|
Prof. Dr. Sinsi
|
Tefsir Dersleri...
19 DERS KOCASI ÖLEN KADININ IDDET SÜRESİ
234 — İçinizden ölenlerin (geride) bıraktıktan zevceler, kendi kendi*lerine dört ay on (gün) beklerler İşte bu müddeti bitirdikleri zaman artık onların kondiîeri hakkında meşru vech ile yaptıkları şeyden dolayı size günah yoktur Allah, ne işlerseniz (hepsinden) hakkıyla haberdardır
Ayetin Lafzı Tahlili
(Yüteveffevne): ölürler, manasınadır
(Yezerûne): Terkederler anlamındadır
(Ezvâcen): Ezvâc kelimesi, âyette «kadınlar» mana*sında kullanılmıştır
(Yetarabbesne): Beklerler demektir,
(Belağne ecefehünne): Ecel kelimesi, tayin edilen süre manasındodır Ayette ise, «iddetinl dolduranlar» anlamında kullanılmıştır
(Habirin): «Her şeyin gizil ve açık olanını bilen» anlamındadır [484]
Ayetin Icmali Manası
Allah (cc), icmalen şöyle buyuruyor; «İçinizde ölen erkeklerin geride bıraktıkları hanımların, kendi kendilerine dört ay on gün beklemeleri farz*dır Bu bekleyiş müddeti içersinde, kadınların güzel elbise giymemelerini, koku sürmemelerini, hiçbir toplantıya katılmamalarını ve erkeklerin de İddet bekleyen kadınlara evlenme teklifi yapmamalarını Allah (cc) emret-1 mistir
Allah (cc)'ın emrettiği şekilde İddet müddetlerini kocalarının evlerin*de tamamlayan kadınların velileri İçin, onları evlendirme hususunda hiç bir günah yoktur O süreden sonra kadınların güzel koku sürünmeleri ve güzel elbise giymeleri de serbesttir
Allah (cc), iş ve amellerinizi en iyi bilendir Sizin gizli yaptıklarınızı dahi sizden daha iyi bilir O'ndan sakınınız ve emrettiğini, mutlaka em*rettiği şeklide yapınız » [485]
Ayetin Tefsirindeki İncelikler
Birinci incelik: Arap dili ve edebiyatıyla İlgili olduğundan alınmamış*tır
İkinci İncelik: Âyetteki, «zevç» kelimesi, hem erkeğe, hem kadına de*nir Gerçekten İki şeyden meydana gelen şeye «2evc» denir Bunun için kadın ve erkeğin birleşmesine de «zevç» denmektedir
Zevciyet (evlilik)'(en maksat, ikisinin de her hususta birlik olmaları*dır Bu birliği Allah (cc), âyette tek bir kelime olan «zevç» ile ifade et*miştir
Üçüncü incelik; Ibn-i Cerir et-Taberl; «Ümmü Seleme (ra)'den varit olan rivayete göre, kocası ölen bir kadın, gözünün ağrıdığını, bunun İçin gözüne sürme çekip çekmeyeceğini sorunca, Resulullah (sav), «Sizler cahiliyet devrinde en pis elbise İle bir sene beklerdiniz 'Sonra da yanınız*dan geçen köpeğe, bir koyun veyd deve dışkısı atardınız Cahiliyet devrin*de bir sene bekliyordunuz da, şimdi dört ay on gün beklemeye dayana*mıyor musunuz?» buyurdu» [486] der
Dördüncü incelik: Kocası ölen bîr kadın için, dört ay on gün gibj bir süre tayin edilmesi ve o müddet İçersinde güzel elbise giymeyi ve koku sürmeyi terketmesinln talep edilmesinden maksat şudur: Kadının dört ay on gün iddet beklemesindekj gaye, hamile olup olmadığının bilinmesidir Çünkü cenin anne rahmine düştükten sonra İlk kırk günde nutfe, ikinci kırk günde kan halini alır Üçüncü kırk günde ise çocuğun uzuvları te*şekkül eder ve tam bir çocuk şeklini alır Bu hususa Resulullah (sav)'ın sarih ve sahih hadisi de delalet eder Yüzyirmi günden sonra çocuğa ruh verilir İşte bu on gün de çocuğun canlanma müddeti olarak sayıldığın*da toplam 4 ay on gün olur [487]
Âyetteki Şer'ı Hükümler
Birinci Hüküm: (Mevzumuz) Âyet, Kocası Ölen Kadının Bir Sene İddet Beklemesini Emreden Âyeti Nesheder Mi?
