|
Prof. Dr. Sinsi
|
Tefsir Dersleri...
25 DERS YETİM MALLARINA VERİLEN ÖNEM
VE KORUNMASI HUSUSUNDA GÖSTERİLEN YOLLAR
5 — Allah'ın sizi başına diktiği mallorınızı beyinsizlere vermeyin Kendilerine bunlardan yedirin, giydirin, onlara güzel söyleyin (iyi nasihat*ler edin)
6 — Yetimleri nikah (çağına) «rdikleri zamana kadar (gözetip) de*neyin O vakit kendilerinde bir akıl ve salah gördünüz mü mallarını onlara teslim edin Büyüyecekler (de ellerine alacaklar) diye bunları israf İle tez elden yemeyin (Velilerden) kim zengin ise (yetimin malım yemeye tenez*zül etmesin) kaçınsın Kim de fakir ise o halde örfe göre (bir şey) yesin Artık onlara mallarını teslim ettiğiniz vakit karşılarında şahit bulundurun Tam bir hesap sorucu olmak bakımından ise Allah yeter
7 — Ana ve baba iie yakın hısımların bıraktıklarından erkeklere, ana ve baba ile yakın hısımların bıraktıklarından kadınlara —azından da ço*ğundan da— farz edilmiş birer nasip olarak hisseler vardır
8 — Miras taksim olunurken (mirasçı olmayan) hısımlar, yetimler, yoksullar da hazır bulunursa kendilerini ondan (bir şey vererek) nzıklan-dırın, (gönüllerini alacak) güzel sözler de söyleyin
9 — Arkalarında aciz ve küçük evlatlar bıraktıkları takdirde onlara kcrşı (halleri ne olacak diye düşünüp) endişe edenler (himayeleri altındaki yetimler ve diğer mirasçılar hakkında da oynı hissi taşımaktan) saygı ile korksun(lar) AHahtan sakınsınlar, (gerek vasiler gerek onların nezdinde bulunanlar hatıra gönüle bakmayarak) sözü dosdoğru söylesinler
10 — Gerçek, yetimlerin mallarını haksız (ve haram) olarak yiyenler, karınlarına ancak bir ateş yemrş olurlar Onlar çılgın bir ateşe (cehenne*me) gireceklerdir,
Âyetlerin Lafzi Tahlili
(Es süfehâe): Süfehâ, sefih kelimesinin çoğuludur
Sefih ise iyi ile kötüyü ayırdedemeyen beyinsiz demektir Çocuklara ve aklı kesmeyenlere sefih denilmesi bundandır
(Kıyâmen): Kıyöm, lügatta ayakta durmak anlamın*dadır Âyette İse insan hayatını ayakta tutacak servet anlamındadır
(Vebtelû): Vebtelû, ibtlla kökünden türemiştir İbtllo, lügatta deneme anlamındadır
(Ânostüm): İ'nas kökünden gelmektedir, l'nas, mek ve bilmek demektir
(Rüfdeo): Rüşd kelimesi lügatta doğru yola ermek lir anlamındadır
(Isrâfen): İsraf, haddi aşmak, tecavüz etmek demefttlr
(Felyestoğflf): Istiğfaf kökünden türemiştir Kötü bir şeyi terketme manasındadır
(Hasîben): Muhasebe yapmak, hesaplaşmak demektir
(El-kısmete): Taksim etme, bölme manasındadır
(Ulülgurbâ): Yakın akrabalar demektir
(Kavlen maörûfen): Güzel söz söylemek, hatır olmok
«Ayn«toıma sairenH l'sal, vasi kökünden türemiştlr Girme, sokma anlamındadır Sair kelimesi ise, yakıcı ateş de*mektir [18]
Ayetlerin Icmali Manaları
Allahu taala Icmalen şöyle buyurur: Velilere, çocuk ve sefih kişilerin mallarını yemeleri yasaktır Veliler, sefih ve yetimleri kendi mallarından yedirmeli, giydirmen ve diğer ihtiyaçlarını karşılamalıdırlar Yetimler belirli bir yaşa geldikten sonra bir denemeye tabi tutulmalı ve onlarda akıl dine bağlılık, mallarını koruma gibi güzel haller görülürse, hiç tehir etmeksi*zin malları kendilerine teslim edilmelidir
