|
Prof. Dr. Sinsi
|
Tefsir Dersleri...
Hanefi ve Şaftilerln dellllflrl:
Şafii ve Hanefiler abdest âyetin de ki «blruusiküm» deki Banın «bazi-yet» (bir kısım) ifade ettiğin) kabul ederek başın tamamının değil bir kıs*mının meshedilmesinin farz olduğuna hükmetmişlerdir Bunlara göre âye*tin, manası şöyledir: «Başlarınızın bir kısmını meshedin «Ancak âyette ifade edilen «başın bir kısmı»nı başın dörtte biri olarak takdir etmişlerdir Çünkü Muğire bin Şu'be (ra)'den şu rivayet yapılmıştır - «Resululloh (sav) bir seferde iken abdestini alırken nasiyesl (başın ön kısmı) üzerine mes*netti» Başın ön kısmı da alından tepeye kadar başın dörtte biri olmakta*dır
Şafiilere göre ise «Biruuslküm» deki ba «baziyet» ifade eder Bu bakım*dan başın bir kısmını meshetmek âyetin emrinin yerine gelmesi için yeter*lidir Âyette başın tamamının ve çoğunun meshedilmesine dair acık bir İşaret yoktur, öyleyse başın tamamını veya çoğunu meshetmek farz değil, sünnettir
İmam Şafii (ra) şöyle der: «Ayetteki «başınızı meshedin» ifadesinden hem başın tamamının meshedilmesi gerektiği, hem de bir kısmının meshe*dilmesi gerektiği anlaşılabilir Sünnet İse başın bir kısmının meshedilme*sinin kafi geleceğini göstermektedir Çünkü Muğire bin Şa'be (ra)'nln de rivayet ettiği gibi Resulullah (sav) başının ön kısmını meshetmiştir Başın ön kısmı da başın bazısıdır »
imam Şafii (ra) sözlerine şöyfe devam eder: «Teyemmüm âyetinde de «yüzünüzü meshedin» buyuru (muştur Teyemmümde yüzün yalnız bir kısmını meshetmek kafi midir diye sorulabilir Bunun cevabı sudun Teyem-ıde yüzü meshetmekten kasıt yüzü yıkamanın yerine geçmesi İçin-Mademki abdest alırken yüzün tamamının yıkanması farzdır, teyem-^ müm ederken de yüzün tamamının meshedilmesi Icabeder
«Başı meshetmek ise yıkamanın yerine konulmuş değildir Zaten ab- -a dest âyetinde başla ilgili hüküm meshtir Yani bası meshetmek asıldır Ki- u sacası abdestte başı meshetmek ile teyemmümde yüzü meshetmek arasında acık bir fark vardır Şu halde başın tamamının değil, bJr kısmının meshedilmesi kafidir »
Kurtubî, bu hususta şunları söyler: «Maliki alimleri Şafii ve Hanefi alimlerinin delil aldıkları Muğire bin Şa'be (ra)'den rivayet edilen hadis*teki Resulullah (sav)'tn başının ön kısmını meshetmesi hadisesinin bir özürden dolayı olduğu görüşündedirler Zaten o zaman Resulullah (sav) her an özrün bulunabileceği, bazı şeylerde kısaltmanın caiz olduğu sefer1e idi Sonra aynı olayda Resulullah (sav), başının ön kısmını meshet-mekle yetinmeyerek sarığının üzerine de rneshetmiştir Eğer başın tama*mının meshedilmesi farz olmasaydı Resulullah (sav) sarığını meshetmez-di [12]
Bize göre, Arap söz yapısında ba harfi baziyet için vazedilmiştir Bo'-yı oyette fazla kabul etmek esasa muhaliftir Zaten Arap dili ve edebiyatına göre de kelimeler, kendi asıl konumlarında kullanılması mümkün ise asıl konumlarında kullanılır Bu âyette de böyle kullanılmıştır Öyleyse başı meshetmekte farz oian başın tamamını değil bir kısmını meshetmektir Başın tamamını meshetmek ise sünnettir Şafii ve Hanefüerin görüşü da*ha acıktır Honbelİ ve Malikilerin görüşü ise ihtiyata daha uygundur En doğrusunu Allah (cc) bilir
Beşinci Hüküm: Cünüpiük Nedir, Cünüp Kimsenin Neleri Yapması Ha*ramdır?