Cumhur'a göre, mevzumuz âyet, «Sizden zevceler(inl geride) bırakıp ölecek olanlar eşlerinin (kendi evlerinden) çıkanimayarak yılına kadar fa [delen meşin İ (bakılmasını) vasiyet (etsinler)  » (Bakara: 240) âyetini nes-hetmlştir Günkü iddet, önce bir yıldı Sonra o hüküm neshedilerek, dört ay on güne indirildi Okuma sırasına göre her ne kadar mevzumuz âyet, neshedilen âyetten önce ise de, Allah (cc) tarafından inzal buyurulduğun-da önce neshedilen âyet, daha sonra da neshedici ayet gelmiştir Çünkü Kur'an'ın bu tertibi, nüzul sırasına göre değil, Resuiuliah (sav)'ın emri ile sıralanan şekildir, öyleyse (mevzumuz) âyetin, kendisinden altı âyet son*ra gelen 240 âyeti neshetmesi doğrudur Bazı alimlere göre de 240 âye*tin hükmü neshedilmemiş, yalnız ihtiva ettiği bir yıllık iddet süresi, 234 âyetle noksanlaştırılarak dört ay on güne indirilmiştir Yolcu bir kimsenin namazlarının dörtten tki'ye indirilişi, nesh değil, noksanlaştırma olduğu ve*ya müddetleri bakımından iki âyetin ihtiva ettiği hükümlerin biri diğerini nesh değil, hükmünü bir yıldan noksanlaştırarak dört ay on güne indirdiği gibi Buna nesh değil, hafifletme denir
Kurtubî'ye göre, bu görüş açık bir yanılgıdır Çünkü iddetin bir yıldan dört ay on güne indirilişi nesh'tir Yolcunun, yolculukta kıldığı iki rekat namazın buna benzer tarafı yoktur Bunlar birbirleriyle kıyaslanmazlar Zira namaz yolcu için dört rekattan iki rekata kısaltılmış değil, yolcu için zaten farz olan iki rekattır [488]
İkinci Hüküm: Kocası Ölen Hamile Kadının, İddet Süresi Ne Kadardır?
Kocası ölen hamile bir kadının İddet müddeti, doğumuyla sona erer Çünkü Allah (cc), «  Yüklü kadınların İddetleri ise, yüklerini vaz' etme*leri ile (biter)  » (Talâk: 4) buyurmuştur Kİ bu âyet, «İçinizden Ölenlerin (geride) bıraktıkları zevceler, kendi kendilerine 4 ay 10 (gün) beklesinler  »
âyetindeki umumi ifadeden, hamile kadınlar ite ilgili hükmü, istisna etmiş*tir Bu da cumhur'un görüşüdür Hz Ali (ra) ve Hz İbn-i Abbas (ra)'dan varit olan rivayete göre hamile kadın, en uzun iddeti bekler Yani kocası Öldüğü zaman hamile olan kadın, henüz dört ay on günü tamamlamadan doğum yapsa dahi, dört ay on günü beklemek zorundadır veya 4 ay on günü doldurduğu halde henüz doğum yapmayan kadının, doğumu bekle*mesi mecburidir Bu surette en uzun süreyi beklediğinden iddet hakkında nazil olan her iki âyetinde hükümünü yerine getirmiş otur Kadın, «Doğum*la iddetlm bitmiştir Âyet böyle söylüyor» derse, kocası ölen kadınların dört ay on gün İddet beklemelerini emreden âyetin hükmü ile amel etmemiş olur