Veliler yetim mallarını kendileri için harcarken israf etmekten kaçın*malıdırlar Eğer israf edilirse kendisi büyümeden malı biter, sonraya bir faydası olmaz Zengin olan veliler, yaptıkları bakım karşılığı olarak yetim-
lerin mallarından almamalı, yememelidir Fakir olanlar ise örfe göre yiye*bilirler Yetimlere, malları şahitler önünde verilmelidir, daha sonra İnkâr etmemeleri için Allah, herşeyl görücü ve hesap sorucu olarak kafidir
Ölen yakın akrabaların geriye bıraktığı mallardan erkeklere olduğu gibi kadınlara da bir hisse verilmesi Allanın adil şeriatı ve açıklayıcı kita*bı tarafından emir buyurulmuştur Varis olmayan akrabalara, yetimlere, fakirlere de ölen kimsenin bıraktığı maldan vererek onların da gönülleri hoşnut edilmelidir
Himayeleri altında yetim bulunan vasilere, zulmetmekten kaçınmaları, onlara iyilik yapmaları emredilmiştir Kendileri nasıl öldükten sonra geriye bırakacakları çocukların geleceğinden dolayı endişe ederlerse, yanlarına bırakılan küçük yetimler hakkında da Allah'tan korkmalı, sakınmalıdırlar Kendi çocuklarının sevilmesini, iyi bakılmasını nasıl isterlerse, himayeleri altındaki çocukları öyle sevip bakmalıdırlar
Allahu taala, yetim çocukların mallarını zulmen yiyenlerin cezalarını beyan ederek bu âyetlere son vermiştir Kim yetim çocukların mallarını haksız yere yerse, kendilerini kıyamet günü yakacak bir ateşle doldurmuş olur midesini Bu kimseler yakıcı cehennem ateşine gireceklerinden şüphe etmesinler [19]
Âyetlerin Nüzul Sebebleri
1 ) Cahiliye devrinde, ölen kimselerin geriye bıraktığı maldan hak*ları olduğu halde kadınlara ve küçük çocuklara hiçbir şey verilmezdi Al*lah bunun için «Ana ve baba ile yakın hısımların bıraktıklarından erkek*lere  » âyetini inzal buyurdu [20]
2 ) ibni Abbas (ra)'dan varid olan bir rivayete göre cahiliye devrinde kız çocuklarına, kadınlara ve küçük yaştaki erkek çocuklara mirastan pay verilmezdi Bir gün, ensarilerden As bin Sabit öldü ve geriye iki kız ile bir küçük oğlan çocuğu bıraktı As'ın iki amca oğlu gelerek mirasının ta*mamını aldılar As'ın karısı, onlara kızlarıyla evlenmelerini teklif etti Kız*lar çirkin olduğu için bu teklifi kabul etmediler Bunun üzerine As'ın ka*rısı durumlarını Resululloha (sav) haber verdi Hemen arkasından da «Ana ve baba ile yakın hısımların bıraktıklarından kadınlara  » âyeti nazil oldu Aypîln nozil olmasından sonra Resulullah o adamları çağirtdrafc «Mirasa dokunmayacaksınız Çünkü şu anda Allah bana erkeğin de «apr-nm da mirasta payları olduğunu ayetiyle haber verdi » buyurdu [21]
Ayetlerin Tefsirindeki İncelikler
Bklncl İncelik: Matlar yetimlere ait olduğu halde ayette vasilere İzafe edilmesi, ümmet fertlerinin sllsilell bir yolla birbirlerine kefil olduklarına İşaret olduğu gibi, yetim mallarının korunmasını da teşvik içindir Çünkü vasinin sefih veya yetimin mallarını fuzuli olarak İsraf etmesi halinde hem kendileri hem de cemiyet zarara uğrar Bu âyette de, «  Kendilerinizi öl*dürmeyin  » (Nisa: 29) ayetinde okluğu gibi insanların hukuku, tek bir insanın hukuku olarak ifade edilmiştir Çünkü, «Kendilerinizi öldürmeyin» emri, ferdin kendisini değil, bir başkasını öldürmesini yasaklamaktadır İslâm hukuku açısından bir insanı öldüren kimse, aslında kendisini öldür*müştür Çünkü kendisi de kısasen öldürülür İşte mevzumuz âyette de mal*lar, herne kadar bir şahsın tasarrufunda olsa da gerçekte bir millî ser*vet olması bakımından bütün toplumun malıdır ve herkes onu korumakla mükelleftir