Cünüplük şer'İ bir hükümdür ki, cünüp olan kimse gusledinceye kadar namaz kılmaktan, Kur'an okumaktan, Kur'anı tutmaktan, camiye girmek*ten kaçınmalıdır Günkü Allah (cc), «  Eğer cünüp olduysanız boy abdesti alın» buyurmuştur Resulullah (sav) cünüplüğün iki oyrı sebebten birisi ile vücuda geleceğini bildirmiştir
1- Meninin gelmesidir Çünkü Resulullah (sav), «Gusletmek, ancak su (meni) iledir » buyurmuştur
2- Sünnet edilen iki uzvun birbirleriyle temas etmesi Çünkü Re*sulullah, «İki sünnet yeri birbirine temas edince gusletmek farzdır » bu*yurmuştur
Cünüp olunca gusletmek nasıl farzsa ay hali adetinin kesilmesi veya İohusalık kanının kesilmesiyle de gusletmek farzdır Çünkü Allah (cc), ay*başı adeti hususunda, «  Temizlendikleri vakte kadar kendilerine yaklaş*mayın  » (Bakara: 222) buyurmuştur Temizlendikleri vakitten maksat ise, boy abdesti almaktır
Resulullah (savj, Fatıma binti Hubeyş'e, «Ay halin başlayınca namaz kılmayı bırak Ay halin sona erince guslet ve namazını kıl » buyurdu [13]
Lohusa kadının tohusalık zamanı sona erince onun da gusletmesi farz*dır Çünkü İohusalık da ay hali gibidir Lohusalığın hükmü ise sahabilerin icmaı ile sabittir
Altıncı Hüküm: Boy Abdesti Alırken Ağız Ve Buruna Su Vermenin Hük*mü Nedir?
Faklhler boy abdesti alırken ağza ve burna su vermenin hükmü husu*sunda ihtilaf etmişlerdir
Maliki ve Şafiilere göre boy abdesti alırken ağız ve burna su vermek; farz değildir
Hanbeli ve Hanefiiere göre ise ağza ve burna su vermek farzdır,
Maliki ve Şafillerin delilleri:
Sahabilerden bir gurup Resulullah (sav)'ın meclisinde guslün usulünü tartışıyorlardı Herkes nasıl guslettiğini beyan etti O sırada Resulullah (sav), «Ben guslederken tepeden aşağıya üç defa su döktüm mü gusletmiş olurum » buyurdu Resulullah (sav)'ın bu sözü boy abdesti alırken ağız ve burna su vermenin farz olmadığını göstermektedir Eğer farz olsaydı şüphesiz Resulullah ağız ve burnuna su verdiğini de söylerdi
Hanbeli ve Hanefilerln delilleri:
Âyetteki «temizlenme» emri, vücudun dış parçalarını ve yıkanması mümkün olan iç uzuvları kapsar, ic uzuvların yıkanması mümkün olanlar ise ağız ile burundur Öyleyse boy abdestinde ağız ve buruna su vermek farzdır
Maliki ve Şafillerin boy abdesti alırken ağız ve buruna su verilmesinin farz olmadığına dair delilleri olan hadis hakkında Hanbeli ve Hanefiler şöyle derler: Resulullah (sav)'ın hadisinden maksat, boy abdesti aldıktan sonra birçok sahabinin de anladığı gibi namaz abdesti almanın farz olma*dığıdır Çünkü Resulullah (sav) bu hadisi ile yalnız guslün farz olduğunu beyan etmiştir Fıkıh ıstılahında taharet-i suğra (namaz abdesti)nin tanaret-i kübro (boy abdesti) iğinde olduğunu bildirmektedir Yani boy obdesti aldıktan sonra namaz abdesti almak farz değildir, sünnettir
Yedinci Hüküm: Su Bulunduğu Zaman Hasta Ve Yolcunun Hükümleri Nelerdir?
