını muhasara ettiler O zaman islâma hiç inanmayan müşrikler dahi yaradılışlarındaki gurur ve kahramanlık duyguları galeyana geldiğinden daha önce muhasara hususunda aralarında yaptıkları sözleş*meyi yırtıp attılar Böylece muhasara sona erdi
D Müslümanlar Mekke'de iken babaları ve yakınlarıyla aynı binalar*da yaşıyorlardı Yakınları müşrikler, onları daima dinlerinden döndürmek İçin akla ve hayale gelmeyen eza ve cefalar uyguluyorlardı Eğer müslü*manlara, onlarla savaşma İzni verilseydi, her evde ayrı ayrı savaş mey*dana gelir ve kan akardı Halbuki islâmın davet metodunda aynı çatı altın*da yaşayanlar arasında kan dökme yoktur Hicret emri ile Mekke'den Medine'ye hicret gerçekleşince baba evladından, kardeş kardeşinden ay*rıldı O zaman müşriklerle savaşma izni müslümanlara verildi [286]
İkinci Hüküm: Savaşı Meşru Kılan İlk Âyet Hangisidir?
Selef, savaşı meşru kılan ilk âyetin hangisi olduğunda ihtilâf etmiş*lerdin Bu hususta Rebi bin Enes (ra)'ten şu rivayet yapılmıştır: «Size harb açanlarla Allah yolunda, siz de döğüşün  » (Bakara: 190) âyeti, savaş konusunda nazil olan İlk âyettir Çünkü o Medine'de nazil olmuştur Re*sulullah (sav), müslümanlara saldıranlar ile savaşır, islâma ve müslüman*lara dokunmayanlara da dokunmazdı»
Sahabilerden Hz Ebubekir (ra), Hz İbn-i Abbas (ra) ve Hz Said bin Cübeyr (ra)'in de bulunduğu bir cemaatten, «Kendileriyle mukatele edilen*lere uğradıkları o zulümden dolayı (bil mukabele harbe) izin verildi Şüp*hesiz ki Allah, onlara yardım etmeye elbette kemaliyle kadirdir» (Hacc: 39) âyetinin, savaş hakkında nazil olan ilk âyet olduğu rivayet edilmiş*tir
Ebu Bekir İbnü'l-Arabî; «Sahih olan, savaş hakkında ilk nazil olan â-yetin, Hacc suresinin 39 âyeti oluşudur Daha sonra Bakara suresinin 190, âyeti nazil oldu Savaşa Allah (cc) önce izin verdi, daha sonra farz kıldı Savaşa izin veren âyet Mekki, farz kılan âyet ise Medeni'dlr» [287] der [288]
Üçüncü Hüküm: Mekke Hariminde Savaşmak, Mubah Mıdır?
«  Onlar Mescidi Haram yanında, orada sizini» döğüşünceye kadar (yani döğüşmedikçe) sizde orada kendileriyle döğüşmeyin  » âyeti, sava*şın Mekke hariminde yapılmasını yasaklar Müşrikler, Mescid-i Haramda savaşmaya başlarlarsa şerlerinden korunmak için müslümanlar müdafaa savaşına başlarlar Âyete göre kafirler saldırmaksızın Mekke hariminde savaşa başlamamız caiz değildir Buna göre âyetin hükmü neshedilme-miştir
Mücâhid bununla İlgili olarak: «  Fakat (orada) sizi öldürürlerse »İz*de onları öldürün» âyetine göre, Mekke hariminde kesinlikle savaş yapıl*maz Diğer bir müşrik orada size saldırır, döğüşmek isterse elbette ona teslim olmak değil, nefis müdafası İçin döğüşmek farzdır» [289] der