Cemiyetler bu ayetin ışığı altında hayatlarını sürdürseler, can ve mal emniyetini tam olarak sağlamış, içtimai huzura kavuşmuş olurlar Bugün toplumlar bu ayetleri bilerek veya bilmeyerek kabul etmedikleri için can ve mal emniyetini sağlayamıyorlar, huzura kavuşamıyorlar
İmam Fahreddin RazL bu ayetin tefsirinde şöyle der: «Mal, bütün İn*sanların muhtaç olduğu, faydalandığı birşeydir Zira İslâm hukuku, bütün bir toplumu tek bir fert gibi ele alır Bundan dolayıdır ki, Allah da (mev*zumuz) ayetin başlangıcında sözkonusu mal, sefihlerin olduğu halde onla*rın velilerine izafe ederek «sizin malınız» şeklinde ifade etmiştir » [22]
ikinci incelik: Mal insanın yaşamasına, hayatının devamına vesile ol*duğu için Allah onu «kıyam» (ayakta durnla} olarak isimlendirmiştir Had*dizatında ayakta duran mal değil İnsandır, cemiyettir Mal cemiyetin ayak*ta durmasına vesile olduğu için sanki kendisi ayakta duruyormuş gibi «kıyam» olarak adlandırılmıştır Bunun içindir ki selef-i salihin «Mal mü*minin silahıdır » demişlerdir Hatta yine seleften bazıları, «Allahım, malın hesabını soracağını biliyorum Fakat yine de öldükten sonra geride mal ^bırakmam, halka muhtaç olmamdan daha hayırlıdır » demişlerdir [23]
Üçüncü incelik: Zemahşeri, Keşşaf isimli tefsirinde şöyle der: «Rüşd kelimesinin belirsiz İsim (nekre) olarak kullanılmasından anlaşılıyor ki, yetim çocuğun rüşde ermesi, malt tasarruf edebilme, ticaretini yapabilme durumuna gelmesidir Bu duruma geldikten sonra buluğ yaşını beklemeye gerek yoktur »
Dördüncü İncelik: Ebussuud Efendi'ye göre İstihfaf ve örf© görmek kelimeleri yetim çocuğun malına vesayet eden şahsın, bakımına kar*şılık olarak, o malın bir kısmını yemesinin veya kullanmasının caiz oldu*ğuna delalet eder Şu hadis-l şerif de bunu teyld etmektedir: Adamın biri Resulullaha gelerek, «Yanımda yetim bir çocuk var Kendisine ve malına bakıyorum Onun malından yiyebilir miyim?» diye sordu Resufullah (sav) «Maruf bir şekilde yiyebilirsin » dedi Adam, «Terbiyesizlik yaptığında onu dövebilir miyim?» deyince de, «Terbiyesi için kendi çocuğuna vuracağın kadar vurabilirsin » buyurdu [24]
Beşinci İncelik: «Ana ve baba İte yakın hısımların bıraktıkfonnaan er*keklere, ana ve baba İle yakın hısımların bıraktıklarından kadınlara —azından do çoğundan da— farz edilmiş birer nasib olarak hisseler var*dır » âyetinde tafsili üslubun ihtiyar edilmesi yerine «Ana ve baba İle ya*kın hısımların bıraktıklarından hem erkeklere, hem de kadınlara  » denil*seydi miras hükmünde aynilik İfade edilmiş olurdu Bu tafsili üslup niçin ihtiyar edilmiştir? Kadın hukukunun önemini ortaya koymak, kadınların an*ne ve babaları ile yakın akrabalarının miraslarından pay almalarının asıl olduğunu bildirmek ve cahtliye dönemindeki miras hukukunu tamamen or*tadan kaldırmak için Kİ cahiliye döneminde kadınlara ve çocuklara ölen anne ve baba ile yakınlarının mirasından hak tanınmaz, pay verilmezdi «Ata binmeyen, silah taşımayan, düşmanla savaşmayanlara mal nasıl ve*relim » derlerdi İşte bundan dolayı Allah fcc) bu hükmü tafsilatlı bir İfade Üe bildirmiştir
