|
Prof. Dr. Sinsi
|
Tefsir Dersleri...
47 DERS EVLİLİĞİ TEŞVİK VE ZİNADAN KAÇINMA
32 — İçinizden bekarları ve kölelerinizden, cariyelerinizden salih olan*ları evlendirin Eğer fakir iseler Allah onları fazlıyla zengin yapar Allanın flutfu) boldur, (O herşeyi) hakkıyla bilendir
33 — Nikaha (evlenmeye imkan) bulamayanlar Allah kendilerini faz*lından zengin kılıncaya kadar, (zinaya karşı) iffetlerini korusun Ellerinizin malik olduğu (köle ve cariyelerden) mükatebe İsteyenleri, eğer onlarda bir hayır biliyorsanız kitabete kesin, onlara Allanın verdiği maldan verin Dünya hayatının geçici metaını kazanacaksınız diye cariyelerinizi, eğer kendileri de iffetli olmak İsterlerse, siz fuhşa mecbur etmeyin Kim onları (buna) mecbur ederse şüphesiz ki Allah onlara (o cariyelere) kendilerinin zorlamalarından sonra da çok bağışlayıcı, çok esirgeyicidir
34 — Andolsun ki biz (din hükümlerini) açık açık bildiren âyetler, siz*den evvel gelip geçmiş olanlardan misaller, takvaya erenler İçin de öğüt*ler İndirdik
Âyetlerin Lafzı Tahlili
(El eyâmâ): Eyyama, eyyim'in çoğuludur Eyyim evli olmayan kadın veya erkek demektir
(İbâdiküm): Abid, köle demektir (Vâşiün): Vasi, çok zengin demektir
(Alîm): Alîm, halkın ihtiyacını ve herşeyi hakkıyla bilen Cenabı Hakkın İsimlerinden biridir
(Velyesta'fif): İffet kökünden türeyen ve namuslu olmayı ifade eden bir fiildir
(el-kitab); Kitab, yazılan şey demektir Âyette ise kölenin belirli bir meblağ karşılığında azad edilmesi demektir
(Hayren): Hayır, salih amellere denildiği gibi mala da denilir Buradaki anlamı ise sahih olan kavle göre salih, emniyet ve vefa sahibi kimsedir
(Feteyâtlküm); Feteyât, fetât'ın çoğuludur Genç
(El bigâi): Biga kelimesi kadınların zina etmesi cariyeler demektir
(Tahassünen); İffet anlamındadır (Arada! hayati): Hayat, demektir
(Ayalin mübeyyinatin): Apaçık âyetler
Âyetlerin İcmali Manaları
Allahu taala genç ve hür erkekleri evlendirmeyi emrederek şöyle bu*yurmaktadır : Ey müminler, aranızdaki hür erkek ve kadınlardan bekarları evlendirin Köle ve cariyelerinizden salih olanları da Şayet evlendireceği*niz bu bekarlar fakir iseler şüphesiz Allah (ccj onları fazlından zengin eder Onların fakirlikleri evlendirmeniz için bir mani teşkil etmesin Allahu taala çok cömert ve fazlı geniştir Kullarından dilediğine bol rızık verir İnsanların hiçbir hali O'ndan gizli değildir
Allahu taala, maddî ve içtimai sebeblerle evlenme imkânı bulomayan gençlere, fazlından zengin kılmcaya kadar, fuhuştan ve Allah (cc)'ın ha*ram kıldığı şeylerden uzak kalmalarını emretmektedir Zira kul, Allah (cc)r-ın yasaklarından sakındığı takdirde Allahu taala onlara sıkıntılarından bir çıkış yolu verir Zira Allahu taala', «Kim Atlahtan korkarsa O, kendisine (her) işinde bir kolaylık verir » (Talak: 4) buyurmaktadır
Allahu taala, efendilere, kölelikten kurtulmayı isteyen kölelerle müka*tebe yapmayı ve onların hürriyetleri karşılığı verecekleri malın da kabul edilmesini emretmektedir Cariyelerin de efendileri tarafından cahiliye devrinde olduğu gibi para kazanmak için fuhşa zorlanmalarını yasakla*maktadır Haddi tecavüz ederek cariyelerini fuhşa zorlayanlar için elim bir ozab hazırladığını ve zinaya zorlananların günahlarını bağışlayacağını be*yan etmektedir