Katadeden ise şu rivayet yapılmıştır: «  Onlar Mescid-I Haram ya*nında, orada sizinle döğüşünceye kadar (yani dönüşmedikçe) sizde orada kendileriyle döğüşmeyin  » âyeti, Tevbe süresindeki, «Dokunulması), ho*ram olan aylar çıktığı zaman artık o müşrikleri, onları nerede bulursan» öldürün  » (Tevbe: 5) âyeti İle neshedildi » [290]
Allâme Kurtubî de «Alimler, «  Onlgr Mescid-i Haram yanında silini* döğüşünceye kadar  » (Bakara: 191) âyetinin hükmü hususunda İki gö*rüşe ayrılmışlardır Bi( guruba göre, âyetin hükmü neshedilmlştlr Dlfler guruba göre ise, hükmü neshedilmeyen, ifadesi sarih bir âyettir» demek*tedir
Mücahid, «Âyet, hükmü neshedilmeyen, ifadesi sarih bir âyettir, Mm cid-i Haramda bir kimsenin döğüşmesl haramdır Müşrikler tarafından orada döğüş başlatılırsa, elbette onlara döğüşte karşılık vermek, müslü-mantarın hakkıdır» derken, Tavus da bu görüşe katılır Ayetin açık nastı da Mücahid'in görüşünü teyid etmektedir Sahih olan da İkinci görüştür Imam-ı Azam Ebu Hanife (ra) ve arkadaşları da bu görüştedirler
Sahih-i Buhari ve Sahih-i Müslim'de, Ibn-i Abbas (ra)'tan; «Mekke fet-hedildiği gün halka hitaben Resulullah (sav), «Ey müslümanlar, şüpheli!
Allah (cc) gökleri ve yeri yarattığı günden bugüne kadar Mekke harimin-de kan dökmeyi haram kılmıştır Benden önceki ve sonraki kişiler İçin kan dökmek, haramdır Ancak bugün bir müddet bana Mekke harimlnde sa*vaşmak helal kılınmıştır Şimdi ise Mekke fethedilmiştir Kıyamet gününe kadar da burada kan dökmek haramdır » buyurdu » diye rivayet edilen ha*dis de bu âyetin hükmünün cari Olduğuna ve neshedilmedlğine delâlet eder» [291] der [292]
Latif Bîr Münazara
Ebu Bekir İbnü'l-Arabî: «Bir cuma günü Mescld-i AksaauKi uuu nrv~ be medresesinde Kadı Zencani'nin derslerini dinliyorduk Blrara İçeriye güzel bakışlı, sırtında eski kaftan bulunan bir zat, alimler gibi selam ve*rerek girdi ve dershanenin ön ktsmına geçerek oturdu Bunun üzerine Ka*dı Zencani, «Gelen misafirimizi tanımak istiyoruz» deymce o «Dün hırsız*lar tarafından soyuton bir kişty-rm Asıl maksadım, Mescid-i Aksa harimine gelmektir Gerçek hüviyetimi sorarsanız Sağan şehri İlim taliblllerindenim,» dedi Kadı Zencanî hemen ilim adamlarına sarartan adet üzere bu zata «Öldürülecek bir kâfir, Mescid-i Harama sığınırsa arada iken öldürülür mü?» diye sordu O da «Öldürülmez» fetvasını verince,, Zencarçj «Deliliniz nedir?» dedi O «Mescidi Haram yanında, orada sîzinle d&güsünceye kadar, siz de orada kendileriyle döğüşmeyin  » âyetidir Ayette, «Tükâ-tilühüm» (siz onlarla döğüşmeyin) fifli «velâ taktHûrttim» (siz anlar) öl*dürmeyiniz) şeklinde kurralar tarafından okunmuştur Eğer âfet «mala taktilûhüm» şeklinde okunursa, onların Mescid-i Haramda öldürütemeye-ceklerine dair açık bir nass, velâ tükâtüûhüm (siz onlarla döğüşmeyin) şeklinde okunursa müslürnanların döğüşmemeleri tein bir uyarı olur Çün*kü ölüme sebep olan döğüşmeyi Allah (cc)'ın yasak etmesi, acıkca öldür*me fiilini yasak ettiğine delildir» dedi