Kadının her iki âyetin emirleriyle amel etmesi, birini tercih etmesin*den daha iyidir
Kürtubî bu hususta, «Hz Ali (ra) ve Hz İbn-i Abbas (ra)'in görüşü Resulullah (sav)'ın sahih hadisi -cumhurun delillerinde anılacaktır- olma*saydı, güzel bir görüştü» der
Cumhurun delilleri:
«Kocası ölen hamile bir kadının iddet süresi, doğumu ile sona erer» görüşlerini Kur'an ve hadisten getirdikleri delillerle isbat ederler
A Kur'an'dan delili: «  Yüktü kadınların İddetleri ise, yüklsrlnj vaz etmeleri İle (biter)  » (Talâk: 4} âyetidir Umumi bir hükmü ifade eden âyet, kocası ölen hamile kadın veya kocası tarafından boşanan hamile kadını da kapsar
B Hadisten delili:
«Bedir savaşma iştirak eden Saad İbn-i Halet (ra)'tn Sübeyat ei-Es-lemiyye (r anha) isimli bir hanımı vardı Hamile İdi Veda Haccında İken kocası vefat etti Kocasının ölümünden hemen sonra doğum yaptı Lohu-salıktan temizlendikten sonra güzel elbiseler giyindiğini gören Ebu Senâ-bll bin Bağlebek O'na, «Seni çok süslenmiş görüyorum Evlenmek* mi isti-
yorsunuz? 4 ay 10 günü dolduruncaya kadar evlenemezsiniz» dedi Kadın, durumu Resulullah (sav)'a anlattı O, «Evlenmek istiyorsanız evlenebilir*siniz» buyurdu » [489] hadisinde, Resulullah (sav)'ın «Evlenmek istiyorsanız evlenebilirsiniz» buyruğundan, hamile bir kadının iddet süresinin, doğumla sona ereceği anlaşılır Bunun sayılı bir günü ve zamanı yoktur
İbn-i Abdülber, İbn-i Abbas (ra)'ın naklettiği hadisi gördükten sonra, görüşünden dönerek, hamile bir kadının doğumla iddetinin sona ereceğini kabul etmiş ve bu husustaki tüm fetvalarını bu hadisin muhtevasına göre vermiştir Zaten bütün İlim adamlarının görüşü de bu doğrultudadır [490]
Kurtubî, bununla ilgili olarak şöyle demektedir: «İbn-i Abbas (raj'ın naklettiği hadis ile, «  Yüklü kadınların iddetleri ise, yüklerini vaz' etme*leri İle (biter)  » (Talâk: 4) âyeti, umumi olarak kocasından boşanan ve kocası ölen kadınların İddet hükümlerini ihtiva eder Âyette, dört ay on gün olarak îesbit edilen İddet süresi, kocası ölüpte hamile olmayan ka*dınlara mahsustur » Kurtubî'nin bu görüşlerini, İbn-i Mesud (ra)'un görüşü takviye eder Günkü kocaları ölen hamile kadınların iddet süreleri, husu*sunda nazil olan âyet, kocaları Ölen kadınların iddet süreleri hususunda nazil otan âyetten daha sonra nazil olmuştur [491]
Üçüncü Hüküm: İhdâd Nedir? Kocası Ölen Kadın, Ne Kadar Tahdid Ya*par?