Aliahu taala kullarına doğru yolda yürümeleri için açık açık âyetler, tafsilatlı hükümler ve hadler beyan etmiştir Kulların hayır ve saadetleri bu âyetlerin gösterdiği hüküm ve hududlara bağlıiıklarındadır İbret alın*ması için geçmiş ümmetlerden de birçok misaller yermiştir Takva sahib-lerl için de öğütler indirilmiştir
Âyetlerin Nüzul Sebebleri
1- Süyuti Abdullah bin Sebih'ten, o da babasından şöyle rivayet etmiştir: «Ben, Hüveyt bin Abdülızzi'nin kölesiydtm Ondan mükatebemi istedim Mükatebe yapmadı Bunun üzerine Allahu taala, «Etlerinizin malik olduğu {köle ve cariyelerden) mükatebe isteyenleri  )» âyetini inzal bu*yurdu » [130]
2- Müslim Sahih'inde Cabir bin Abdullah'tan şöyle rivayet eder: «Abdullah bin Übey bin Setûl'ün Museykete ve Ümeymete isminde iki ca*riyesi vardı Bunları para karşılığı fuhşa zorluyordu Gidip Resulullah (sav)'a şikayet ettiler Sunun üzerine, «Dünya hayatının geçici metaını kazanacaksınız diye cariyelerinizi  fuhşa mecbur etmeyin » âyeti nazil oldu » [131]
Diğer bir rivayete göre, Abdullah bin Übey bin Selûl, adı geçen cari*yelerini döverek fuhşa zorladığında onlardan bir tanesi, «Eğer yapacağı*mız iş hayırsa bunu çok yaptık Şer ise artık bırakma zamanımız gelmiş*tir » diyerek Resulullah (savj'a şikayet eder Bunun üzerine, «Dünya ha*yatının geçici melaını  » âyeti nazil olur
3- Taberî Mücahid'den şöyle rivayet eder: «Araplar cahiliye dev*rinde gene cariyelerine zorla fuhuş yaptırırlardı Kazandıkları parayı da kendileri alırdı Abdullah bin Übey bin Selûl'ün fuhuş yaptırdığı bir cari*yesi vardı O fuhşu çirkin bularak bir daha yapmayacağına yemin etti Yine zorlanınca yeşil bir aba karşılığı zina yaparak abayı efendisine ge*tirdi Bunun üzerine, «Dünya hayatının geçici metaını  » âyeti nazil oldu [132]
Mukatil, «Abdullah bin Übey bin Selûl'ün zorla zina yaptırdığı bir ca-"riyesi vardı Bu âyet onun için nazil oldu » der
Bütün rivayetler gösteriyor ki, cariyelerini zinaya zorlayan kimse, mü*nafıkların reisi Abdullah bin Übey bin Selûl'dür
Bu âyetleri», önceki âyetler arasındaki münasebet
Allahu taala öncekj âyetlerde fuhuştan, zinadan, kadınlara bakmak*tan, kadınlarla bir arada bulunmaktan, avret mahallerinin açılmasından, ziynetlerin gösterilmesinden, evlere izinsiz girmekten ve her türlü ahlak bozucu ve fesada düşürücü kötülüklerden müminlerin kaçınmasını em*retmişti Bu âyet-i kerimelerde ise evlenmeyi teşvik ederek evlenenlere yardım etmeyi emretmektedir Çünkü evlilik mümini zinadan koruyan, if*fetini tahakkuk ettiren ve günahtan uzak tutan hayırlı tek yoldur Bununla beraber insanoğlunun neslinin çoğalmasını sağlayan tek vasıta ve fazllet-;i bir toplumun temelidir İşte bunun içindir ki, âyet-i kerîme genç erkek ve kızların evlilik yoluyla iffetlerini korumalarını teşvik etmektedir Evlilik hususunda maddî ve İçtimai engellerin de mutlaka ortadan kaldırılacağına işaret etmektedir
Âyetlerin Tefsırindeki İncelikler
Birinci incelik : «İçinizden bekarları ve kölelerinizden, cariyelerinizden satih olanları evlendirin » âyeti, takva ve salahın kıymetine işaret etmek*tedir Allah (cc) katında insan mal ve mevkii ile değil, din ve takvası ve salahı ile kıymetlidir Nitekim Allahu taala, «Akibet, hic şüphesiz takvaya erenlerindir » {Hud: 49) buyurmaktadır
