Yalnız Mesajı Göster

Tefsir Dersleri...

Eski 08-04-2012   #78
Prof. Dr. Sinsi
Varsayılan

Tefsir Dersleri...




33 DERS HIRSIZLIĞIN VE YOL KESMENİN CEZASİ



33 — Allaha ve Resulüne (müminlere) harb açanların, yeryüzünde (yol kesmek suretiyle) fesadcıfığa koşanların cezası, ancak Öldürülmeleri, ya asılmaları, yahud (sağ) elleriyle (sol) ayaklarının çaprazvart kesilmesi yahud da (bulundukları) yerden sürütmeleridir Bu onların dünyadaki rüs vaylığıdır Ahlrette İse onlara (başkaca) pek büyük bir azab da vardır


34 — Şu kadar ki siz kendileri üzerine kaadir olmazdan (kendilerini ele geçirmezden) evvel tövbe eden (muhariblerle yol kesen)ler müstesna*dırlar Bilin ki şüphesiz Allah çok yarlığayıcıdır, çok esirgeyicidir


35 — Ey İman edenler Al la ht an korkun Ona (yaklaşmaya) vesile a-rayın ve onun yolunda savaşın Takİ muradınıza ereslniz


36 — O İnkar edip kafir olanlar (yok mu) eğer yeryüzünde bulunan herşey ve onun bir o kadarı daha onların olsa da kıyamet gününün aza*bından (kurtulmak İçin) onu feda etseler yine kendilerinden kabul olun* maz Onlar İçin pek acıklı bir azab vardır


37 — Onlar ateşten çıkmalarını dilerler Halbuki onlar bundan çrkı-cılar değildir Onlar için kendilerini tutup durduracak (salıvermeyecek) bir azab vardır


38 — Erkek hırsızla kadın hırsızın —o İrtikab ettiklerine bir karşılık ve ceza ve Alfahton (insanlara) İbret verici bir ukubet olmak üzere— el*lerini kesin Allah mutlak galiptir, yegane' hüküm ve hikmet sahibktfr


39 — Fakat yaptığı o haksız hareketinden sonra tövbe (ve rücu) eder, kendisini düzeltirse şüphesiz k| Allah onun tövbesini kabul »der Çünkü Allah çok yarltğayıcı, çok esirgeyicidir


40 — Hakikatte göklerin ve yerin mülk(ü saltanat)) Allahm olduğunu bilmedln mi? (Elbette bildin) O, kimi dilerse azaba çeker, kimi dilerse yar-lığar Allah herseye hakkıyla kadirdir




Ayetlerin Lafzî Tahlili



(Yüharibune): Harb kökünden gelir Savaş demektir Harbin asıl manası, haddi aşmak ve mal gasbetmektir Bu âyetteki manası ise, Allah ve Resulünün dostları ile savaşmaktır


(Fesaden): Fesed, bozgunculuk demektir Bozulmuş şeye fesat denir Bu âyette fesattan maksat, yolcuları korkutmak, öldür*mek, yaralamak ve ellerinden mallarını almaktır


(Yukattelu): Taktil kökünden türemiştir Kelimenin taktll kökünden gelişi âyette vasfı gecen kişinin mutlaka Öldürülmesi la*zım geldiğini bildirmektedir Öldürülen kişinin yakını tarafından affedllse bile affedilmez, öldürülmesi farzdır demektir


ma demektir


kesilmesi


helal etmektir


(YusoHibû): Tastib kökünden türemiş bir fiildir, astl-(Mln Mlafln): Önce sağ el ile sol ayağın bilekten


(Yüneu): Nefyetmek manasındadır Asıl anlamı


(Hızyün): Rezil, rüsvay etmek manasındadır


(El vasllete): Âyetteki anlamı İnsanı Ailaha ka-


(Nekalen): Ceza manasınadır




Âyetlerin İcmali Manaları



Altahu taala icmalen şöyle buyurmaktadır: Yeryüzünde İnsanlar ara*sında bozgunculuk yapanların cezalan ölüm, asmak, sağ eli ile sol gyak-larının bileklerden çaprazlama kesilmesi, bozgunculuk yaptığı yerden sür*gün edilmesi, halk içinde teşhir etmektir Bunlar dünyadaki cezalardır Al*lah (cc) katında onlar için daha büyük azab vardır ki o da ateştir Bı* boz*gunculuk yapanlar meğer ki yakalanmadan Önce tövbe eder, tutum yâ davranışları da gerçekten tövbe ettiklerine delalet ederse o zaman sayı* lan cezalarla cezalandırılmazlar