İslâm, kocası ölen hamile kadının doğuma kadar, hamile olmayan ka*dının ise, dört ay on gün tahdid yapmasını farz kılmıştır Yalnız bir kadı*nın kocası değil, bir yakını vefat ederse, üç gün tahdid yapması lazımdır Üç günden fazla yaparsa, haramdır Günkü Buharı ve Müslim'de olan: «Ben (Zeynep binti Ümmü Selemete), Resulullah (sovj'ın zevcesi Ümmü Habibete (ra)'ye, babası Ebu Süfyan (ra)'ın ölümünden üç gün sonra ta*ziye için gittim Cariyesinden istediği kokuyu süründükten sonra, «Allah {ccj'a yemin ederim ki, güzel koku sürmeyi şu anda hiç arzulamıyordum Fakat Resuiultah (sav)'tan İşittim ki «Allah'a ve ahiret gününe İnanan ya*kın akrabası ölen bir kadının, üç günden sonra koku sürmemesi ve güzel elbise giymemesi haramdır» buyurdu» hadisi bunu teyid eder
İhdâd, süslenmeyi, koku sürmeyi, ellere kına yakmayı terketme, yani kocası öten bir kadının bunlarla beraber gelecekte muhtemelen evlenebiİeceği erkeklerden de kaçınması anlamındadır Kocası ölen bir kadına, dört ay on günlük bir süre içersinde bunları terketmesini, yalnız kocasının, kendisi üzerindeki büyük hakkından ötürü Allah (cc), farz kılmıştır
Şüphesiz evlilik bağı, en kutsal bir bağdır Kadının ne islâmi, ne de ahlaki bakımdan, kocasının kendj üzerindeki hakkı ile evlilik bağını unut*ması, hiç te doğru değildir Cahiliyet devrinde kadın, ölen kocası için bir sene koku sürmeyi, güzet elbise giymeyi ve kına yakmayı terkederdi İs*lâm ise, bir senelik tahdidi neshederek, dört ay on gün beklemeyi farz kıl*mıştır
Resulullah (sav)'m zevcelerinden Ümmü Seleme (ra)'den varit olan rivayete göre; bir kadın gelerek; «Ya Resulullah (sav), kızımın kocası öldü O'nun ise gözleri hastadır Gözlerine sürme çekebilir miyim?» deyince Resulullah (sav), «Hayır, hayır, dört ay on gün bekledikten sonra dediği*nizi yapabilirsiniz Siz cahiliyet devrinde bir sene bekliyordunuz da, şimdi dört ay on gün bekliyemiyor musunuz?» [492] buyurdu
Zeynep binti Ümmü Selemete (ra) şöyle rivayet ediyor,; «Cahiliyet dev*rinde kocası ölen bir kadın, küçük karanlık bir odaya kapanarak, en kötü bir elbiseyi giyer, hatta bir sene hiç yıkanmadan beklerdi Bir senelik sü*reden sonra kendisine verilen davar ve keçi dışkısını atardı Bundan mak*sat da, çileli ve çirkin bir vaziyette kocası için geçirilen bir yıllık sürenin, dışkı kadar kıymetinin olmadığım göstermek idi » [493]
Bazı alimler, «  İşte bu müddet* bitirdikleri zaman artık onların ken*dileri hakkında meşru veçhile yaptıkları şeyden dolayı size günah yoktur»
âyetinden, kadının tahdidle iddet beklemesini anlamışlardır, Bu ince ve güzel bir anlayıştır Diğer bazı alimlere göre de, ihdâd'tan maksat, güzel koku sürmemek, süstü elbise giymemek ve kına yakmamak değil, özel*likle evlenmemektir Yalnız bu görüş, çok zayıftır
İbn-i Kesir'e göre ihdâd'dan murat, güzel kokuyu terketmek, tezyi-natlı elbise giymemek ve mücevherat takmamaktır Bu ihdâd, kocası ölen kadın için farzdır Talak-ı rtc'i ile kocasından ayrılan bir kadının, iddet süresinde bunları terketmesj farz değildir Talak yoluyla kocasından ta*mamen ayrılan bir kadının, koku sürmesi, güzel elbise giymesi ve mücev*herat takıp takmaması hususunda iki görüş vardır Sahih olan görüş şu*dur: Kocası ölen kadının, iddet müddetindeki gibi, talak yoluyla kocasından tamamen ayrılan kadının da mücevherat takmayı, koku sürmeyi ve güzel elbise giymeyi terketmes! farz değildir Terketme hali, ancak kocası ölen kadınlara mahsustur
Kocası ölen yaşı küçük, adetten kesilmiş, hür ve cariye kadından han*gisi olursa olsun zineti, kokuyu ve güzel elbiseyi terketmesi farzdır Çünkü âyet, umumu ifade etmektedir [494]
Dördüncü Hüküm: Kadının İddet Beklemesi, Neden Farzdır?