Zemahşerî: «Bu âyet evlenmeyi niçin köle ve cariyelerin salih olan*larına tahsis etmiştir diye sorulursa, derim ki: Onların dinlerinin ve salih hallerinin korunması içindir Zira köle ve cariyelerin salihlerine efendileri şefkat göstererek kendi evladları gibi sever ve korurlar Bunun içindir ki salih oluşlarından dolayı İslâm da buniara ayrı bir önem vermiştir Köle ve cariyelerin müfsidleri ise bunun aksinedir » [133] der
İkinci incelik: «Eğer fakir iseler Allah onları fazlıyla zengin yapar» âyetinde Allahu taala kendi nefsini haramdan korumak için evlenme yoluna gidenleri kendi fazlından zengin yapacağını vadetmlştir Birçok sahabinin de âyeti böyle anladıkları nakledilir Hatta Ebubekir Sıddık (ra), «Atlahu taalan:n nikah hususundaki emrine itaat edin ki size vadolunan zenginliğe hemen ulaşasınız » demiştir
Hz Ömer ve İbni Abbas (ra)'ın da «Rızkınızı nikahla arayın » dedikleri rivayet edilmiştir Buna karşılık çok evli olduğu halde yine de fakir olanlar veya zengin iken evlendikten sonra fakir düşen kimseler olduğu söylene*bilir Unutulmamalı ki, Allah (cc)'tn bu vaadi meşiyyetine bağlıdır Nitekim Allahu taala, «Eğer fakirlikten korkarsanız Allah dilerse, sizi yakında kendi fazlından zenginleştirir » buyurmaktadır Mevzumuz âyette herne kadar Allah (cc)'ın dilemesini İfade eden birşey yoksa da âyetin sonundaki, «Al*lanın (lütfü) boldur, (O herşeyi) hakkıyla bilendir » cümlesi Allah (cc)'ın dilemesinin mukadder olduğuna delalet eder Çünkü Allahu taala, «lutfu bol, cömertliği bol» dememiş, «(lutfu) boldur, (O herşeyi) hakkıyla bilendir » demiştir İşte âyetin sonundaki bu ifade, «Kulları hakkında neyin hayırlı olduğunu bilendir » anlamına gelir Şu halde Allah (cc) hikmeti ve kulun maslahatına göre dilediğini zengin, dilediğini fakir eder Nitekim hadis-l kudside, «Şüphesiz kullarımdan öylesi vardır ki, fakirlik onun hakkında daha hayırlıdır Eğer onu zengin etsem, güzel hali bozulur » ifadesi varid olmuştur
Zenginlik ile nikah arasındaki bağlantının hikmeti ise halktan bazıları*nın hayaline gelen çocuklar mutlaka fakirliğe sebeb olur yanlış zannını ortadan kaldırmaktır Zira Allahu taala kulunun nüfusu kalabalık bile olsa onu zengin etmeye muktedirdir Böyle olduğu gibi bekar da olsa onu fakir edebilir Öyleyse evlenmek insanın fakirliğine, bekarlık ise zenginliğine vasıta olmaz Şüphesiz Allahu taalo kuvvet sahibi ve rezzaktır: «Kim Allah-tan korkarsa (Allah) ona bir (kurtuluş) çıkış yeri ihsan eder Onu hatır ve hayaline gelmeyecek bir cihetten de nzıklandırır » (Talak: 2-3)
Üçüncü incelik: «Nikaha (evlenmeye imkân) bulamayanlar  (zinaya karşı) iffetlerini korusun » âyeti, evlenme imkânı bulamayan gençleri, Al*lah (cc) onlara evlenme imkanlarını halkedene kadar nefislerini haramdan kcrumaya davet etmektedir
Dördüncü incelik: «Onlara Allanın size verdiği maldan verin » âye*tinde latif bir işaret vardır Zenginlerin elindeki servet, yalnızca onlara e-manet edilen Allah (cc)'ın malıdır Allahu taala o malı güzel kullanmak ü-zere onları vekil kılmıştır Zira Allahu taala, «(Allahm) size (tasarruf için) vekalet verdiği (maf)dan (O'nun uğrunda) harcayın d (Hadid: 7) buyur*maktadır Malın hakiki maliki ancak Allahu taaladır Zenginler ise malın hakiki sahibi değildirler Mal ancak onlara bırakılan bir emanettir