Şüphesiz bflmiş olun ki, Allah {cc} çok yarlığayıcı ve çok esirgeyicidir Kullarının günâhlarını affeder ve onlara merhamet eder


Allahu taala müminlere takva olmalarını emreder Allah (cc)'a taat-leriyle yaklaşmayı ve Allah (cc)'ın razı olacağı işleri yapmayı, Allah (cc) yolunda ve yalnız dinin yücelmesi için cihat etmeyi emretmiştir Bu güzel amellerle yüksek derecelere kavuşacak, cezalardan kurtulmuş mutlu in*sanlar olacaklardır


Allah (cc)'ın kitabına ve Resulü (sav)'ne inanmayan kafirler, kendlle/l-ni ahlretteki Allanın azabından kurtaramayacaklardır Bütün dünya ortlafin mülkü olsa, hatta onun birkaç misli daha onların olsa ve hepsini kurtul*mak için feda etseler yine de Allah (cc) bunu kabul etmeyecek ve onlar cehennem azabından kurtulamayacaklardır Çünkü Allah (cc), kafirlerin cehennem azabında ebedi olarak kalacağına hükmetmiştir Kafirlerin ateş*ten çıkmalarına bir yol yoktur Bunu ne kadar isterlerse istesinler Onlar daimi bir azab İçinde kalacaklardır


Allahu taala, hırsızlık yapan kadın ve erkeklerin cezalarını zikrederek onların ilk hırsızlıklarında, hırsızlık şartlarını tamamlıyorlarsa sağ ellerinin bilekten kesilmesini emretmektedir Hırsızların görecekleri cezanın yalnız hırsızlık sucundan olduğunu beyan ederek bu cezaların sebebinin hırsız*lık suçu olduğunu bildirmektedir Hırsızların ellerinin kesilmesi cezası hal*kın İçinde uygulanmalıdır Ki diğer insanlar bundan ibret alsınlar Onlar da bozgunculuk yapmaya, haddi tecavüz etmeye, halkın mal ve can em*niyetini ortadan kaldırmaya meyletmesinler Bu tür kötü kişiler ortadan yok olsunlar Böylece insanların can ve mal emniyeti sağlansın Bu hır*sızlık cezasındaki teşrii de nerşeye gücü yeten ve herşeyde hikmetle hük*meden Allah (cc)'ın teşriidir Allah (cc), kullarının maslahatlarına en iyi muttali olandır


Alîah (cc)'ın hüküm ve hikmetinden dolayı bir kötü düşünce taşıyan ve kötü şeyler yapanlar tövbe ettikleri takdirde tövbelerinden sonra du*rumlarını iyice düzelterek hayırlı kişilerin yolunda gittiklerini gösterirlerse kendilerini affedeceğini vaodetmiştir Çünkü Allah (cc), «(Bununla beraber) şüphesiz ki ben tevbe ve iman edenleri, İyi iyi amel ve (harekette) bulunan*ları, sonra da doğru yolda (ölünceye kadar) sebat edenleri elbette çok yar-lıgayıcıyım» (Taha: 82) buyurmuştur




Âyetlerin Nüzul Sebebleri



Arapların Arlnet kabilesinden birkaç kişi Medine'ye geldi Fakat bu*rayı sevmediler Resulullah (sav) onları zekat malı olan develerin merasına göndererek develerin sütlerinden içmelerini emretti Adamlar bir müddet merada kaldıktan sonra, sıhhatleri İyice düzelince de Islömdon dönerek mürted oldular Meradaki develerin çobanını öldürüp develeri alarak kaç*tılar Bu haberi alan Resulullah (sav), peşlerine adam göndererek yaka*lattı Resulullah (sav) onların bir el ve ayaklarını çaprazlama olarak kes*tirdi Sonra da gözlerini oydurarak susuz bir yere bıraktırdı Bunun üzeri*ne, tAlfah ve resulüne harb açanların, yeryüzünde fesadcılığa koşanların cezası» âyeti nazil oldu [17]