Altıncı İncelik: Allah'ın âyette karın kelimesini zikretmesi, hükmü te-kid içindir İnsanın «gözümle gördüm, kulağımla işittim» demesi gfbl Aslın*da görmek ve işitmek kelimelerinden göz ve kulak kendiliğinden anlaşılır Göz ve kulağın ilave edilmesi, görme ve işitmeyi tekid etmek içindir İşte bu ayette yiyenler kelimesinden sonra karın kelimesinin tekrar edilmesi onların yemelerini tekid etmek İçindir Yoksa yiyenler kelimesinden zaten karın da kendiliğinden anlaşılır Çünkü yenen şeyler karına gider
Âyetteki «Karınlarına ancak ateş yemiş olurlar» ifadesi, yetim malı ye*menin cok çirkin ve kötü birşey olduğunu göstermektedir
Yedinci İncelik: Kurtubi şöyle der: «Âyette yenilen birşeye ateş denil*mesi, karşılığının gelecekte, kıyamet gününde ateş olmasındandır Bazı alimlere göre âyetteki ateş kelimesinden maksat haramdır Çünkü haram ateşi, cehennemi gerektirir Allah da burada haram İçin ateş kelimesini kullanmıştır » [25]
İmam Fahreddin Razı de şunları söyler: «Gerçek, yetimlerin mallarını haksız (ve haram) olarak yiyenler karınlarına ancak bir ateş yemiş olurlar, Onlar çılgın bir ateşe (cehenneme) gireceklerdir » âyetinde Allah yetim mallarını yiyenler hakkında cezanın şiddetini ortaya koyarak yetimler üze*rindeki rahmetinin büyüklüğünü beyan etmektedir » [26]
Ayetlerdeki Şeri'ı Hükümler
Birinci Hüküm: Ayetteki «Sefihler» Kelimesinden Maksat Kimlerdir?
Müfessirler ayetteki süfehonın kimler olduğu hususunda İhtilaf etmiş*lerdir
Bazı alimlere göre âyetteki sefihlerden murad, buluğa ermeyen, aklı ticarete ve malın tasarrufuna yetmeyen küçük çocuklardır 
Bazı alimlere göre de ayetteki sefihter, müsrif kadınlardır Bu kadınlar İster evli ister anne, isterse yetişkin ktz olsun Bu görüş, Mücahid ve Dahhak'tan rivayet edilmiştir
Başka bazı alimlere göre âyetteki sefihler, çocuklar ve kadınlardır Bu da Hasan, Katade ve İbni Abbas (ra)'ın görüşüdür
Diğer bazı alimlere göre ise ayetteki sefihlerden maksat, mal ve ser-vetini layıkıyla koruyamayan kimselerdir Bunlar kadınlar, çoouklar ve ye*timler ile malını koruyamayan yaşlı kimseler olabilir En sahih görüş bu-dur Taberî de bu görüşü tercih etmiştir Çünkü ayetteki sefihler kelimesi umumilik ifade eder Delilsiz ve mesnetsiz olarak bu kelimeyi kadınlara, çocuklara veya her ikisine de tahsis etmek caiz değildir
Taberî bu hususta şöyle der: «Şüphesiz Allah (cc) umumi bir ifade kullanmıştır Şu veya bu sefihtir dememiştir Öyleyse malını koruyamıyan kişiye malını teslim etmek şer'i hükümlere göre caiz değildir Malını koruyamayan kimse İster çocuk, ister büyük, İster erkek, ister kadın olsun farketmez Malın teslim edilmesi caiz olmayan sefihleri, zayi etmemeleri ve kötüye kullanmamaları için mallarından uzaklaştırmak ve servetlerini korumak İslâm devletine farzdır » [27]
İkinci Hüküm: Sefih, Malım Tasarruftan Alıkonur Mu?