Şafii ve Maliki mezhebinden olmadığı halde, onların delillerini kendi delilleri edinerek itiraz eden Kadı Zencani «Okuduğunuz âyetin hükmü «  O müşrikleri nerede bulursanız öldürün  » (Tevbe: 5) âyetiyle neshe-dilmiştir» dedi Bunun üzerine Soğanlı misafir alim, «itirazınız kadılık ma*kamına ve ilmine layık değildir Çünkü müşriklerin görüldüğü her yerde öldürülmesini emreden lafzı ve manası umumi bir âyeti delil getiriyorsu*nuz Benim delil getirdiğim âyet ise yalnız Mescid-i Harama mahsus bir âyettir Hic bir alim, umumu İfade eden âyetlerin, hususi bir hükmü İfade eden âyetleri neshettiğini söylememiştir ve doğru da değildir» dedi Bunun üzerine Kadı Zencani sükut etti » [293] der
İbnü'l-Arabi ise: «Mescid-i Haramda {öldürmeye vesile olan) döğüş yapmanın haram olduğu Kur'an ve hadiste sabittir Mescid-i Harama sığı*nan bir kafiri orada öldürmek caiz değildir Yalnız sucu kadı tarafından tesbit edilmiş bîr zâni veya katil sonradan oraya sığınırsa şer'i hat, cı-karılamadığı veya kendisi çıkmadığı takdirde orada icra edilir Eğer orada döğüşen kafir ise, Kur'an nassına göre hemen orada öldürülür,» demek*tedir [294]
Dördüncü Hüküm: "Haddi Tecavüz" Den Maksat Nedir?
Allah (cc), "  Aşırı gitmeyin Şüphesiz ki Allah, aşırı giden leri sevmez " âyetiyle "aşırı gitmeyi yasaklamıştır Haddi tecavü zü bir kaç noktadan inceleyebiliriz
A Hosan-ı Basri (ra)'nin dediği gibi insanın burnunu, kulağını ve du*dağını kesmek, kadınları, çocukları, savaş gücü olmayan yaşlı ve sakatlar İle gayr-i müslim din adamlarını öldürmek, meyve ve sebze bahcelorinl yakmak, sebepsiz yere hayvanlarını kesmek veya katletmek, gibi huşun lar âyetteki, «aşırı gitme»nin kapsamı içindedir Bu saydıklarımıza Mut lım'in Beridete'den rivayet ettiği «Allah (cc)a inanmayan, kafir olan her şahısla doğuşunuz, savaşınız Kaddarlık yapmayınız İnsanların kulak, bu*run ve dudaklarını, çocukları, kilise ve havralarda ibadet eden rahipleri öldürmeyiniz» [295] hadfei de işaret eder Buhari ve Müslim'in ibn-i Ömor (ra)'den rivayet ettikleri diğer bir hadiste şöyledir: «Bir savaşta öldürülmüş bir kadın cesedi bulundu Bunun üzerine Resulullah (sav) kadın ve çocuk*ların öldürülmesini yasakladı » [296]
B Bazı alimler de, Mügâtil (ra)'den; «Âyette «aşırı gitmeyin» »mrln den maksat, «müşrikler ile savaşa ilk başlayan siz olmayınız» demektir » diye rivayet etmişlerdir
C Bir kısım alimler de Said bin Cübeyr (ra) ve Ebu'l Aliye (ra)'den «Âyette «aşırı gitmeyin» buyruğundan maksat, sizinle döğüşmeyen İle döğüşmemenizdlr» diye rivayet etmişlerdir
Kurtubi İse bununla ilgili olarak şöyle der: «Arap dili ve edebiyatına göre «gâtele» fiili, iki kişi arasında karşılıklı döğüşmeye denir Âyetteki bu tabirden, döğüşün, çocuklar, kadınlar, yaşlılar, kilise ve havralardakl din adamları ile yapılmayacağı anlaşılır, öyleyse savaşta bunlar öldürüle*mez Halife Hz Ebu Bekir (ra) bu hususu, Şam'a gönderdiği Yezid bin ebi Süfyan (ra)'a da tavsiyede bulunmuştur Yalnız bunlar, savaşta, savaşçı*larına yardımda bulunurlarsa o zaman öldürülebilirler