Bu Âyetlerin Önceki Âyetlerle Münasebeti



Allah (cc), bundan önceki âyetlerde Hz Adem'in oğulları Habil ile Kabil'in kıssasını zikrettikten sonra adam öldürmenin çok büyük bir gü*nah olduğunu açıklayarak katilin günahının çok şiddetli olduğunu zikret*tikten sonra haksız yere bir insanı öldürenin bütün bir insanlığı öldürmüş gibi olacağın* beyan etmektedir


Mevzumuz âyette ise yeryüzünde fitne ve fesat çıkaranların dünyada karşılaşacakları azabı bildirmektedir Bildirilen bu azabın icra edilmesi halinde artık insanlar içerisinde soygunculuk yaparak mal ve can em*niyetini ortadan kaldıracak kişilerin bu fiillere cesaret etmeleri bahis mev*zuu edilemez Âyetler ayrıca hırsızlık yapan erkek ve kadının cezalarını da İzah etmektedir Çünkü cemiyet içinde insanların emniyetini ihlal eden fiillerden biri de hırsızlıktır


İşte, Allah (cc)'ın İslâmî cezalan vazetmesinin hikmeti, halkın mal ve can emniyetini tehlikeye sokan bozgunculuk, hırsızlık ve yol kesme gibi fiillere mani olmaktır Sayılan sebeblerden dolayı hırsızlıkla yol kesme cezaları, adam öldürme fiilinden sonra anılarak kötülüklerine dikkat çekilmiş*tir




Ayetlerin Tefsirindeki İncelikler



Birinci incelik : Âyetteki «Aflaha harb açanla» ifadesi mecazi bir ma*na ifade etmektedir Allah (cc)'a açılan savaş, O'nun dostlarına açılan savaş demektir Bu mananın doğrudan değil de «Allaho savaş açanlar» şekfinde ifade edilmesi, Allah (cc) dostlarına savaş açmanın günahının büyüklüğünü göstermek içindir Onlar, Allah (cc)'a savaş açmış demek*tirler aslında


Buna benzer bir ifade ile, «Kimdir o kt, Alloha güzelce bir ödünç ver*sin de onu kat kat birçok artırsın» (Bakara: 245) âyetinde de karşılaş*maktayız Buradaki «Alloha Ödünç verme» ifadesi, Allah (cc)'ın fakir ve düşkün kimselere karşı nekadar şefkatli olduğunu göstermektedir Allah (cc)'ın fakir ve düşkün kullarına ödünç vermek yoluyla yardım etmek, san*ki Allah (cc)'a yardım etmek gibidir Yoksa —haşa— Allah {ccj'ın ödünç almaya İhtiyacı yoktur


Yine sahih bir kudsl hadisde de şöyle Duyurulmaktadır: «Ey İnsanoğlu, ben dünyada senden yiyecek talebinde bulunduğumda sen bana verme*din» Elbetteki Allah (cc) kendisi için yiyecek talebinde bulunmamakta*dır Bu taleb, fakir ve düşkün kulların talebidir Allah (cc) kullarına olan şefkatinden dolayı bunu «Ben istedim» şeklinde ifade etmektedir Buna benzer örnekler Kur'anın daha birçok yerinde geçmektedir


Kısaca, ne Allah {cc)'la muharebe edilebili, ne ödüne verilebilir, ne*de O'nun yiyecek maddesine İhtiyacı vardır Çünkü O, bütün kemal sıfat*larıyla muttasıf, bütün noksan sıfatlardan da münezzehtir


İkinci incelik: Yeryüzünde bozgunculuk yapanların cezası «Yeryü*zünde (yol kesmek suretiyle) fesadcılığa koşanların cezası sürülmelsrl-


dirB âyetinde bildirildiği gibi sürgün olduğu gibi hapis de olabilir Hatta bir rivayete göre İmam Malik (ra), «Nefyetmek hapsetmekle olur» demiş*tir Çünkü hapsedilen kişi dünya nimetlerinden uzaklaştırılarak dar bir yere sıkıştırılmış demektir Bulunduğu yerden uzaklastınlmamış bile olsa ne ahbablanm, ne yakınlarını görebilir, ne de leziz dünya nimetlerinden birşey tadabilir