Fakihlere göre, «Allahın sizi başına diktiği rnallonnızt beyinsizlere (sefihlere vermeyin » âyeti, sefihlerin mallarına el konulmasını, yani onla- rın mallan üzerinde istedikleri gibi tasarruf etme haklarını ellerinden al*manın farz olduğuna delalet eder Çünkü Allah (oc), sefihlerin (beyinsiz*ler) mallarının akılları başlarına gelinceye kadar kendilerine verilmesini yasaklamıştır
Sefihleri mallarını tasarruftan men etme birkaç türlü olabilir:
1 ) Çocuktur, malının kıymetini bilmeyip sağa sola savurur Bu du*rumda mallarına ei konur
2 ) Delidir, malını kullanma ehliyetine sahip değildir Malına el ko*nur
3 ) Malım İsraf eden, kötüye kullanan bir kimsedir Bu durumda da malına el konur İflas eden bir tacirin de malına el konabilir, İflas eden ta-çirin malı borçlarını ödeyemez durumda İse alacaklıların müracaatı üze*rine kadı tacirin malını haczettirir
Fakihier çocuğun malının buluğ çağına erinceye, ticarete ve malını kullanmaya aklı yetinceye kadar kendisine verilmemesi gerektiği husu*sunda ittifak etmişlerdir Çünkü Allah (cc), «Yetimleri nikah (çağma) er*dikleri zamana kadar (gözetip) deneyin O vakit kendilerinde bir akıl ve salah gördünüz mü mallarını onlora teslim edin  » âyetinde bunu beyan etmektedir Ayrıca çocuğun malının teslimi sırasında İki şartın tahakku*kunu da gerekli kılmıştır Şartlardan birisi çocuğun buluğa ermesi, diğeri ise rüşddür, Rüşd İse malı güzel bir şekilde tasarruf edebilmektir
İmam Şafii'ye göre üçüncü bir şart daha vardır ki, bu da dindar ol*masıdır Ona göre fasık bir kişinin servetine tevbe edinceye kadar haciz konulur Yalnız emsali kadar yiyecek, içecek ve elbise verilir Tevbe edip hallerini düzelttiği zaman, malı kendisine testim edilir
İmam-ı Azam'ın görüşü bunun aksinedir Ona göre çocuğun malının kendisine teslimi için âyette belirtilen iki şart (buluğ ve rüşd) aranır Din*dar olmak şartı aranmaz
Alimler ve fakihler arasındaki bu ihtilafın kaynağı, âyetteki rüşd ke*limesinin manasıdır Bu kelimeyi sağlam akıl ve sağlam din olarak tefsir edenler, mallarının tesliminde hem akıllarının ermesi, hem de güzel hal sahibi olması gerektiğini söylerler Rüşd kelimesini yalnız malın iyi kulla*nılması olarak anlayanlar ise, dindar olması gerektiği yolundaki görüşe İtibar etmezler
Taberi şöyle der: «Rüşd kelimesinin tefsiri hususunda selefin görüş*leri nakledilirken şöyle denmektedir: «Mücahide göre rüşdden maksat, ak*lın ermesidir Katade'ye göre ise hem aklın ermesi, hem de dindar ol*maktır İbni Abbas (ra)'a göre de malı güzel bir şekilde kullanabilmektir » Rüşd kelimesinin manası üzerindeki görüşlerin bana göre en iyisi, aklın ermesi ile malı güzei bir şekilde kullanabilmektir Çünkü bütün' alimler akıllı bir kişinin fasık da olsa, israf etmemek şartıyla maiını kullandığı takdirde malının kendisine teslim edileceği hususunda icma etmişlerdir » [28]
Bize göre de her fasık kişinin malına el konulamaz Zira mala elkoy-mak, insanlık haysiyet ve şerefini yıkar Ancak o, malını İçkide, kumarda ve diğer fahiş şeylerde sarfediyorsa o zaman malına haciz konularak akıl-lanıncaya, tevbe edinceye kadar malını tasarruf etmekten men edilir Bu görüş, müfessirlerin şeyhi Taberî'nin de tercih ettiği görüştür Zaten ayet de işareten bu görüşü bildirmektedir Rüşd kelimesi, âyette belirsiz isim olarak zikredilmiştir Bu da malın güzel Kullanılması anlamına gelir Zaten tasarruftan alıkonulmak, malın israf edilmesini önlemek için yapılır İşte Taberî'nin görüşü bu bakımdan kuvvet kazanmaktadır [29]
Üçüncü Hüküm: Yaşlı İnsanların Mallarına Elkonur Mu?