Beşinci incelik: «  Eğer kendileri de iffetli olmak isterlerse» cümlesi antiparantez bir cümledir Bu cümleden maksat, efendilerin cariyelerini fuhşa zorlamaları halinde ne kadar kötü bir iş yaptıklarını bildirmektedir Zira esas olan, cariyeler fuhşa meyletseler bile, efendilerin onları koru*masıdır Efendiler cariyelerini zorlamasalar, yalnızca davet etseler bile son derece alçakça bir İş yapmış olurlar O halde onlar, kendilerini fuhşa davet eden efendilerinden daha hayırlı, daha şerefli ve daha temizdirler Çünkü onlar iffetli yaşamayı fuhşa tercih etmektedirler Bu tercihleriyle de namuslu, haysiyetli ve şerefti insanlar olduklarını İsbat etmektedirler
Ebussuud şöyle der: «En az şerefli ve haysiyetli bir kişi bile kendi ha-rımlnde olan cariyesini fuhşa değil zorlamak, razı bile olamaz » [134]
Altıncı incelik; «Dünya hayatının geçici metaını kazanacaksınız di*ye » âyeti, efendilerin cariyelerini zinaya zorlamalarının ne kadar çirkin birşey olduğuna işaret eder Zira insanın sahip olduğu en şerefli şey na*mus ve haysiyetidir Onlar ise bu yüksek şerefi, elden çıkması her an mümkün olan dünya metaı ile değiştirmektedirler
Yedinci incelik: «Şüphesiz ki Allah onlara kendilerinin zorlanmala*rından sonra da çok bağışlayıcı, çok esirgeyicidir » âyeti, Allah (cc)'ın mağfiret ve rahmetinin zinaya zorlanan cariyeler için olduğuna işaret et*mektedir Onları fuhşa zorlayanlara gelince, onlara da Allah (cc)'ın laneti ve azabı vardır
Hasan-ı Basrî (ra), bu âyeti okuyunca, «Vallahi o mağfiret ve rahmet —üç kere tekrarlayarak— o cariyeleredir » demiştin Âyetteki «zorlanma*larından sonra da» ifadesi de bunu teyid etmektedir Çünkü cariyeler bu işi zorla yapmaktadırlar Bunun için onlardan azab kalkmıştır Günah ve azab onları zorlayanlarındır
Ebussuud Efendi bu hususta şöyle der: «Mağfiret ve rahmetin fuhşa zorlanan cariyelere tahsis edilmesi, açıktan, onları zorlayanların Allah (cc)'ın mağfiret ve rahmetinden tamamen uzak olduklarına işaret etmek*tedir » [135]
Âyetlerdeki Şer'î Hükümler
Birinci Hüküm: Âyeti Kerimenin Muhatabı Kimlerdir?
Bazı alimlere göre, «İçinizden bekarları  evlendirin » âyetinin muha*tabı bütün ümmettir Bu görüşe göre âyetin manası, «Ey müminler, bekar hür erkek ve kadınları evlendirin » olur
Diğer bazı alimlere göre âyetin muhatabı yalnız veliler ve efendilerdir
Başka bir kısım afime göre ise, âyetin muhatnbı evli olmayan kimse*lerdir
Kurtubî şöyle der: «Âyet yalnız velilerle efendilere hitab etmektedir Bir görüşe göre de âyetin muhatabı bekarlardır Sahih olan birincj görüş*tür Şayet bekarlara hitab etseydi, «evlendirin» kelimesi yerine «evlenin» kelimesi kullanılırdı » [136]
Bu görüşlerden tercihe en şayan olan, bütün ümmeti muhatab aldığı*nı söyleyen görüştür Öyleyse müslümanlara düşen görev, gençler İçin evlilik İmkanlarını kolaylaştırmak, evliliğe mani olan engelleri ortadan kal*dırmaktır Zira evlilik insanları ve nesli haramdan korunmanın tek yolu*dur
«Evlendirin » emrinden maksat, yalnız nikah akdini icra etmek değil, akde götürecek imkanları hazırlamaktır Zira âyette bekarlığı ifade eden «eyyamĞ» kelimesi, ister büyük, ister küçük olsunlar evli olmayan bütün bekarları ifade eder Şurası muhakkaktır ki yetişkin bir erkeğin velisi ola*maz Çünkü o, kendi kendisinin velisidir Buna göre âyetteki «evlendirin» emrinden maksat, evlenenlere yardım etmek ve evliliği kolaylaştırmaktır Zira Resulullah (sav), «Size dinini ve huyunu beğendiğiniz birisi geldiği zaman onu evlendirin Eğer evlendirmezseniz yeryüzünde fitne ve fesat yayılır » buyurmuştur [137]
İkinci Hüküm: Evlenmek Farz mıdır, Müstehab mı?