İmam Fahreddin Razı, bu hususta şöyle der: «Salih bin Abdülkuddus zındıklık zannıyla dar bir yere hapsedildi Burada uzun bir zaman kaldık-tan sonra hapislik hayatını şu şiirle dile getirdi: «Dünyadan ve dünya in*sanlarından uzaklaştık Biz ne yaşayanlardan, nede ölmüşlerdeniz Hapis*hane görevlileri yanımıza geldiklerinde hayret eder ve şu adam dünyadan gelmiş deriz» [18]


Üçüncü incelik: Zemahşeri: «Kıyamet gününün azabından (kurtul*mak için) onu feda etseler yine kendilerinden kabul olunmaz» âyeti, ka*firler için azabın lüzum ve devamlılığını İfade etmektedir Onlar bu azab-tan kurtulmak için hiçbir yoi bulamazlar Çünkü Resulullah (sav), «Kıya*met günü Allah (ca) kafirlere, «Yeryüzü dolusu altıntn olsa, kurtulmak için onu feda eder misin?» diye sorar Onlar da, «Evet, feda ederim» cevabını verirler Allah (cc), «Ne yazfk ki dünyada sizden çok kolay bir-şey İstendi O şey sizin bana şirk koşmamanızdı Siz ise dünyada bana şirk koştunuz,» buyurur» [19]


Dördüncü incelik: Allah (cc), âyette hırsızlık yapan erkeği, hırsızlık yapan kadından önce zikretmiştir Zina âyetinde İse önce zina eden ka*dın, sonra erkek zikredilmiştir Bundaki incelik, kadına göre erkeğin daha kolay hırsızlık yapmasıdır Zina ise erkekte de çirkindir ama, kadıntn zi*nası daha çirkindir Hatta kadın müsade etmezse zina olayı olmaz İşte bu İnceliklerden dolayı hırsızlıkta erkek, zinada İse kadın daha Önce zfk-redilmlştir


Beşinci nicelik: Şair Esmâî şöyle anlatır: «Yanımda bulunan bir be*deviye «Erkek hırsızla kadın hırsızın ellerini kesin Allah mutlak gallptfr, yegane hüküm've hikmet sahibidir» âyetini okudum Âyetin sonundaki «Alton mutlak galiptir, yegane hüküm ve hikmet sahibidir» bölümünü yan*lışlıkla, «Allah (cc) çok yarlıgayıcı ve çok esirgeyicidir» şeklinde okudum Bunun üzerine bedevi «Okuduğunuz kimin kelamıdır?» diye sordu «Allah (cc) kelamıdır» dedim Bedevi, âyeti tekrar okumamı istedi Âyeti tekrar ve sonunu yine yanlış olarak okudum Bedevi, «Okuduğunuz Allah (cc) kelamı değildir» diye uyardı Bu defa doğru olarak yeniden okudum Be*devi, «!şîe şimdi Allah (cc) kelamını okudunuz» dedi Ona, «Siz Kur'an okuyor musunuz?» diye sordum «Kur'anı ne okumuşum, nede okuyorum» dedi «Öyleyse benim hata yaptığımı nasıl anladınız?» dedim «Madem ki hırsızın elinin kesilmesini emrediyor Öyleyse O, mutlak galiptir, hüküm ve hikmet sahibidir Eğer sehven okuduğunuz gibi çok esirgeyici ve cotc bağışlayıcı olsaydı hırsızlık yapanın elini kesmezdi» dedi» [20]


Şair Emâi ile bedevi arasında geçen konuşma, bedevinin çok zeki ol*duğunu gösterdiği gibi, âyetin başı ile sonu arasında Kuvvetli bir irtibat ve insicamın olduğuna da delalet etmektedir




Ayetlerdeki Şer’i Hükümler


Birinci Hüküm: Ayette Şer’i Hükümleri Bildirilen Muhoribler, Yol Kesenler Kimlerdir?