Cumhur, yaşlı kimselerin malarına da çocuklar gibi iyi kullanamadık*ları, israf ettikleri takdirde haciz konulacağı görüşündedir
İmam-ı Azam'a göre ise, bir kimse 25 yaşına girdikten sonra malını kullanmnya aklı ersin veya ermesin malı kendisine teslim edilir
Kurtubî, bu hususta, «Fakihier, yaşlının malının haczedilmesl husu*sunda ihtilaf etmişlerdir Fakihlerin cumhuru ve İmam Malik (ra)'e göre, yaşlının malı da, iyi şekilde kullanamadığı takdirde, tasarruftan men edi*lerek haczedilir
İmam-ı Azam (ra) İse, akıllı ve baliğ olan kişinin malının haczedileme-yeceği görüşündedir Anc'ak malını içki, kumar ve benzeri şeylerde kullan*dığı takdirde tasarruftan men edilerek malına haciz konur ve 25 yaşına girinceye kadar da iade edilmez 25 yaşından sonra, malını nerede ve nasıl kullanırsa kullansın hiçbir surette tasarruftan men edilemez, malına haciz konulamaz «Dede olmaya yaklaşan bir adamın malına haciz koy*maya utanırım » diyen İmam-ı Azam'a göre yaşlı bir insanın malına hiçbir şekilde haciz konulamaz » [30] der
Bu görüşler içinde sahih olan, cumhur ve İmam Muhammed ile İmam Yusuf'un görüşüdür Buna göre yaşın büyük olmasına itibar edilemez Bir*çok insan vardır ki, 50 yaşına girse bile malını İsraf eder, sağa :Sola sa-vurur Daha açık bir ifade ile kıymetini bilmez İşte böyle kimseler de ta*sarruftan men edilerek mallarına haciz konulur Çünkü, çocuğun lasarruf-tan men edilişi, fuzuli yere israf etmesi ve malından nasıl faydalanacağını bilmemesi dolayısıyladır İşte bu vasıflar genç, orta yaşlı ve ihtiyar insan*larda da bulunsa, onlar da mallarını tasarruf etme hususunda çocuklar gibi olurlar Çocuk tasarruftan nasıl men edilirse, onlar da öyle men edi*lirler/ Âyetin zahiri de bunu açıkça bildirmektedir
İbni Abbas (ra) şöyle der: «Bir kimse saçlı sakallı olduğu halde ala*cağını vereceğini, hesap ve kitabını bilmeyebiiir Böyle insanlar çocuklar gibi olurlar Çocuk tasarruftan nasıl men edilirse, onlar da öyle men edi-kümler, bunlara da icra edilir » [31]
Dördüncü Hüküm: Vasilerin, Yetimlerin Mallarından Yemeleri Mubah Mıdır?
«(Velilerden) kim zengin ise {yetimin malını yemeye tenezzül etme*sin) kaçınsın Kim de fakir ise o hakte Örfe göre (bir şey) yesin » âyeti, vasi fakir olduğu takdirde, israf etmeksizin, bakım karşılığı olarak yetimin malından bir miktarını yiyebileceğine delalet eder Şayet vasi zengin ise, Allanın kendisine verdiğine kanaat ederek yetimin malından sakınması farzdır
Alimler, İhtiyacı olduğu takdirde vasinin yetimin malından ihtiyacı ka*dar almasının caiz olduğuna hükmetmişlerdir Yalnız, yetimin malından yi*yen fakir vasi sonradan zengin olursa, daha önce aldığı malt geri verip vermeyeceği hususunda ihtilaf edilmiştir
Bazı alimlere göre sonradan zengin olan vasi, fakir iken aldığı malı ödemez Zira Allah ona maruf bir şekilde yemeyi mubah kılmıştır Onun aldığı, yediği mal, bir bakıma çocuğun bakım ücerit sayılır Bu görüş, İmam Hanbel (ra)'den rivayet edilmiştir