Âyetin zahiri, hasta için kayıtsız şartsız teyemmümün caiz olduğuna delalet etmektedir Yalnız bu âyet mutlak değil, mukayyettir Yani teyem*mümü ancak abdestin hastalığına zarar vereceği kişiler edebilir Çünkü ibnl Abbas (ra) ve tabiinden bir cemaatten yapılan kesin rivayete göre âyetteki hastalıktan maksat cildinde yara olan veya suyun vücuduna za*rar verdiği kimsenin hastalığıdır Bundan dolayı fakihier hastalığı bir*kaç nev'e ayırmayı uygun görmüşlerdir:
1- Suyun kullanılması ile hayat tehlikesi veya bir uzvun sakat olma-olacaksa Maliki ve Hanefilere göre teyemmüm etmesi caizdir İmam Şa-ed i I irse fakfhlerin İttifakıyla o kişinin teyemmüm etmesi caizdir
2- Suyun kullanılması hastalığın artmasına veya uzamasına sebeb olacaksa Maliki ve Hanefilere göre teyemmüm etmesi caizdir İmam Şa*fii (ra)'nin sahih görüşü de budur Zira Cabir bin Abdullah (ra)'dan rivayet edilen, «Bir yolculukta İken bir arkadaşımız başına İsabet eden bir taşla yaralanmıştı Bir gece ihtllam oldu Bize «Teyemmüm etmem için bir ruh*sat biliyor musunuz?» dedi «Suyu kullanabileceğin halde sana nasıl ruh*sat bulalım » dedik Bunun üzerine gusletti Fakat başındaki yara ağır-laştı ve onun ölmesine vesile oldu Medine'ye, Resulullah (sav)'ın yanına vardığımız zaman hadiseyi ona anlattık Resulullah {sav}, «Arkadaşları onu öldürmüşler Haberiniz olsun Bilmediklerinizi sorunuz Zira bilgisizliğin şifası sormaktır » buyurdu » [14] hadisi açıktan delalet ediyor ki, suyu kul*lanmak bir tehlike arzedlyorsa teyemmüm yapmak caizdir
3- Suyun kullanılması halinde hayati tehiike ortaya çıkarmayan, ağtrlaşmayacak olan ve iyileşmesi de gecikmeyecek olan hastalık halin*de teyemmüm caiz değildir Çünkü bu hastalık suyun kullanılmasına mani değildir Mademki suyun kullanılmasına bir mani yoktur öyleyse böyle bir kimsenin teyemmüm etmesine de gerek yoktur Maliküere göre ise böyle bir hastanın da teyemmüm etmesi caizdir Çünkü âyetteki «  Hasta ol-muşsamz  » ifadesi mutlak bir nass olduğundan teyemmüm etmesine hiç*bir mani yoktur
4- Eğer hastalık bazı azalarda ve obdest azalarına çoğu sağlam ise sağlam uzuvlar yıkanır Hasta veya yaralı uzuvlar meshedilir Teyemmüm caiz olmaz Şayet azaların çoğu yaralı ise İmam-ı Azam (ro)'a göre te*yemmüm etmesi caizdir
İmam Şafii (ro)ye göre iseuzuvların sağlam taraflarını yıkar, yaralı olan yerlere şu vurmayarak teyemmüm eder
imam Malik (ra)'e göre ise abdest azalarında yara İster az, ister çok olsun farketmez, hastanın teyemmüm etmesi caizdir!
Bu açrklamaiardan anlaşılıyor ki, hasta bir kişinin su bulsa dahi teyem*müm etmesine ruhsat vardır Yolcu ise su bulamadığı yerde teyemmüm fldBbillr
Sekizinci Hüküm: Teyemmümde Elleri Dirseklerle Meshetmek Farz Mıdır?
28 Derste izah ve tahkikini yaptığımız Nisa suresi 43 âyetlndekl «sald» kelimesinden maksadın temiz bir toprak olduğu açıktır Şeriatçe arzu edilen teyemmüm ise temizlik maksadıyla temiz bir toprağın İki muay*yen azada kullanılmasıdır Bu azalardan maksat da Hanefilere göre yüz lld dirseklere kadar ellerdir Şafillere görede tercih edilen görüş budur
Maliki ve Hanbeiilere göre ise yüz İle bilekler kadar ellerdir
Hanefi ve Şafiilerin delilleri :
«Ondan yüzleriniz© ve ellerinize sürün» âyetindeki «eller» kelimesin-; den maksat uzvun hepsidir Teyemmüm abdest yerine alındığı için abdest-, te nasıl eller dirseklere kadar yıkanıyorsa teyemmümde de dirseklere ka*dar meshedilmesl farzdır Çünkü yıkamak asıl, teyemmüm ise aslın yerine geçen bedeldir Bedel asıla muhalif olamaz
İkinci delilleri de Coblr bin Abdullah'dan mervi hadistir Resulullah (sav), «Teyemmüm iki darptır Darbıif biri yüz için, diğeri İse bileklerin dir*seklerle beraber mesh i içindir » buyurmuştur
Maliki ve Hanbelilerİn delilleri:
Bunlara göre elden maksat bilekten aşağı ve üzerinde beş parmak bulunan uzuvdur Dolayısıyla teyemmümde ellerin dirseklere kadar değil bileklere kadar meshedilmesl farzdır Çünkü Allah (cc) «Erkek hırsızla ka*dın hırsızın ellerini kesin  » âyetinde elin bileğe kadar kesilmesini emret*miştir Bu hususta bütün alimler ittifak etmişlerdir Mademki hırsızlık ce*zasında el, bileğe kadar kesiliyor, teyemmüm de de elin bileğe kadar mes-hedilmesi kafidir
Ebu Hayyan şöyle der: «Ebu Hanife (ra) ve Şafii (ra)'den rivayet edi*len görüşe göre teyemmümde ellerin dirseklerle birlikte meshedilmesi farz*dır Diğer bir gurup alime göre ise ellerin yâlnız bileklere kadar meshedil*mesi farzdır Bu, İmam Hanbel ve Taberi'nin görüşüdür İmam Malik (ra) ve Şa'bi (ra)'den rivayet edilen görüşe göre ise yalnız ellerin İçinin meshedil*mesi farzdır Bazı hadis alimleri de bu görüşle hükmetmişlerdir Uygun o-[an da bu görüşü kabul etmektir Çünkü hadiste de böyle geçmiştir Müs*lim bu hususta Ammar bin Yasir (ra)'den şöyle rivayet etmiştir: «Resulul-lah (sav), «Senin toprağa el vurman, ellerine üfürdükten sonra onlar ile el ve yüzlerini meshetmen kafidir » buyurdu » [15] Yine Ammar bin Yasir (ra)'den yapılan rivayete göre «Resulullah (sav), ellerini temiz toprağa vu*rarak silkeledikten sonra yüzünü ve ellerinin ayasını meshetmiştir »
Bu görüşü Buhari'de rivayet edilen, «Resulullah (sav) ellerini yere vurduktan sonra ağzına yaklaştırarak onlara üfledi ve yüzünü ve ellerinin ayasını meshetti » hadisi de teyid etmektedir Bu sahih hadisler, teyem*mümde meshedilen uzuvları ve bu uzuvlarda yapılan meshin keyfiyetini
vuzuha kavuşturacak şekilde açıklamaktadır » [16]
Âyetlerden Alınacak Dersler
1- Kitap ehlinin kestiği hayvanların etlerini yemek mubahtır
2- Müminlerden iffetli, namuslu kadınlarla kitap ehli iffetli ve na*muslu kadınları nikahlamak mubahtır
3- Namazın sıhhati için abdestli olmak şarttır
4- Su bulunmadığı yerde veya su kullanmak tehlikeli ise teyem*müm etmek caizdir
5- İslam kolaylık dinidir Onda zorluk ve sıkıntı halleri yoktur
Âyetlerdeki Teşrii Hikmetler
Yüce İslâm dininin hedeflerinden birisi de İnsanın temizliğidir İnsan*lığı iç ve dış maddi ve manevi kirlerden temizlediği gibj Allah (cc)'ın hu*zurunda durmaya da hazırlamaktadır Ki insan o huzur İle kemalin zirve*sine ulaşabilmektedir İşte İslâmda abdest almanın müminler için meşru kılınması bedenî temizliğe İslâmin ne kadar Önem verdiğini, insanın gü*nahlardan ve bütün kötü şeylerden arıtmaya çalıştığını göstermektedir
Abdest ile gusülden maksat bedenî temizlik olduğu gibi onun manevi ve ahlaki temizliğe ulaşmasını da sağlamaktır İslâm müminlerin azaları*nın, elbiselerinin, yemelerinin, içmelerinin temiz olmasını, insanın temiz bir hayat yaşamasını ister İslâmin temizliğe azami derecede önem ver*mesine «Elbiseni temizle» (Müdessir: 4) âyeti delalet eder Ki dış temizlik iç temizliğin bir cüzüdür İslâmin hedefleri arasında insan temizliğinin de bulunmasında hayret edilecek bir taraf yoktur Çünkü Allah (cc), mev-zumuz âyetin İhtiva ettiği hükümlerin sonunda, «Allah, sizin üzerinize bir güçlük yapmayı dilemez, fakat İyice temizlenmenizi ve üstünüzdeki nimeti*nin tamamlanmasını diler Taki şükredeslniz » buyurarak hükümlerin teşrii hikmetini beyan etmiştir Resulullah (sav) da temizlik hususunda, «Temiz*lik imanın yarısıdır » buyurmuştur Zaten temizlik müslümanların hayatla*rının temelidir Allah (cc) namazı abdestsiz kabul etmez Her türlü manevi pisliklere boyanan bir kişiyi kıyamet günü kendi huzuruna nasıl alır?
İslâm, şüphesiz temizlik dinidir, İç temizlik asıl, dış temizlik İse onun bir parçasıdır Zahiri temizlik, yani abdest ve gusül nasıl namazın sahih olması İçin şart ise ruhi temizlik de cennete girmenin şartıdır Çünkü Allah (cc), «O günde ki ne mal faydo eder nede oğullar MeğeT ki Allaho tama*men solim bir kolb ile gelenler ola » (Şuara: 88-89) buyurmuştur Ruh te*mizliği İle beden temizliği Allanın sevmesine sebeb olur Çünkü Allah (cc), «Her halde Altah hem çok tövbe edenleri, hem de çok temizlenenleri se*ver » (Bakara: 222) buyurmuştur
|