Âyet, Allah (cc) ve Resul (sav)'ünün dostları ile savaşanlar ve fesad «çıkaranların hükümlerini boyan etmektedir Allah (cc) bunlar için Öldür*meye, asmaya, el ve ayaklarının çaprazlama kesilmesine ve savaştığı böl*geden uzaklaştırmaya hükmetmiştir Fakat bu muhariblerin kimler oldu*ğunda fakihler ihtilaf etmişlerdir


İmam Malik (ra)'e göre «muharibi, ister şehirde, İster çölde silahla halka zulmeden ve onları korkutandır


İmam Ebu Hanife (ro)'ye göre «muharib», çöl veya farda halka silah*la saldıran kimseye denir Şehirde İnsana saldıran kimseye İse muharib ve*ya yol kesen denilmez Çünkü şehirde yapılan bir saldırıda saldırıya uğra*yana yardım edecek İnsanlar vardır


imam Şafii (ra)'ye göre de şehirde hıırsızlık yapan ve yol kesen her kişiye «muharib» denir Yol kesme veya adam soyma; ev, yol, çöl veya köyden hangisinde olursa olsun farketmez Bu işi yapana muharib denir


R İbni Münzir'e göre âyet umumilik İfade eder «Muharib*liği b!r yere ve şahsa tahsis etmeye kimse yetkili değildir Nerede ve ne zaman yapılırsa yapılsın İş aynı İştir


Âyetteki ifadenin umumiliğine bakılırsa İbnl Münzir'İn görüşü daha doğru görülmektedir Çünkü şehirlerde de meydana getirilen çeteler çöldeki çetelerden yol kesme, adam soyma bakımından daha büyük bir tenlike arzedebilir Böyle bir çetenin bulunduğu şehirde ne mal emniyeti, ne de can emniyeti kalır




İkinci Hüküm: Âyette Varld Olan Hükümler Arasında Bir Tercih Yapılır



Bazı alimlere göre İmam (devlet başkanı), muharibler hakkında âyette bildirilen hükümlerden birini tercih edebilir Yani, yol kesen kimse için öldürmek, asmak, el ve ayaklarını çaprazlama kesmek ve sürgün etmek


cezalarından birini uygulayabilir Çünkü âyetin zahiri bunu göstermektedir


Mücohld, Dahhak ve Nehâr'nln görüşü budur Maliki mezhebi de bu görüş*tedir


Ibnl Abbos {ra} şöyle der: cKur'anda ceza hükümleri sıralanırken ara*larında t»v» (veya) kelimesinin kullanılması, bu hükümlerin icrası husu*sunda (mamın dilediğini seçebileceğini gösterir» [21]


Sahabi ve tabiinden bir alimler cemotine göre ise âyet, cinayetlere göre hükümler tertib ve tevziine delalet eder Mesela, bir kimse diğer bir kimsen'n molırı also ve onu öldürse, fcendlsi-de hem Öldürülür hem de cenazesi sehpada sallandırılır Bir kimsenin zorla malını alan kimsenin ise el veya ayağı bileklerinden çaprazlama kesilir Kimseyi Öldürmeyen, malını almayan, fakat korkutan kimse ise bulunduğu yerden başka biryere sürgün edilir Şafii mezhebinin, İmam Muhammed (ro) ve İmam Ebu Yu*suf (ra)'un görüşleri de budur Bu görüş Itoni Abbos (ra)'tan da rivayet edilmiştir


İmam Ebu Hanife (ra)'ye göre hükümlerin uygulanması İmamın terci*hine bağlıdır Bu yalnız mutlak tmuharib» icfn değil, hususi bir fesadcı, bozguncu İçin de böyledir Mesela, bir adam bir başkasını hem öldürmüş, hem de moltnı almışsa İmam bunun için dört hükümden birini tercih hak*kına sahiptir:


1- İmam dilerse böyle bir caniyi önce el ve ayaklarını çaprazlama kestirdikten sonra öldürür


2- İmam dilerse o caniyi el ve ayaklarını çaprazlama kestirdikten sonra astırır


3- İmam dilerse caninin el ve ayaklarını kestirmeyerek yalnızca as*tırır


4- İmam dilerse caniyi yalnızca öldürür, başka blrşey yaptırmaz, jmam-ı Azam (raj'a göre çaprazlama ei ve ayağın bilekten kesilmesi


ne öldürme veya asmanın birlikte olması lazımdır Çünkü cinayette hem Öldürme, hem de malını atma vardır Yalnız adam öldürmenin cezası ca*niyi Öldürmektir Cebir yoluyla maİ gasbetmenln cezası da çaprazlama el ve ayağını bilekten kesmektir Bu cinayette hem öldürmek, hem de el ve ayağı çaprazlama kesmek suretiyle halkı korkutmak ve bu tür suçları ortadan kaldırmak gayesi vardtr Bu tür suç ve fiillerin kökünün kazınması İçin yalnız el kesme cezasının uygulanması yeterli değildir El kesmenin yanında öldürme ve asma cezalarının da uygulanması lazımdır




Üçüncü Hüküm: Asma Cezası Nasıî Uygulanır?