Diğer bazı alimlere göre ise, sonradan zengin olan vasinin, yetimin malından fakir iken aldığını aynıyla İade etmesi farzdır Zira Hz Ömer, halifeliği sırasında, «Ben şu anda, mal hususunda yetimlerin vasileri gi*biyim Zengin olursam hazineden yemekten kaçınırım Fakir olursam ihti*yacım kadar hazineden alırım Sonradan zengin olduğum takdirde de da*ha önce aldıklarımın tamamını aynen öderim » buyurmuştur İşte Hz Ömer'in bu veciz ifadesinden acık biçimde anlaşılıyor" ki, yetim çocukların vasisi, zengin ise, yetimin malından kaçınmalıdır Fakir ise, İhtiyacı kadar yemeli, sonradan zengin olduğu takdirde de yediği kadarını aynen Ödeme*lidir
Cessos'm rivayetine göre Hanefi alimleri, vasinin, ister zengin, ister fakir olsun, yetimin malından ylyemiyeceği, hatta borç bile alamıyacağı görüşündedirler Çünkü Allahu taala, «Yetimlere mallarını verin  » (Nisa: 2), «Yetimlerin mallarını haksız olarak yiyenler, karınlarına ancak bir ateş yemiş olurlar Onlar çılgın bir ateşe gireceklerdir » (Nisa: 10), «  Yetim*lere karşı adaleti ayakta tutmanız (onlara İyi bakman 12) hususunda (işte) kitapta okunup duran (ayet)ler!  Hayırdan daha ne yaparsanız şüphesiz Allah onu da hakkıyla bilicidir » (Nisa: 127) ve «Aranızda (birbirinizin) mat*larınızı haksız sebeblerte yemeyin  » (Bakara: 188) buyurmaktadır Bu âyetler, muhkem [32] âyetlerdendirler ve vasinin elinde bulunan yetim ma*lından ihtiyacı olsa bile hiçbir surette kullanamayacağına delalet etmek*tedir
Yine Hanefi alimlerine göre, «Kim zengin ise kaçınsın Kim de fakir ise o halde örfe göre esin » âyeti müteşabih [33] ayetlerdendir ve ihtima-iı manalar taşıdığından hükmünün muhkem ayetlere hamledilmesl icabe-der
İbni Abbas (ra)'tan da şöyle bir rivayet yapılmıştır: «Kim de fakir İse o halde örfe göre yesin » âyeti, «Gerçek, yetimlerin mallarım haksız (ve heram) olarak yiyenler karınlarına ancak bir ateş yemiş olurlar Onlar çıl*gın bir ateşe gireceklerdir » âyetiyle neshedilmtştir » İbni Abbas (ra)'ın bu görüşü de Hanefi alimlerinin görüşünü teyid etmektedir
Taberî, fakir vasinin yetimin malından borç olarak alabileceği yolun*daki görüşü tercih etmiştir Şöyle demektedir: «Bu husustaki görüşlerin doğrusu, «Kim de fakir İse o halde örfe göre yesin » âyetinde de beyan olunduğu gibi vasinin, zaruret halinde veya İhtiyacı olduğunda sonradan ödemek üzere yetimin malından alabileceği yolundaki görüştür Ödeme*mek kaydıyla yemesi caiz değildir » [34]
Taberinin tercih ettiği görüş, bize göre de tercihe şayandır Allah (cc) en iyi bilendir [35]
Âyetlerden Alınacak Dersler
1 ) Sefihler (çocuklar ve mallarını fuzuli yere sarfeden büyükler), rüşde ve mallarını güzel bir şekilde tasarruf etmeye aklı erinceye kadar mal*larını kendilerine vermemek farzdır
2 ) Maljarı böyle haczedilen kimselerin yemeleri, içmeleri, giymeleri ve diğer ihtiyaçları kendi mallarından karşılanır
3 ) Buluğ çağına eren yetim çocuklar, mallan kendilerine verilmeden önce tecrübe edilmeli, deneme neticesinde mallarını tasarruf edebilecek bir akla sahip-oldukları ortaya çıkarsa mallan kendilerine teslim edilmeli, yeksa teslim edilmemelidir
4 ) Yetimlerin mallan kendilerine teslim edilirken, ileride inkar etme*meleri için şahitler hazırlanmalıdır
5 ) İslâm miras hukukuna göre erkek ve kadınlar, anne, baba ve ya*kın akrabaların geriye bıraktıklarından hak sahibidirler
6 ) Vasinin yetimlere iyilikte bulunması, bakması ve kendi evlatlarım koruduğu gibi koruması vacibtir
7 ) Yetim malını haksız yere yemek büyük günahlardandır ve ahiret-teki karşılığı cehennem ateşidir [36]
|