Alimler, kadının iddet beklemesinin hikmeti hususunda, bir cok neden Jer saymışlardır Bunları kısaca aşağıya alıyoruz,
1 Kadının hamile otup olmadığının bilinmesidir Bu da, nesep karışık*lığı olmaması içindir Çünkü kocası ölen bir kadına iddet beklemek farz olmasa da, kadın hemen evlense, hamile kaldığı takdirde doğuracağı ço*cuğun babasının hangi kocası olduğu bilinmezdi Bu bilgisizlik, çocuğa karşı bir ilgisizlik meydana getireceğinden, islâmın emrettiği kurallar çer*çevesinde yavrunun yetiştirilemeyeceğl, herkes tarafından bilinen bir ger*çektir Tüm bu ihtimallere karşı islâm, kadının iddet beklemesini emret*miştir
2 Allah (cc), yalnız mü'min kadınların iddet beklemesini emretmiştir Bu emre uymak ibâdettir
3 Kadınların, ölen kocalarına acıdıklarını ve aile hayatlarının unutul*maz bir yaşantı olduğunun bilinmesi içindir
4 Talak-ı ric'î ile ayrılan kadınlar, müracaat yoluyla eski kocalarına tekrar dönebllme ve kocalarında bu sürede, hanımlarına tekrar ricat et*me veya tamamen ayrılma fırsatı verilmesi içindir
5 NİJcahın büyüklüğünü ve onun için uzun bir süre beklenmesinin lazım geldiğini, insanların idrak, etmesi içindir İddet olmasaydı, kadınların evlenip ayrılmaları çocuk oyuncağına benzerdi [495]
Âyetteki Teşrii Hikmetler
Altah (cc), aile şerefinin korunması, dağılmaması ve nesebin karış*maması İçin mü'min kadına iddet beklemeyi farz kılmıştır Kocası ölen kadınlara Iddetle birlikte, aile hayatına saygı duyulması, evliliğin çok fa*ziletli ve güzel bir şey olduğunun açıklanması için Allah (cc), zînet tak--fmamayı,ve koku sürmemeyi emretmiştir
Halbuki cohiliyet devrinde Iddet bir sene olduğu gibi kadın, en çirkin bir elbiseyle, en karanlık bir odada oturur, zlnetf ve kokuyu terkederek yıkanmaz, suya elini sürmez, tırnaklarını kesmez ve saçlarını da taramaz-dı Bu çileli bir yılı bitirdikten sonra en kötü bir koku ve elbiseyle ortaya ;i çıkar, kendfsine verilen koyun veya deve dışkısını, bir köpeğe atardı Mak*sat da, ölen kocasının hakkının çok büyük olduğunu sözüyle değil, yaşan*tısıyla göstermekti
İslâm, cahiliyet devrindeki bu çirkin durumu düzelterek kadının, yalnız güzel koku sürme ve güzel elbise giymeyi terketmesini istemiş, iddet sü*resinin çirkin ve pis bir şekilde değil, intizamlı ve düzenli bir şeklide geçi*rilmesini emretmiştir Çünkü temizlik, islâmın şfarındandir Kadınlar bu iddet süresini, dilediği evde geçirebileceği gibi yakınları yanında da geçi*rebilir Hatta kadınlar arasındaki toplantı günlerine dahi katılabilirler
Bugünkü kadınlar, islâmın bir çok emirlerine uymadıkları, özellikle şeriatın yasak ettiği fahiş bir sesle ağlama, bağırma, yeme, İçme ve gi*yinmeyi dahi terkediyorlar Bunlar yalnız kocalarının ölümünde değil, ba*ba, kardeş ve çocuklarının ölümlerinde de bunu yapıyorlar Hatta bir çok kadınlar, kocalarının ölümlerinden hemen sonra güzel elbise giyme, koku sürünme ve yabancı erkeklerle konuşacak kadar kendilerinde cesaret bu*luyorlar Halbuki bu hususta en iyisi cahiliyet adetlerini değil, islâmın emrettiğini yapmaktır Günkü islâm, söz İle değil, öz ile her haliyle bir ya*şama nizamıdır [496]
|