Fakihlerin cumhuruna göre âyetin zahiri, İmamın İstediği cezayı İcra etmesini mümkün kılmaktadır Buna göre İmamın bir caniyi asması da caizdir Çünkü Allah (cc), «Allaha ve Resulüne harb açanların, yeryüzün*de fesadcılığa koşanların cezası ancak asılmalarıdır» buyurmuştur


Asılmanın keyfiyeti İse, canlı olarak ve Öldürmeyecek biçimde asılma*sı ve böylece bir veya üç gün tutulmasıdır Bu, kötü kimselerin İbret al*maları İçin yapılır Asılan adam bir veya üç gün sonra süngülenerek öldü*rülür İmam Malik Ve Ebu Hanife (ra)'nin görüşü budur


Diğer bir alimler topluluğuna göre caninin öldürülmeden önce canlı olarak asılması uygun değildir Çünkü canlı olarak asıldığı takdirde namaz kılmasına, yeme ve içmesine mani olunmuş olur Cani önce öldürüİür, son*ra asılarak teşhir edilir Ancak bu arada gasli ve kefeni yapılır, cenaze namazı kılınır Bu işlemler bittikten sonra asılır İmam Şafii {ra} de bu görüştedir


İmam Şafii (ra), «Asılı olduğu halde öldürülmesi çok çirkindir Zira Resulullah (sav) azabla öldürmeyi yasaklamıştır» der


Alusî ise, «Cani canlı olarak asılır ve Ölünceye kadar süngülenir» der




Dördüncü Hüküm; Hırsızın Eli Ne Zaman V& Hangi Şartlarda Kesllfr?



Hırsızlık (sirkat), lügatta bir malı gizilce almaya denir Sirkat, şeriatta da şöyle tarif edilir: Âkil ve baliğ bir kişinin muayyen bir miktarda para veya malı haksız olarak saklandığı yerden gizlice almasıdır Bir kimseye hırsız denilebilmesi için bir malı saklandığı yerden gizlice alması lazım*dır, öyleyse her hırsızlıktan dolayı el kesilemez Ancak belli bir şahsın muayyen bir miktar para veyo malı ona mahsus olan yerden gfzllce al*ması halinde eli kesilebilir İslâm şeriatı böyle varid olmuştur Hırsızda akıl ve buluğun şart olması, hırsızlığın bir cinayet sayılmasındadır Cina- yet ancak akıllı ve baiiğ bir kişide tahakkuk eder Deli ve çocuk İse mü- kellef değildir Bunlar hırsızlık sucunu isteseler dahi hırsızlık cezası İle cezalandırılmazlar Ancak çocuk İmam tarafından tazir yapılır


Elin kesilmesine sebeb olan para veya malın miktarı hususunda ihtilaf edilmiştir:


İmam Ebu Hanife (ra} ve Süfyan Sevri (ra)'ye göre çalınan para veya mal enaz 10 dirhem gümüş para veya karşılığı mal olursa hırsızın eli kesilir Şayet 10 dirhemden aşağı olursa el kesme cezası uygulanamaz


İmam Malik (ra) ve Şafii (ra)'ye göre İse el kesme cezasının uygulan*ması için çalınan para veya malın 1 altın liranın dörtte biri veya 3 dirhem gümüş para veya karşılığı mal olmalıdır Bu miktardan aşağı para veya mal için el kesme cezası uygulanamaz


İmam Ebu Hanffe'nin delilleri:


1) Rivayete göre Resulullah (sav), «Çalınan mal veya para 10 dirhem gümüş paradan aşağı olursa hırsızın eli kesilmez» buyurmuştur [22]


2) İbni Abbas (ra), İbni Mes'ud (ra), İbni Ömer (ra) ve Ata (raj'ya gö*re de çalınan mal veya para 10 dirhem gümüş paradan aşağı olursa hır*sızın eli kesilmez


İmam Malik ve İmam Şafii'nin delilleri:


1) Hz Ayşe'den şöyle rivayet edilmiştir: tResulullah (sav), çalınan mal veya paranın miktarı 1 altın liranın dörtte birinden daha fazla olursa hırsızın elini keserlerdi» [23]