Fakihler evlenmenin hükmü üzerinde ihtilaf ederek birkaç görüşe ay*rılmışlardır
Zahirîler, evlenmenin farz olduğu görüşündedirler Bunlara göre ev*lenmeyen bir kimse günaha girmiştir
Şafülere göre evlenmek mubahtır Evlenmeyene de hiçbir günah yok*tur
Cumhura (Hanefi, Maliki ve Hanbeliler) göre evlenmek farz değil müs-tahabtır
Zahirilerin delilleri:
Zahirîler, âyetteki «evlendirin» emrinin evlenmeyi farz kıldığı görüşün*dedirler Çünkü evlilik' nefsi haramdan korumak içindir Nefsi haramdan korumak ise farzdır Dolayısıyla evlenmek de farzdır Evlenmeyen kimse günaha girmiş olur
Cumhurun deliller):
Cumhura göre, selef alimlerinden evliliğin farz olduğu yolunda bir nakil yoktur Onlardan gelen haberler, evliliğin müstahab olduğu yolundadır Cumhur görüşlerini aşağıya özetle alacağımız delillere de dayan*dırmaktadır :
1- Eğer evlilik farz olsaydı Resulullah (sav) ve seleften yaygın ve meşhur rivayetler gelirdi Çünkü evlenme ihtiyacı umumidir Bu sebeble gerek Resulullah (sav) devrinde, gerek sahabiler devrinde evlenmeyen hiçbir genç kalmazdı Halbuki biz gerek Resulullah (sav) devrinde, gerek daha sonra evlenmeyen erkek ve kadınlar olduğunu biliyoruz Resulullah (sav) da bunların evlenmemelerine karşı çıkmamıştır İşte bu nakil evlen*menin farz olmadığına delalet etmektedir
2- Eğer evlilik farz olsaydı velilerin evli olmayan dul kızlarını evlen*meye zorlamaları caiz olurdu Halbuki şer'an dul bir kadını evlenmeye zorlamak caiz değildir Zira Resulullah (sav), «Dul bir kadın kendisinden izin alınmadan evlendirilemez » buyurmuştur
3- Cessas: «Evlenmenin müstahab olduğuna, efendilerin köle ve cariyelerini evlenmeye icbar edemeyecekleri üzerinde bütün alimlerin İtti*fak etmeleri de delalet etmektedir Zira âyet, bekarlarla birlikte köle ve cariyelerden salih olanlarının da evlendirilmesini emretmektedir Bu da delalet ediyor ki evlenmek veya evlendirmek ister hür, ister köle olsun müstahabtır » [138]
4- Resulullah (sav), «Kim benim fıtratımı severse benim sünnetimi işlesin Nikah da benim sünnetimdir » [139] buyurmuştur
5- Resulullah (sav), «Doğurgan bir nesilden sevimli kadınlarla ev*lenin Zira kıyamet gününde diğer peygamberlere karşı çokluğunuzla ifti*har ederim » [140] buyurmuştur
Şafitlerin delilleri :
Evlilik yemek-icmek gibi bir ihtiyacı gidermek ve tat almak içindir Bunlar ise mubahtır Dolayısıyla evlilik de mubahtır
Sahih olan cumhurun görüşüdür Yani evlenmek müstahabttr Çünkü Resululiah (sav), sahih ve meşhur olan bir hadiste, «Nikah benim sünne-timdir Kim benim sünnetimi İşlemezse benden değildir » [141] buyurmuş*tur
Şurası unutmamalı ki, fakih ve alimlerin nikah üzerindeki ihtilaflı gö*rüşleri ancak insanın haram işlemekten emin olduğu haller için geçerli*dir Zina yapmaktan korkutursa o zaman evlenmek farzdır Zira nefsi ha*ramdan korumak farzdır
Kurtubt şöyle der: «Evliliğin hükmü insanın halinin değişmesiyle de*ğişir Mesela zinaya düşmekten ve sabredememekten korkan birisi İçin evlenmek farzdır Sabredebilecek olan ve zinaya düşmek korkusundan e-min olan kimse için ise evlenmek müstahabtır Evlenmeye gücü yeten ve evlenmeyi arzu eden kimseler için evlenmek müstahabtır Bir hürle ev*lenmeye güç yetiremeyenlerin mümkün mertebe nefislerini korumaları farzdır » [142]
|