Alimler bu konuyu altı kısma ayırmışlardır
1 Kadınlar, savaşırsa elbette öldürülürler Çünkü Allah (cc) umumi bir ifade ile, «Size harb açanlarla, Allah yolunda siz de doğuşun  » buyur*muştur
2 Savaşta çocuklar mükellef olmadıklarından öldürülemezler Çünkü çocukları öldürmenin yasak olduğuna dair nass vardır
3 Savaşta goyr-i müslim din adamları öldürülmez Köle de edinilmez Çünkü Hz Ebu Bekir (ra), «Onları kendi hallerine terkediniz» demiştir
4 Savaşta yandaşlarına yardım eden ve müslümanlara zarar veren sakatlar öldürülür Yardım etmezlerse kendi hallerine bırakılır
5 İmam Malik (ra)'e göre kendi yandaşlarına fiilen yardım eden çok yaşlı erkekler öldürülür Yoksa öldürülmezler Cumhurun görüşü budur
6 Müşriklerin ücretle çalıştırdıkları işçiler ile çiftçiler de savaşta öl*dürülmezler Zira Hz Ömer (ra), «Siz müşriklerin çocukları, ücretli işçileri ve çiftçileri -kj savaşta karşımıza dikilmezler- hususunda Allah (cc)'tan sakınınız» dedi » [297]
Ayetlerden Alınacak Dersler
1- Savaş yalnız dinin hakimiyeti ve ilâ'ı kelimetullah İçin yapılır
2- Allah (cc) düşmanlığı, zulmü ve haddi tecavüzü sevmez
3- Müşriklerin mü'minleri dinlerinden döndürmek için yaptıkları eza ve cefalar, öldürmek gibidir
4- Savaşta kadınlar, çocuklar, hastalar ve savaş gücü olmayan kimseler öldürülmez
5- Cihad, müşriklerin eza cefa, fitne ve fesatlıklarını gidermek, tebliğ ve davet görevinin yapılmasını temin etmek içindir
6- Allah (cc) yolunda mal ve canıyla cihad yapmayı terketmek, in*sanın helakine sebep olur [298]
Âyetlerdeki Teşrii Hikmetler
İnsanlık tarihiyle başlayan hak-batıl mücadelesi, kryamete kadar de*vam edecektir Rahat ve huzur içinde yaşamak isteyen her kavim, düş*manları tarafından yapılacak bir saldırıya karşı azami derecede hazır ol*malıdır Çünkü dünyada ancak kuvvetliler yaşıyor ve konuşabiliyor Allah (cc)'ın insanlığa gönderdiği emniyet, İstikrar ve dilediği yaşama biçimi olan islâm dini, beşeriyeti topyekün hidayete çağırır Kendi sancağı altın*da toplanmalarına önem verir ve yaşamalarını ister
İslâmın yücelmesi, ilâ-ı kelimetullah davası ve islâmın tüm kavimlere ulaştırılması için Allah (cc)'ın seçtiği ümmet, İslâm ümmetidir
islâm dininin beşerlyyete yayılmasına ve islâm akidesinin yücelmesi*ne mani olmak isteyenleri uzaklaştırmak ve yeryüzünü şerlerinden koru*mak lazımdır Ki halk din hürriyeti ve iman etmek konusunda emniyet İçinde olsun Bundan dolayı Allah (cc), «Fitneden (eser) kalmayıncaya din de yalnız Allah'ın oluncaya kadar onlarla savaşın» âyetiyle islâmın da*vetine mani olan bütün kuvvetlerin bertaraf edilmesi için kafirlerle cihad yapmayı emretmiştir [299]
|