2) İbnf Ömer (ra)'den rivayet edilmiştir: «Resulullah (sav) 3 dirhem gümüş para değerinde olan bir kalkanı çatan adamın elini kesmiştir» [24]


3) Müslim, Hz Ayşefden şöyle rivayet etmiştir: «Resulullah (sav), «Hırsızın eli ancak 1 alttn liranın dörtte biri veya onun kadar malı veya daha fazlasını çatması halinde kesilir» buyurdu» Bu hadis, Hz Ebubeklr, Hz Ömer, Hz Osman ve Hz Ali'den de nakledilmiştir


İşte Maltkj ve Şofiiler nakledilen bu hadisler İle bu mevzudakl diğer hadisleri delil alarak hırsızın elinin kesilmesi için enaz 1 altının dörtte biri veya daha fazla değerde para veya karşılığı mal çalması gerektiğini söy*lemektedirler


Şeyh Sayis, görüşünü şöyle belirtir: «Hadler şüpheli durumlarda düşer Bu durum gözönüne alınırsa İhtiyatlı davranmak gözyumulması caiz ol*mayan bir gerçektir Ayrıca kaçınmanın ibohet (mubah kılma)dan her za*man önce geldiği göz önünde tutulursa Hanefi mezhebinin görüşünü ter*cih etmek daha doğrudur Çünkü asrı saadette çalınan kalkanın değeri konusunda farklı görüşler bildirilmiştir Bu kalkanın değeri bazı alimlere göre 3 dirhem gümüş, bazılarına göre 4, bazılarına göre de 10 dirhemdir Muhtelif alimler tarafından yapılan fiyat takdirlerinin en yükseğini kabul etmek daha uygundur Eğer fiyatların en azım alırsak yapılan hırsızlığın doğrudan doğruya bir cinayet olmadığı zannı ve şüphesi ortaya çıkar Halbuki İslâmda hadler (cezalar) şüphe ile defedilir, öyleyse el kesme*yi icabettiren çalınan mal bedelini 10 dirhem olarak kabul etmek ve bu meblağdan aşağı değerdeki mal İçin hadden kaçınmak Icabeder Kaçınma* her zaman mubahtan öncedir» [25]


Çalınan malın mutlaka kapalı bir yerden çalınması lazımdır Bu yerin durumu mala göre değişir Çünkü Resululfah (sav), «Ağaçtaki meyve veya dağdaki üstü açık bir barınaktan çalınan mat için el kesilmez Ancak bir barınaktan, bir harman yerinden çalınan mai, bir kalkan değerinde olduğu takdirde hırsızın eti kesilir» buyurmuştur [26]


Baraka, halkın kendini ve malını korumak İçin yaptığı bina, çadır ve benzeri yerlere denir Çalınan mal, adı geçen yerlerden calmırsa hırsızın elinin kesilmesi icabeder


Saffan bin Ümeyye'den şöyle rivayet edilmiştir: «Camide, üzerimde 30 dirhem gümüş para değerinde bir elbise ile uyuyordum Dışarıdan gelen birisi hırsızlık niyetiyle elbisemi alınca hemen uyanarak yakaladım ve Re-resutullah (sav)'a getirdim Resulullah (sav) onun elinin kesilmesini em*retti Bunun üzerine ben, «Ya Resulullah, 30 dirhem gümüş para değerin*de bir mal için mi elini kesiyorsun? Ben o malı sator, bedelini de hemen olmozdım» dedim Resulullah (sav), «Bu adamı bana getirmeden önce dediklerini niçin yapmadın?» buyurdu»[27]


Cezanın uygulanması İçin çalınan malın hırsız için helal olduğu yo*lunda bir şüphe de bulunmamalıdır Çünkü Resulullah (sav), «Hadlerde (cezalarda) şüphelerden kaçınınız,» buyurmuştur Bu şart meşhur oldu*ğundan zaruri olarak bilinen şeylerdendir Şu halde köle efendisinin, ba*ba oğlunun, oğul babanın, ortakct ortağının malını çaldığı için eli kesile*mez Çünkü bu sayılan mallarda hırsızın hakkının bulunacağı şüphesi var*dır Halbuki hırsızlıkta hırsızın çaldığı mal üzerinde şüphe derecesinde da*hi hakkının olmaması şarttır

Alıntı Yaparak Cevapla